İlişkili Haberler

Sahnelere bir süre ara verdiği için ayrı düştüğü hayranlarıyla 1996 yılında yeniden buluştuğu TRT stüdyosunda yaşama veda eden Zeki Müren, ölümünün üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen, eşsiz yorumu ve dillerden düşmeyen çok sayıda eseriyle gönüllerde yaşamını sürdürüyor.

İlk kez Manolya adlı plağıyla 1955 yılında "Altın Plak" ödülü kazanan sanatçı, birçok kurum ve kuruluş tarafından ''yılın sanatçısı'' seçildi. Çok yönlü çalışmalar yapan Müren'in ilk şiir kitabı olan Bıldırcın Yağmuru ise 1965 yılında yayımlandı. 200'e yakın bestesi bulunan ve 50 plak çıkaran sanatçının 18 sinema filminde de imzası bulunuyor.

Çalışmalarından dolayı 1991 yılında "Devlet Sanatçısı" unvanına layık görülen ilk Türk Müziği sanatçıları arasında yer alan Sanat Güneşi, radyoda canlı solo yayınlarda kullandığı ilk mikrofonun kendisine hediye edildiği stüdyo çekimlerinde hayata veda etti.

İzmir'de yapılacak program çekimleri için Bodrum'daki evinden ayrılan Müren, bir daha çok sevdiği Bodrum'a dönemedi.

Ajda Pekkan ve Muazzez Ersoy'un konuk olarak katıldığı programda kendisine ödül olarak verilen mikrofonu alan, sunucunun yardımıyla yerine oturduktan bir süre sonra fenalaşan Müren'in, 66 yıllık yaşamı, 24 Eylül 1996'da TRT stüdyolarında sona erdi. Müren'in cenazesi, vasiyeti üzerine doğduğu Bursa'da on binlerce seveninin katıldığı törenle Emirsultan Mezarlığı'na defnedildi.

BODRUM'IN 'PAŞA'SI

Bodrum'da 'Paşa' olarak da anılan Zeki Müren'in vasiyeti üzerine tüm mal varlığını eşit olarak paylaşan Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve Mehmetçik Vakfı, sanatçıyı unutmadı. İki vakfın Bursa'da yaptırdığı "Zeki Müren Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi" ünlü sanatçının yolunu takip eden sanatçı adaylarına eğitim imkanı sunuyor.

Sanatçının ölüm ve doğum yıl dönümlerini unutmayan sevenleri, her yıl 24 Eylül ve 6 Aralık'ta Bursa'daki mezarı ile Kültür ve Turizm Bakanlığınca müze haline getirilen Bodrum'daki evinde düzenlenen törenlere katılıyor.

BODRUM ANTİK TİYATRO'DA ANMA ETKİNLİĞİ

Bodrum Kalesi Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdür Vekili Tayfun Selçuk, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve Mehmetçik Vakfı arasında imzalanan protokolle 8 Temmuz 2000'den bu yana, Zeki Müren'in son yıllarını geçirdiği evin, sanatçının anısına düzenlenen sanat müzesi olarak kullanıldığını söyledi.

Müzeye gelen ziyaretçilerin Sanat Güneş'inin şarkılarıyla müzeyi gezdiğini anlatan Selçuk, iki katlı müzede sanatçının birçok malzemesinin bulunduğunu kaydetti. Müzenin alt katının sanatçının yaşam alanına uygun olarak düzenlendiğini vurgulayan Selçuk, ikinci katın ise kişisel eşyaları, hayranlarından gelen mektuplar, plakları, kasetçalarları, takıları, ödülleri ve fotoğraflarıyla düzenlendiğini dile getirdi.

İnsanların müzeyi gezerken Zeki Müren'in şarkılarını dinlediğini ve güzel bir atmosfer oluştuğunu vurgulayan Selçuk, Müren'in 1976 model klasik aracı ile elinde mikrofon tutan bronz heykelinin de müzenin bahçesinde sergilendiğine işaret etti.

Zeki Müren'in bu yıl ölümünün 22. yıl dönümü olduğunu belirten Selçuk ,"Bu çerçevede 23 Eylül'de mevlit okutulacak. Akşam ise Bodrum Antik Tiyatro'da şarkıcı Nalan Altınörs ve Yıldırım Bekçi, Zeki Müren şarkılarını seslendirecek" dedi. 

MUĞLA'DA EN ÇOK ZİYARET EDİLEN İKİNCİ MÜZE

Bodrum'a gelen yerli ve yabancı misafirlerin Zeki Müren'in kişisel eşyalarının sergilendiği müzeye oldukça fazla ilgi gösterdiğine dikkati çeken Selçuk, şöyle konuştu:

"Halkımızın gönlünde taht kuran Zeki Müren'in anısı ilk günkü gibi bu müzede yaşatılıyor. Halkımız çok yoğun ilgi gösteriyor. Bu, müzemizin ziyaretçi sayısına da yansıyor. Her yıl ortalama 60 bin kişi müzeyi ziyaret ediyor. Muğla'da en çok ziyaret edilen ikinci müze burası. Yerli ziyaretçilerin yanı sıra yabancı ziyaretçileri de biz burada ağırlıyoruz. Her geçen gün artan bir ilgi var ve bunu görebiliyoruz. Geçen yıl 60 bin civarında olan ziyaretçi sayımız bu yılın ilk 9 ayında 60 bine ulaştı. Yıl sonunda geçen yıl ki ziyaretçi sayısının üstüne çıkacağız. Bunun için de mutluyuz."

