2008 yılında Gökhan ve Hakan tarafından kurulan Pera, yılın son ayında yeni albümleriyle gündemden düşmüyor. Rockçıların müzik hikayelerini dinlediğim bu programda albümleri de ele alıyoruz. Yeni albümleri “Mutlu Ol” ile ilgili her şey; grup üyelerinin müziğe nasıl başladıkları; birbirlerini nasıl buldukları; Ankaralı grubun İstanbul’la özdeşleşen “Pera” ismini neden tercih ettiği; yaşamlarında en çok neyi denedikleri; en çok neyi sevdikleri ve daha fazlası...

“MUTLU OL ÇIKTI!”

Gökhan: “Mutlu Ol” bizim dördüncü albümümüz. 13 şarkıdan oluşuyor. 7 Aralık’ta çıktı. yeni yıla sarkmaması bizi çok mutlu etti. İçimize sinen bir albüm oldu. Dinleyenlerin de öyle hissedeceğine inancımız tam! Üç klip hazırlamıştık; ama klibi Belki De Aşık Oldun’a çekmek istedik.

Hakan: Daha önce albüm ismini taşıyan bir parçaya klip çekmek gibi bir durumumuz asla olmadı. Daha çok en sevdiğimiz parçaya klip çekme derdindeyiz. Albümün bütününü en iyi anlatan, temsil eden isim hangisi ise onu tercih ediyoruz da diyebilirz. Mutlu Ol, sevginin naifliğini de ifade ediyor.

Gökhan: Artık kendi kliplerimizi de kendimiz çekiyoruz. Yönetmenliğe de soyunduk. Daha önce de birkaç denememiz olmuştu. Bu defa profesyonel olarak Hakan ve ben işe giriştik. Kaya ve Barış ise prodüksiyon tarafında kaldı.

“MÜZİKLE TANIŞMA...”

Gökhan: Benim müzikle bir alakam yoktu. Sporla ilgileniyordum. Sesimin güzel olduğuna bile hala inanamıyorum. Kenimi her dinlediğimde “bu ben miyim?” diye soruyorum kendime. Ortaokulda taekwondo yapıyordum. Bir gün Jean Claude Van Damme filmine gidecektik. Kendisine çok hayrandım. AVM içinde dolaşırken bir gitara dokundum ve çıkan ses beni büyüledi. Bir an ait olmadığım bir dünyadayım gibi hissettim... Daha sonra annem sayesinde bir gitar sahibi oldum ve müzik hayatım başladı.

Barış: Babam askerdi ve yurdun dört bir tarafını dolaştık. Gittiğim yerlerde adaptasyon sorunu yaşardım haliyle ve evden pek dışarı çıkmazdım. Çok fazla müzik dinlerdim. Bir gün bir arkadaşı babama “bu çocuğu müziğe mi yönlendirsen?” dedi ve bu tavsiye ile babam beni gitar kursuna gönderdi. Kursa istemeye istemeye gittim ve sonunda bıraktım. Lisede kızları etkilemek için tekrar başladım ve bir daha bırakmadım.

Hakan: Lise yıllarında rock müzik hayatıma girince davul çalma isteği başladı. Çoğu genç, rock müzikle tanışınca ya gitar çalmak ya da davul çalmak isterdi. Ama davul zor bulunan bir enstrüman tabii... Bagetlerle yastıklara vuruyordum. Hatta Gökhan’la ilk provalarımızı da bu şekilde yaptık. Öyle öyle buraya kadar geldim...

Kaya: Bir arkadaşım gitarını satıyordu. Henüz ortaokuldaydım. O gitarı 1 milyon yani 1 liraya satın aldım. Çalışmaya başladım. Sonra arkadaşlarla bir grup kurduk fakat yine o arkadaşlarım bana “sen çalamıyorsun!” dediler. Hırs yaptım ve çok çalıştım.

