İhsan Bayülken'le Basketbol Analiz
25.09.2009 09:54
Turnuva takımı İspanya, iskelet kadrosunu koruyarak geldiği Polonya'da grup maçlarına iyi başlamasa da şampiyonluğu yakaladı.
Polonya’daki Avrupa Şampiyonası, beklenildiği gibi grup maçlarına iyi başlamasa da sonunda rahat bir şekilde İspanya’nın şampiyonluğu ile sonuçlandı. Aslında turnuva öncesi birçok yıldız oyuncunun takımlarında yerini almaması şampiyonluk adaylarının sayısını artırmıştı. Yine de İspanya’nın turnuva takımı olmasının yanında iskelet kadrosunu koruyarak gelmesi sonucu değiştirmedi. Beklenen ise finalde İspanya’nın rakibinin kim olacağı idi.
Turnuvanın ilk ayağı birinci gruplarda İspanya, Sırbistan, Slovenya ve Büyük Britanya’nın oluşturduğu grup en zorlu gruptu. Zaten buradaki üç takım da ilk dört içinde yer aldı.
Takımların özellikle sahip oldukları iyi oyun kurucular ve beş numaralar takımların sıralaması açısından belirleyici oldu. İspanya Rubio ve en az onun kadar asist yapan Fernandez, Navarro; Sırbistan Teodosiç; Slovenya Lakovic; Yunanistan Spanoulis; Fransa Parker ile bu avantajı kullandı.
Ayrıca ilk dört içindeki takımlar İspanya Pau Gasol; Sırbistan Krstiç ve Perovic; Yunanistan Sofoklis; Slovenya Erazem Lorbek’ten 5 numara pozisyonundan beklenen verim aldılar. 1-5 numara temel katkısını aynı anda almalarından dolayı başarıyı elde ettiler. Bu ilk dört takımın sıralamasını ise bu pozisyonları tamamlayan oyuncuların kalitesi ve kenardan gelen oyuncuların katkısı ile belirlendi.
Bu turnuvanın diğer önemli etkeni ilk altı sırada yer alan takımların 2010 yılında ülkemizde yapılacak Dünya Şampiyonası'na direkt katılma hakkı elde edecek olması idi. Klasman maçları sonunda Fransa ve Hırvatistan, bu hakkı elde etti. İşin ilginç tarafı Fransa oynadığı 9 maçtan sadece çeyrek finalde İspanya’ya kaybetti. Geri kalan 8 maçını kazanarak 5.sırada yer aldı. Kulislerde konuşulan ise FIBA’nın sahip olduğu 4 takımlık kontenjan hakkından iki tanesini Litvanya ve Rusya için kullanacağı şeklinde.
TURNUVADA YER ALAN TAKIMLARIN PERFORMANSLARI:
İSPANYA: Gasol ve arkadaşları doğru rotasyonun sonunda top paylaşımı, rollerin belli olması sonucunda rahat bir şampiyonluk yakaladı. Çeyrek finalden sonraki bütün maçları 20 sayının üstünde farkla kazandılar. Geçen Avrupa Şampiyonası'nda Madrid’de son saniye basketi ile Rusya’ya kaybettikleri şampiyonluğu bu sefer yakalamayı başardılar. Rubio’nun karşı takımın oyun kurucusuna yaptığı amansız baskı ve oyuna ritm kazandırması, Navarro ve Fernandez’in hem skor hem de sayı pası katkısı onları fazlası ile farklı kılıyordu.
SIRBİSTAN: Aynı jenerasyon oyuncularının takım içindeki görevleri de belli olunca istediklerini elde ettiler. Koç Ivkoviç de takımına çok hakim olunca finale kadar geldiler. İleriki yıllarda çok önemli başarılara imza atacaklardır. Bu arada yıldız konumuna gelmeye başlayan Teodosic’i unutmayalım (Orada konuşulan kendisine dikkat etmediği ve yeteneklerini istikrarlı biçimde kullanamadığı).
YUNANİSTAN: Çok önemli yıldızları gelmeyince iş tamamen Spanoulis’in yapacaklarına kaldı. Ondan başka topu yönlendiren bir oyuncunun olmaması turnuva sonuna doğru fiziksel düşüşe neden oldu. İşte o anda pota altında Schortsanitis müthiş bir çıkış yaparak takımını Avrupa üçüncüsü yaptı. Hakemlerin de bazen desteğini bulmaları bu sonucu almalarına yardımcı oldu.
