Agresif ama soğukkanlı

İspanya karşısında özellikle orta sahada pas trafiğini etkisiz yerlere yönlendirmek gerek. Bunun için de agresif olmak ama soğukkanlılığı kaybetmemek önemli.

26.03.2009 - 15:08

İspanyollar ateşlidir belki ama sabırlıdır. Boğa güreşinde matador, zavallı hayvanı katletme konusunda büyük sabır gösterir. Çabuk öldürmenin seyirciyi mutlı etmeyeceğinin farkındadır. Elindeki suç aletlerini yavaş yavaş, sindire sindire saplar boğanın sırtına.

İspanya Milli Takımı'nın oyun stili de boğa güreşçilerininkinden farklı değil. Belki ok saplamıyorlar ama rakip orta sahaları kaba ifadeyle pas manyağı yapıyorlar. Sabırla top çevirme zaten İspanyol takımlarının genel oyun sistemi. Sadece bazıları bu paslaşmayı defansa yönelik bazıları da hücuma yönelik yapıyor. Aragones ve Del Bosque, bu işi hücum ağırlıklı yaptırıyor.

İspanya deyince ilk akla gelen orta sahası. Iniesta'nın yokluğu, Avrupa şampiyonunun ideal kadrosuna bir darbe olarak nitelenebilir. Fabregas'ın da sezonu kapattığını düşünürsek pas trafiği için bizim avantajımız olarak değerlendirebiliriz. Ancak Liverpool'da iyi bir sezon geçiren Xabi Alonso'nun adını duyunca oturup kalıyoruz. Sakatlığına rağmen oynaması beklenen Xavi'nin organizatörlüğü devam edecek. Savunmanın önünde Senna tüm haşmetiyle bozmak için bekleyecek. Silva'nın da yeni sakatlıktan çıktığını söyleyelim.

Bu orta sahayı ancak pas organizasyonunu bozarak etkisiz hale getirebilirsiniz. Bunu ayaklarından top alarak olmasa bile etkisiz bölgelere pas trafiğini yönelterek başarabiliriz. Başta Aurelio, orta sahadaki cevval adamlarımızın agresif ve sert olmaları bunu sağlayabilir. İspanya'nın çok iyi oynadığı Avrupa şampiyonası finallerinde İtalya karşısında 0-0'a razı oluşu da bu sayedeydi.

Ölümcül orta sahayı durduramazsak, onların aralara kaçıracağı Torres ve Villa'yı durdurmak kolay olmaz. Eğer ataklar sersemlemezse, sakatlarla iyice kırılganlaşan savunmamız delik deşik olabilir. Bu sıkıntıyı, Avrupa Şampiyonası'nda Portekiz maçında fena halde yaşamıştık.

İspanya'nın kalesinde bence dünyanın en iyi 4 kalecisinden biri (diğerler, Cech, Buffon ve Julio Cesar) var. Casillas daha 19 yaşında kaleyi aldığında Toshack, “Top bizim kaleye geldiğinde korkudan gözlerimi kapıyorum” diyordu. Ama aradan geçen zamanda Iker Casillas bir marka oldu. Gerektiğinde tek başına bir maçı kazanan kaleciler arasında yerini aldı. Ama son Avrupa Şampiyonası'nda Cech'in bizim maçta yaptığı hata, futbolcularımızın Casillas'tan çekinmesini engeller. Sonuçta kalede süper bir kaleci var ama o bir insan.

İspanyol savunmasında en büyük sıkıntı Puyol'un yokluğu. Sakat olmasaydı da ilk maçta cezası nedeniyle oynayamayacaktı Barcelona kaptanı. Sakatlığı İstanbul'da da oynamamasını sağlayacak. Her boşluğu kapatan, deli dolu bir adamdan yoksun kalacaklar. En azından onların da savunmasında ciddi bir eksik olacak. Sergio Ramos sağda çok sağlam. Capdevila ya da Arbeloa solda oynayacak. Arbeloa son dönemde Liverpool'da formunu en üst düzeye çıkardı.

Savunmanın ortası onların zayıf noktası olabilir. Nihat gibi, Tuncay gibi hızlı futbolcular, onların ağırlığından faydalanabilir. Yeter ki orta saha organizasyonu yapabilmemize imkan tanısınlar.

Bu maça ana fikir bulmak zorunda kalırsak şunları çıkarabiliriz:

1- Euro 2008'de neler yaptığımız hatırlayalım ve umudumuzu kaybetmeyelim.

2- Euro 2008'de neler yaptığımız unutalım. Çünkü İspanya karşısında 2-0 yenik duruma düşersek maç dönmez.

3- Orta sahadaki olası ve aslında gerekli agresifliğimiz topa olmalı. 90 bin Bernabeu sakini (pardon sakin olmayanı) önünde kart çıkma ihtimali hayli yüksek.

4- Torres ve Villa karşısında bire bir yakalanmamak gerek. Bu olursa son felaket olabilir.

5- Arda gibi becerili, Nihat ve Tuncay gibi hızlı futbolcular, İspanya'ya kabus yaşatabilir. Bunun için de yine orta sahaya geliyoruz. Haydi Marco, haydi Ayhan, haydi Emre!

6- Stres yok! Kaybetmek dünyanın sonu değil! Rahat olmak, lakayıt olmamak kaydıyla bazen yaşam kurtarır.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...