Tarkan Çakır gibi Türk rock müziğinin kilometre taşı bir ismi Bizim Rock’çılar programında ağırlamak heyecan vericiydi. Programda keyifli sohbetimizin yanında “Gündüzüm Seninle”, “Duble”, “Koşuyorum” ve “Üzme Kendini” adlı parçaları çaldık. 

17 Şubat’taki Tarkan Çakır konserinin küçük bir festival havasında geçeceğini, bol sürprizli olacağını hatırlatalım ve şimdi Tarkan Çakır’ın müzik yolculuğuna çıkalım.

“ROCK AND ROLL!”

Annem olmasaydı ben müzik yapmazdım. Şarkı söylemeyi çok severdi. Beni sallarken bile bir şeyler mırıldanırdı. O benim için çok büyük bir şans oldu. Ondan sonra müzik dinlemeye devam ettim. Orta ikide rockandroll ile tanıştım. Roling stans’lar havada uçuşuyordu. Ben de onları dinlerken zevkten ölüyordum. Sonra bir akradaşım gitar hediye etti. Kimseden ders almadan yavaş yavaş gitar çalmaya başladım.

“BİR TÜR AĞUSTOS BÖCEĞİYDİM”

Şarkı söylemeye nasıl başladığımı bilmiyorum. Bir tür ağustos böceğiydim. Sabahtan akşama kadar şarkı söylerdim. Turizm Bölümü mezunuyum. Yıllarca üniversite kurslarına gönderdiler. İstanbul Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümüne girdim ama turist olarak mezun oldum. Üniversitede müzik okumak da hiç istemedim, aklımdan bile geçmedi. Müziği konuşmak değil, müziği yapmak benim için çok zevkli bir şey.

“BAŞKALARI DA RAHATLASIN İSTEDİM”

Sahne hayatına biraz geç girdim. Liseden sonra İstanbul Lisesi’nde bir grup vardı. beni solist olarak istediler. Onlarla çalıştım. Ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde oluşturulmuş bir müzik grupla çalıştım. Herkes cover yapıyordu ve bu beni çok sıkıyordu. Bir akşam denedim ve hiç benlik bir şey olmadığını anladım. Sonra kendimi o piyasadan çektim. Evde bir stüdyo kurdum ve kendi şarkılarımı yapmaya başladım. Senelerce kendi odamda söyledim. Biraz da utanıyordum. Sanra yavaş yavaş açıldım.

“KIZ KARDEŞİM SAYEMDE MÜZİĞİ BIRAKTI”

Küçükken burnumla flüt çalardım. O zamanlar Dallas dizisi vardı, onun melodisini çalardım. Kız kardeşim bunu görünce müziği bıraktı. Son zamanlarda piyanoya ilgi duyuyorum. Hep aynı yerde dolaşmak biraz sıktı beni, belki biraz piyano çalabilirim. Piyano besteleri olabilir. Trompet üfledim! Bal o çok zevkli bir alet!

“İLK KONSER”

İlk konserimi İstanbul’da Saklıbahçe diye bir yerde verdim. Bu otuzlu yaşlarıma denk geliyor. Arkadaşlarım gelmişti ve çok eğlenmiştik. Beste yapmaya; yani yazmaya daha önce başladım. Niye yazıyorum değil mi? Şunu keşfettim; aslında ben müziklerimde hiç söz düşünmez, sadece mırıldanırdım. Sonra bir baktım benden bir şeyler dökülmeye başladı. Döküldükçe rahatlıyorum, bana iyi geliyor, kendimi tedavi ediyorum. Bu beni rahatlatıyorsa başkalarını da rahatlatır diye düşündüm ve yazmayı hiç bırakmadım.

“TARKAN ÇAKIR ASLINDA GRUBUMUZUN İSMİ”

Ben ismimi söylemekten sıkıldım. Aslında bu bizim grubumuzun ismi. Yalnızca ben değilim, biziz ve biz inanılmaz bir ekibiz! Bizde bir Zülfükar Ali Cengiz var; benim yol arkadaşım. Bu albümdeki tüm gitarları çalan adam. Ömer Taşkın var; Ömer inanılmaz bir davulcu ve dünya zeka şampiyonu diyebilirim!

“GÖZÜMÜ AŞIK VEYSEL İLE AÇTIM”

Klasik müzik geçmişim yoktur fakat iyi işlenmiş her türlü müziği keşfeder, dinlerim. Arabesk türünden tut halk müziğine kadar... Halk müziğini son derece güçlü buluyorum. Alevi türküleri beni bambaşka bir yere götürüyor. Hatta önümüzdeki dönemlerde onların içlerinden bize uygun olan örnekleri alıp işlemek istiyoruz. Ancak bir şey taşıyacak olanları; geçmişle gelecek arasında bir köprü kuran türküleri seçeceğiz. Ben gözümü Aşık Veysel’le açtım. Annemin eteğinin altındayken, siyah beyaz televizyonda ilk hatırladığım Aşık Veysel’dir. Gözleri kapalı...

“ROCK BİR GRUP MÜZİĞİ”

Rock bir grup müziği, eğlence, baş kaldırış, tatlı bir tavır ve dans! Rockçıların hayata karşı bir duşuru vardır. Biraz muhalif bir hal ve farklı bir bakış açısına sahiptirler. Rengarenk bir hayatı var ama nedense hep siyah giyerler. Sanatçının derdi kendini farklı ifade etmek değil midir? Alışılmışın dışında belki bir entari bile giyilebilir...

PROGRAMIN TAMAMINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN