Murat Demiryas: Protesto ve rekor

Turkcell Süper Lig’in 8. haftasına tribün protestoları, kavgalar, Galatasaray’ın yaşadığı hezimet ve Fenerbahçe’nin 44 yıllık rekoru kırması damga vurdu.

05.10.2009 - 16:09

Ligin 8. haftasında tribünlerde kavga, tepki ve protestolar çoğunluktaydı. Çoğunun sebebi farklıydı. Beşiktaş’ta üst üste gelen kötü sonuçlar sonrasında yönetime ve kaleci Rüştü’ye tepki vardı. Hayatında hiç gol yememiş ya da hatasız gol yemiş kaleci yoktur. Kaleci gol kurtarırken iyidir, gol yiyince kötüdür, kaderin de cilvesi budur, lakin haftalardır gol atamayan forvetlerin kötü sonuçlarda hiç mi suçu yoktur? Bu konuda zaten söylenecek şeyleri camianın içinden isimler anlatıyorlar, biz sonuca bakalım: Ağır şartlara rağmen Beşiktaş kazanmayı başardı. 47 gün aradan sonra 3 puanla tanıştı.

Tribün kültürü, çoğunlukla tepkinin, küfürün, protestonun ve kavganın eksik olmadığı bir kültür ülkemizde... Bugüne kadar küfürün ve kavganın önlenmesi için bir sürü önlem alındı. Para cezaları ağırlaştırıldı ama küfür veya olaylar durmadı. Futbol kulüpleri taraftarlarına söz geçiremediği için tıpış tıpış federasyonun verdikleri cezaları ödediler. Seyircisiz oynama cezaları verildi, lakin bu cezanın futbola da ceza olduğu hep söylenir oldu. Son dönemde olay çıkarttığı belirlenen taraftarlara maçlara girmeme ve para cezaları verilmeye başlandı. Nihayet geçtiğimiz hafta yeni bir ceza unsurumuz ortaya çıktı: Rakip takımı bir suç örgütüyle eşleştirme, etnik ayrımcılık yapma gibi durumlar da disiplin suçu kapsamı içerisine alındı ve ağır cezalar öngörüldü. Zararın neresinden dönülürse kardır tabii ki, lakin yıllardır sahalarda Diyarbakırspor veya bölgedeki diğer takımlar için malum sloganlar atılıyordu. Biraz geç kalındığı da bir gerçek.

Kısacası, hoş olmayan olaylar yine tribünlerde sürüyor. Sahadaki futbolu yorumlamak gerekirken, mesela Manisaspor teknik direktörü Mesut Bakkal’ı istifaya davet eden zihniyeti de anlamaya çalışıyorum. Ne yapmış Mesut Bakkal? Başında bulunduğu takım Bursaspor gibi ligin “zayıf (!)” takımlarından birine yenilmiş. Nasıl olur! Nasıl yapar bunu! Bu ne beceriksizliktir!!!!

İnsaf, Manisaspor ligin yeni takımı. 8 maçta 10 puan toplamış, geçen sezonun ikincisi Sivasspor’u, üçüncüsü Trabzonspor’u yenmiş. Fenerbahçe’ye son dakika golüyle teslim olmuş. Bursaspor maçından en az 1 puan çıkartabilecekken son dakikalarda bir frikik golüyle yenik duruma düşmüş ve maçı kaybetmiş. Bursaspor bu sezonun en güçlü takımlarından biri.

Yani ortada protesto edecek, istifa et diyecek bir durum yok. Fransa’da Grenoble gibi 8 maçta 0 puan toplayıp lig tarihinin en kötü başlangıç rekorunu da kırmamış! (Tabii şehirde neler yaşanıyor, olayın perde arkasında başka şeyler mi var, bunları bilemiyoruz. Anadolu futbolu, kazanın her zaman kaynadığı bir yerdir!)

Bursaspor derken, üst üste gelen galibiyetlerle iyi bir seri yakalayan ve ciddi şekilde bu sezon ilk üçe girebilecek bir potansiyel sergileyen yeşil-beyazlı ekip üzerine ayrı bir yazı yazmak gerekiyor. Beşiktaş’ta ligde namağlup durumdayken görevine son verilen Ertuğrul Sağlam, 2. sezonunda Bursaspor’u camianın özlediği ve beklediği yerlere taşıyor. Bursaspor’u takipteyiz, son iki sezonun Sivasspor’unun yerini Bursaspor alacak gibi gözüküyor.

