Final serisinin 2. maçından akılda kalan ayrıntılar:

GENEL GÖRÜNÜM:

Her takımın kendine ait bir felsefesi ve oyun düzeni vardır. Sisteminiz oyun kurucunuz üzerine kurulu ise oyuna müdahale edebilirsiniz. Şimdi biraz oyunu kontrol edelim veya şutun girmiyor biraz içeriden oynayalım diye yönlendirebilirsiniz. Efes Pilsen’de düzen skor açısından forvetlerin üretkenliği ile orantılı. Başta Charles Smith’in performansı Efes Pilsen adına belirleyici faktörlerin başında geliyor. Smith’e atma diyemezsiniz çünkü oynama nedeni pozisyon geldiğinde topu kullanması. Ama sistem içindeki bu iki kilit oyuncu Smith ve Thornton beklentileri karşılayamadığında sistemde arayışlar başlar ve düzenlere en çok ihtiyacınız olduğu anda devre dışı kalır.

Bazı takımların birbirleri ile oynadıkları maçlarda rekabet üst düzeye çıkar. Böyle olduğunda psikolojik faktörler de en az taktik ve hazırlıklar kadar önemli konuma gelir. İşte burada çok ince bir nokta takımların mental durumlarını etkiler. Bu noktada antrenörlerin maçı nasıl kazanmayı tercih edecekleridir. Yani sonuca giderken oyuncuların kazanma arzularını ve inisiyatiflerini ön planda tutmak mı yoksa coaching yapmak mı? Gelinen noktada Fenerbahçe bunun dengesini şu ana kadar çok iyi kullandı.

İki takım da maç sonlarını 4 kısa 1 uzun şeklinde oynayarak tamamlıyorlar. Seri öncesinde Efes Pilsen, bu şekilde daha çok oynaması beklenen takım idi. Serinin iki maçı gösterdi ki Fenerbahçe bu 4 kısalı sistemi daha iyi oynuyor. Yani Fenerbahçe, Efes Pilsen’i kendi silahı ile vurmuş oluyor.

Maçın sonunda Fenerbahçe sahada Solomon, Green ve Mrsiç’ten oluşan üç oyun kurucusu ile yer aldı. Efes Pilsen ise tek oyun kurucusunu kullanarak. Aslında Efes Pilsen’in Kerem ve Ender dışında bir oyun kurucusunun kadroda olmaması sert geçmesi beklenen seride dezavantaj oluşturuyor. Engin Atsür kadroda yokken belki de çözüm tekrar Vujaniç tercihine dönülmesi olacaktır.

2.MAÇTAN AKILDA KALANLAR:

- Mrsiç'in gösterdiği basketbolcu duruşunu maçın en değerli sayısını atarak tamamlaması.

- Mirsad oyuna maçın sonunda girerken kalan süre 1 dakika 51 saniye idi. Bu kadar egoları yüksek bir oyuncu ama oyuna girdikten sonra yaptığı 3 ribaund ve Mrsiç’in kullandığı maç sayısının asisti. Kazanmak için ne yapması gerektiğini çok iyi bilen bir oyuncunun yaklaşımına güzel bir örnek oldu Mirsad.

- Efes Pilsen maçı çok iyi oynadı. Oyunun 37 dakikası maçın kontrolü tamamen ellerindeydi. Atladıkları konu maçın sonunu nasıl oynamalarını öğrenme süreleri. İki maçı kaybederek bunun bedelini ödediler. Efes Pilsen gibi bir takım topu kenardan oyuna sokamadı. Bunun moladan sonra çizilen taktik ile alakası olamaz. Oyuncu son saniye oyunu çizildiğinde oyun olmazsa topu potaya atmıyor mu? Burada da kazanmayı bilen oyuncu o topu almalıydı. Efes Pilsen’de bu maç için o topu alacak tek oyuncu vardı. O da beş faul ile kenarda yerini almıştı.

- Fenerbahçe 19 top kaybı yaptığı bir maçı yine kazanmayı başardı. Bundan önceki maçta 24 top kaybı yapmışlardı. Bu maçta onların klasik özelliği olan üç sayı başarısı bu açıklarını kapatarak maçın neticesini belirledi ( 11/25 % 44 üçlük isabeti).

- İki takım da pota altını bu maçta çok iyi savundu. Tarafların uzun oyuncuları içeride 1x1 oynamak istediğinde pota altındaki takım savunmalarındaki yerleşimleri, alan daraltmaları mükemmele yakın. İkili oyunlar ve 1x1 dış adam oyunlarının yüzde olarak çok yukarı çıkmamasının nedeni ise savunma kısmındaki özverili mücadeleden geri adım atmamaları. Yine de kazanmayı bilen oyuncu sayısı fazla olan Fenerbahçe hep bir adım önde oluyor.

Sonuçta Salı günü serinin artık en önemli maçı oynanacak. Fenerbahçe kendi tafartarı önünde kazanmaya çok yakın duruyor. Ama Efes Pilsen için de kaybedecek bir şey kalmadı. Daha rahat oynayacaklardır. Belki de potansiyellerini hatırlayarak onur savaşlarını vereceklerdir.

Üçüncü maçta ne göreceğiz tahmin etmek zor olsa da geride kalan iki maça baktığımızda; Efes Pilsen Fenerbahçe’yi yenebileceğine ne kadar inanamıyorsa, Fenerbahçe de Efes Pilsen’e kaybedeceğine ihtimal vermiyor.

Bu arada son söz hakemlerimize. Gerçekten maçlardaki performansları ve verdikleri kararlardaki standartları yakalamış olmaları Türk basketbolu adına olumlu bir gelişme oluyor. Her iki tarafa da basketbolun güzelliklerinin konuşulduğu bir maçı bize yaşatmalarını dilerim.