“BERABER YOL ALMAYA BAŞLADIK”

Hakan: 2004’e uzanan bir tarihimiz var. Gökhan’la aynı mekanlarda takılıyorduk ama bir türlü bir araya gelemedik. Hatta Gökhan davulcu arıyordu, ortak arkadaşlarıma sormasına rağmen bir türlü akıllara gelmemişim. Sonra kader diyelim bir araya geldik. Müzik anlayışlarımızın benzediğini anlayınca beraber yol almaya başladık. Askerliği yapıp geldiğimizde albüm kaydetmek için Kaya’nın yanına gittik. Verdiği fikirler, gitar çalma teknikleri hoşumuza gitti ve bizimle çalışıp çalışmayacağını sorduk.

Kaya: Geldiler “bize genç biri lazım, biz yaşlıyız, bizimle çalışır mısın?” dediler (gülüyorlar) ve gruba dahil oldum. Besteleri kaydetmeye başladığımızda çok beğenmiştim zaten. Albümümüzü kaydettik ve beraber yol almaya başladık.

Barış: Zaten Ankara’da müzik camiası içinde hepimiz birbirimizi tanıyorduk. O zamanlar ben farklı projeler içerisindeydim. Daha sonra Gökhan’la bir iş için iletişim kurduk. Muhabet muhabbeti açınca, beni gruba çağırdılar. Nasıl olur, adapte olabilir miyim diye biraz düşündüm. Gruba girdim ve bu benim için muhteşem oldu. O arada En Güzel Mevsimim albümü kaydedimişti ve sadece fotoğraf işi kalmıştı. Fotoğraflara beni de eklediler, resmi olarak gruba girdim. O günden beri birlikteyiz.

“PERA!”

Gökhan: Önceki grubumuzun ismi Hamam’dı. Sahnede çok fazla atlayıp zıplıyor, ter içinde kalıyorduk. O nedenle bu ismi koymuştuk. –atlayıp zıplama- O süreç hala devam ediyor aslında ama o isim bize yeterli gelmiyordu. Bizi ifade etmiyordu.  Sonra bir isim bulalım dedik. Bir gün internette bakınırken bir yerde satırların arasında “pera” yazısını gördüm. “Pera nasıl sizce?” diye sordum. Anlamlarına baktık; Beyoğlu’nun eski adı ve İstanbul’la özdeşleşmiş bir isim... Farklı anlamları da var tabii. Kulağa çok güzel geliyor ve yaptığımız müziği bir çerçeveye sokmuyor. Çok içimize sindi. Çok net; Pera!

“TOYGAR IŞIKLI İLE UNUT”

Gökhan: Kuzey Güney dizisinde “Sensiz Olmaz” adlı parçamız çalmıştı. O dizinin final yemeğinde Toygar Işıklı ile tanışma şansına eriştik. “Bir sonraki albümde bir şarkıyı birlikte söyleyelim” diye bir haber geldi. İnanılmaz mutlu olduk. Sonra ikinci albümün kayıtlarına başladık ve “Unut” adlı parçayı birlikte söyledik. Bizim için unutulmaz bir tecrübe oldu.

“HARİKA BİR MÜZİK ROCK!”

Hakan: Rock müzik, sert, isyankar, kulakların pasını silen bir müzik!

Barış: Rock müziğin birleştirme gücü var. Saygı duyulası bir müzik türüdür. Dinleyeni de yapanı da bu amaçta olduğundan kitleleri bir araya getiren yegane bir müziktir.

Kaya: Bütün müzik türleri o müziğin yapısıyla alakalı ama rock müzik bir hayat tarzı, bir kültür. Rock özünde bir hissiyat. Benim de içimde olan şey...

Gökhan: Rock içimizde! Ortaokula giderken küpe takıyordum. Aslında o dönem küpe takmak demek sokakta problem yaşamak demekti. Ben o zaman o küpeyi problem yaşamak için takıyordum zaten. Şimdilerde takmıyorum. O zamanlar farklı olmaktı derdim. Şimdi değil. Farklı olmaya çalışmıyoruz, biz zaten farklıyız.

PROGRAMIN TAMAMINI BURADAN DİNLEYEBİLİRSİNİZ