Bir süre önce "Tarih kimi yazacak, kim tarih yazacak?" diye sormuştuk. Bu cevaba en yakın taraf Beşiktaş ve Mustafa Denizli. 19 yıl aradan sonra kazanılacak çifte kupa, 6 yıl sonra gelecek şampiyonluk ve 3 Büyükler'i de şampiyon yapan bir teknik direktör.

Son bir maç kaldı zafere. Denizlispor deplasmanında alınacak bir galibiyet, belki bir beraberlik sokakları siyah-beyaza çevirecek. Denizlispor son yıllarda hiç alışık olmadığımız bir pozisyonda yer alıyor. Alacağı sonuç ne olursa olsun küme düşmeyecek. Ama alacağı sonuç hem şampiyonluğu doğrudan etkiliyor, hem de küme düşecek takımın belirlenmesine etkisi olabilir. Yani bir yandan ligin zirvesindeki 3 takım Denizlispor'un alacağı sonucu beklerken ligin altında öyle sonuçlar alınır ki, küme düşme adayı 3 takımın gözü Denizlispor'un alacağı sonuca çevrilebilir.

Üstte de, altta da hesaplar karışık. İkili averajlar, üçlü veya dörtlü averajlar havada uçuşuyor. Üç takımın ligi aynı puanda bitirerek Bursaspor'un Avrupa Ligi'ne gidebilme ve bu doğrultuda Galatasaray'ın Avrupa Ligi'ne gidememe ihtimali, geçen sezonu hatırlatıyor. Fenerbahçe, Beşiktaş ve Sivasspor'un ligi aynı puanda bitirmesiyle Sivasspor'un Intertoto Kupası'na gitmesi, şampiyonluk kovalayan Sivasspor'u adeta yıkmıştı. Bu kez aynı tehlikeyle Galatasaray karşı karşıya.

Ligin zirvesi de üçlü averaja kalabilirdi, eğer Sivasspor'un 1 puan fazlası olsaydı. Eğer zirvedeki üç takım sezonu aynı puanla bitirseydi, Sivasspor üçlü averajda şampiyon olacaktı. Yani Sivasspor, geçen sezon yaptığı hataya düşmeyip ligin üst sıralarındaki takımlarla yaptığı maçlarda genellikle başarılı sonuçlar aldı. Ama şampiyonluk yolundaki en kritik puanları alt sıralardaki takımlara kaybetti.

Ligin altına geleceğiz ama, Sivasspor-Gençlerbirliği maçındaki kritik golden bahsetmek istiyorum. Hayır, Kamanan'ın beraberliği sağlayan golü değil bu, Momha'nın durum 3-1 iken Gençlerbirliği adına attığı gol. Sivasspor bu maçı 3-1 kazansa idi, son hafta Beşiktaş'ın berabere kalması durumunda Galatasaray'ı 2 farklı yenmesi Sivasspor'u şampiyonluğa taşıyacaktı. Ancak bu gol yüzünden Sivasspor, Denizli'de maç berabere gittikçe Galatasaray'ı 3 farklı yenmek zorunda. Uzaktan iş buna kalmayacak gibi gözükse de kaderin bizleri nereye sürükleyeceği belli olmuyor. Düşünsenize, Beşiktaş berabere kalmış, Sivasspor deplasmanda Galatasaray'ı 2-0 yenmiş. Genel averajlar aynı, atılan gole bakılacak ve Beşiktaş, Sivasspor'dan fazla gol attığı için şampiyon...

Ha, Beşiktaş 0-0 berabere kalır, Sivasspor ise Galatasaray'ı, mesela 6-4 yenerse şampiyon Sivasspor oluyor! Peki Beşiktaş 0-0 berabere kalır, Sivasspor, Galatasaray'ı 5-3 yenerse ne olur? O zaman iki takım arasındaki her şey eşit oluyor ve kurallar gereği şampiyonu belirleyecek tek bir maç oynanıyor.

Tabii bunlar çok düşük, belki de gerçekleşme ihtimali milyonda bir olan olasılıklar. Ama futbol bu, belli mi olur?

