NBA normal sezonunun son bir ayına girdik ve Batı Konferansı'nda play-off için mümkün olan en avantajlı yeri kapabilmek, Doğu'da ise son sıradan da olsa play-off'a bilet alabilmek için takip etmesi keyifli ve daha da keyifli olacak yarışlar var. Öyle ki, sezonun bu son 1/5'lik bölümünde herkesin ilgisi en tepedekilerden biraz daha altlara kayabilir. En iyi ve en kötü derecelisi arasında sadece iki buçuk maçlık fark bulunan ve ilk 7'den çok sürpriz bir serbest düşüş yaşanmazsa tek bir tanesi play-off bileti alabilecek olan Milwaukee-Chicago-Charlotte-New York-New Jersey-Indiana altılısı ve Batı'da üçüncü ve sekizinci sıra arasında dizilip, başı ve sonu arasındaki fark üç maç olan, her an ters biçimde sıralanabilecek Houston-Denver-New Orleans-Portland-Utah-Dallas grubu bu son bir ayın en fazla üzerinde konuşulan takımları olacaklar. Ama bu yazının değil...

Bu yarışlarda görüntü henüz bulanık ama sürüden ayrılıp önde giden şampiyon adaylarını net biçimde seçebiliyoruz: Gayriresmi 'elit takım' damgası olan 60 galibiyet marjının eşiğinde duran LA Lakers-Cleveland-Boston-Orlando dörtlüsü ve 60 galibiyete ulaşmak için kalan 16 maçının tümünü kazanmak zorunda olsa da, halen "ismi yeter" düzeyinden düşmeyen, dahası giderek takıma ısınan yeni transfer Drew Gooden ve bir süredir sakatlığı sebebiyle oynayamayan Emanuel Ginobili'yle bir kademe atlaması muhtemel San Antonio... Aralarında bir sıralama yapmadan, belli noktalarını değerlendirelim ve kararı siz verin.

Los Angeles Lakers
Geçen yılki final serisinin ardından Lakers için yapılan eleştiriler genellikle yeterli fiziksel ve zihinsel sertlikte olmadıkları yönündeydi ve kesinlikle haklı eleştirilerdi bunlar. Bu sezon değişen bir şey oldu mu peki? Normal sezon ve play-off farklıdır tabii ama elde kaydadeğer bazı veriler var: Boston Celtics deplasmanında, geçen sezonki final serisinin en fazla eleştirilen isimlerinden olan Lamar Odom'ın, ilk yarısında erken faul problemi nedeniyle hiç oynayamadığı maçın ikinci yarısında bir topsuz alan mücadelesinde itiş kakış yaşadığı Garnett'e 'horozlanarak' geri adım atmaması ve olaydan sonra öfkesini de kontrol etmeyi bilerek berbat ilk yarının ardından maçı 20 sayı-6 ribaund-3 asist-2 top çalmayla tamamlaması ya da Trevor Ariza-Rudy Fernandez pozisyonunun yaşandığı, sezonun en ağır yenilgisinin alındığı ve Odom'ın cezalı duruma düştüğü Portland deplasmanının ardından üst üste iki gece Houston ve San Antonio gibi zorlu iki deplasmanın kazanılması gibi... Ayrıca bu sezon Cleveland ve Boston'la oynadıkları dört maçtan da galip ayrıldılar.

Büyük koz: Andrew Bynum beklendiği gibi play-off vakti dönmüş olur ve formunu da yakalarsa, onunla birlikte Lakers kuşkusuz ligin en zengin pota altı rotasyonuna sahip. İhtiyaç duydukları takdirde bütün maçı Pau Gasol-Lamar Odom-Andrew Bynum üçlüsünden ikisiyle oynayabilirler, ki bu üçlünün her biri farklı ve birbirini tamamlayan niteliklere sahip. Gasol çok iyi bir pota altı skoreri ve aynı zamanda iyi bir orta mesafe şutörü, çok iyi bir savunmacı olmasa da farklı stilde uzunlarla eşleşebiliyor ve özellikle konsantre olduğunda iyi savunma yapabiliyor; Bynum hücumda sırtı dönük potaya gidebilen bir uzun, savunmada ise önemli bir blok tehdidi; Odom ise kalıpların dışında, topla potaya gidebilen, ribaundu alıp hızlı hücumu sürükleyebilen, istikrarsız da olsa üçlük atabilen, geliştirdiği savunmasıyla Dwight Howard gibi kendisinden çok güçlü olanlar dışında birçok tipte uzunla eşleşebilen bir oyuncu. Ayrıca hepsi de takımın sistemine uygun biçimde iyi pasörler, özellikle de Odom ve Gasol.

