Johan Neeskens, Galatasaray Televizyonu’nda yayınlanan "Neesken'le Soru Cevap" programına konuk oldu. Sarı-kırmızılı kulübün resmi internet sitesinde yer alan röportaj şöyle:

Geçtiğimiz hafta Sivas’ta defansif orta saha oyuncularının fazla olduğu bir kadro vardı. Diyarbakırspor maçında ise hücum gücü yüksek bir kadro gördük. İki rakip arasında farklılık mı gördünüz? Bu çok merak edilen bir konu. Ya da teknik heyet çok fazla rotasyon yapıyor, bu rotasyonla ilgili genel bir açıklama alabilir miyiz?
Burada tabii ki üzerinde konuşulması gereken konu bloklar arası mesafeler ve takım olarak hareket etmek. Defans yaparken de atağa çıkarken de takım olarak hareket etmek. İsimlerden ziyade bu mantalite çok önemli. Sivasspor maçında ilk yarıda bloklar arası mesafe çok kısaydı. Beraber atak yaptık, beraber defans yaptık. Bu gayet güzel işledi. İkinci yarıya baktığımız zaman takım çok fazla geriye çekildi. Defans ve orta saha bloğu, orta sahadaki futbolcularımız defansın çok içine girdi. Ve uzun toplarla çıktık. Uzun toplarla çıktığınız zaman, 60-70 metre top gönderdiğiniz zaman forvetiniz yalnız kalıyor. Orta sahadan tekrar forvete yardım edip, tekrar geri gelme şansınız olmadığı için blokların arasındaki mesafeler oldukça arttı. Burada konuşulması gereken konu o. Diyarbakır maçına gelirsek, defansımız, orta sahamız, forvet hattımız, hem hücumda hem defansta takım olarak oynadık. O yüzden bence konuşulması gereken konu bu.

Kadro yapısına geri dönecek olursak takımda çok sayıda stoper var. Servet, Gökhan Zan, Emre Güngör, Emre Aşık bu kadar stoperin arasında Lucas Neill’in yanında Hakan Balta’yı izledik. Mecbur kalmadıkça o mevkide oynamayan bir isim. Bununda sebebini sorabili rmiyiz?
Biliyorsunuz o pozisyonda birkaç isim denedik daha önce. Antrenmanlarımıza döndüğümüzde tabii ki bizim amacımız takım için en iyisini yapabilmek ve böyle bir şey denemeye karar verdik. Bunu antrenmanda denedik maçtan iki üç gün önce. Ve bence de Lucas’la iyi anlaştıklarını düşünüyorum. İyi bir iş becerdiler.

Pozisyonlar üzerinden konuşmaya devam edelim. Bir Diyarbakır atağı, rakip takımın değerlendiremediği bir pozisyon. Buradan yola çıkarak genel bir soru sormak istiyorum. Galatasaray’la ilgili yapılan bir eleştiri bu. Galatasaray orta sahasının çok kırılgan olduğu yönünde bir takım eleştiriler oluyor. Bu eleştirilere katılıyor musunuz?
Verdiğimiz pozisyonla, yapılan eleştiriler arasında hiçbir alaka göremiyorum. Çünkü pozisyon tamamen şanssızlık sonucu meydana gelmiş bir pozisyon ve kesinlikle orta sahamız kırılgan, kesinlikle mücadele etmiyor gibi yorumlara katılmıyorum. Pozisyona baktığınız zaman Hakan Balta kayıyor, ondan sonra Mehmet Topal tam topa giderken dengesini kaybediyor düşüyor. Sonra bir pas atılıyor, Sabri araya giriyor. Sabri’nin ayağına çarptıktan sonra top sekip, rakip forvet Erhan’ın önüne düşüyor. Yani bu tamamen şanssızlıklar zinciri. Şanssızlılar sonucu meydana gelmiş bir pozisyon. Kesinlikle bizim orta sahamızın agresif olmadığı veya kırılgan olduğundan değil, tamamen şanssızlık sonucu yakalanmış bir pozisyon.

