MERT AYDIN - Efsane olmak başka bir şey. Herkes büyük sporcu olabilir ama efsane sporcu kolay olunmaz. Aklıma bir ton isim geliyor büyük tenisçi olarak. Ivan Lendl, Wimbledon kazanamazdı. Pete Sampras, o muhteşem Pistol Pete, iş Fransa Açık’a geldiğinde püf diye sönerdi. Grand Slamler’in tümünde kazanmak için başka türlü bir şey olmak gerekir. Roger Federer’de de o şey neyse vardı. Evet, 2009’a kadar Roland Garros’tan hep boynu bükük yarılmıştı. Ama son 2 yıldır finale kadar gelerek toprak konusunda Ziraat Fakültesi mezunları kadar uzman olduğunu kanıtlamıştı. Hele bir de Madrid’de Rafa Nadal’ı yenince bu yıl için sinyalleri vermişti.

İlişkili Haberler


Fransa Açık 2009 finalinde İsviçreli Roger Federer vardı. Karşısındaysa Nadal yoktu. Çünkü Nadal’ı dünya sıralamasında 23 numarada bulunan bir İsveçli elemişti. Ve o İsveçli yani Robin Söderling, Federer’in karşısındaydı. Böylesine ilginç bir eşleşme iki yoruma yol açmıştı: Ya Federer güle oynaya ilk Fransa Açık kupasına (Silahşorlar) sahip olacak ya da Söderling geçmişteki birçok örneği gibi sürpriz yapacaktı. Doğrusu bir turnuvayı hem Nadal hem de Federer’i yenerek kazanmak büyük işti.

Durumunun Fenerbahçe’nin Türkiye Kupası’nı kazanma hikayesine dönmesini istemiyordu Federer. Bu daha ilk sette belli oldu. Neredeyse Söderling, kolunu kıpırdatamadan 6-1’le set bitti. 23 dakika bir erkekler final maçının açılış seti için kısa bir zamandı.

İkinci sette en azından Söderling kendi servisine tutunabildi. Ama öyle Federer’in servisini kırmak gibi bir şansı olmadı. Tie-break 7-1 Federer lehineydi. 3.sette ise maç boyunca ilk kez servis kırma şansı elde etti Söderling. İki şansı da kullanamadı ve 6-4’le maçı Federer’e verdi.

Roger Federer inanılmaz bir başarının sahibi artık. 4 Grand Slam turnuvasını da kazanabilmiş 6. adam oldu. Ama en değersizi değil kesinlikle. Maç sırasında korta atlayan abinin ne istediğini bilemiyorum ama o bile Fedex’in topu doğru yere teslim etmesini engelleyemedi.