Kaan Kural'la potanın seyir defteri

NTV Spor yorumcusu Kaan Kural her hafta NBA ve Avrupa basketboluna kendine özgü bir bakış atıyor.

14.04.2009 - 18:36

Kaan Kural'la potanın seyir defteri

Geçen hafta basketbol dünyasında ne oldu, ne bitti? 5 adımda hızlı özet:

1.Bu hakemlerle bu lig biter…
NBA'de son iki güne girdik. Artık oynanan maçlara daha geniş anlamlar yükleyebildiğimiz dönem bu. Malum özellikle Batı'da play-off yarışı çok yakın gidiyor. Her galibiyet takımların yerini ve rakibini değiştirebiliyor.

Bu ortamda geçtiğimiz Pazar günü çok ilginç bir maç oynandı. San Antonio Spurs lig sonuncusu Sacramento Kings deplasmanında Ginobili ve Duncan'sız kadrosuyla kazandı. Maç sonu ise çok ilginçti bitime 26.9 saniye kala top Spurs'de skor ise 92-92'ydi. Beklendiği gibi Tony Parker süreyi eritti, eritti, eritti ve sonunda içeri daldı. Ancak önü kapanınca topu çaprazdaki Michael Finley'e aktardı. Tecrübeli oyuncunun üçlüğü ile Spurs kazandı. Her şey normal gibi değil mi? Değil. Sorun şu. Finley şutu atarken çok net bir şekilde 24 saniye süresi dolmuştu. Hakemler bunu göremedi ve NBA kuralları 24 saniye ihlalleri hakkında tekrar izleme ve karar değişikliği hakkına sahip olmadığı için atış geçerli oldu. Daha kötüsü Kings'e 2.9 saniye kalması gerekirken Finley geç attığı ve top havada da süre kaybettiği için Kings'e son top için 1 saniyeden az zaman kalmıştı.

Bu kadar detayı niye anlattım? Spurs'ün haksız bir galibiyet aldığını söylemek için mi? Evet gerçek bu. O atış girmese Spurs'ün kesin yenileceğini iddia edemeyiz. Kings son topta isabet bulacak mıydı? Uzatma ne olacaktı vs? Ama önemli olan bu değil. Velev ki Spurs haksız yere kazanmış olsun. Öyle bırakalım bu meseleyi ve hadi şöyle bir yakın tarihe uzanalım.

Sezonun ilk ayında Spurs, Milwaukee deplasmanında. Son 30 saniyeye 1 sayı önde giriyorlar ama Andrew Bogut'un çok net steps yaptığı bir pozisyonda bulduğu basketle yeniliyorlar. Maç sonrası Gregg Popovich'e ısrarla bu pozisyon sorulduğunda uzun süre yanıt vermek istemese de sonunda“Olur öyle şeyler. Hatalar bu lig kurulduğundan beri oluyor. Bunlar uzun zaman içinde dengelenir. Geçen sene de benzeri bize olmuştu. Yine olacaktır. Genel toplamda dürüst bir organizasyonda hatadan bugün zarar görmüş olmanız yapısal olarak bir şeyi etkilemez. Bugün biz kaybettik. Yarın Bucks Wizards'a yenilebilir” demişti. Elbette sezon başı maçların önemi o zamanlar biraz daha farklı.

Peki biraz daha geriye gidelim. Geçen yıl Batı play-off final serisi 4. maçı. Spurs 2-1 geride. Kazanmaları durumunda seriye 2-2 eşitlik gelecek. 2.1 saniye kala Lakers 93-91 önde. Topu oyuna sokan Spurs tepedeki Brent Barry'i tercih etmiş. Üzerine hızla gelen Derek Fisher net bir şekilde Barry'ye çarpıyor ve Barry hemen ardından dengesini kaybettiği için üç sayılık atışı kaçırıyor ve Lakers seride durumu 3-1 yapıyor. Herkesin çıplak gözle gördüğünü ertesi gün NBA yönetimi teyid ediyor: “Pozisyona faul çalınması gerekirdi.” Peki Gregg Popovich ne diyor biliyor musunuz? “Faul çalınmamalıydı. Hem bitti gitti üzerinde konuşmaya gerek yok.” NBA'in kararının ardından Barry'nin yorumu mu? “Eeee? Ne yapalım? DeLorean'a (Geleceğe Dönüş filmlerinden kullanılan zaman makinesi otomobil) atlayıp 2 gün geriye mi gidelim? Boşverin o maç bitti”