Bir sonraki pozisyona geçelim. Orta sahada bir paslaşma söz konusu, arkaya atılan bir top, Abdul Kader Keita farkı ve Milan Baros’un dönüşü. Golü nasıl yorumluyorsunuz?
Burada futbol açısında çok güzel bir örnek verebiliriyoruz. Çünkü futbol artık durarak oynanmıyor. Biliyorsunuz özellikle topu ayağına alan oyuncu pas vereceği zamana karar vermiyor. Topsuz olan oyuncunun rolü burada çok büyük. Çünkü topsuz olan oyuncunun devamlı hareketli beklemesi gerekiyor. Çünkü topu alan oyuncu alıyor etrafına bakıyor, bir koşu yapılması gerekiyor ve burada da bunun çok güzel bir örneğini görüyoruz. Arda, topu Giovani Dos Santos’tan alıyor. Kafasını kaldırdığında Keita’nın öne doğru çok güzel bir koşusu var. Çok güzel bir pas veriyor, top bir kere sekiyor, içeri bakıyor, Milan Baros’ta defansın önünden hareketlenmekten ziyade, arkadan bir koşu yapıyor. Orta yapılacağı zaman defans tamamen topa odaklanıyor. O da arkadan bir koşu yapıp, çok güzel yükselip golünü atıyor. Ama az önce de söylediğim gibi, biliyorsunuz bazı pozisyonlarda pası veriyorsunuz ve arkadaşınız hareketli olmadığı zaman o pas alışverişi sağlanmıyor. Bu da futbolda çok önemli, bununda çok güzel bir örneğini görüyoruz. Pası aldığı zaman Arda, hemen hareketli bekliyoruz, koşular yapıyoruz, Keita’nın çok olumlu, çok güzel bir koşusu var.

Keita’yı soracaktım. Peşinan cevabını verdiniz. Bir de Milan Baros’u soralım. Dönüşü çok güzel oldu. Hat-trick yaparak dönmüş oldu. Tabii ilk kez 11'de forma şansı buldu. Milan Baros’u sormak istiyorum çünkü dönüşü çok büyük katkı sağladı.
Milan Baros bildiğimiz gibi uzun bir sakatlık dönemi geçirdi. Ve 5 aydan fazla kendisinden faydalanamadık. O yüzden şu an çok mutluyuz. Özellikle Diyarbakırspor maçında, bundan önceki karşılaşmalarda da kısa kısa görev aldı. Fakat Diyarbakır maçında gösterdiği performans, attığı goller, hem kendisi için iyi ama en önemlisi takımın için iyi. O yüzden Milan Baros’un bu uzun dönemden tekrar aramıza katıldığı için çok mutluyuz.

Gol sevincini de soralım. Çünkü oyuncular hep birlikte bir araya gelerek sinerjik bir ortam oluşturuyorlar. Bu şampiyonluğa olan inancın bir resmi mi?
Bence çok önemli bir olay bu. Çünkü takım olma yolunda çok önemli bir olay. Bu şekilde olmanız gerekiyor. Sahaya sadece bir 11 çıkartabiliyorsunuz. Ama önemli olan orada, yedek kulübesinde oturan futbolcuların da katkısı. Çünkü bizim devamlı söylediğimiz birşey var. Biz kazandığımız zaman takım olarak kazanıyoruz, kaybettiğimiz zaman da takım olarak kaybediyoruz. Burada da onun güzel bir örneği var. Oynayanın oynamayanın mutlaka bir aile olarak aynı hedefe odaklanmış bir şekilde birbirine destek vermesi gerekiyor. Bunun için çok mutluyum böyle bir görüntüye sahip olduğumuz için.

Galatasaray’ın bulduğu ikinci gole geçelim. İlk golün kopyası bir gol. Ve zannediyorum yine teknik heyetin hücum varyasyonları açısından çok tatmin olduğu bir pozisyon oldu.
Bence çok güzel bir goldü. Üç futbolcumuzun gerçekleştirdiği güzel bir kombinasyon var, geride oyunu kurarak çıkıyoruz. Hakan Balta topu alıyor, çok güzel dönüyor topla beraber. Ve Keita’nın yapmış olduğu koşuyu görüyor. Çok güzel bir pas bırakıyor Keita’nın önüne, Keita kontrol ediyor, içeri bakıyor. Milan Baros’un orada yapmış olduğu 15-20 metrelik çok olumlu bir koşu var. Ön direğe doğru yapılmış bir koşu. Oradan güzel bir orta, güzel bir gol. Sizinde söylediğiniz gibi bu üç futbolcumuzunda yapmış olduğu güzel bir varyasyon.

