Murat Demiryas - Ve Bursaspor şampiyon...

Uzun bir yazı var önünüzde... Ama 16 Mayıs akşamı yaşananlar öyle kısaca geçiştirilecek şeyler değil, Türk futbolunda 5. şampiyon çıktı ortaya: Bursaspor... Yeşil-beyazlı ekip, mütavazi kadrosu, müthiş taraftarı ve inancı ile mutlu sona ulaştı. "Şampi..." denilen Fenerbahçe, Trabzonspor önünde o son heceyi, "yon" u tamamlayamadı. Ve Galatasaray ile Beşiktaş'a 10'ar puan fark atmasına rağmen büyük bir travma yaşadı...

Haberler - Ntvspor 18.05.2010 - 14:31

Türk futbolunda 16 Mayıs akşamı bir ilk yaşandı... Bursaspor, tarihinde ilk kez şampiyon oldu... Yıllardır tartışılan "4 büyükler dışında bir takım şampiyon olabilir mi, olamaz mı" tartışmasına son veren bir ilkti bu... İster Bursaspor tarih yazdı, ister Bursaspor devrim yaptı, ister Bursaspor Anadolu ihtilali yaptı deyin, bu çok ama çok büyük bir başarıdır...

16 Mayıs akşamında yaşananlara değinmeden önce, Bursaspor'un başarısına bir göz atmamız gerekiyor. Bursaspor'un şampiyonluk serüveni bundan yaklaşık 1.5 yıl önce, Ertuğrul Sağlam'ın teknik direktörlüğe gelmesiyle başladı. Sağlam, Samsunspor ile başladığı teknik direktörlük kariyerine Kayserispor ile devam etti. Kayserispor'u ligin güçlü takımlarından biri haline getiren, Avrupa Kupaları'na götüren Sağlam, UEFA'nın Şampiyonlar Ligi ile ilgili dergisi "The Champions"ta gelecek vadeden teknik direktörler arasında gösterildi. Ve Sağlam, futbolculuk yaşamında birçok başarı yaşadığı Beşiktaş'a teknik direktör olarak döndü. Ne var ki, futbolculuk yaşamında gözyaşlarıyla ayrılmak zorunda kalan Sağlam, teknik direktör olarak da buruk bir şekilde ayrıldı ve geçen sezonun ortasında Bursaspor'un başına geçti.

Bursaspor yönetimi, Ertuğrul Sağlam'a "sağlam" bir destek verdi. Sağlam, mütevazi ama maksimum yarar sağlayacağı isimleri takıma aldı. Sağlam, artık bu ligin dilini çözmüştü. Bu ligde yıldız transferler yapmak, yüksek paralar akıtmak şampiyon olmanın olmazsa olmaz şartı değildi.

Ali Tandoğan ve Tuna Üzümcü Beşiktaş, Ömer Erdoğan Galatasaray, Mustafa Keçeli ve Hüseyin Çimşir Trabzonspor'da oynamış isimlerdi. Bu isimler tecrübelerini sahaya yansıttılar. 3 büyükler genç yetenekleri kullamama da başarı sağlarken (!) Ertuğrul Sağlam, Ozan İpek'i, Volkan Şen'i, İbrahim Öztürk'ü Türk futboluna armağan etti. Sercan Yıldırım ve Turgay Bahadır gibi yıldız adaylarını gerçekten yıldız haline getirdi.

Ve Bursaspor hem büyük takımlara karşı, hem de ligdeki diğer rakiplerine karşı aynı ciddiyetle oynadı. Fenerbahçe'yi deplasmanda 2-0 geriye düşmesine rağmen 3-2 yendi. Galatasaray'dan 4 puan aldı ve gol yemedi. Beşiktaş'ı 2 maçta da yendi. Trabzonspor'a 2 maçta da yenilmedi. Bursaspor şampiyonluğu hak etmişti. Ama son haftalarda deplasmanda yaptıkları puan kayıpları, Fenerbahçe'nin yakaladığı müthiş seri, onları geriye düşürdü. Ama Bursaspor pes etmedi, son maçın son dakikasına kadar pes etmedi ve şampiyonluğa ulaştı.

Şimdi önümüzdeki tabloya bakalım. Bursaspor çok büyük bir iş başardı. Ama Bursaspor'un yaptığı işe "devrim" veya "Anadolu ihtilali" diyebilmemiz için birkaç yıla daha ihtiyacımız var. Eğer bu olay, gerçekten hem Bursaspor, hem de 4 büyükler dışındaki diğer takımların önünü açar, Türk futbolu değişik şampiyonlar çıkartmaya devam ederse, evet, bu bir devrim olur. Bursaspor'un yaptığı bu iş tek olursa, "Bursaspor devrim niteliğinde bir iş yaptı ama devamı gelmedi" deriz. Bunu zaman gösterecek.