SLOVENYA: Turnuvanın en iyi basketbolunu oynayan iki takımından biri oldu (İspanya ile birlikte) Smodis ve Dragic kadroda olmasına rağmen takımın önemli maçlarında yer almaması bütün dengelerini alt üst etti. Yine de yorulmak bilmeyen Lakoviç önderliğinde müthiş maçlar oynadılar ve final oynayabilecekken ilk dört içinde kalarak turnuvayı kapattılar. Ayrıca Erazem Lorbek’in bu kadar kısa zamanda basketbolunu nasıl yukarılara taşıdığı; bizim potansiyelli uzunlarımıza örnek olmalıdır.
FRANSA: Ön eleme maçları oynayarak geldikleri turnuvada beşinciliği ve Dünya Şampiyonası'na katılma hakkı elde ettiler. Açık sahayı oynadıklarında atletik yeteneklerini kullanma şansı buldular. Parker onların her şeyini organize ederken; Batum ve bizim maçta da attığı üçlüklerle dengeyi bozan Diot onlar adına olumlu işler yaptılar.
HIRVATİSTAN: Kadro olarak her pozisyonda iyi ve kaliteli oyuncuları ve iyi bir koçları var. Ama kırılma anlarında yeterince sert olmamaları ve daha da önemlisi takım olma olgusunun oluşmaması bu turnuvada da etkisini gösterdi. Her zaman olduğu gibi yine ilk dört etrafında potansiyelli bir takım olarak kaldılar.
RUSYA:İkinci tur maçlarına hiç galibiyet taşıyamadan geldiler. İkinci turda 3/3 yaparak grubu ikinci bitirdiler. Oyun kurucu eksikliğini en fazla hisseden takımların başında yer aldılar. Uzun oyuncuları Mozgov iyi bir çıkış yakaladı ve takımının ilk sekizde yer almasını sağladı. Genç bir takım olan Rusya kontenjan hakkından Dünya Şampiyonası'na katılır ve Kirilenko ile J.R.Holden takıma dahil olursa tehlikeli bir takım haline gelir.
POLONYA: İkinci tura kalmak için az oyuncu ile oynamaları ikinci tur maçlarındaki güçlü rakipler karşısında özellikle ikinci ve son periyotlarda problem yaşamalarına neden oldu. Turnuvayı sadece ilk turu geçmek üzerine kurgulamaları onları belki de ev sahibi avantajını kullanmalarını engelledi. Rotasyonlarını 8-9 oyuncuya çıkarıp, oyun kurucu kalitesini de yakalarlarsa adlarından söz ettirebilirler.
LİTVANYA: Turnuvada ait oldukları seviyenin altında kalarak ciddi problemler yaşadılar. Oyun kurucu bölgesinde yaşadıkları çok ciddi sıkıntılar bütün maç sonuçlarına yansıdı. Maç başına 16-20 arası top kaybı yaptılar, alışık olduğumuz hücum opsiyonlarının hiçbirini hayata geçiremediler. Bu düzensizlikte büyük umutlar beslenen Lavrinovic kardeşler, Kleiza verimsiz olarak turnuvayı kapadılar. 2011 yılı Avrupa Şampiyonası'nın Litvanya’da olduğunu düşünürsek bu basketbol ekolünün tekrar geriye dönmesi için yeni yapılanmaya gitmesi gerekiyor.
BULGARİSTAN: İsrail’in en önemli koçu Pini Gershon’un çalıştırdığı Bulgaristan seçtiği basketbol tarzı olan hücumu çabuk oynayarak çok top kullanma tarzı bekleneni veremedi. Çünkü bu tür oyunu oynayacak oyunculara ve alışkanlıklara sahip değillerdi. Bütün maçlarını iz bırakmadan farklı kaybederek evlerine döndüler.
ALMANYA: Turnuvada Nowiztki gelmediği için farklı bir oyun anlayışı ile yer aldılar. Uzak ara en çok faul yapan takım olarak maçlarını bitirdiler. Yine de oynadıkları disiplinli basketbol anlayışı ile takdir topladılar. Ne yapacaklarını bilerek kapasiteleri doğrultusunda oynadılar. İlerisi için ümit verdiler. Nowitzki bir dahaki organizasyonda yer alırsa önemli başarılara imza atacaklardır.
LETONYA: Kambala’nın geri dönüşü onların ikinci tura çıkmasına yeterli olmadı. Çok dar rotasyonla oynamaları, NBA patentli uzun oyuncu Biedrins’in sadece ribaund katkısı vermesi ve 1-2 numaralı pozisyonlarda alternatifleri olmaması onların başarısını yukarılara götürmedi.