İlçeye gelen ve Zeki Müren'in müzesini de gezen bazı tatilciler, sanatçının eşyalarını fotoğraflama şansı da yakalıyor. Müzeyi gezen ziyaretçiler Zeki Müren'in kullandığı eşyalarını, fotoğraflarını ve kostümlerini görmenin heyecanını yaşıyor.

ZEKİ MÜREN'İN HAYATI

Klasik Türk müziğinin en büyük isimlerinden biri olarak kabul edilen sanatçı 6 Aralık 1931'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamlayan ve yeteneği babası tarafından keşfedilen Müren, Tamburi İzzet Gerçeker'den solfej ve sanat müziği usul dersleri aldı.

Müren, ilk bestelerini 1940'larda yaparken, bir yandan İstanbul Boğaziçi Lisesi'ne yatılı öğrenci olarak devam etti. Dönemin ünlü müzisyenlerinden Agopos Efendi ile udi Kirkor Efendi'den 1949'da dersler almaya başlayan Müren, daha sonra Refik Fersan ve Şerif İçli hocalardan fasıl musikisi, klasik Türk müziği makamları, usül ve kuramları üzerine dersler aldı.

İLK FİLMİNİ 1954'TE ÇEKTİ

"Zehretme Hayatı Bana Cananım" adlı parçası İstanbul Radyosu'nda okunduğunda henüz 17 yaşında bir lise öğrencisi olan Müren, 1950'de İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nin (Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) Yüksek Süsleme Bölümü Sabiha Gözen Atölyesi'nde yüksek öğrenime başladı. Aynı yıl İstanbul Radyosu'nun açtığı sınava giren Zeki Müren, 1951'de İstanbul Radyosu sanatçılarından Perihan Altındağ Sözeri'nin aniden rahatsızlanması üzerine konser vermek için radyodan çağrıldı. Programda, 45 dakikalık başarılı bir canlı performans sergileyen Müren'in müzik kariyeri bu konserden sonra yükselişe geçti.

Müren, 1954'te Cahide Sonku ile başrolünü paylaştığı "Beklenen Şarkı" filmi ile sinemaseverin karşısına ilk kez çıktı. On bestesinin de yer aldığı müzikal niteliğindeki bu film, Zeki Müren'i görmek isteyenlerin akınıyla gişe rekorları kırdı. Sonradan on yedi filmde daha başrol oynayan ve filmlere kendi şarkılarının adı verilen sanatçı, 1955'te Arena Tiyatrosu'nun "Çay ve Sempati" adlı oyununda da sahneye başrol olarak çıktı.

Vurgulu ve ince yorumuyla, ahenkli sesiyle ve tasarımı kendine ait gösterişli kostümleriyle dikkati çeken Müren, 1955'te çıkardığı "Manolyam" isimli eseriyle Türkiye'de ilk kez verilen Altın Plak Ödülü'nü kazandı.

SÖZ VE MÜZİK'TE ZEKİ MÜREN

SON KONSERİNİ BODRUM KALESİ'NDE VERDİ

Zeki Müren, 1965'te farklı zamanlarda yazdığı şiirlerini, "Bıldırcın Yağmuru" adıyla kitap ve kaset olarak yayımladı. Televizyonun gündelik hayattaki payını arttırmasıyla birlikte, sahnelerden ekranlara doğru geçmeye başlayan Müren, amatör olarak ilgilendiği resim ve desen tasarımı sergileri de açtı.

Kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı nedeniyle, 1970’li yılların sonuna doğru sanatsal çalışmalarında perde arkasında kalmayı tercih eden "Sanat Güneşi", 1980'de Kuşadası'nda, 1983'te de Paris'te geçirdiği kalp krizlerinin ardından, daha çok Muğla Bodrum'daki evinde yaşamaya başladı.

Sanatçı, farklı kesimlerden insanların sevgisini kazanabilmiş nadir sanatçılardan olurken, geliri antik tiyatronun restorasyonuna harcanmak üzere, Bodrum Kalesi'nde son konserini 1984'te verdi ve sonrasında evine kapandı.

Bir yılda yüz civarı konser verdiği dönemler olan ve iki yüz civarında eser besteleyen sanatçı, çalışmalarından dolayı 1991 yılında "Devlet Sanatçısı" unvanına layık görüldü.

EVİ 2000 YILINDA MÜZEYE ÇEVRİLDİ

Müren, TRT İzmir Radyosu'nda canlı yayında rahatsızlanarak 24 Eylül 1996'da hayatını kaybetti ve cenazesi, binlerce kişinin katılımıyla kaldırılarak Bursa Emir Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi.

TÜM MAL VARLIĞINI TEV VE MEHMETÇİK VAKFI'NA BAĞIŞLADI

Tüm mal varlığı vasiyeti üzerine Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve Mehmetçik Vakfı tarafından eşit olarak paylaşılan Zeki Müren'in son yıllarını geçirdiği ev de Kültür ve Turizm Bakanlığı, TEV ve Mehmetçik Vakfı arasında imzalanan protokolle 8 Temmuz 2000'de müze olarak kullanılmaya başlandı.

Şarkıları dillerden hala düşmeyen sanatçının bazı albümleri şöyle:

"Senede Bir Gün", "Pırlanta 1-2-3-4", "Hatıra", "Anılarım", "Mücevher", "Güneşin Oğlu", "Nazar Boncuğu", "Zirvedeki", "Sükse", "Kahır Mektubu", "Eskimeyen Dost", "Hayat Öpücüğü", "Masal", "Helal Olsun", "Aşk", "Kurbanı", "Gözlerin Doğuyor Gecelerime", "Ayrılık İşte", "Karanlıklar Güneşi", "Şarkılar", "Dilek Çeşmesi", "Bir Tatlı Tebessüm", "Doruktaki Nağmeler", "Sorma".