Bir varmış, bir yokmuş. Abd hükümeti gizemli bir suç örgütünü dize getirmek için hapiste tuttuğu birbirinden kötü suçluları özgür bırakmış. Deadshot, Harley Quinn, El Diablo gibi güçlü ve mistik kötüler, dillerinden espriyi, gözlerinden kıvılcımı eksik etmeden başlamış savaşmaya. Masal tadında, uykudan önce izlenecek bir film çıkmış böylece. Gökten hiç elma düşmemiş, çünkü kötüler hepsini yemiş.

Will Smith, Margot Robbie, ve Jared Leto’yu izlemek keyifliydi. Zaten kötü olmak başlı başına bir karizma sağlıyor karaktere. Şık olmak zorunda değilsin, dik durmak zorunda değilsin, taytının üzerine mayo giymek, pelerinini sallandırmak zorunda hiç değilsin. Bence filmde asıl kötü Abd hükümeti. Kahramanları kazanmak yerine çok riskli bir göreve göndermeyi tercih ediyor. Hayır şimdi sen onların- filmde de zaman zaman gördüğümüz- geçmişlerine bir insen, koğuşuna bir kitaplık koysan, el işi dersleri versen, bir müzik kulübü kursan, kısacası hükümet olarak görevini yerine getirsen de dünya daha yaşanılası bir yer olsa.

5 Ağustos’ta Amerika dahil farklı ülkelerde gösterime giren film toplamda 267 milyon dolarlık hasılat ile Ağustos ayı açılış rekorunu kırdı. “Suicide Squad” Türkiye’deki ilk hafta sonunda 262 bin 331 seyirciye ulaştı.
5 Ağustos’ta Amerika dahil farklı ülkelerde gösterime giren film toplamda 267 milyon dolarlık hasılat ile Ağustos ayı açılış rekorunu kırdı. “Suicide Squad” Türkiye’deki ilk hafta sonunda 262 bin 331 seyirciye ulaştı.
David Ayer’in yönettiği filmde  Will Smith, Jared Leto, Margot Robbie, Joel Kinnaman, Viola Davis, Jai Courtney, Jay Hernandez, Adewale Akinnuoye-Agbaje, Ike Barinholtz ve Scott Eastwood gibi isimler rol alıyor.

BENİM KÖTÜLERİM

Batman – Jack Nicholson

Heath Ledger ve Jared Leto yeni nesil Joker’in temsilcileri. Benim gönlümde yatan aslansa Jack Nicholson’un hayat verdiği Joker’dir. 80’lerin kayıp rüzgarına ayak uyduran, alabildiğine renkli, kocaman gülüşünü iyice vurgulayan makyajıyla kimine itici gelen Joker bana çekici gelir. Batman’in dik durmak uğruna verdiği yoğun çabaya karşın Joker çabasız ve doğaldır. Yüzündeki bir ton makyaja rağmen hem de. Kötülüğü kalıpların dışına çıkaran bir hayal gücüne sahiptir. Aşk adamıdır, sevdi mi tam sever, sildi mi bir kurşunla!

Seven – Kevin Spacey

Hristiyanlığın 7 günahını referans alarak, ayrıntılı prodüksüyonlarla cinayet işleyen John Doe karakteri adalet, ahlak, iyi – kötü kavramlarını düşünmemi sağladı. Açgözlülük, öfke, kibir, oburluk, tembellik vs günahsa, bunları taşıyan insanlar toplum için zararlıysa, John faydalı birşey yapmadı mı? Hukuk devleti kuralları katiller için birer yaptırımsa, ahlak kuralları neden insanın iradesine bırakıldı? Gibi soruları sordurarak empati kurmama yardımcı olan John’a teşşekürü bir borç bilirim!

A Nightmare on Elm Street – Robert Englund

Çocukluk kahramanım Arı Maya idi demek isterdim. Freddy Krueger idi. Rüyalara çokça takıntılı olduğumdan, ergenlerin düşlerine girip, onları doğduğu güne pişman eden, parmakları bıçaktan Freddy’e saygı duymaktan başka şansım yoktu. Çünkü korkmuştum, yasak olmasına rağmen gizli gizli izler, geceleri rüyama girince de “beni öldürme olur mu Freddy abi” diye anlaşma yapardım. (rüyam tamamiyle gerçektir). Çizgili kazağı, şapkası ve rüyaya gelişini müjdeleyen sinir bozucu espri yeteneğiyle Freddy rüyalarımın erkeği olmaya devam edecek.

“A Nightmare on Elm Street” serisi Robert Englund’un hayat verdiği Freddy Krueger karakterini fenomen haline getirdi.
“A Nightmare on Elm Street” serisi Robert Englund’un hayat verdiği Freddy Krueger karakterini fenomen haline getirdi.

Perfume: The Story of a Murderer – Ben Whishaw

Kadersiz Jean-Baptiste Greenouille herşeyin ve herkesin kokusunu almaktadır. Kendi kokusunun olmadığını farkettiğinde çıldırır. Bence de çıldırmalıdır. Herkese ulaşıp, kendine dokunamamaktır çünkü bu hal.

Bendeki kötülük filmlerle ve kitaplarla sınırlı. Onları, aslında insanı yani kendimi anlamaya çalıştığım 90 dakikalık, 200 sayfalık terapiler. Dünyada öyle çok kötülük var ki, sanat o kötülükleri görmemizi ve bazen de anlamamızı sağlayan iyi birer rehber bence.