26.Avrupa Erkekler Voleybol Şampiyonası’na evsahibi takım olarak gruptan çıkamayarak erken veda ettik. Filenin Sultanları’nın 2003’te Ankara da yakaladıkları çıkışı, Aslanlarımız’dan da beklediysek de aslında geliyor dediğimiz ve hepimizin daha turnuva başlamadan aklından geçirdiği başarısızlık, Fransa karşısında aldığımız 3-0 lık mağlubiyetle gerçek oldu.

Turnuvanın ilk gününde grubumuzda yer alan Almanya’ya karşı kopuk kopuk iyi,hırslı ve istekli bir voleybol sergiledik. Almanya’nın da çok iyi bir performans sergileyemediği bu maçı 3-2’lik skorla kaybeden taraf biz olduk. Ardından bizden daha iyi bir takım olan Polonya karşısındaki 3-0’lık yenilgimiz ve Fransa mağlubiyeti derken bütün hayaller uçup gitti. Ve Erkek Milli Takımımız grupta aldığı 3 mağlubiyetle play-off lara kalamadı.

Başarısızlık için birçok şey söylenebilir ama bunların içinde hatalı kadro, kulüplerimizin uyguladığı yanlış transfer politikası ve tecrübesiz teknik direktör seçimi en göze batanlar.

İlk olarak kadro yetersizliği. Kulüplerimizin uygulamış oldukları transfer politikaları sayesinde milli takımımızda oynayacak 4 numara smaçörü yok. Bu problem erkeklerde olduğu kadar bayanlarda da ortaya çıkıyor. Ama bayanların tek avantajı bütün sene yabancı oyuncu transferleri yüzünden kenarda bekleyen 4 numara smaçörlerinin milli takımda daha iyi performans sergileyebilmesi. Ama tabii ki millilerimize baktığımızda maç tecrübesi diğer milli takımlara göre çok düşük.

Neyse gelelim erkeklerin kadrosunda yapılan hatalara. 4 numara oyuncusu sıkıntısı sebebi ile yılların tecrübeli ve en iyi orta oyuncularından biri kaptan Gökhan’ın kendi mevkiinden 4 numaraya çekilmesi. Aynı şekilde geçen sezon Galatasaray’da iyi performans sergileyen pasör çaprazı Ali Çayır’ın yine 4 numaradan oynatılması. Arkasspor’da süper bir sezon geçiren ve milli takım kadromuzda Gökhan’dan sonra yer alan en tecrübeli orta oyuncu Ahmet Toçoğlu’nun turnuvaya ilk altı başlamaması. Şampiyon İBB’nin yetenekli solak pasör çaprazı Volkan Güç’ün formda olmadığı için (!) oynatılmaması.

Sadede gelmek gerekirse evsahipliği yaptığımız, erkek voleybolundan bir patlama beklediğimiz 26. Avrupa Erkekler Voleybol Şampiyonası’nda elimizde bulunan en tecrübeli kadroyu tercih etmeliydik. Gökhan ve Ahmet Toçoğlu en iyi olduğu mevkii ortadan, Ali Çayır ve Volkan pasör çaprazından, 4 numaradan da genç yetenek Emre, tecrübeli Sinan ve Can’a şans tanınmalıydı. Tanınmadı mı? Evet tanındı ama siz maç esnasında bütün oyuncuları devamlı değiştirirseniz oyuncunun kendine güveni kalmaz ve size hiçbir hayrı dokunmaz. Nitekim öyle oldu, maçları gerek canlı gerekse tv’den seyreden herkes oyuncu değişiklikleri sırasında sporcularımızın yüz mimiklerini görmüşlerdir. Bütün oyuncuların mutsuzluğu suratlarından okunuyordu.

Kadronun bu kadar sıkıntılı olmasının sebebi ise tabii ki kulüplerimizin transfer politikası. Senelerdir Türkiye’de voleybolcu yetişmemesinin sebebinin yabancı oyuncular yüzünden kenarda bekleyerek çürüyen genç yetenekler olduğu söylenmiyor mu? Bunun için herhangi bir önlem alınmamaya devam ediliyor. İtalya nın daha önce yaptığı pasör transfer yasağını bizde aynı şekilde hem bayanlarda hem de erkeklerde smaçör mevkiinde yapmazsak, bir sınırlama getirmezsek bu neticeleri almaya alışmamız lazım.

İtalyan teknik direktör Polidori’ye gelirsek. Kendisi görevden alınabilirmış. Göreve geldiği günden beri A takım seviyesinde tecrübesi olmadığı ve takım kadrolarında hata yaptığı şeklinde eleştirilen İtalyan teknik direktör bu başarısızlığın ardından cezalandırılan ilk kişi olabilir. Polidori belki de elindekini en iyi şekilde kullanmaya çalıştı.

Şimdi önümüze bakmalıyız. Erkek voleybolunu hak ettiği yere getirmek için yapılacak teknik adam seçimlerinde Türk oyuncularını daha yakından tanıyan ve A takım seviyesinde daha önce görev alarak başarılara imza atmış isimlerin tercih edilmesi gerekmektedir. Bu dakikadan sonra artık top federasyonumuzda.