Dedik ya, tribün kültürümüz böyle, aslında futbolun doğası böyle. Kimse geçmişte yaptıklarınıza bakmaz, futbolda var olan bugündür, o anki konumunuzdur. O yüzden geçmişte, yaşadığı başarıların ardından başarısız olmuş, ancak küllerinden yeniden doğmuş bir çok teknik adam ve futbolcu örneği vardır. Bu örneklerden biri de mutlaka Bülent Uygun olacaktır.

Yaklaşık 3 sezon çalıştırdığı (aslında önce futbolcusu, sonra menajeri olduğu) Sivasspor’a veda etti Uygun. Bu sezonun şu ana kadar ki en beklenmedik gelişmelerinden birisi diyebiliriz. Çünkü Sivasspor denilince akla Bülent Uygun geliyordu. Son yıllarda takımıyla bu kadar özdeşleşmiş, bu kadar istikrarlı bir teknik direktör yoktu ülkemizde (özellikle Anadolu’da). Sivasspor’a lig tarihinde bir ikincilik, bir de dördüncülük kazandırdı. Yıllar sonra bir Anadolu takımı Şampiyonlar Ligi’nin ön elemesine katıldı, UEFA Avrupa Ligi’nde mücadele etti. Bunlar her takımın elde edebileceği başarılar değil. Ancak bu sezon takımın kimyasıyla çok oynandı, özellikle sakatlıklar çok etkiledi Sivasspor’u (Mehmet Yıldız’ın olmaması çok önemliydi, bu takım bu başarıları alırken Bülent Uygun’un en büyük yardımcılarından biri Mehmet Yıldız’dı).

Bundan sonra Sivasspor’u kimin çalıştıracağını ve özellikle Bülent Uygun’un nerede yeniden doğacağını merakla bekleyeceğiz. Ama duygusal veda konuşmalarından anlaşılıyor ki, bu ikilinin yolu bir gün yine birleşecek!

Olaylar, ayrılıklar derken bu hafta ligde bir tarih yazıldığını unutmuş değiliz. Fenerbahçe, kendisine ait olan ve bu sezon arka arkaya galibiyetler almasa pek de hatırlanmayacak bir rekoru tarihe gömdü. 1964-65 sezonunda ilk 7 maçını kazanan Fenerbahçe, kendisine ait rekoru 44 yıl aradan sonra kırmayı başardı. 8 maçlık galibiyet serisinin sırrı, sadece başta Alex olmak üzere takımın hücum hattında değil, aynı zamanda savunmasında. 8 maçta sadece 3 gol yiyen Fenerbahçe’de Christoph Daum’un sezon başından beri (hatta sezon öncesi hazırlık döneminde bile) ağzından eksik etmediği şey, savunmayı çok iyi yapmaları gerektiğiydi. Futbolcular bu düsturu akıllarına iyi kazımış olacaklar ki, şu ana kadar savunma anlamında ligde iyi bir düzey tutturdular.

Galatasaray ise en ağır kurşunu, sallandığı dönemde yedi. Özellikle savunmada yaşadığı sakatlıklar (nedense geçen sezon da yaşadığı sıkıntının aynısı) Galatasaray için bir dert. (Rijkaard acaba Kewell’ı stoper için düşünmeye başladı mı?) Galatasaray için bir çok şey söylenebilir, sezonu erken açtı, Rijkaard yanlış işler yapıyor vs. Lakin Ankaragücü’nün hakkını teslim etmek lazım. Bir hafta önce Gaziantepspor’u deplasmanda yenerek bu haftanın sinyalini önceden vermişti. Aynı Eskişehirspor ve Sturm Graz ile berabere kalarak ilk yenilgisine yaklaştığının sinyalini veren Galatasaray gibi.

Ancak milli maç arasına girdiğimiz şu dönemde puan duruma baktığımızda şu gerçeği görüyoruz: Fenerbahçe en yakın rakibinin 5, ondan sonra gelen rakibinin 8 puan önünde lider durumda. Bu ciddi bir avantaj. (1964-65’te 7’de 7 yapan Fenerbahçe sezonu şampiyon bitirmişti. Lakin o sezon galibiyete 2 puan veriliyordu, artık 3 puan.)

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...