Beşiktaş bir taşla iki kuş vurdu

Beşiktaş haftalardır yenilmeyerek, herkesin takdiri çok deplasmanlı zor bir fikstürü alt ederek, üstelik arada bir de kupa finaline çıkıp 26 yıldır o kupayı bekleyen ezeli rakibine 4 atmayı başaracak kadar kendini ispat etti.

25.05.2009 - 17:27

33. haftanın sonuda, henüz hiçbir şeyi kesin söyleyemesek de, artık sonuçlar konusunda heyecanımızı biraz dindirdik; neyin ne olacağı az çok ortaya çıktı. Beşiktaş’ın kendi gayretini ve başarısını göz ardı etmeden şunu da söyleyebiliriz: Galatasaray’la Fenerbahçe nihai tabloda bir değişiklik olmasını mucizeye bırakan iki takım oldu. Galatasaray bizzat Beşiktaş’a yenilerek, Fenerbahçe de Beşiktaş’ın son rakibini kümede bırakıp rahatlatarak, rakiplerinin önünü açtılar. Fenerbahçe ayrıca, düşme çizgisinin altında kalan Konya’yı yendiğinden, düşme mücadelesini de büyük ölçüde belirlemiş oldu.

Zirveden başlayalım. Buradaki vaziyeti şöyle özetleyebiliriz: Galatasaray yenilince, herkes yenik sayıldı. Gençlerbirliği’ni 3-2 yenen Sivasspor da, Eskişehir’i deplasmanda 5-2 yenen Trabzonspor da kazanmanın mutluluğunu yaşayamadı. Oysa aksine, maçların yenik tarafları, yine aynı mantıkla, Fenerbahçe kazandığı için bu hafta kendilerini galip saydılar. Misal 5-2’lik bir maçın galip tarafı sahayı boynu bükük terk ederken, mağlup taraf coşkuluydu. Futboldan ziyade, ligin cilvesi işte...

Derbiyle ilgili, Galatasaray’ı hiç bu kadar iyi görmemiştik, görüşü hâkim. Aynı şekilde, Beşiktaş’ın da sezonun en kötü performanslarından birine imza attığı söyleniyor. Maçı ele alıp pozisyonlara baktığımızda da, Galatasaray’ın çok ciddi üç gol pozisyonunu gole çeviremediğini ve gayet iyi örülmüş bir paslaşmadan da şık bir gol ürettiğini görebiliyoruz. Buna karşılık, Beşiktaş’ın pozisyon bulamadığını, ama iki kötü vuruşun şans eseri golle sonuçlandığını görebiliyoruz.

Tabii olan biteni, maçın yayındaki yorumcuları gibi algılamak da mümkün: Yusuf’un kötü vuruşunun kaleciye çarpıp şans eseri önüne düşmesini anlatmak için “topu adamın içinden geçirir,” diyebiliriz. Hatta İbrahim Üzülmez’in bile kendisine yapılanın penaltı olmadığını söylediği bir pozisyon için “hiç tartışmasız penaltı, Beşiktaş kazandığı için hakem büyük bir günahtan kurtuldu,” da diyebiliriz.

Ben şahsen, ilk görüşe yatkın olanlardanım. Fakat öte taraftan, bunu getirip Mustafa Denizli’nin balına bağlayacak kadar ileri de gitmem. Bazen şans yaver gidebilir, böyle çok maç vardır. Beşiktaş haftalardır yenilmeyerek, herkesin takdiri çok deplasmanlı zor bir fikstürü alt ederek, üstelik arada bir de kupa finaline çıkıp 26 yıldır o kupayı bekleyen ezeli rakibine 4 atmayı başaracak kadar kendini ispat etti, müsterih olsunlar, kimse şampiyonluklarına dil uzatmayacaktır.

Yalnız tabii, yüzüp yüzüp buraya kadar getiren Sivas’la Trabzon’a da üzülmüyor değil insan. Hem Sivasspor, hem Trabzonspor bu hafta aldıkları galibiyetlerle matematiksel şanslarını son haftaya intikal ettirdiler. Fakat, İnönü’den gelen haberle üzüldüler.

