Tevfik Fikret vefatının 106. yılında anılıyor (Tevfik Fikret kimdir?)

Edebiyatta batılılaşmanın öncüleri arasında gösterilen Tevfik Fikret, vefatının 106. yılında yad ediliyor. Türk şiirine çok sayıda önemli eser kazandıran Tevfik Fikret kimdir, eserleri nelerdir?

ntv.com.tr 19.08.2021 - 13:47

Tevfik Fikret vefatının 106. yılında anılıyor (Tevfik Fikret kimdir?)

Hariciye Kaleminde memurluk ve çeşitli vilayetlerde mutasarrıflık yapan Çankırılı Hüseyin Efendi ile ailesi sonradan Müslüman olan Sakız adası Rumlarından Hatice Refia Hanım'ın oğlu Mehmet Tevfik Fikret, 26 Aralık 1867 tarihinde İstanbul Aksaray'da dünyaya geldi.
Annesi Refia Hanım 1879'da gittiği Hac yolundan dönerken yolda kolera salgını yüzünden hayatını kaybedince, şair Fikret, 12 yaşında öksüz kaldı. Fikret'in babası Arabistan'a sürgüne gönderilince, kız kardeşi Sıdıka ile anneannesinin yanında yaşamaya başladı.

Eğitimine Mahmudiye Rüşdiyesi'nde başlayan ve ardından Galatasaray Lisesi'nde (Mekteb-i Sultani) devam eden şair, Recaizade Mahmut Ekrem ve Muallim Naci'den dersler aldı.

Usta şairin lise birinci sınıftayken, Nazmi mahlasıyla gazel tarzında yazdığı ilk şiiri, hocası Muallim Fevzi sayesinde Tercüman-ı Hakikat'te (1884-1885) yayımlandı.

Liseyi 1888'de birincilikle bitiren Fikret, çeşitli görevlerde memurluk yaptığı sırada kuzeni Nazime hanımla 1890'da dünya evine girdi. Fikret çiftinin Haluk adını verdiği ve Haluk'un Vedaı eserine ilham olan oğulları, 1895'te dünyaya geldi.

Tevfik Fikret, Ticaret Mekteb-i Alisi'nde hat ve Fransızca dersleri vererek, 1891'de "Mirsad" dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazanınca edebiyat çevrelerinde adını duyurmaya başladı. 1892'de Galatasaray Lisesi'ne Türkçe öğretmeni olarak atandı ve 1894'te "Malumat" dergisini çıkaranlar arasında yer aldı.

EVİNE 'AŞİYAN' ADINI VERDİ

Yaşadığı dönemde hükümetin memur maaşlarında kesinti yapmasını protesto için görevinden ayrılan Fikret, 1896'da Servet-i Fünun Dergisi'nin Yazıişleri Müdürlüğü'ne getirildi. Dergi onun döneminde Edebiyat-ı Cedide'nin yayın organı kimliği kazandı. Aynı yıl Türkçe öğretmeni olarak Robert Koleji'ne girdi. Aydınlar üzerinde süren yoğun baskılar nedeniyle birkaç kez gözaltına alınan şair, bir süre sonra dergideki görevinden ayrıldı.

Robert Kolejinin yanında, 1906'da ev yaptırıp "Aşiyan" adını veren Fikret, eşi ve oğlu Haluk'la birlikte buraya yerleşti. 1908'de II. Meşrutiyet'in ateşli savunucularından biri olan Tevfik Fikret, Hüseyin Kazım Kadri ve Hüseyin Cahit Yalçın ile "Tanin" gazetesini kurdu. Gazete İttihat ve Terakki'nin yayın organı haline getirilmek istenince, Fikret karşı çıkarak Tanin'den ayrıldı.

Şair Fikret, Galatasaray Lisesi Müdürlüğü yaparken, 31 Mart olaylarını protesto için görevinden ayrıldı ancak öğrencileri ve Maarif Nazırı Nail Bey'in ısrarlarıyla görevine geri döndü. 8 ay sonra yeni Maarif Nazırı Emrullah Efendi ile anlaşamayınca bir daha dönmemek üzere görevini bıraktı. İttihat ve Terakki iktidarına da karşı çıkan Fikret, Aşiyan'a çekildi.

SERVET-İ FÜNÜN DERGİSİNİN BAŞINA GEÇTİ

Küçük yaşlardan itibaren şiir yazmaya başlayan Tevfik Fikret, başlangıçta Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem şiirleri arasında uzunca bir arayış dönemi geçirdi.

Edebiyatta yenilik yapmaya hevesli gençlerle yeni bir edebi topluluk kurmayı arzu eden Recaizade Mahmud Ekrem, 1896'da öğrencisi Ahmed İhsan Tokgöz'ün yayımladığı Servet dergisini Servet-i Fünun adıyla edebi bir dergi haline getirmeye ve ardından Tevfik Fikret'i bu derginin başına geçmeye ikna etti.

