Uzun yıllar Suudi Arabistan’da kültür sanat odaklı ticari faaliyetlerde bulunduktan sonra 2015'te Türkiye’ye dönen koleksiyoner Bekir Kantarcı, akademisyenler, tarihçiler ve sanatçılardan oluşan bir ekiple, tarihe ışık tutan dönemleri koleksiyonlar halinde mücevherat ve sanat objesine dönüştürüyor.

Türkiye'ye geldikten sonra Kiswah Mücevherat'ı kuran ve 3 yıl süren yoğun bir çalışmanın ardından kendi koleksiyonlarını meraklısıyla buluşturan Kantarcı, İslam medeniyeti ve Türk İslam sanatlarına odaklanıp hat, tezhip, oyma gibi güzel sanatları zanaatkarlıkla bir araya getirerek mücevherlere uyguluyor.

Kantarcı, tasarımlarında elmas, abanoz, altın, gümüş, yakut, zümrüt, bağa gibi birçok farklı materyali kullanarak, ilgilileri mücevher üzerinden bir sanat ve medeniyet tarihi yolculuğuna çıkarıyor.

"TARİHİMİZİN ZENGİNLİĞİ BİZE İLHAM KAYNAĞI OLDU"

Geleneksel mücevherciliğe kendi yorumlarını katan Bekir Kantarcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Tarihimizin zenginliği bize ilham kaynağı oldu. Bu güzelliklerin insanlara tanıtılması çoğu zaman antika eserlerle, müzelerde sunumlarla olabiliyor. Biz bunu hayatın içine taşıma adına bu yorumları mücevhere aktardık." dedi.

Kantarcı, tarihi motiflerden etkilenip yaptıkları mücevher tasarımlarını dönemlere göre tasnif ettiklerine dikkati çekerek, ürünleri "Tevhid", "Altın Çağ", "Endülüs", "Değerli Dokunuşlar", "Klasik", "Neoklasik" ve "Kutsal Sanatlar" gibi başlıklar altında topladıklarını söyledi. 

TASARIMLAR TARİH DİZİLERİNDE KULLANILIYOR

Bekir Kantarcı, özel tasarımlarında İspanya'daki Elhamra Sarayı'nın mimari tarzından Kanuni Sultan Süleyman’ın mührüne kadar çok sayıda tarihi figürü kullanmaya çalıştıklarını belirterek, değerli taşların yanı sıra öd ağacı üzerine minyatür sanatıyla İstanbul silüetini işleyen kolyeler de yaptıklarını dile getirdi.

Bazı tasarımların Payitaht Abdülhamid dizisinde kullanıldığını vurgulayan koleksiyoner, "Dizide Sultan 2. Abdülhamid'in, oğlu Abdülkadir'in doğumunda eşi Bidar Sultan'a hediye ettiği broş olarak dikkat çeken tasarım, gümüşten yapıldı. Üzerindeki desenler altın kaplamayla hazırlandı ve tasarımda atom taşı kullanıldı" diye konuştu.  

HEDEF MÜZE AÇMAK

Yaklaşık 27 yıl öne Kabe örtülerini toplamaya ve koleksiyon haline getirmeye başladığını kaydeden Kantarcı, "İlk başlarda meraktı, sonra bir koleksiyon aşkına dönüştü. Yıllar yılı karşılaştığımız, kendisinde kabe örtüsünden parçalar bulunan insanlarla görüşmelerimiz sonucunda, şu an 45 parçaya yakın bir koleksiyon oluşturduk." şeklinde konuştu.

Kantarcı, sözlerini şöyle tamamladı:

"Kabe örtüsünden parçalar toplamaya başladıktan sonra aklıma bu parçaları mücevherlerde de kullanmak geldi. 2010 yılında bunu yapmaya başladım. Tabii bizim bu yaptığımız Suudi Arabistan'da da yapılıyordu. Bu işe önce Cidde'de başladım, büyük bir mağazamız vardı. Sedef kakmalar, bakır işçilikleri, oyma ve kıl testere kesim işlerimiz yer alıyordu. Hedefim İslam eserleri müze replikalarını mücevherata işleyen bir mağaza açmaktı. Ancak bunun Suudi Arabistan'da olmayacağını fark ettik. Oradaki tecrübelerimizi tamamen burada takılara işlemeyi ve bunu belli bir disiplin içinde yapmayı hedefleyerek işe koyulduk. Bundan sonraki hedefim ise koleksiyonlarımı müze oluşturacak şekilde artırmak ve bir müze açmak."