MAKEDONYA: İkinci tura çıkarak kendileri adına başarılı oldular. Hatta ikinci tur son maçında Rusya’ya 71-69 kaybetmeseler çeyrek finale kalacaklardı. Devşirme oyuncuları Massey, Antiç ve emektar Stefanov ellerinden geleni yapsa da kısıtlı kadroları onları bir noktada durdurdu. Uzun vadede bir şeyler yapmaları için oyun kurucu bulmaları gerekecek.
İSRAİL: Makedonya’nın gerisinde kalmaları sürpriz oldu. Uzun oyuncu problemi çekmelerinin yanında Halperin de istikrarı yakalayamadı. Onlar da oyun kurucu sıkıntısını çektiler. Tek tesellileri Eliyahu’nun iyi oyunu oldu. Bu takımla Avrupa şampiyonalarında ilk sekiz içinde yer almaları zor gibi gözüküyor.
BÜYÜK BRİTANYA: Grup maçlarında az kaldı İspanya’yı yenerek turnuvada ses getireceklerdi. Kritik anlarda çok basit hatalar yapmaları tamamen tecrübe eksikliğinden kaynaklandı. 2012 Londra Olimpiyatları'nda NBA’den kadroya katacakları oyuncular ile daha iddialı bir takımla yer alacaklardır.
Bizim için müthiş başlayan şampiyona ise kritik mağlubiyetler gelince istemediğimiz bir yerde bitti. Oyun kurucuları yıldız olan takımların derece yaptığı bu turnuvada Kerem Tunçeri ve Ender’in çok iyi performansları bile bizi ilk dört içine atamadı.
Bu sonuçlar neticesinde bir turnuva değerlendirmesi yapmak gerekirse;
En değerli oyuncu : Pau Gasol (İspanya) 18.7 sayı- 8.3 ribaund- 2.2 blok
EN İYİ BEŞ :
PAU GASOL (İSPANYA)
ERAZEM LORBEK (SLOVENYA) 16.4 sayı- 7.4 ribaund
SPANOULİS (YUNANİSTAN) 14.1 sayı- 4.1 asist
LAKOVİC (SLOVENYA) 37 dakika ortalama!!!- 14 sayı- 4 asist
TEODOSİC (SIRBİSTAN) 14.1 sayı- 5.2 asist- %44.2 üçlük atış isabeti
EN İYİ COACH : DUSAN İVKOVİC (SIRBİSTAN)
EN İYİ ALTINCI OYUNCU: SCHORTSANİTİS (YUNANİSTAN) 19 dakika ort.- 11.9 sayı
Turnuvanın ilk ayağı birinci gruplarda İspanya, Sırbistan, Slovenya ve Büyük Britanya’nın oluşturduğu grup en zorlu gruptu. Zaten buradaki üç takım da ilk dört içinde yer aldı.
Takımların özellikle sahip oldukları iyi oyun kurucular ve beş numaralar takımların sıralaması açısından belirleyici oldu. İspanya Rubio ve en az onun kadar asist yapan Fernandez, Navarro; Sırbistan Teodosiç; Slovenya Lakovic; Yunanistan Spanoulis; Fransa Parker ile bu avantajı kullandı.
Ayrıca ilk dört içindeki takımlar İspanya Pau Gasol; Sırbistan Krstiç ve Perovic; Yunanistan Sofoklis; Slovenya Erazem Lorbek’ten 5 numara pozisyonundan beklenen verim aldılar. 1-5 numara temel katkısını aynı anda almalarından dolayı başarıyı elde ettiler. Bu ilk dört takımın sıralamasını ise bu pozisyonları tamamlayan oyuncuların kalitesi ve kenardan gelen oyuncuların katkısı ile belirlendi.
Bu turnuvanın diğer önemli etkeni ilk altı sırada yer alan takımların 2010 yılında ülkemizde yapılacak Dünya Şampiyonası'na direkt katılma hakkı elde edecek olması idi. Klasman maçları sonunda Fransa ve Hırvatistan, bu hakkı elde etti. İşin ilginç tarafı Fransa oynadığı 9 maçtan sadece çeyrek finalde İspanya’ya kaybetti. Geri kalan 8 maçını kazanarak 5.sırada yer aldı. Kulislerde konuşulan ise FIBA’nın sahip olduğu 4 takımlık kontenjan hakkından iki tanesini Litvanya ve Rusya için kullanacağı şeklinde.
