'Alma Zico'nun ahını, çıkar aheste aheste'

Fenerbahçe'nin yaşadığı hüsranla birlikte spor yazarlarına göre takım bir krize doğru sürükleniyor, başarısızlıkta en büyük sorumluluk yönetimin, yani başkan Aziz Yıldırım'ın.

14.05.2009 - 16:28

'Alma Zico'nun ahını, çıkar aheste aheste'

2008-2009 sezonuna teknik direktör Zico'yu gönderip yerine İspanya'yı Avrupa Şampiyonu yapan Aragones'i getirerek başlayan Fenerbahçe, forvet hattına da bir servet ödeyerek Daniel Güiza'yı aldı. Sezona üç kulvarda başarı parolasıyla giren sarı-lacivertlilerde işler hiç de umulduğu gibi gitmedi. Bir önceki sezonda Devler Ligi'nde çeyrek final oynayan Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi G Grubu'nda Porto, Arsenal ve Dinamo Kiev'in ardından sadece 2 puan toplayabildi ve sonuncu oldu.

Avrupa defteri erkenden kapanınca gözler lig ve kupaya çevrildi. Ligden kopuş beklenenden erken gerçekleşti, Fenerbahçe haftalar öncesinden şampiyonluk şansını kaybetti. Sarı-lacivertlilerin son hedefi Fortis Türkiye Kupası'ydı ancak dün akşam Beşiktaş ezeli rakibini farklı yenerek kupaya uzandı. Bu sonuçla Fenerbahçe, sezon başında koyduğu hedeflerin hiçbirine ulaşamadı.

Şimdi bütün futbolseverler ve spor yazarları Fenerbahçe'deki sorumluyu arıyor. NTVMSNBC olarak biz de spor yazarlarına "Fenerbahçe'deki kötü gidişin sorumlusu kim? Sarı-lacivertliler çıkış yolunu nasıl bulacak?" sorusunu yönelttik. Tabi ki şampiyonluk yarışında önde giden Beşiktaş'ın Türkiye Kupası'nı kazanmasının son 3 haftayı nasıl etkileyeceğini de...

İşte yanıtlar:

EN SAĞDAN EN SOLA SAVRULAN TERCİH
Mehmet Demirkol (NTV Spor - Milliyet)
Fenerbahçenin kötü bir sezon geçirmesinin tek sorumlusu Aragones değil. Zaman zaman yaptığı hatalar oldu ama Fenerbahçe’de zaten temelinde yanlış bir politika var. Fenerbahçe gel-gitler yaşıyor. Bir sezon en sağdaki teknik direktörü başka bir sezon en soldaki teknik direktörü alıyor. Belli bir oyun politikası yok. Büyük takımların ilk ihtiyaç duyduğu ne oynayacaklarına karar vermeleri. Teknik direktörde bunun en önemli parçalarından biri. Fenerbahçe kadroya hiç uygun olmayan bir teknik direktör alıp ona hiç uygun olmayan oyuncu transferleri yaptı. Sürekli bir başarı sağlaması da bu açıdan mümkün değildi.

FENERBAHÇE YENİ BİR TEKNİK DİREKTÖR SEÇECEKTİR
Fenerbahçenin önünde şimdi iki yol var: Bu kadroya uygun bir teknik direktör bulmak ya da bu teknik direktöre uygun takım yapmak. Ama şu an itibariyle Fenerbahçe yönetimi açısından Aragones’i tutmak kolay değil. Bu iki yolda eşittir ama teknik direktörü değiştirmek bütün takımı değiştirmekten daha düşük maliyetli bir iş, o yüzden birinci yolu seçecekler gibi gözüküyor.

KUPA BEŞİKTAŞ'IN MOTİVASYONUNU ARTTIRDI
Sadece kupayı alması değil alış şekli de Beşiktaş’ın moral motivasyonlarını çok arttırmıştır. Bu maç olmasaydı ben Sivas’ın Beşiktaş kadar şansı olacağını düşünüyordum. Hatta Trabzon’a da yüzde 10-15 şans tanıyordum. Ama bu maçın yaratacağı moral motivasyonla büyük bir takımın Mustafa Denizli gibi bir hocayla şampiyonluğu bırakması kolay değil. Tek sıkıntı zorlu üç maç oynayacaklar. İki tane zorlu deplasmanları var. İlk yarıda kendi evinde ikisini de 1-0 kazanmışlardı. Oyunlarına bakarsan da rahat kazanılmış maçlar değil. İki takımında düşme durumu var, ligde kalma mücadelesi veriyor. O yüzden kolay değil. Ama moral önemli, çok iyi bir zamanda önemli bir galibiyet aldılar. Şampiyon olma ihtimalleri çok yüksek. Bu ligde başka bir lig, başka bir sene olsa önünde şampiyon olmuş büyük varken arkadan Sivas kovalıyorken kesin Beşiktaş dersiniz ama bu lig o kadar ruhu kendine özgü bir lig ki, tahmin etmek mümkün değil. Ama kupa galibiyeti çok işe yarar.