Dergi, Tevfik Fikret'in yönetiminde Şubat 1896 tarihli 256. sayısından itibaren edebiyatta ve özellikle şiirde yenilik yapmak isteyen gençlerin toplandığı bir yer haline geldi.

Türk edebiyatı tarihinde birinci ve ikinci Tanzimat neslinden sonra edebiyatta Batılı anlamda asıl yenilikleri gerçekleştiren Servet-i Fünun topluluğunun bütün faaliyeti büyük ölçüde Fikret'in yönetimindeki bu dergi etrafında gerçekleşti.

Daha sonra Fransız şiiriyle tanışan ve özellikle "Nobel Edebiyat Ödülü" sahibi şair François Coppee'den etkilenerek kendi şiirini yazmaya çalışan Fikret, aşırı titiz tutumu ve en küçük ayrıntılar üzerinde dikkatle durması nedeniyle kendine özgü bir üslup oluşturarak, döneminin edebiyat ve şiiri üzerinde etkili oldu.

Tevfik Fikret, yazdığı sürece biçimsel kaygıları göz ardı etmeden sürekli yenilik aradı. 1900'de yayınlanan "Rübab-ı Şikeste"de toplumsal sorunlara ağırlık veren şiirlerin yanı sıra günlük konuşma diline yakın yazdığı şiirleriyle ön plana çıkarak şairin betimlemelerinde verdiği ayrıntı konusundaki mahir tutumu, ressam olmasına bağlandı.

ZAMANLA PESİMİST BİR ANLAYIŞA EVRİLDİ

Doğa şiirlerinde yer alan doğayla uyumluluk olgusunun da dikkati çektiği Tevfik Fikret, 1911'de yayınlanan ikinci şiir kitabı Haluk'un Defteri'ndeki şiirleri, en umutlu ve iyimser şiirleri oldu. Zaman içinde pesimist bir anlayışa evrilen Fikret, hayattan şikayet etmeye, derin bir kötümserlik içerisine girmeye başladı.

Fikret'in hece ölçüsü ve sade bir dille çocuklar için yazdığı şiirlerini bir araya getirdiği, "Şermin" adlı eseri 1914'te yayınlandı. Eserinde, kısa dizelerden kurulu, dolaysız bir anlatımın egemen olduğu şiirlere yer veren şair, 30'lu yaşlarından sonra çevresindeki olumsuzluklardan oldukça etkilendi.

ESERLERİ

"Rübab-ı Şikeste", "Tarih-i Kadim", "Haluk'un Defteri", "Rübab'ın Cevabı", "Şermin", "Hasta Çocuk", "Sis", "Millet Şarkısı", "Doksan Beşe Doğru", "Han-ı Yağma", "Balıkçılar", "Haluk'un Çocukluğu", "Rübab-ı Cevab", "Bir İçim Su", "Verin Zavallılara", "Ferda", "Yeşil Yurt", "İnanmak İhtiyacı"

SON YILLARI

Şair, 1912’de, Trablusgarp Savaşı nedeniyle meclisin feshedilmesine karşı öfkesini "Doksan Beşe Doğru" adlı şiirinde ifade etti. Bu şiiri, Nüzhet Sabit’in çıkardığı Vazife dergisinde yayımlandı. Şiirinde meclisin kapatılmasını, 36 yıl önce (hicri 1295 yılında) II. Abdülhamid’in meclisi kapatmasına benzetiyordu. Yalnızca padişahı değil, İttihat ve Terakki'yi de son derece sert biçimde eleştirmekteydi. Eleştirilerine, devrin yolsuzluklarını dile getiren “Hân-ı Yağmâ”, yanlış bir kararla I. Dünya Savaşı’na girilmesini yeren “Sancak Şerîf Huzûrunda” şiirleriyle devam etti.

Fikret’in şiirleri devrin yöneticilerini kızdırmış ve şairin muhafazakâr çevrelerden ağır eleştirilere uğramasına sebep olmuştu. Bu olumsuz tepkiler şairde büyük bir moral çöküntüsüne sebep oldu ve sağlığı bozuldu. Mehmet Akif’in kendisine Süleymaniye Kürsüsünde adlı şiirinde yönelttiği suçlamalara 1914'te kaleme aldığı “Târih-i Kadîm’e Zeyl” adlı ünlü şiiriyle yanıt verdi. Modern bir okul açmak, yeni bir edebiyat dergisi çıkarmak gibi projeleri vardı ama bozulan sağlığı nedeniyle bunları gerçekleştiremedi. Son yıllarında çocuk şiirleri yazmakla meşgul oldu. Yalın bir dille ve hece ölçüsüyle yazdığı bu şiirleri 1914’te yayımlanan "Şermin" adlı kitapta topladı. Kitaba, genç yaşta ölen kız kardeşi Sıdıka'nın kızı ve eğitimci Mustafa Satı Bey'in kurduğu Yuva adlı okulun öğrencileri ilham vermişti. Geçirdiği bir ameliyat sonrasında 19 Ağustos 1915’te Aşiyan'da 47 yaşında hayatını kaybetti.

Sayfa Yükleniyor...