Az önce geçen sezondan bahsederken, sezon sonundaki puanlara bakmak lazım. Gelecek hafta bu konuda daha ayrıntılı bir analiz yapacağız ama şimdiden bu sezon Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Sivasspor ve Kayserispor'un geçen sezonki puanlarına ulaşamadıklarını söyleyebiliriz. En büyük çıkışı Trabzonspor yaptı. Geçen sezon 49 puanla ligi bitirirken bu sezon Fenerbahçe'yi yenerse sezonu 68 puanla tamamlayacak.

Ligin dibi de böylesine karışık hesapların yaşanabileceği bir ortama sahip. İki, üç, hatta dört takım ligi aynı puanda bitirebilir. Bu durumda çeşitli olasılıklar var. Ama her koşulda Konyaspor'un kümede kalma ihtimali çok zayıf. Konyaspor kazanıp rakiplerinin, özellikle Antalyaspor'un puan kaybetmesini bekleyecek. Antalyaspor berabere kalsa bile Konyaspor kümede kalacak. Hatta Gençlerbirliği'nin ve Denizlispor'un yenilmesi ile oluşacak üçlü ve dörtlü averaj hesapları bile bu durumu etkilemiyor. Konyaspor kazanır, Antalyaspor en kötü ihtimalle berabere kalırsa Konyaspor düşmüyor. Bu durumda Antalyaspor'un düşüp düşmeyeceği ise Gençlerbirliği'nin alacağı sonuca bağlı.

Süper Lig'e endeksli hafta sonunda Avrupa'da da enteresan şeyler oldu, özellikle İngiltere Premier League'de. İki Türk futbolcu daha Premier League'e veda etti. Gerçi Tuncay Şanlı transfer olarak geri dönebilir lige. Tugay Kerimoğlu'nun vedası ise muhteşemdi. Bir Türk futbolcuya böyle bir veda yapılması insanın göğsünü kabartıyor vs., ama aklımıza da "Biz neden yapmıyoruz, yapamıyoruz" fikri geliyor. Bir çok efsaneleşmiş futbolcumuza jübile bile yapmadık (Örneğin Bülent Korkmaz.) Son yıllarda hatırladığım en güzel jübile Mehmet Özdilek'in jübilesiydi, Beşiktaş ile Milan oynamıştı.

Biz 30 yaşına gelmiş futbolcuya yaşlı muamelesi yaparak kovar gibi takımdan uzaklaştırırken, Tugay, 39 yaşında çimlere son kez çıkarken son maçında sahada 85 dakika kaldı, sadece sahaya girerken değil, çıkarken de alkışlandı.

Premier League'de hafta sonu dikkati çeken bir şey daha vardı. Küme düşmemeye oynayan 4 takımın dördü de yenildi! (Sunderland, Hull City, Newcastle ve Middlesbrough) Ligde ilk 4 sırada bulunan, yerleri yurtları belli ekipler ise kazandı! Asıl şaşırtıcı sonuç Almanya'da çıktı. Wolfsburg'un şampiyonluğu değil, onu zaten bekliyorduk. Ligden düşmüş Karlsruhe gitti Hertha Berlin'i 4-0 yendi. Hertha Berlin kazansa Şampiyonlar Ligi'ne gidecekti. Üstelik Karlsruhe, son 2 sezonda bu maça kadar ligde bir maçta 4 gol birden atabilmiş de değildi!!!

Kısacası, Avrupa'nın büyük liglerinde futbolcular, sözleşmelerindeki tarih bitene kadar, sezonun son maçına kadar profesyonelliklerini gösteriyorlar. Bizde ise buna çok sık rastlayamıyoruz. En son hatırladığım, 2006-2007 sezonunda küme düşmemeye oynayan takımlardan Antalyaspor ve Çaykur Rizespor'un son hafta ligde hedefsiz olan takımlara karşı puan kaybetmeleri ve Antalyaspor'un evinde Gençlerbirliği'ne 3-1 yenildiği için küme düşmesiydi.