ADALET TECELLİ ETTİ
Uğur Vardan (Radikal)
Ben, futbolda hâlâ vefaya inanırım. Fenerbahçe'nin bu konuda, daha sezon başında sınıfta kaldığını ve adaletin de bir şekilde tecelli ettiği kanısındayım. Kısaca özetlersem 'Alma Zico'nun ahını, çıkar aheste aheste' diyebilirim.

Sağolsun başkan Aziz Yıldırım, nedense Brezilyalı efsanenin, sanki kendi adının önüne geçmesine tahammül edememiş ve klasik gerekçesine, yani 'Şampiyon yapamayan gider'e başvurarak Zico'ya kapıyı göstermiştir. Bu da takımın ahengini bozmuş, üç cephede de (lig, kupa ve Avrupa tabii ki) hüsran yaşanmıştır.

Peki ya çıkış yolu? Şimdi, Aragones'in görevine son verilmesiyle her şey en başından başlayacak ama daha ilk çıkmazda, tekrar bu sezon hatırlanacak vs. Tabii Türkiye liginde bir problem yok, zaten 'Üç büyük'ten biri sonuçta ipi göğüslüyor ama Avrupa'da oturmuş bir takım gerekiyor. Üstelik Başkan Yıldırım'ın büyük hedeflerinden biz Şampiyonlar Ligi'ni anladık hep, bu kez Sarı-Lacivertlilerin yüzeceği sularda UEFA Kupası var. Aslında Aragones'in işlevi büyük bir hasreti bitirmek olabilirdi. Malum kendisi İspanya'yı 44 yıl sonra Avrupa şampiyonu yapmıştı. Fenerbahçe'yi de 26 yıl sonra Türkiye Kupası'nı aldırabilirdi ama o da olmadı.

REHAVETİN ÖNÜNDEKİ ENGEL DENİZLİ
Sanıyorum Beşiktaş kupa rehavetine kapılmaz. Bence asıl kapılan Sivasspor oldu ve fırsatı kaçırdı. Siyah-Beyazlıların başındaki teknik adamın tecrübesi ve takımdaki oyuncuların birikimi, böylesi acemiliklere meydan vermez. Ama şurası bir gerçek bu sezon şampiyonluk yarışını sürdüren beş takım da çok kötü top oynadılar ama ne yazık ki bu kötülerden biri 'iyi' kabul edilecek. Sanırım bu 'iyi' de Beşiktaş olacak...



FENERBAHÇE BİR KRİZE DOĞRU SÜRÜKLENİYOR
Bağış Erten (NTV Spor- Radikal)
Türkiye'de hatayı kabul etmek toplumsal kültürümüzde çok yok. Hatayı kabul etmediğiniz sürece de hatanın büyüklüğünü anlayamıyorsunuz. Bu futbola da çok yansıyor. Bunun anlamı da şu: Futbolcular, Aragones ve yönetim sıralamasında bir numara açık ara yönetimdir. Yönetimde başkan demek olduğu içinde Fenrbahçe’de Aziz Yıldırım'dır. Hatta 2 ve 3 numarada olabilir ondan sonra diğerleri başlar.

HATALARINI KABUL ETSELERDİ HERŞEY DAHA KOLAY OLURDU
İyi giden bir takımı bozup yepyeni bir takım yapmaya çalışıp o takımı da istenen oyuncularla yapmayıp herşeyi birbirine karıştıran yönetim var. Bence problem şu; hatayı belirli bir aşamada kabul etseydiler herşey çok daha kolay olurdu ama Aragones'in doğru antrenör futbolcuların da doğru futbolcular olduğunu uzun süre düşündüler. Ama araba duvara çarpınca durabiliyor oysa Fenerbahçe fren yaparak gelmeliydi. Ve gelecek sezonun hazırlıklarını yapmalıydı. Şimdi Aragones'i göndermekle üç ay önce göndermek arasında fark var. Yeni bir aday bulmak, yeni bir takım tesis etmek çok zor. Fenerbahçe bir krize doğru sürükleniyor.

