Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Osman Yılmaz, Türkiye’de Cumhuriyet ideolojisini yaymak ve pekiştirmek için başlatılan kamusal heykelciliğin, sanatsal derinlik kazanamadığını ve ilerleme kaydedemediğini söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Osman Yılmaz, Türkiye’de kamusal heykelciliğe dair ilk örneklerin, yeni sistemin ideolojisini yaymak ve pekiştirmek amacıyla Cumhuriyet döneminden itibaren başladığını ifade etti. İlk kamusal heykellerin özgün olmaktan ziyade Batı’dan örnek alınan bir sanat anlayışıyla yapıldığını belirten Yrd. Doç. Dr. Osman Yılmaz, bu dönemdeki geleneksel heykel tarzının, Türkiye’de heykel eğitiminin başlamasından sonraki süreçte ancak modern bir boyut kazanabildiğini ifade etti.

"İDEOLOJİK OLSA DA HEYKEL ALGISI OLUŞTU"

Yrd. Doç. Dr. Osman Yılmaz, Türkiye’de kamusal heykellerin, her ne kadar Cumhuriyet döneminde yeni sistemin ideolojisini yaymak ve pekiştirmek için kullanılsa da, halkta heykel algısı oluşturmakta önemli bir rol oynadığına dikkat çekti. Yrd. Doç. Dr. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kamusal alanlarda yapılan heykeller, ilk zamanlarda Cumhuriyet, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyetimizin kurucusu olan Mustafa Kemal’in heykelleri olmuştur. Daha ziyade o zamanın ideolojik değişimini yansıtmıştır. Bu bir vesileydi tabii ama heykelciliğin gelişimi açısından iyi bir neden de oldu. Türk halkının heykelle tanışması, o ideolojik değişimi anlatan çalışmaların olması hem bununla ilgili bir hafızayı oluşturdu ve belge haline getirdi.”

EN ÇOK HEYKEL ANKARA, İSTANBUL VE ESKİŞEHİR'DE

Türkiye’de en fazla kamusal heykelin Ankara, İstanbul ve Eskişehir de olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Osman Yılmaz, “Eskişehir, iki büyük şehrin yanında ilginç bir örnek. Daha önce akademisyen olan şimdi ise belediye başkanlığı yapan Yılmaz Büyükerşen sayesinde, Eskişehir’de heykel sanatına farklı bir yaklaşım oldu, heykel popüler bir boyut da kazandı. Kültürel bir derinlikten yine bahsedemiyoruz, çünkü sadece şehir meydanlarındaki heykeller sanat algısının bir göstergesi değil” diye konuştu.

1980’li yıllardan sonra uygulanan politikalarla, ülkede zaten ivme kazanamamış olan heykel sanatının bir kez daha ihmal edilmeye başlandığını dile getiren Yrd. Doç. Dr. Osman Yılmaz, “Bu süreç içerisinde kamusal alanlarda belediye ve valilikler söz sahibi olduğu için heykellerin de bunların görüşlerine göre biçimlendiğini görüyoruz” dedi.

"HEYKELLER KENTLERİN HAFIZALARI İÇİN ÖNEMLİ"

Heykellerin kamusal alanlarda estetik bir araç olmasının yanı sıra kentler için önemli bir hafıza unsura olduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Osman Yılmaz, “Heykel enerji yayan bir estetik nesne. Öyle ki, insanlar ister görsün ister görmesin, ister bunun üzerine fikir yürütsünler isterse yürütmesinler ama onların yaşam alanının içerisindeyse, bu o mekanın algıyı kendisinde toplayan bir estetik nesne olarak herkesi etkiler. Ve yapıldığı tarihle beraber, neyi simgeliyorsa o biçimiyle bir hafıza unsurudur aynı zamanda. Yani biz ona baktığımızda hem bir tarih okuduğumuz gibi onun yapıldığı döneme dair fikirler de edinebiliriz” ifadelerini kullandı.