Philadelphia’da 2010 ilkbaharının ilk günlerinde, hayatının otuz yılını parmaklıklar ardında geçiren Agatha hapisten kaçar. Artık ellilerini sürmekte olan bu kadının cezasını tamamlamasına kısa bir süre kalmışken hapishaneden firarı, başta FBI olmak üzere Amerikan emniyet güçlerini harekete geçirir.

Tüm bu karmaşadan habersiz, sıradan hatta sıkıcı bir yaşam süren Milly’nin hayatı ise, bu kaçak tarafından rehin alınmasıyla birlikte hiç ummadığı biçimde değişir. Peşlerindeki kanun adamlarını atlatmaya çalışarak emektar bir Oldsmobile ile yaptıkları beş günlük bu yolculuk sırasında, uğradıkları şehirlerde eski dostlarına yaptığı her ziyaret Agatha’nın geçmişine ait sırları tek tek ortaya çıkaracaktır.

Yazdığı romanlar çok sayıda dile çevrilen ve milyonlarca okura ulaşan Marc Levy, bu kez edebiyat severleri, yıllar sonra özgürlüğün ve mutluluğun peşine düşen iki kadınla birlikte heyecan dolu bir yolculuğa çıkarıyor. 

MARC LEVY KİMDİR?

1961’de Fransa’da doğdu. On yedi yaşında Kızılhaç Örgütü’ne katıldı, altı yıl boyunca gönüllü olarak bu çatı altında hizmet verirken bir yandan da Paris-Dauphine Üniversitesi’nde işletme ve bilişim alanlarındaki öğrenimine devam etti. Önce bilişim sonra da mimarlık alanında hizmet veren iki şirket kuran ve yöneten yazar otuzlu yaşlarının sonunda, oğluna anlattığı hikâyeleri kâğıda dökmeye karar verince, ilk romanı Keşke Gerçek Olsa’yı kaleme aldı.

Dünya çapında büyük bir başarı elde eden kitap, aylarca çoksatar listelerinin ilk sırasından inmedi. Kendini tamamen yazmaya adayan yazar, art arda on altı romana daha imza attı.

İlk romanıyla aynı başarıyı yakalayan romanları kırk dokuz dile çevrildi, dünya genelinde kırk milyonun üzerinde sattı ve Marc Levy’yi en çok okunan Fransız yazar haline getirdi.