FENERBAHÇE'YE YENİ BİR ZİHNİYET LAZIM
Bundan 4 sene önce, "Önümüzdeki 10 sene için Fenerbahçe şampiyon olabilecek bir kadroya ve kulüp yapısına sahip" deniyordu. Şimdi dağıldı, üstelik çok anlamlı olmayan bir şekilde dağıldı. Bu dağınıklığı toparlamak için büyük majör değişiklikler lazım. Bir kaç mevkiiye transferden ziyade yeni bir zihniyet getirilmeli. Ben de bunun antrenörle olacağını düşünüyorum. Ya Aragones’in istediği takım haline getirecekler, onu tutacaklar, ki başarısı tartışılır. Ya da yeni bir antrenöre göre her şeyi yeni baştan kuracaklar, ki bu da hem maliyetli hem de riskli.

BEŞİKTAŞ ÇİFTE KUPAYA ÇOK YAKIN
Beşiktaş’ın kupaya bakışıyla Fenerbahçe’nin kupaya bakışı aynı değil. Beşiktaş kupa sarhoşluğuna girmeyecektir. Çünkü onlar için asolan hâlâ lig. Beşiktaş bu maçı şu yüzden önemsiyordu: Fenerbahçe’ye ligde de yenildikten sonra ilk altı takımı yenemeyen bir takım olarak şampiyon olmak bir burukluk yaratacaktı. Bu burukluğun tamiri olarak gelecek haftaki Galatasaray ve Fenerbahçe kupa finali önemliydi. Bu iki maçı kazanmalarının anlamı buydu. Şampiyonluğa etki edecek bir paket hazırlamak. Dolayısıyla kupanın Beşiktaş’a bir motivasyon kazandırdığını düşünüyorum. Beşiktaş için bu seneyi çifte kupayla bitirmek çok yakın gözüküyor.

BREZİLYALILAR GÖNDERİLSİN, HIDDINK GİBİ BİRİSİ GELSİN
Atilla Gökçe (Milliyet)
Fenerbahçede ki kötü gidişin tek sorumlusu Aziz Yıldırım’dır. Başarılı hizmetleri, başarılı dönemleri de var ama Aragones gibi büyük bir hocayı getirdiyse onun tamamlayıcısı sadece Guiza olmaz. Aragones, Alex gibi oyunculara karşı. İspanya'da Raul’u bile milli takımdan dışlamış bir antrenör. Fenerbahçe Aragones’in elinde büyük bir stratejik dönüşüm yapabilirdi. Brezilyalılar dönemini yumuşak bir şekilde sonlandırabilirdi. Ama o sratejiyi ne Aragones düşünebildi ne yönetim buna cesaret edebildi. Fenerbahçe Alex’li, Deivid’li, Lugano’lu Roberto Carlos’lu dönemi bir an önce tasviye etmeli. Fenerbahçe şimdi parlak antrenör isimleriyle uğraşacak sonunda Aziz Yıldırım nasıl birini bulacak merak ediyoruz ama Hiddink karakterinde bir hoca getirmesi lazım.

KUPA BEŞİKTAŞ İÇİN ULAŞILMAZ DEĞİL
Fenerbahçe için Türkiye Kupası, 26 yıldır ulaşamadıkları bir hevesti, bir kızıl elmaydı, peri padişahının kızı, fethedilmesi lazımdı. Ama Beşiktaş için şampiyonluk kazanamadıkları yıllarda gelen teselli mükafatıydı. Ya da double yaptıkları Gordon Milne zamanında bir bonus gibiydi. Kupanın gerçek değeri Beşiktaş için olduğu kadar, ulaşılmaz birşey değil.

KUPA BEŞİKTAŞ'A İVME KAZANDIRDI
Beşiktaşın asıl ulaşmak istediği hedef lig şampiyonluğu. İbrahim Üzülmez dışında Beşiktaş’ta şampiyonluk görmüş futbolcu yok. Yusuf ve Rüştü Fenerbahçe’de gördü. Bu anlamda Türkiye Kupası futbolculara özgüven getirdi. Kupa sevincini uzatmamak, rehavete kapılmamak, hedefin büyüğünü göstermek için Mustafa Denizli kupa sevincini de sınırladı. Bir ivme kazandı Beşiktaş, hatta bu ivmenin Galatasaray maçında da etkili olacağını düşünüyorum. “Kupayı aldık şampiyonluğu kazanmasak da olur” havası yok Beşiktaş’ta. Eğer siyah-beyazlılar ikinci sırada, 2-3 puan geride olsaydı. “Nasıl olsa kupamız var biz sınıfı geçtik sayılır” diye özellikle yerli futbolcularda bir ön kabul olurdu. Şimdi liderler, kaybederlerse başarısızlık olacağını ve kupa başarısının da gölgede kalacağını biliyorlar.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...