TURNUVADA YER ALAN TAKIMLARIN PERFORMANSLARI:
İSPANYA: Gasol ve arkadaşları doğru rotasyonun sonunda top paylaşımı, rollerin belli olması sonucunda rahat bir şampiyonluk yakaladı. Çeyrek finalden sonraki bütün maçları 20 sayının üstünde farkla kazandılar. Geçen Avrupa Şampiyonası'nda Madrid’de son saniye basketi ile Rusya’ya kaybettikleri şampiyonluğu bu sefer yakalamayı başardılar. Rubio’nun karşı takımın oyun kurucusuna yaptığı amansız baskı ve oyuna ritm kazandırması, Navarro ve Fernandez’in hem skor hem de sayı pası katkısı onları fazlası ile farklı kılıyordu.
SIRBİSTAN: Aynı jenerasyon oyuncularının takım içindeki görevleri de belli olunca istediklerini elde ettiler. Koç Ivkoviç de takımına çok hakim olunca finale kadar geldiler. İleriki yıllarda çok önemli başarılara imza atacaklardır. Bu arada yıldız konumuna gelmeye başlayan Teodosic’i unutmayalım (Orada konuşulan kendisine dikkat etmediği ve yeteneklerini istikrarlı biçimde kullanamadığı).
YUNANİSTAN: Çok önemli yıldızları gelmeyince iş tamamen Spanoulis’in yapacaklarına kaldı. Ondan başka topu yönlendiren bir oyuncunun olmaması turnuva sonuna doğru fiziksel düşüşe neden oldu. İşte o anda pota altında Schortsanitis müthiş bir çıkış yaparak takımını Avrupa üçüncüsü yaptı. Hakemlerin de bazen desteğini bulmaları bu sonucu almalarına yardımcı oldu.
SLOVENYA: Turnuvanın en iyi basketbolunu oynayan iki takımından biri oldu (İspanya ile birlikte) Smodis ve Dragic kadroda olmasına rağmen takımın önemli maçlarında yer almaması bütün dengelerini alt üst etti. Yine de yorulmak bilmeyen Lakoviç önderliğinde müthiş maçlar oynadılar ve final oynayabilecekken ilk dört içinde kalarak turnuvayı kapattılar. Ayrıca Erazem Lorbek’in bu kadar kısa zamanda basketbolunu nasıl yukarılara taşıdığı; bizim potansiyelli uzunlarımıza örnek olmalıdır.
FRANSA: Ön eleme maçları oynayarak geldikleri turnuvada beşinciliği ve Dünya Şampiyonası'na katılma hakkı elde ettiler. Açık sahayı oynadıklarında atletik yeteneklerini kullanma şansı buldular. Parker onların her şeyini organize ederken; Batum ve bizim maçta da attığı üçlüklerle dengeyi bozan Diot onlar adına olumlu işler yaptılar.
HIRVATİSTAN: Kadro olarak her pozisyonda iyi ve kaliteli oyuncuları ve iyi bir koçları var. Ama kırılma anlarında yeterince sert olmamaları ve daha da önemlisi takım olma olgusunun oluşmaması bu turnuvada da etkisini gösterdi. Her zaman olduğu gibi yine ilk dört etrafında potansiyelli bir takım olarak kaldılar.
RUSYA:İkinci tur maçlarına hiç galibiyet taşıyamadan geldiler. İkinci turda 3/3 yaparak grubu ikinci bitirdiler. Oyun kurucu eksikliğini en fazla hisseden takımların başında yer aldılar. Uzun oyuncuları Mozgov iyi bir çıkış yakaladı ve takımının ilk sekizde yer almasını sağladı. Genç bir takım olan Rusya kontenjan hakkından Dünya Şampiyonası'na katılır ve Kirilenko ile J.R.Holden takıma dahil olursa tehlikeli bir takım haline gelir.
POLONYA: İkinci tura kalmak için az oyuncu ile oynamaları ikinci tur maçlarındaki güçlü rakipler karşısında özellikle ikinci ve son periyotlarda problem yaşamalarına neden oldu. Turnuvayı sadece ilk turu geçmek üzerine kurgulamaları onları belki de ev sahibi avantajını kullanmalarını engelledi. Rotasyonlarını 8-9 oyuncuya çıkarıp, oyun kurucu kalitesini de yakalarlarsa adlarından söz ettirebilirler.
