Atletico Madrid’in yıldız futbolcusu Arda Turan, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından hazırlanan "TamSaha" dergisine konuştu.

Arda, ''Türkiye çok sayıda yıldız üreten ama ürettiği yıldızları parlatamayan, bırak düzeyini yükseltmeyi aynı seviyede durmasını bile sağlayamayan bir ülke. Biz senin başından beri Avrupa'da oynama isteğini biliyoruz ama galiba bu gidişte biraz da ülkenin bu atmosferi etkili değil mi?'' sorusuna, şöyle yanıt verdi:

''Aslında ülkenin atmosferi etkenlerden sadece bir tanesi. Hatta eğer gidişimle ilgili nedenleri 10 maddeyle sıralarsak bunların arasında en son sırada yer alır. Çünkü ben, hiçbir zaman bir şeylerden korkup kaçacak, gidecek bir insan değilim. Hayatım boyunca cesaretli ve yürekli davrandım. Bu olayda da aynı şekilde karar verdim. Artık Türkiye'yi Avrupa'da temsil etme zamanımın geldiğini düşündüm. Kendi şansımı denemek istedim. Bunun da en doğal hakkım olduğunu düşünüyorum. Türkiye'den de olabilecek en iyi şekilde ayrıldığımı düşünüyorum. Herkese saygılı bir şekilde veda ettim. Kulübüme de yüklü bir bonservis bedeli kazandırdım. Türkiye'den Avrupa'ya giden en pahalı Türk futbolcusu unvanına sahip oldum. Bunun gururu ve bana harcanan emeklerin karşılığını vermiş olmanın onuruyla bu konuşmaları yapıyorum. Benim için yeni bir hayat başlıyor.''

Atletico Madrid'e transferinde ön önemli etkenlerden birinin kariyeri olduğunu ifade eden Arda, ''Başka bir deyişle, Avrupa'ya gitmek. Oradan sıçrama yaparak daha da iyi bir takıma transfer olmak. Atletico Madrid de şöhretli bir takım ama en şöhretli olanlarına gidebilme ihtimalimi zorlamak. İkincisi, kariyerle birlikte gelmesi olası maddi imkanlar. Üçüncüsü, aktif oyunculuk dönemimi sonlandırdıktan sonra futbola başka açılardan bakma isteğim. Dördüncüsü, daha rahat bir yaşam alanı. Kendim ve ülkemle ilgili düşündüklerimi daha rahat ifade edebilmek. Beşincisi, baskıdan kurtulduğumda yeteneklerimi daha ön plana çıkartabileceğime olan inancım. Bir çırpıda beş madde sayabildim ama üzerinde düşünsek 10'u bile geçebilirim herhalde'' şeklinde konuştu. Arda, Türkiye'de genç bir yıldız adayını bekleyen tehlikelerle ilgili bir soru üzerine de, ''Çocuğa gerekli donanımları vermeden her şeyi yapmasını bekliyoruz. Önce bir şeyler vereceksiniz, yıldızınızı yıldız yapacaksınız ki o da size fayda sağlasın. Bizde ise hep bir 'ezme' durumu söz konusu. Mesela Avrupa'ya gideli daha çok uzun süre olmamasına rağmen, oradaki orta halli bir futbolcuyu bile ne kadar el üstünde tuttuklarını gördüm. Bizde böyle bir şey olmuyor. Hep bir yadırgama durumu var. Ondan sonra da, 'Türk futbolu niye ileri gidemiyor?' deniyor. Çünkü disiplin yok. İyi eğitim yok. Bizim futbolcularımız herkesten daha yetenekli. Bunu her zaman iddia ederim. Ama niye Avrupa şampiyonu olamıyoruz? Altında bir şeyler yatıyor demek ki. Bu durum sadece genç futbolcuların sıkıntısı değil'' ifadelerini kullandı.

Futbolcunun özel hayatının gündemde olmasının doğal olduğunu anlatan Arda, ''Ama futbolcu bundan dolayı kimseye hesap vermez. Kimse babasının parasıyla arabaya binmiyor ki! Eğer illa birisini eleştirmek veya birisiyle dalga geçmek isteniyorsa ki buna hiç hakları yok, baba parası ile geçinen, hiç çalışmayıp bütün sene boyunca tatil yapanları gündeme getirsinler. Bizler ağır işçi gibi çalışıyoruz. Sabah antrenmana gidiyoruz. Maçların, kampların baskısı ve stresini yaşıyoruz. Ailelerimizin çektiği yürek heyecanı da var. Ben, hayatını ailesine adamış biriyim. Her konuda onlara hizmet etmiş, babamı, annemi, kardeşimi rahat ettirmek için her şeyi yapmışım. Ondan sonra benim aldığım arabaya laf edecekler ha? Böyle bir dünya yok. Zaten benim suratıma kimse bunu söyleyemez. Bu ülkede bunları kimse beceremez de hep arkadan, gazete sütunlarından söyleniyor. Artık delikanlılık böyle demek ki'' şeklinde konuştu.

