Eskilerin deyimiyle albüm raflarda yerini alır almaz biz MFÖ hayranlarını heyecan bastı. Eski deyimle diyorum, çünkü artık rafların modası biraz geçti. Onun yerine albümler daha çok dijital platformda müzikseverlerin beğenisine sunuluyor. CD'yi müzik marketten aldıktan sonra kutusundan çıkarıp çalmanın tadı biraz eskilerde kaldı. Ama bizim için fark eder mi? Hayır. Biz her platformda buluruz onları. Vizyona girer girmez filmini sinemada izlemeye özen gösterdiğimiz yönetmenler gibi, CD'sini çıktığı ilk gün baştan sona dinlediğimiz müzisyenler arasındadır Mazhar-Fuat-Özkan.

Albümün kapak fotoğrafında MFÖ bize aynı samimiyet, sevimlilik ve enerjiyle gülümsemeye, aydınlık saçmaya devam ediyor ve birbirlerini tamamlıyorlar. Orijinal tasarımdaki kartonet ve şarkı isimlerini inceledikten sonra MFÖ'yle zamanda yolculuğa çıkıyorsunuz. Albümü dinlediğimde anladım ki; MFÖ bizi sadece klasikleşmiş şarkıları ya da derin anlam içeren sözleriyle değil, onları birer müzik ekolü haline getiren tınısıyla da içine çekiyor.

BİR RÜZGAR ESİYOR SANKİ ŞARKI SÖYLEDİKLERİNDE

Yeni albümde tabii ki çok kayda değer kalitede şarkılar var. Ama aslolan bu üç adam bir araya geldiğinde ortaya çıkan müziğin bıraktığı etki. Üç sesin ayrı aralık ve notalarda, ama aynı gönül telinde buluşması gibi...

Şarkı sözlerinden birinde de geçtiği gibi, bir rüzgar esiyor sanki onlar şarkı söylediğinde. No Problem'den Güllerin İçinden'e, Ah Bu Ben'e ve Asabiyim'e kadar tüm klasiklerinin yeri ayrı olsa da, MFÖ yeni ürettiği ve seslendirdiği şarkılarını da hatıralarımız arasına göndermeye çoktan kararlı. Galiba büyük sanatçı olmak bunu gerektiriyor.

Akustik olarak hazırlanan "Kendi Kendine" albümünde birbirinden dikkat çekici şarkılar ve sözler var. Aşkın Kenarından, Neden Bana Aşk Şarkısı Yazan Çıkmaz, Hayret Makamı, Ruh Halim Yerlerde ve Güzel Şeyler de Oluyor bunlardan bazıları. Albümden kulağımıza çalınan her şarkı içimizde bir pencere açıyor. O pencere ya yağmurlu bir güne, ya bir veda sahnesine, ya da eski bir sokağa açılıyor sanki. Anı manzaralı bir evde yaşamak gibi MFÖ'yü dinlemek.

TOPLUMUN RUH HALİNİ DE YANSITIYORLAR

Hayat geçiyor ve roller değişiyor. Sanatçıların hayatımızdaki rolleri ise sadece boyut değiştiriyor. Çocukken Eurovision'larda yaşattıkları heyecanları ve Ali Desidero yıllarındaki MFÖ çılgınlığını hatırlıyorum da. O enerjik ve şapkalı adamlar artık orta yaşlarımızın dert ortağı oldular. Ve sanki yaptıkları şarkılar da hayatımızın her döneminde o yaşlara atılan birer mektup niteliği kazandı. 11'imizde Vak The Rock yaptık MFÖ'yle. 15'imizde Diday Diday Day'lardaydık. 20'lerde Adımız Miskin'di bizim. 25'lerde Ele Güne Karşı Yapayalnız'dık. 30'larda Benim Hala Umudum Var diyebildik her yeni günde. Ve sonra gözyaşlarımızın bittiğini sandığımız, ama yanıldığımız yağmurlu İstanbul sabahlarına uyandık.

Şarkılarıyla eşlik etti hayatımıza MFÖ. Sadece bizim duygu dünyamızı değil, içinde bulunduğumuz toplumun ruh halini de yansıttı yıllarca...

"Kendi Kendine" albümüyle de bunu sürdürüyorlar.

Nice yeni şarkılara MFÖ...