LİTVANYA: Turnuvada ait oldukları seviyenin altında kalarak ciddi problemler yaşadılar. Oyun kurucu bölgesinde yaşadıkları çok ciddi sıkıntılar bütün maç sonuçlarına yansıdı. Maç başına 16-20 arası top kaybı yaptılar, alışık olduğumuz hücum opsiyonlarının hiçbirini hayata geçiremediler. Bu düzensizlikte büyük umutlar beslenen Lavrinovic kardeşler, Kleiza verimsiz olarak turnuvayı kapadılar. 2011 yılı Avrupa Şampiyonası'nın Litvanya’da olduğunu düşünürsek bu basketbol ekolünün tekrar geriye dönmesi için yeni yapılanmaya gitmesi gerekiyor.
BULGARİSTAN: İsrail’in en önemli koçu Pini Gershon’un çalıştırdığı Bulgaristan seçtiği basketbol tarzı olan hücumu çabuk oynayarak çok top kullanma tarzı bekleneni veremedi. Çünkü bu tür oyunu oynayacak oyunculara ve alışkanlıklara sahip değillerdi. Bütün maçlarını iz bırakmadan farklı kaybederek evlerine döndüler.
ALMANYA: Turnuvada Nowiztki gelmediği için farklı bir oyun anlayışı ile yer aldılar. Uzak ara en çok faul yapan takım olarak maçlarını bitirdiler. Yine de oynadıkları disiplinli basketbol anlayışı ile takdir topladılar. Ne yapacaklarını bilerek kapasiteleri doğrultusunda oynadılar. İlerisi için ümit verdiler. Nowitzki bir dahaki organizasyonda yer alırsa önemli başarılara imza atacaklardır.
LETONYA: Kambala’nın geri dönüşü onların ikinci tura çıkmasına yeterli olmadı. Çok dar rotasyonla oynamaları, NBA patentli uzun oyuncu Biedrins’in sadece ribaund katkısı vermesi ve 1-2 numaralı pozisyonlarda alternatifleri olmaması onların başarısını yukarılara götürmedi.
MAKEDONYA: İkinci tura çıkarak kendileri adına başarılı oldular. Hatta ikinci tur son maçında Rusya’ya 71-69 kaybetmeseler çeyrek finale kalacaklardı. Devşirme oyuncuları Massey, Antiç ve emektar Stefanov ellerinden geleni yapsa da kısıtlı kadroları onları bir noktada durdurdu. Uzun vadede bir şeyler yapmaları için oyun kurucu bulmaları gerekecek.
İSRAİL: Makedonya’nın gerisinde kalmaları sürpriz oldu. Uzun oyuncu problemi çekmelerinin yanında Halperin de istikrarı yakalayamadı. Onlar da oyun kurucu sıkıntısını çektiler. Tek tesellileri Eliyahu’nun iyi oyunu oldu. Bu takımla Avrupa şampiyonalarında ilk sekiz içinde yer almaları zor gibi gözüküyor.
BÜYÜK BRİTANYA: Grup maçlarında az kaldı İspanya’yı yenerek turnuvada ses getireceklerdi. Kritik anlarda çok basit hatalar yapmaları tamamen tecrübe eksikliğinden kaynaklandı. 2012 Londra Olimpiyatları'nda NBA’den kadroya katacakları oyuncular ile daha iddialı bir takımla yer alacaklardır.
Bizim için müthiş başlayan şampiyona ise kritik mağlubiyetler gelince istemediğimiz bir yerde bitti. Oyun kurucuları yıldız olan takımların derece yaptığı bu turnuvada Kerem Tunçeri ve Ender’in çok iyi performansları bile bizi ilk dört içine atamadı.
Bu sonuçlar neticesinde bir turnuva değerlendirmesi yapmak gerekirse;
En değerli oyuncu : Pau Gasol (İspanya) 18.7 sayı- 8.3 ribaund- 2.2 blok
EN İYİ BEŞ :
PAU GASOL (İSPANYA)
ERAZEM LORBEK (SLOVENYA) 16.4 sayı- 7.4 ribaund
SPANOULİS (YUNANİSTAN) 14.1 sayı- 4.1 asist
LAKOVİC (SLOVENYA) 37 dakika ortalama!!!- 14 sayı- 4 asist
TEODOSİC (SIRBİSTAN) 14.1 sayı- 5.2 asist- %44.2 üçlük atış isabeti
EN İYİ COACH : DUSAN İVKOVİC (SIRBİSTAN)
EN İYİ ALTINCI OYUNCU: SCHORTSANİTİS (YUNANİSTAN) 19 dakika ort.- 11.9 sayı


.png?width=358&height=202&format=webp)