Galatasaray’ın hücumda çok rahat ettiği bir karşılaşma oldu diyebilir miyiz? Çünkü sarı-kırmızılı takım oyunu istediği gibi yönlendirebildi.
Eğer rakip sahada, rakibe karşı tehlike yaratmak, baskı kurmak istiyorsanız, mutlaka topun kontrolünün sizde kalması gerekiyor. Bizde bu maçta bunu çok iyi yaptık. Bu pozisyonda bunun güzel bir örneği. İkinci topu alıyoruz ve direk orta yapmıyoruz. Tekrar paslaşmaya devam ediyoruz. Çünkü rakibe hataya zorlamak istiyorsanız, rakibi bir sıkıntıya sokmak istiyorsanız bunu yapmanız gerekiyor. Sonucu gitmek istiyorsanız bunu yapmanız gerekiyor. Rakip sahada ne kadar fazla topa sahip olursanız o kadar gol şansınız artıyor. Pas yaptınız, ileriye gitme şansınız olmayabilir bazı durumlarda tekrar geriye dönebilirsiniz. Oyunun yönünü çabuk değiştirebilirsiniz. Bu şekilde oyunun yönünü çabuk değiştirerek rakip savunma bir yerde bir hata yapacaktır. O zaman yapılan koşularla da gol bulabilirsiniz. Burada da top geliyor, tekrardan topu döndürüyoruz, paslaşıyoruz ve en son posizyonda da top Lucas’ın önüne geliyor. O yüzden direk vurmaktan ziyade, pas yaparak bu şekilde tehlike yaratmışız. Olması gerekende bu. Mutlaka rakip sahada elimizden geldiği kadar topa maksimum seviyede sahip olmamız gerekiyor.

Elano ile ilgili başka bir soru sormak istiyorum. Bu maçta kendisini iki stoperin önünde biraz daha fazla gördük. Geriden oyun kurma açısından Elano’dan daha fazla yararlanıldı diyebiliriz herhalde?
Elano zaten çok iyi bir futbolcu. Defans hattının bulunduğu yer de çok önemli aslında. Çok fazla geriye çekildiğiniz zaman bu sefer iş biraz zorlaşıyor, orta sahadan top almaya gelen oyuncular oluyor ama belki aradaki fark belki 60-70 metre oluyor ve uzun topla çıkıyorsunuz.

O zaman Sivasspor deplasmanında defans hattının biraz daha geride olması 1-0’ın refleksi miydi? Yani bu hocanın talimatı mıydı?
Sivas maçında takım olarak yapılmış bir hata var bence çünkü defans bloğunu daha önce de söylediğim gibi önde kurmanız gerekiyor. 1-0’dan sonra artık korktuk mu diyelim bilmiyorum ama ne olursa olsun bu tür düşüncelere kapılmadan oyununuzu oynamanız gerekiyor. Çünkü zaten Sivasspor takımı geriden uzun topla çıkıp, ikinci toplar için mücadele eden bir takım. Siz de dört tane defans oyuncunuzu kaleye çok yakın bir şekilde oynatırsanız ve buna ilave olarak dört orta saha oyuncunuzu da bu defansa yaklaştırırsanız rakibin istediği şeyi yaparsınız. Ama Diyarbakırspor maçında böyle yapmadık. Bu maçta defans bloğumuzu ön tarafta kurduk ve başarılı olduk. O yüzden defans bloğunuzu ne kadar geride kurarsanız tehlike yaşarsınız. Orta saha biraz daha öne çıkarsa ve baskı yaparsa, defansta desteğini verirse takım olarak ileride olma şansınız olabiliyor. Diyarbakırspor maçında bunu güzel yapmışız.

Galatasaray’ın çok atak oynadığı bir karşılaşmaydı. Maçta Galatasaray’ın zaman zaman topla çok oynadığı pozisyonlarda oluştu. Neler söyleyeceksiniz bununla ilgili?
Bizim futbolcularımıza öğretmeye çalıştığımız mantalite bu zaten. Çünkü Galatasaray takımının böyle oynaması gerekiyor. Galatasaray kesinlikle uzun toplar oynayacak bir takım değil. Her zaman söylediğimiz birşey var. Her topu ayağınıza aldığınızda illa ileriye gitme zorunluluğunuz yok. Eğer doğru zamanı bulamıyorsanız, stoperinize bir pas verip, o da diğer tarafa oyunu açabilir. Oyunun yönünü ne kadar çabuk değiştirirseniz rakibi de o o kadar yorarsınız. Rakip de böylece daha fazla pozisyon hatası yapabiliyor. Bütün oyuncu sağ taraftan sol tarafa ya da sol taraftan sağ tarafa kayabiliyor. Bunun olmasıyla birlikte daha da az koşmuş oluyorsunuz. Tabi bunu yaparken blokların birbirine yakın olması lazım. Daha az yorulmanız için orta sahanın ve forvetin birbirine yakın olması gerekiyor. Topu kaybettiğiniz anda ise baskı uygulamanız gerekiyor. Öğütlediğimiz başka bir unsur da bu. Topu kaybettiğiniz zaman rakip sahada 3-4 saniyede takım olarak hemen baskı yapmanız gerekiyor. Bunu yaparken de blokların birbirine yakın olması lazım. Diyarbakırspor maçında da bunu çok güzel yapmışız. Hem basit oynamışız, hem topun kontrolü bizde kalmış, onun haricinde de rakip kalede hemen baskı uygulamışız. Umarım bu maçta yaptığımız olumlu işleri ilerleyen maçlarda da tekrarlarız.