Zayıf nokta: Bazı hedef maçlarda çok iyi savunma yapabildiklerine şahit olsak da, Lakers halen bunu bir alışkanlık haline getirebilmiş değil. Derek Fisher bu yazıda adı geçen takımların ilk beş guard'ları arasında muhtemelen en kötü savunma yapanı. Çabalamıyor değil ama artık ayakları gitmiyor. Bynum'ın dönüşü ve Trevor Ariza'nın ilk beşe yerleşmesi yardımcı olabilir ama esas önemli olan Kobe Bryant'ın kendini daha fazla savunmaya vermesi.

Koç: Phil Jackson'ın kariyerinde dokuz şampiyonluk var ama oynadığı son iki NBA finalini kaybetti. Onun hakkında bulup bulabileceğiniz en kötü istatistik de bu olsa gerek. Ve bu durum onu yeterince anlatıyor.

Kenar desteği: Sezon başında Lakers bench'i 30 takım arasında en etkileyici olanıydı belki de ama son dönemde durum çok farklı. Elbette öncelikle Bynum'ın sakatlığı sonrası Odom'ın ilk beşe geçmesi önemli bir eksilme yarattı ikinci beş adına ama aslında esas problem guard ikilisi Jordan Farmar ve Sasha Vujacic. Geçen sezon çok önemli çıkış gösteren bu iki genç oyuncu şu sıra felaket durumdalar. Öyle ki, onların yanlarındakine de zarar vermekte olduğunu ve ikinci beşin bir türlü organize basketbol oynayamadığını gören Luke Walton koç Jackson'la konuşarak ilk beşteki yerini Trevor Ariza'nın almasını, kendisinin de dengeleyici bir unsur olarak ikinci beşe geçmesini teklif etti. Ariza'nın da ilk beşe geçmesiyle Lakers bench'i ışıltısını tamamen yitirdi ama Farmar-Vujacic ikilisi kendilerine gelirse, Bynum'ın da dönüşüyle tekrar bu beş takım arasındaki en iyi yedek kuvvet onlarınki olabilir.

Kilit oyuncu: Geçen yılki final serisinin son maçında, fark 40 düzeyindeyken bir ara Lakers bench'inin arkasında sivil kıyafetle oturmakta olan Bynum'a odaklanmıştı kamera çünkü herkesin aklında "Bynum olsaydı ne olurdu?" sorusu vardı. Bu sezon da aynı soru sorulacak mı ya da "Bynum sakat sakat oynamasaydı..." şeklinde mi sorulacak? Göreceğiz...

Boston Celtics
Son şampiyon şu sıra sakatlık problemleriyle boğuşuyor ve geçirdikleri kötü periyot onları Cavs-Lakers ikilisinden biraz uzaklaştırdı. Koç Doc Rivers ve takımın yıldızları ise saha avantajının şart olmadığını, play-off vakti sağlıklı olmanın çok daha büyük önem taşıdığından bahsediyorlar. Saha avantajını elde tutamamak Celtics için gerçekten de esas problem olmayabilir. Daha düşündürücü olan, son dönemde epey kan kaybetmelerinin de açıklayan, 'diğer' oyuncuların katkısı. Yazın James Posey'nin istediği kontratı yüksek bulup onunla yeni sözleşme yapmayan genel menajer Danny Ainge takım içerisinde bu açığı kapatabileceklerini düşünüyordu fakat takasın son gününde benzer, hatta daha yüksek bir kontratı olan Andres Nocioni'yi almak için uğraşmaları bekledikleri katkıyı alamadıklarının kanıtı. Yine de sağlıklı olduklarında belki de en iyi ilk beş onlarda.

