Son yıllarda Youtube başta olmak üzere sosyal medya platformlarını kullanarak; ana akım medya ve müzik sektörünün güçlü oyuncularına, markalarına ihtiyaç duymadan yükselen, şarkılarını paylaşıp kendi hayran kitlesini yaratan, daha albümleri çıkmadan konserden konsere koşan öyle çok genç müzisyen ve grup var ki; onların başarısı müziğin geleceği adına hepimize umut veriyor.

Mesela geçtiğimiz yıl Kalben'in açtığı yoldan, bugün Evrencan Gündüz, Deniz Tekin ve Manuş Baba gibi bir çok genç müzisyen yürüyor.
En büyük silahları; samimiyetleri...
Kendilerini olduklarından başka bir şey gibi göstermeye çalışmıyorlar.
Neyse'ler, ne kadar'salar o kadar'lar...
Süslemeden, üzerlerine bol gelecek cafcaflı kostümleri giymeden, rengarenk boyalara bulanmadan...
Doğallar; hatalarıyla, sevaplarıyla, eksileriyle karşımızdalar.
Belki teknik olarak çok iyi şarkı söyleyemiyor, belki dünyanın en iyi şarkılarını yazamıyorlar henüz.
Ama yazdıklarında, söylediklerinde samimiler. Kendi dertlerini, kendi dünyalarını hayranlarıyla filtresiz bir şekilde paylaştıkları için bu kadar çok seviliyorlar.
Gelin bugün Kalben'in ikinci albümü "Sonsuza Kadar"dan ve Manuş Baba'nın ilk göz ağrısı "Dönersen Islık Çal"dan söz edelim...

KALBEN İLE "SONSUZA KADAR"

Onun şarkılarını dinlerken uzun bir yolculuğa çıkıyorsunuz her seferinde.
Her şarkıda başka başka yollara, başka başka şehirlere gidiyorsunuz.
Başına buyruk, duyguları savruk bir kadın, yeni albümü "Sonsuza Kadar"da yine kalbinden ne geçiyorsa onları söylüyor.
Müzik ve hayat arkadaşı Berkant Ali İncesaraç'la en güzel şiirlere, filmlere, çiçeklerle dolu bahçelere taşıyor bizi.
"Silemezsin gözlerinden o filmleri / Geçti içimizden ateşböcekleri" diye başlıyor söze Kalben "Radyoda bi şarkı çalar, bizi bu güzel günler oyalar" diye devam ediyor.
Peşine "Ben Her Zaman Sana Aşıktım" itirafı geliyor; hayatın gerçeğini kabul ettiği o sert dönemeçte; hayata karşı en güzel teklifle: "Hayat üç perdelik tatsız bi' kabare / Biz seninle çocuk kalalım mı habire?”

ÜZERİMİZDE BAŞKALARININ CEKETİ OLSA DA BİZİ TANIYACAK BİRİLERİ

"Sonsuza Kadar"da bir kez daha hatırlatıyor bize beyazperdedeki "al yazmalı"yı, savaşsız ve sakin akşamları, göğe baktıran balkonları...
O balkonların hatırasına tutunup; bir gün bizi; üzerimizde başkalarının ceketi olsa da tanıyacak, ateşin ortasından çekip alacak birine yeniden inandırıyor Kalben.
Beni en çok yaralayan şarkıysa, "Yara" oluyor.
Birbirini yarasından tanıyan, yarasından seven herkese selam ederek sizi o şarkının sarsıcı nakaratıyla baş başa bırakıyorum:
"Yaraya gülümsedim her sabah, yarayı önemsedim / Yarayı hazırladım gözlere, yarayı temizledim / Yarayı büyütmedim hayalinle, kendimi küçümsedim / Denize baktım ömürlerce, tuzunu ezberledim.
Yarayı öptüm ellerinden, yarayı dinledim / ‘Benden onda da var.’ dedi / Yarasını sevdim..."