Geçen sezon Galatasaray kötü günler geçirirken eleştiri odaklarından biri olduğunun belirtilmesi üzerine Arda şunları söyledi:

''Ben takım kaptanıydım ama sakattım. Oynamayan futbolcunun başarısızlıkta ne kadar payı olabilir? Maalesef taraftarlar bana gerektiği kadar sahip çıkmadı. Bunlar geçmiş konular tabii. Hiç önemli değil, ben her zaman bir Galatasaray taraftarıyım. Benim Galatasaraylılığım eksilmez. Benim bir kırgınlığım var ama Galatasaray taraftarına sesleniyorum, başkalarına da böyle yapmasınlar. Takım iyi olduğu zaman 'Biz taraftarız' , takım kötü olursa 'Hadi ıslıklayalım. Kimden başlayalım? Arda'dan başlayalım' Bu mudur yani? Bu mudur Galatasaraylılık? Bunu yapanlar Galatasaraylıysa, o zaman ben Galatasaraylı değilim. O tür insanlar olduğu sürece, bu kırgınlık asla tamir edilmeyecek. Benim Galatasaray'ı sevmek için kimseye ihtiyacım yok ki. Zaten seviyorum. O yüzden kırgınlığı tamir etmek gibi bir ihtiyacım da yok. O ıslıkladıkları adam, kulübe en çok bonservis bedeli getirerek takımdan ayrıldı, İspanya Ligi'ne gitti. Her sene milyarlarca para verilerek getirilen yabancı futbolculardan daha fazla emek vererek oynadı. Üstelik onlardan daha az para alarak. Hiçbir zaman para konuşmadı, yeri geldi boş mukaveleye imza attı. Yeri geldi, parasını 8 ay sonra aldı ama hiçbir zaman bir yerlere haber uçurmadı, parasını sormadı. İşte o ıslıkladıkları adam benim. Beni ıslıklayanlara 4-4.5 milyon avroya gelip, paraları peşin alıp yatacak adam lazım. Yabancı Avrupa'da 500 bin euro alıyor, buraya getirmek için 4 milyon avro veriyoruz. Şaka gibi ya. Sonra gelir gelmez, 'Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş çok büyük takımlar' diyorlar. O kadar parayı alınca derler tabii. Biz Sivas'a deplasmana giderken, 50-100 bin dolar alacağımız ödenmezken, bazı yabancılar satın alacak helikopter bakıyorlardı. Bunları taraftar bilmez ama. Bugünlere sesimizi çıkartmayarak geldik. Bunlar Türk futbolunun genel sorunları. Bakın İspanya'da ne gördüm… 'Önce kendi insanımız' diyorlar. Kendi altyapısından yetiştirdiği futbolcu yani. Daha sonra başkaları. Doğrusu bu çünkü.''

Fatih Terim'in gelişiyle birlikte Galatasaray'da kaldığı gibi hava oluştuğunun belirtilip, daha sonra nasıl Atletico Madrid'e gittiğinin sorulması üzerine Arda, ''Ben her zaman için Galatasaray'da kalmaktan yanaydım ama Avrupa hayalim de vardı. Sonunda olaylar bu şekilde gelişti. Kariyerimde her zaman öncelikli olarak Avrupa'ya gitmek vardı. Bu olmazsa, Fatih Hoca için kalacağımı söylemiştim. Transfer teklifi kulübün menfaatlerine de uyunca, ben de Avrupa'da oynamak istediğimi belirttim. Galatasaray da transferden mutlu olunca bir sorun kalmadı'' dedi.

Arda, Fatih Terim ile aralarında hiçbir problemin olmadığını da kaydederek, ''Telefonla da görüşüyoruz. Takım Madrid'e geldiğinde de görüştük. Bayramda da aradım, konuştuk. Benim Fatih hocaya sevgim ve saygım sonsuzdur. Arada kırgınlık gibi bir durum kesinlikle hissetmedim. Fatih hocanın da kırgın olduğunu zannetmiyorum çünkü ben giderken herkese saygılı, dürüst ve doğru şekilde davrandım. Ayrılık ikimiz için de zor olabilir ama hayat böyle işte'' diye konuştu.

Kaptanlığını yaptığı takımın kampına Madrid'de ziyaretçi olarak gitmesiyle ilgili bir soruya Arda, ''Zor bir durumdu. Galatasaray benim evim gibiydi, çünkü 12 yaşımdan beri oradayım. Maçı stattan izlediğimde, hala sahada gibiydim. Yanımdakilere söylenip durdum hatta. Ama sonra Atletico Madrid futbolcusu olduğumu fark ettim. Bu arada, bazı şeyler de insana koyuyor. Kimi yabancı futbolcuların ne şekilde ülkemizden ayrıldığını görüyoruz. Sen altyapıdan yetişmişsin, büyük paralar bırakıp gidiyorsun, seni sadece tesis personeli uğurlamaya geliyor. Sağ olsun tesis personeli bana bir tane plaket yaptırmış. Üzerinde 'Bize yaptıkların için teşekkür ederiz. Seni seviyoruz' diye bir ifade yer alıyor. Benim için hayattaki en değerli ödül odur. Bunu, onları küçümsemek için söylemiyorum. Avrupa Şampiyonası'nda aldığım 'maçın adamı' ödülünden bile daha yukarı koydum onu. O ödül benim baş tacımdır. Ama isterdim ki Galatasaray Kulübü'nden de bir yönetici plaket versin. İnsan bekliyor tabii, hele de yabancıları görünce'' diye yanıt verdi.

Arda, sağlıklı olduğu her zaman kaliteli oynadığını düşündüğünü belirterek, ''Bunu herkesle tartışabilirim. Oturalım bütün maçlarımı seyredelim. Milli Takım ve Galatasaray'daki performansımı inceleyelim. Kalitesiz oynayan Arda'ya bir bakalım. Kötü performans vermiş olduğum bir dönem olabilir ama bakıldığında maçların büyük bölümünde çok mücadele ettiğim ve yüksek performans sergilediğim görülecektir. Şu anda kendimi o kadar rahat hissediyorum ki, bunu İspanya'ya gidince anladım. Bir birey olduğumu, insan olduğumu hatırladım. Vermiş olduğum bu karardan hayatım boyunca pişmanlık duymayacağım. Türkiye'deyken kendimi o kadar kontrol mekanizmasının içine sıkıştırmışım ki… 'Aman o üzülmesin, aman şunun kalbini kırmayayım' demekten benliğimden uzaklaşmışım'' ifadelerini kullandı.