Büyük koz: Şampiyonluğun getirdiği özgüven bir takımın play-off'larda sahip olabileceği en değerli avantajlardan ve Cleveland, Los Angeles ya da Orlando'nun sahip olmadığı, San Antonio'nun ise bazı oyuncuları için geçerli olan bu artı Celtics'in elinde.

Zayıf nokta: Celtics bench'i geçen sezonun başlarında da takımın zayıf noktası olarak görülmüş, ancak sezon ilerledikçe ve PJ Brown'ın katılımıyla bu şüpheler ortadan kalkmış, hatta final serisinde yedek oyuncular Celtics'in belki de en büyük avantajını oluşturmuştu. Bu kez ise benzer bir gelişim pek mümkün gözükmüyor. Her şeyden önce geçen yılki takımın en önemli yedeği James Posey yok ve onun yerini doldurdu diyebileceğimiz birisi de yok. Tony Allen zaman zaman çarpıcı performanslar gösteriyor ama bunlar genelde kolay maçlara denk geliyor. Bu sezonun PJ Brown'ı olması ümidiyle alınan Mikki Moore'un toplam 15 maçlık ve sadece iki sezona bölünen play-off tecrübesini Brown'unkiyle kıyaslayamayız bile. Genç uzunlar Glen Davis ve Leon Powe, Kevin Garnett'in yokluğunda ilk beş çıktıkları maçlarda iyi işler yaptılar ama bench'ten geldiklerinde görüntüleri çok farklı ve sorun aldıkları süreden ziyade konsantrasyonlarıyla alakalı gibi. Ama kısa süreli ilk beş deneyimleri onları kendilerine getirebilir. Şu an hiç iyi durumda olmayan Stephon Marbury ise daha iyiye gidecektir ve play-off'ta en azından Sam Cassell katkısı yapar ama bu Boston için yeterli olacak mı?

Koç: Doc Rivers geçen yılki şampiyonlukla adeta kariyerini temizledi ve oyuncular tarafından da sevilip sayılıyor. Celtics yakın maçların son anlarını genellikle iyi oynuyor ve bunun puanı da Rivers'a yazılır. Savunmadan sorumlu yardımcısı Tom Thibodeau da önemli bir koz; o kadar sükse yaptı ki geçen yaz olmayan başka bir takımın başına birinci adam sıfatıyla geçişi bu yaz gerçekleşebilir.

Kenar desteği: Buraya ikinci kez gelmiş olduk galiba... Bu kez daha olumlu bakalım. Gözükara şutör Eddie House iyiden iyiye oyunu değiştiren bir faktör haline büründü. Bir aydır sakat olan Tony Allen genelde rahat maçlarda öne çıkıyor ama çok iyi bir atlet ve Posey kadar değilse de savunmada işe yarayabilir. Powe hücum ribaundlarındaki ve pota altında bitirmedeki etkinliğiyle ideal bir uzun yedeği. Ribaundlarda zayıf ama fiziği güçlü Davis geçen yılın aksine görev almaya hazır. Marbury belki şu an iyi değil ama daha çok yeni sayılır ve bir zamanlar Starbury diye anılmasının sebebi MSN nickname'i değildi. Soru işaretleriyle birlikte ciddi katkı potansiyeli de mevcut bir bench. Yapar demedim ha, potansiyel dedim.

Kilit oyuncu: Üç büyük yıldızın arasında kendini bir oyun kurucu olarak kabul ettirmesinden çok etkilendiğim Rondo her ne kadar büyük bir yetenek olsa da, zaman zaman oyun içinde dağılıp toparlanamama ve şutuna güvenememe gibi belli defektleri de var. Özellikle şut zaafı rakip takımların onun adamını daha fazla yardıma göndererek ve içeri gömerek savunma yapmalarına yardımcı olabiliyor. Rondo'nun bu zaafı nasıl gidereceği ve çıkışı süren bir oyuncu olarak geçen seneye göre ne kadar fark yaratacağı belirleyici olacak Celtics açısından.