Elbette Spurs en ekstrem örnek. NBA'de yabancıların artışı biraz hakemleri hedef gösterme konusunda Atlantik'in bu yakasının bazı kötü alışkanlıklarını da getirdi. Ancak genel olarak bizleri saran infialden oldukça uzak NBA. Cleveland hariç onlar yaygara konusunda Yunan kulüpleri kıvamı yakalamış durumdalar. Ancak o da bu sezona özgü bir durum. Bu sezon takımı bütünleştirmek için bir “Tüm dünya bize karşı” düsturu benimsenin sonucu oluştu bu gariplik. Ama sonuçta NBA'in başarısının en büyük nedenlerinden biri de bu herhalde. Ligin adaletine olan inanç. Bu adalet inancını en güçlü tutanlar da tabi olanlar, hatta adaletin zaman zaman canını yaktığı bireyler.

2.Dare'nin ruhu şad olsun…
Nijeryalı Yinka Dare 1994-98 arasında 4 yıl NBA'de New Jersey Nets forması giymişti. 2.13'lük pivotun 4 senelik kariyeri öyle çok büyük bir başarı hikayesi değil. Toplam 110 maçta 2.1 sayı, 2.6 ribaund ortalamaları ile oynadı. Ancak onu bir kült figür haline getiren parke üzerinde yaptıklarından çok yapamadıkları oldu. NBA'deki ilk iki sezonunda 59 maçta oynayan, 23'ünde ilk beş çıkan Dare tam 629 dakika oyunda kaldı ve tek bir asist bile yapamadı. Dare o kadar popüler olmuştu ki tüm lig Michael Jordan ve Chicago Bulls'un 72 galibiyete giden rekoru kadar Dare'nin rekorunu takip ediyordu. 96-97'de de Dare tribünlerde hakkında en çok pankart olan isimdi. Nihayet o sezonun 19., kariyerinin 78. maçında ilk asistini Toronto önünde yaptığında Continental Airlines Arena'da tam 5 dakika alkışlanmıştı. Dare kariyerini 110 maçta 4 asistle tamamladı ve o hep bir kült figür olarak kaldı.

Her sezon pas vermeyi pek bilmeyen ve sevmeyen isimler için Dare benzetmesi yapılır. Elbette Dare'nin rakamlarına yaklaşmak imkansız ancak Philadelphia'nın Haitili pivotu Samuel Dalembert bu yıl Dare'ye en yakın performansı sergileyen isim. Dalembert tamamına ilk beş çıktığı 80 maçta tam 17 asist yapmış durumda. Sahada kaldığı her 117 dakikada 1 asist yapıyor Dalembert. Bu sezon 426 şut kullandığını, 116 top kaybı yaptığını da belirtmek gerek. Özetle Dalembert'e giden top geri gelmiyor pek.

Ancak Dare'den toplamda halen çok uzakta olsa da arada bir dönem Nijeryalı'ya çok yaklaştı. Dalembert 21 Şubat-7 Nisan tarihleri arasında Philadelphia'nın oynadığı 24 maçın hepsinde ilk beş çıkmasına rağmen tek bir asist bile yapmadı. Aynı dönemde top kaybı sayısı ise 33'dü. İşte bu Dare'yi gerçekten anımsatıyor.

