Küçük bir çocuk olan Maks ile kedi Miks’in yolları bir kestane ağacının dallarında kesişir, bir daha da birbirlerinden ayrılmazlar. Bir gün, Miks’in gözleri görmez olur ve artık zamanının tümünü evde geçirmeye başlar. Yalnız olduğu bir gün kapısı çalınır ve her şey değişir. Miks, beklenmedik küçük misafirine bir isim vererek onun hayattaki en büyük dileğini gerçekleştirir. Küçük misafiri de gözlerini Miks’e ödünç verir ve Miks artık dünyayı küçümen arkadaşının gözleriyle görmeye başlar. Bu sıradışı dostluk ikisini de çok mutlu eder, çünkü çok iyi biliyorlardır ki, “Gerçek arkadaşlar sahip oldukları en güzel şeyleri paylaşırlar.”

Bir insan, bir kedi ve bir fare arasındaki inanılmaz sevgi ve dostluğu, alabildiğine sıcak bir dille anlatan, oğlu Maks ile kedisi Miks’ten esinlenerek aynı adlı karakterlerle kaleme aldığı Sepúlveda’nın bu kitabını çocuklar kadar büyükler de keyifle okuyacak.
Katıldığı politik etkinliklerden dolayı genç yaşında ülkesini terk etmek zorunda kalan ve o günden bu yana dünyanın hemen her yerini dolaşmış Şilili yazar Luis Sepúlveda, esmer oluşundan dolayı "El Turko" diye anılıyor ve bu şekilde bir dünya vatandaşı olmaktan memnun. Greenpeace üyesi. Unesco’nun kimi çalışmalarında görev almış. Çocuk edebiyatına kazandırdığı eserlerde çevre kirliliği, ekolojik sorunlar, farklılıklara saygı gibi temaları konu ediniyor.

Luis Sepulveda'nın yetişkinler için Can Yayınları’ndan çıkan ve Türkçeye çevrilen dört romanı var: Aşk Romanları Okuyan İhtiyar, Patagonya Ekspresi, Dünyanın Sonundaki Dünya, Boğa Güreşçisinin Adı.

“Miks, Maks’ın kedisidir diyebilirim; ama aynı şekilde, Maks, Miks’in insanıdır da diyebilirim. Oysa hayat bize bir insanın başka bir insana ya da hayvana ait olmasının doğru olmadığını gösteriyor. Bu nedenle biz iyisi mi Maks ile Miks ya da Miks ile Maks birbirlerini seviyor diyelim.”

“‘Meks, söylesene, ne görüyorsun?’
‘Kocaman, koskocaman bir çatı görüyorum. Dünyanın en büyük çatısıdır kesin! Üstünde uzun, upuzun boru gibi bir şeyler var. Gökte hızla uçan kocaman bir kuş görüyorum. Arkasında pamuk gibi bembeyaz iki sıra iz bırakıyor, aslında alıcı gözle baktım da, pamuktan çok tatlı mı tatlı bembeyaz kremaya benziyor izler. Ayyy! Resmen Maks’ın doğum günü pastasındaki kremadan yapılmış bu şeritler! Nefisss! Ennnfesss!’”

“Miks her gün evin çatısını keşfe çıkar, geri döndüğünde Maks’ın ayaklarına sürünerek mırmır teşekkür ederdi. Küçücük evi böyle paylaşıyorlardı işte. Maks matematiğin, fiziğin, kimyanın sırlarını anlatan kitaplara gömüldüğünde Miks onun ayaklarının dibine serilir, kaç ağaca tırmandığını, onu görür görmez kanatlanan kuşları, yağmura yakalanıp ıslanışını, dört patisinin altında katır kutur eden karları aklından geçirirdi. Gerçek arkadaşlar sessizliği paylaşmayı da bilir.”

Luis Sepúlveda kimdir?

1949 yılında Şili'de doğdu. İçinde yer aldığı politik etkinlikler nedeniyle yirmi beş yaşında ülkesini terk etmek zorunda kaldı ve siyasi sığınmacı olarak Ekvador'da yaşadı. Peru, Ekvador ve Kolombiya'da tiyatro toplulukları kurdu, gazetecilik yaptı. 1980 yılında Almanya’ya taşındı; ailesiyle birlikte bir süre bu ülkede yaşadı. Sepúlveda, 1997’den beri İspanya’da, Asturias’ta yaşıyor. "Gabriela Mistral Şiir Ödülü" ve "Romulo Gallgegos Roman Ödülü" de aralarında olmak üzere şiirleri, öyküleri, denemeleri, radyo ve tiyatro oyunlarıyla birçok ödül kazandı. Dünyanın hemen her yerini dolaşmış olan yazar, Greenpeace örgütünün üyesidir; Unesco’nun kimi çalışmalarında da görev almıştır. Martıya Uçmayı Öğreten Kedi adlı kitabı Can Çocuk Yayınları’ndan çıktı.