Ligde kalma sıkıntısıyla maça ciddiyetle asılan Gençlerbirliği’nin 1-0’lık avantajını ancak ikinci yarıda, ligin ikinci yarısında takıma katılan Kamanan ve Murat’ın üstün performanslarıyla kırabildi Sivas. 3-1’i buldu ama yine rahat bir şekilde bitiremedi maçı; 3-2’yle son dakikaları stres içinde geçirdi.

2-5’lik Eskişehir-Trabzon maçının skoruna muhtemelen devre arası bilgileri etki etti. Kazanmak zorunda olan Trabzon 2-0’lık bir avantajla girdi soyunma odasına. Eskişehir, Konya’nın 4-0 yenik olduğunu ve artık ligde kaldıklarını devre arasında öğrenince, belki asılma direncini kaybetti. Böylece ikinci yarıda beş gol izledik.

Son haftaya sıra ve mesafeler bozulmadan girmiş bulunuyoruz. Fenerbahçe’nin Konya’yı yenmesiyle ligde kalması kesinleşen Denizli, Beşiktaş’ı konuk edecek. Sivas’la Trabzonspor ise Galatasaray’la Fenerbahçe’nin karşısına çıkıyorlar, Trabzon kendi evinde. Şimdiye kadar Galatasaray’ı deplasmanda yenmenin şampiyonluğu getireceğine inanan Sivas artık elindeki ikinciliği korumak için yenmeye mecbur... Bu tabii, işleri zorlaştırıyor, motivasyonu hayli bozuyor. Dolayısıyla Bülent Uygun şimdiden mentörleri işe koştuğunu bildiriyor. Şampiyonlar Ligi umudu devam eden Trabzonspor da Fenerbahçe’yi yenmeye mecbur. İkisi de yenmeye mecbur, getirisine de razı bir bakıma... Denizli’nin tarihi tekerrür ettireceğine dair ufak da olsa bir inançla...

Hemen aşağıda süren UEFA mücadelesi de ilginç bir durumda: Galatasaray’ın garantilemesi için Sivas’tan puan alması, yahut Bursa’nın Belediye’ye puan vermesi yetecek, çünkü Bursa, evinde iki kez öne geçtiği maçta Gaziantepspor’la 2-2 berabere kaldı. Haftaya Sivas ve Bursa kazanırsa, ikili averaj eşit, genel averaj Galatasaray’dan yana. Ancak Trabzon da kazanır ve Fenerbahçe’yle üçlü averaj olursa, Galatasaray 6. sıraya iniyor, Bursa da buna duacı olacak!

Küme düşme mücadelesi de bu hafta itibariyle büyük ölçüde netleşti: Belediye deplasmanda Kocaeli’ni 3-2, Ankaragücü de Denizlispor’u 3-0 yenerek kendi işlerini gördüler. Ankaraspor’la Antalya’nın 0-0’lık tartışmalı beraberliği Ankaraspor’u kurtardı, Antalyaspor’un macerasını son haftaya taşıdı. Kendi işlerini göremeyenlerden Eskişehir, Konya’nın yenilgisiyle kurtuldu; 38’de kalan Gençlerbirliği için ise ihtimallerden sadece ikisi kötü sona işaret ediyor: 38’de oluşabilecek dörtlü averajda en zayıf haka onlar. Ayrıca Gençlerbirliği, Konya ve Antalya bir üçlü oluşturursa, yine en zayıf onlar.

Yani son haftaya matematiksel düşme ihtimaliyle giren takım sayısı 3: Konya, Antalya ve Gençlerbirliği... 37 puandaki Antalya’nın durumu ilginç: 38 yaparsa, işi diğer maçlara kalıyor. Konya’yla ikisi olursa, ya da yüksek olasılıkla Beşiktaş’a yenilip Denizli de orada kalırsa, Antalya düşüyor. Dolayısıyla son hafta stres bâki, ama rakibin Ankaragücü, maçın Antalya’da olması da önemli bir avantaj. Gençlerbirliği’nin de içeride Kayseri’yle oynayacağını düşünürsek, Konya’nın ligde kalması artık çok zor görünüyor.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...