3.Ersan yerinde ağırdır…
Ersan İlyasova bu sezon Barcelona formasıyla profesyonel kariyerinin en verimli sezonunu geçiriyor. Tau ile oynanan play-off serisinin son maçında da 19 sayı, 10 ribaund - 4 asistle Barcelona'nın Final Four'a adını yazdırmasında kilit isim oldu Ersan. Peki bu sezon Avrupa Ligi'nin en başarılı takımı olan Barcelona'da Ersan hangi pozisyonda oynuyor? 4 numarada. Hatta bu mevkiyi alabilmek için ünlü David Andersen'i banka itmiş durumda. Özellikle iyice güçlendiği için savunmada diğer 4 numaralara karşı sorun yaşamadığı için çabuk ayakları çok yönlü oyunu ile esas sorun yaratan oyuncu oluyor Ersan. Barcelona onu hep en etkili olduğu tepede oynatarak isterse üç sayı atmasına, isterse içeri dalmasına ve hücum ribaundu özelliğini maksimum kullanmasına çalışıyor. O da bunu karşılığını veriyor elbette. Biz milli takımda 3 numara kullanacağız diye onu köşeye ve çok zorlandığı bir role mahkum etmekten ne zaman vazgeçeceğiz acaba?

4.Fenerbahçe Ülker'i yenmenin sırrı…
Fenerbahçe Ülker bu hafta sahasında ligin en kötü giden takımlarından birine son 16 maçının 13'ünü kaybeden Banvit'e yenildi. Hani şu ilk maçta Bandırma'da 33 farkla yendikleri Banvit'e. Sürpriz mi? Evet. Peki bekliyor muyduk? Hafta içinde Banvit'de koç Selçuk Ernak'ın görevden ayrılmasından sonra şüphelenmedik değil. Çünkü bu Fenerbahçe Ülker'in başına ilk kez gelen bir şey değil bu. Bu sezon daha önce çok zor durumda kalan ve kötü gidiş nedeniyle koç değişikliğine giden iki takım daha vardı: Sarı-lacivertlilerin ezeli rakipleri Galatasaray Cafecrown ve Beşiktaş Colaturka. Aynı Banvit gibi tam kritik Fenerbahçe karşılaşması öncesi koçları görevden ayrılmıştı. Ne mi oldu? Beklenmedik şekilde Fenerbahçe'yi dize getirdiler.

5.Kim tutar Crispin'i?
Banvit'in oyun kurucusu Joe Crispin haftasonu oynanan Fenerbahçe Ülker maçının yıldızıydı. 9/14 isabetle 28 sayı, 3 ribaund, 6 asist yaptı. Bu 28 sayısıyla aynı zamanda Beko Basketbol Ligi'nin sayı krallığına tırmandı Crispin. Sayı krallığında hemen az farkla arkasında ise Oyak Renault'dan Alex Gordon yer alıyor. O da haftasonu Galatasaray Cafecrown önünde 22 sayı, 8 ribaund, 3 asistle yıldızlaştı. İki Amerikalı oyuncunun üçlük sevdası da malum. Sayı krallığında yükselirken de bol bol üçlük attılar. Yani 26 maçta Crispin 228, Gordon 226 tane kadar! Bunun nasıl bir rakam olduğunu, bu ikilinin maç başına attıkları 9 üçlüğün gerçekten ne kadar fazla olduğunu daha iyi anlatmak için diğer takımların en çok üçlük atan oyuncuları ile kıyaslayalım isterseniz:

Efes Pilsen: Charles Smith (145)
Türk Telekom: Serkan Erdoğan (144)
Galatasaray Cafecrown: Antonio Graves (104)
Fenerbahçe Ülker: Devin Smith (118)
Beşiktaş Colaturka: Haluk Yıldırım (121)
Antalya Büyükşehir Belediyesi: Ersin Görkem (120)
Mersin Büyükşehir Belediyesi: Chris Lofton (176)
Pınar Karşıyaka: Gerald Brown (123)
Erdemirspor: Erdal Bibo (135)
Darüşşafaka Cooper Tires: Marten Leunen (144)
Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi: Monty Mack (127)
Kepez Belediyesi: Torrell Martin (85)
Aliağa Petkim: Reha Öz (170)
Casa TED Kolejliler: Caner Öner (105)

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...