Lucas Neill’in attığı golü ve bunun öncesiyle ilgili neler söylemek istersiniz?
Bu golden dolayı tabii ki çok mutluyum. Lucas’ın atmış olduğu gol beni mutlu etti. Bence bu golde takım olarak çok iyi bir pozisyon almışız. Korner kullanıldığında herkesin pozisyonu iyi. Top yeniden tehlike pozisyonundan uzaklaşıyor gibi oluyor ama Dos Santos içeriye doğru çeviriyor ve Lucas göğsüyle güzel kontrol edip golünü atıyor. Standardın üzerinde bir gol oldu ve beni mutlu etti. Az öncede de bahsetmiştim. Topu kaybeder kaybetmez pres yapmamız gerektiğini söylemiştim. Bu pozisyonda da çok güzel bir pres var. Belki baskı yapmasaydık, rakip oyuncu topu çok rahat uzaklaştırabilecekti. Ama Keita topu kaybeder kaybetmez bir baskı kuruyor ve rakip defansın topu tehlike bölgesinden çıkartmasını engelliyor ve bu şekilde de gol geliyor.

Peki tersten düşünecek olursak. Böyle bir golü Galatasaray yemiş olsaydı, en çok neye veya kime kızardınız?
Futbol tabii ki hatalar oyunudur. Rakip takımın oyuncusu sizi hataya zorlayabiliyor. Bu da çok normal. Bu gol pozisyonunda mesela ön direkte duran Diyarbakırsporlu oyuncu biraz daha hızlı olabilse, topu uzaklaştırabilirdi. Bu pozisyonda da yapılan baskı yani Keita’nın baskısı çok önemliydi. Ama dediğim gibi ön direkteki oyuncu biraz daha hızlı olabilseydi belki de bu gol olmayabilirdi.

Milan Baros’un topu sürüp attığı bir gol var. Bu golle de Baros maçta hat-trick yapmış oldu.
Yapılan koşular çok önemlidir. Pası verecek oyuncu nereye pas vereceğini değil, topsuz koşu yapan oyuncunun pasın nereye gideceğine karar verir. Bunu daha önce de konuşmuştuk. Bu golde de bunun çok güzel bir örneği var. Baros’a gelen uzun bir pas var ama bunun öncesinde de Milan Baros’un yaptığı güzel bir koşu var. Rakibin sağ bekinin etrafında da çok güzel dönüyor. Eğer ben Diyarbakırspor’un defansı olsaydım o pozisyonda faul yapardım büyük ihtimalle çünkü çok rahat döndürmüşler. Diyarbakırspor’un stoperleri biraz daha önde durabilirdi. Atılan çok güzel bir pas ve gol var. Ama tabii burada hareketlenme çok önemli.

Farkın açılmış olmasına rağmen bu golden sonra teknik heyetin çok büyük bir sevinci var. Milan Baros’un bu koşusu mu tenik heyeti bu kadar sevindirdi?
Tabii ki çok sevindik çünkü Milan Baros’un attığı bir gol daha oldu bu maçta ve skor 4-0 oldu.
Burada konuşulması gereken az önce de söylediğim gibi takımımızın önde baskı yapması, örneğin burada Diyarbakırspor’un yarı sahasındayız. 6 oyuncumuz önde basıyor rakibini hataya zorluyor, kazanılan bir topun akabinde de yakalanılan bir pozisyon var burada yapılan olumlu bir pres var.