MANUŞ BABA "DÖNERSEN ISLIK ÇAL" DİYOR

Manuş Baba ise yaz akşam üzerlerine demli çay gibi geldi.
Asıl adı Mustafa Özkan. 1986 Tarsus doğumlu.
Anneannesi ona küçükken "manuş" diye seslenirmiş. "Küçük, güzel çocuk" anlamına geliyor.
Lise yıllarında ona ilk gitarını alan, hep elini omzunda hissettiği "baba"sını da unutmamış. "Manuş Baba" böyle doğmuş.
Çocukluğu ve gençliği Tarsus'tan Adana'ya, Adana'dan Antalya'ya yollarda geçmiş.
Müzik, hep yoldaşı olmuş. Derdini, yalnızlığını şarkılara dökmüş, yazmış, biriktirmiş.
Şimdilerde ilk albümü "Dönersen Islık Çal" ile Türkiye'yi dolaşıyor, her akşam başka bir şehirde, başka kalabalıklarla söylüyor şarkılarını...
Sesinde, sözünde, sazında; bu toprakların kokusu var.
Yağmuru, güneşi, rüzgarı var. Bu topraklardan içmiş beslenmiş, bu toprakları yazıp söylemiş herkesten, bizi biz yapan her şeyden izler var..

IŞIL YÜCESOY'DAN HAYAT TAKVİYESİ

Elbette genç müzisyenlerle birlikte her daim genç kalanlar da var.
Işıl Yücesoy gibi enerjisiyle, hayat ve sanat aşkıyla bize güç vermeye devam edenler...
Geçtiğimiz yaz Yücesoy, önce "Büyümedim" ile yaktı içimizin ormanlarını..
37 yıl aradan sonra yayınladığı "Zamansız" albümünde yer alan bu şarkı özellikle sözleriyle savurdu geçti.
Sadettin Dayıoğlu'nun sözlerini yazdığı, Sonay Yağız'ın bestelediği şarkıda şöyle sesleniyordu Yücesoy:
"Bakmayın bu halime / Ben daha büyümedim / Annem öptüğünde geçen o yaralarımı özledim..."
Geçtiğimiz günlerde bir şarkı daha geldi bu ikiliden: "Hayat Herkese Aynı"
"Ne güzel yedik, ne güzel içtik / Kendimizden geçtik / Ben büyük sofralar, evler severim / Her pencerede ayrı şenlik" diye başlayan şarkıda herkes gibi ben de çocukluğumu, geçmişin o kalabalık aile sofralarını hatırladım.
Şarkının her satırı içimde başka bir denizin taşmasına neden oldu: "Daha ne taşlara, ne büyük aşklara başımı vuracağım / Kalbime kim bilir daha kaç elveda, kaç ceza yazacağım / Canımı yaksa da ben yine kendime şarkılar tutacağım / Bana bir sorsalar aynı hataları yeniden yapacağım..."
Ve finalde paşa paşa hayatın gerçeğini kabul edip kaldığım yerden bir kez daha uzlaştım "İster davacısı ol, istersen davalısı / Hayat her zaman haklı / Bazen benzer sevinçler, bazen ortak acılar /Hayat herkese aynı..." Hepimizin ortak duygularını ne de güzel anlatmış Sadettin Dayıoğlu.


Sadettin Dayıoğlu, Işıl Yücesoy'dan sonra Betül Demir albümünde "Havadis" , Sibel Tüzün'deyse "Senden İmzalı" şarkılarıyla karşıma çıktı.
Sadettin Dayıoğlu'nun bir yandan "Büyümedim", "Hayat Herkese Aynı" gibi çok derin şarkılar yazıp aşkı, hayatı, insan duygularını bu kadar sarsıcı anlatabilen; bir yandan da "Erkeğin Zillisi", "Havadis" gibi mizah dolu şarkılarla hepimizle inceden inceye dalga geçebilen kalemini çok sevdim.
Popüler müziğimizde Zeki Güner'den sonra beni en heyecanlandıran şarkı yazarı olduğunu şimdiden gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Yakında onun imzasını birçok yorumcunun albümünde çok daha fazla göreceğimize eminim.

İlişkili Haberler

İlişkili Haberler