Messi, Xavi, Iniesta, bir de çıkmayan can

Turkcell Süper Lig'de heyecan dorukta, her hafta hesaplar değişiyor. Geçen hafta "şampiyonluktan uzaklaştı" denilen Galatasaray, liderle arasındaki puan farkını 5'e indirdi. Ligin altında Denizlispor aldığı galibiyetle umutlandı. Ve bu hafta o ünlü atasözünü hatırladık: Çıkmayan candan ümit kesilmez...

Haberler - Ntvspor 12.04.2010 - 23:45

Aslında bu bir Turkcell Süper Lig yazısı olacak ama geçen haftanın spor olayını, Real Madrid-Barcelona maçını görmeden olmaz. Maçı yorumlayacak değilim, Barcelona o alışık olduğumuz oyun disiplini, pas trafiği, şablonu ve Messi’siyle Real Madrid’i deplasmanda yendi. Şampiyonlar Ligi’ndeki Arsenal maçından sonra Messi o kadar ön palana çıktı ki, artık Arjantinli’nin uzaylı olup olmadığı, gelmiş geçmiş en büyük futbolcu olup olmadığı tartışılır oldu.

Lakin hafta sonu Barcelona gerçeğini gördük bir kez daha. Barcelona’nın sadece Messi’den oluşmadığını... Aslında sadece bu maçı değil de, Barcelona’nın son iki yılını, hatta son 3-4 yılını ele alırsak, Barcelona efsanesini yaratanın Messi’den öte Xavi-Iniesta ikilisinin olduğunu görürüz. Bu iki muhteşem orta saha oyuncusunun erafında kurulmuş bir takım. Bu ikilinin pasları, asistleri, akıllı oyunları sayesinde sadece Messi değil, hücum hattında kim olursa olsun golle buluşmaması imkansız. Ve bu ikilinin çekirdeği olduğu İspanya Milli Takımı... Son Avrupa şampiyonunun aylardır dünyanın 1 numaralı takımı olması tesadüf mü? (Düşünsenize dünyanın 1 numaralı futbol ülkesinin forvetinde bizim yerden yere vurduğumuz Güiza var) Tartışmasız dünyanın en iyi ikilisi Xavi-Iniesta’dır ve Messi’nin Messi olmasında da onların büyük katkısı vardır. (Yanlış anlaşılmasın Messi’yi küçümsüyor filan değilim. O kadar deli değilim!) Demek istediğim, Barcelona, birbirini mükemmel şekilde tamamlayan parçalardan oluşmuş bir puzzle’dır. Onların hepsi büyük futbolcular ama yanyana geldiklerinde çok daha büyük bir anlam taşıyorlar.

Gelelim kendi ligimize, güzel ve heyecanlı maçlarla geçen bir haftaydı. Şampiyonluk yarışında yine yeni bir sayfa açıldı. Geçen hafta “bitti” denilen Galatasaray, liderle aradaki puan farkını 5’e indirdi, bence potadan çıkmamıştı, sadece işi zordu. O yüzden tekrar potaya girdi demek istemiyorum. Tabii protestolar altında maç kazanmak zordur. Ama rakip şu sıralar ligin en sıkıltılı takımı Diyarbakırspor olunca Galatasaray skor adına zorluk yaşamadı. Ama taraftarla barış sağlanmadı ve son 5 haftada alınacak her kötü sonuçta bu imzalanmayan barış antlaşmasından bir sayfa daha kopacak.

Ayrıca Baros’un ne kadar kilit bir oyuncu olduğunu bir kez daha gördük, hatta bu takımın başrol oyuncularının Baros ve Kewell olduğunu. Kewell’ın yokluğu büyük dert. Arda sakat, son dönemde de baskıyı kaldıramamış gözüküyor. (O yüzden son dönemde yaptığı röportajlarda “Gidicem, kaçıcam buralardan” havası sezinliyoruz) Jo ve Giovani beklentileri karşılayamadı, Leo Franco günah keçisi oldu...

Galatasaray’ın umudunu arttıran olaylar zinciri, Cumartesi akşamı Beşiktaş’ın puan kaybetmesi ile başladı. Beşiktaş son haftalarda sadece puan kaybetmiyor, sürekli oyuncu da kaybediyor. Tabata, Tello, Ferrari, Nihat derken hafta sonunda Nobre sezonu kapattı, Ekrem ve İbrahim Toraman sakatlandı. Eğer Beşiktaş şampiyon olacaksa, “Sakatlıklar mazaret olamaz” söyleminin gerçek bir savaşçısı olmak zorunda!

Ve lider Bursaspor, zorlu Gençlerbirliği deplasmanında kaleci Serdar’a takıldı. Bursaspor kazansaydı, bu 3 puan tam anlamıyla bonus olacaktı. 1 puan kötü değil, çünkü bu deplasmanda ligin ilk şu anda ilk 10 sırasında yer alan tüm takımlar puan kaybetti, (Galatasaray daha gitmedi) Yenilgi, çok ağır olurdu. Ertuğrul Sağlam’ın maç sonunda, bu beraberliğini şampiyonluk yolundaki önemini sezon sonunda göreceğimizi söylemesi maçın özetiydi.

Ligin altında da çıkmayan candan ümit kesmeyen bir takım var, Denizlispor... 89. dakikada Angelov’un attığı golle Eskişehirspor’u yenerek umutlarını canlı tuttu. Öncelikle Diyarbakırspor’u, sonra Sivasspor’u geçmek zorunda. Sivasspor’un 3 haftadır son dakikalarda attığı gollerle puanları birer birer alması Denizlispor için bir dezavantaj olsa da aradaki 6 puanlık fark kapanmayacak bir fark değil. Denizlispor’un son 5 haftadaki 3 maçı içeride. Deplasmandaki maçlar da kupa yarı finalistleri Antalyaspor ve Trabzonspor ile. Tek dezavantajı var, o da Sivasspor’un bu hafta fikstür gereği Ankaraspor ile oynuyor olması. Malum, sonuç belli, 3-0...

Sayfa Yükleniyor...