Bir sonraki pozisyonla devam edelim. Paslaşmalar görüyoruz, bu paslaşmalar sonunda da Emre Çolak’ın attığı bir şut var. Emre Çolak ile ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?
Emre Çolak’ın performansından çok memnunuz, o zaten çok iyi bir futbolcu olduğunu bence kanıtladı. Her geçen günde yeni bir şeyler öğreniyor, kendine yeni şeyler katıyor. Bu maçta gösterdiği performanstan memnunuz, çektiği olumlu şutlar var yanılmıyorsam 3 tane şut denedi, denemeniz gerekiyor. Forvet arkası olarak oynadı çünkü oyun zekası, oyunu okuması iyi olan bir futbolcu. Belki o 3 pozisyondan bir tanesinde pas verebilirdi ama mutlaka bu tip şutlarla kaleyi zorlamanız gerekiyor. Bunların dışında antrenmanlarda ki performansını gözlemliyoruz, A2 Takımı’nda gösterdiği performansları gözlemliyoruz. Dediğim gibi her geçen gün bence kendine yeni şeyler katıyor.

Oğlunuz Barcelona alt yapısında oynadığı için son zamanlarda hakkında haberler çıktı "Real Madrid’e gidecek" diye. Doğru mu bu haberler?
Ne Barcelona ne Real Madrid’e kesinlikle dönmeyecek. Şuanda biz Türkiye’deyiz. Kendisi de şuanda Galatasaray’da oynamaya devam edecek.

Diyarbakırspor orta alandan uzun bir topla çıkıyor sağ taraftan bir atak geliştiriyor ve bu atak golle sonuçlanıyor. Değerlendirmeyi size bırakıyoruz.
Defansif olarak bir hata var çünkü atağın ilk başına bakarsak Diyarbakırspor atağa başlarken sol bekte oynayan oyuncumuz Caner, biraz ön tarafta kalmış, yani defans çizgisinin biraz önünde kalmış o yüzden Diyarbakırspor sağ taraftan büyük bir boşluk yakalıyor, ardından verilen bir pas var sonra stoperimiz Hakan Balta bir baskı uyguluyor tabii Hakan Balta sağ taraftan gelen oyuncuya doğru çıkınca arkasında boşluk bırakıyor, sonrada bir orta ve gol geliyor. Ancak golün başlangıçında defansif olarak bu organizasyonda sıkıntı yaşamışız belki Caner biraz daha geride olsa ve sağ taraftan gelen oyuncuyu kapatsa gol olmayabilirdi.

Bu pozisyonda Emre Çolak’ın çok güzel dönüşü ve az önce de bahsettiğiniz gibi cesaretle attığı bir şutu var eklemek istediğiniz birşey var mı?
Şut çekmek yerine kararını pas verme yönünde kullanabilirdi çünkü Jo’nun yapmış olduğu çok olumlu bir çapraz koşu var orada. Şut çeker gibi yapıp pas verebilirdi. Doğru zamanı kollamak lazım bazen şut çekmek yerine arkadaşınıza pas verip daha tehlikeli bir pozisyon oluşturabilirsiniz.

Son olarak Messi’yi soralım. Bütün dünya onu konuşuyor. "Dünyanın en iyi oyuncusu" deniliyor, Maradona ile kıyaslanıyor. Messi’nin eski hocası olarak bütün bu tartışmalara sayın Neskeens ne söylemek ister?
Messi’nin performansı kesinlikle inanılmaz. Daha 22 yaşında, ama her geçen gün performansını arttırıyor. Geçen sene de çok iyiydi. Bu sene gol sayısında da artış var ve kesinlikle bireysel değil takım oyununu çok iyi oynayan bir futbolcu. Hem takımla defans hem de takımla atak yapabilen bir oyuncu ve onunla beraber 3 sene çalıştığım için çok mutluyum. Bu kadar genç yaşta bu kadar başarılı olması attığı goller, yaptıkları bence "dünyanın en iyi futbolcusu" olduğunu gösteriyor.

Galatasaray’ın gündemi ile ilgili eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Sözlerime şöyle başlamak istiyorum; Şu anda Galatasaray’da olmaktan çok mutluyum ve Galatasaray Kulübü’ne de bana böyle bir imkanı sağladıkları için çok teşekkür ediyorum. Bunun haricinde önümüzde artık son maçlar kaldı. Bu son maçlarda elimizden gelenin en iyisini yapacağımızdan kimsenin bir şüphesi olmasın. En iyisini de yapmamız gerekiyor zaten. İlk olarak Manisa maçından başlamamız gerekiyor. Manisaspor maçında korkmadan futbol oynayan tarafın biz olmamız gerekiyor. Oradan alınacak bir galibiyet ve sonuna kadar verilecek mücadele var önümüzde.