Gelelim 16 Mayıs akşamına. Fenerbahçe'nin şampiyon olmasını bekliyor muydum? Evet, birçok kişi gibi ben de Fenerbahçe'nin 2005-06 sezonunda yaptığı hataya düşmeyeceğini düşünüyordum. Aslında kavramları doğru kullanalım, Fenerbahçe hata yapmadı. Normal şartlarda 5-1 bitebilecek bir maç oynadı Fenerbahçe. Trabzonspor kalesini adeta topa tuttu, kazanabilmek için her şeyi yaptı. Bir tek şeyi yapamadı, 2. golü atamadı. 9 maç boyunca kalesini gole kapatan Volkan Demirel, Burak'ın "ilginç" vuruşunda kilitlendi, kaldı. Fenerbahçeli futbolcuların içeriye giden topları, kaleciden olmasa bile Trabzonsporlu futbolcuların ayaklarından döndü. Kaleci Onur, "onur"uyla oynadı. Savunmada Egemen ve Giray elinden geleni yaptı. (Egemen, hani Bursaspor taraftarının ıslıkladığı, protesto ettiği, çirkin tezahürat yaptığı eski kaptanları değil mi?!!!!)

Türk futbolunda paranoyak şaibe masallarının yazıldığı bir sezonda Trabzonspor dürüst oyununu oynadı, Fenerbahçe de yapabileceği herşeyi yaptı. Öyle bir sezonda öyle bir son hafta yaşadık ki, artık komplo teorisyenlerinin, şaibe yaratıcılarının sonsuza kadar susmaları gerekiyor. Peki susarlar mı, zor...

Fenerbahçe bir travma yaşıyor. Tabloya baktığınızda 3 büyükler içerisinde en başarılı takım Fenerbahçe... Ligde 2. oldu, Şampiyonlar Ligi'ne gitti. Galatasaray ve Beşiktaş'a 10 puan fark attı. Kupada final oynadı. Galatasaray ligde üçüncülüğü rakibinin son hafta yenilmesiyle elde etti, kupada çeyrek finalin ötesine geçemedi. Yabancı yıldızlar son hafta birer birer ülkesine kaçtı! Beşiktaş ligi 4. bitirdi, Avrupa defterini 15 Temmuz'da açacak. Kupada çeyrek final göremedi. (Ama iki takım da sakatlıklardan çok çekti, bunu da eklemek lazım) Tüm bunlara rağmen en ağır travmayı Fenerbahçe geçirdi.

Lig ve kupanın Anadolu'ya gitmesinin ardından değerli ağabeyim Ercan Taner ile şunu düşündük: 3 büyüklerin başkanları hem kendileri ile, hem de birbirleri ile nerede hata yaptıklarını tartışmalı. Akıttıkları bunca para, havaalanında karşılamalar, büyük vaadler, federasyona, hakemlere baskılar hiç bir işe yaramadı. Bugüne kadar bir şekilde, birine yaramıştı, ama takke düştü, kel göründü.

Tabii bir de o "yanlış anons" meselesi var ki, Fenerbahçe'nin yaşadığı üzüntüyü daha da artırdı, artırmakla kalmadı, öfkeye dönüştürdü. İletişim çağında her türlü imkanın olduğu bir ortamda, 2-1 devam eden bir maçın sonucunun 2-2 olduğu bilgisi nasıl yayılır, nasıl anons edilir aklım hayalim almıyor. Hadi diyelim birileri şaka yaptı, maçın bitmesine 2 dakika kala böyle bir anons yapılır mı? Sahadaki futbolcular, kaçan şampiyonluğun stresi içerisindeyken öyle bir haber verilir mi? Hadi verildi diyelim, ona rağmen maç bırakılır mı? 2005-06'da Denizlispor, Fenerbahçe önünde 1-1'lik beraberliği korumaya çalışırken diğer maçlardan gelen haberler, Denizlispor'un yenilse bile düşmeyeceğini garantilemişti zaten. Denizlispor maçı bırakmış mıydı? Bu olayda can kaybı yaşamadıysak, sadece maddi hasarla atlattıysak çok şanslıyız. Yaşanan bu olaydan da önemli dersler çıkartmak zorundayız.

Evet, acısıyla, tatlısıyla bir sezon daha bitti. Garip bir sezondu, sezon başında bir takımın küme düşürülmesi, ligin kimyasını bozdu. Diyarbakırspor'un yaşadığı olaylar, ligde gergin günler geçirmemize sebep oldu. Düşünün, lig şampiyonu Bursaspor'un 3 hükmen galibiyeti var! (Başarıyı küçümsemek için söylemiyorum, yanlış anlaşılmasın!) Ne yazık ki şike kabusunu bir kez daha yaşamaya başladık. Kısacası çok tartışılan bir sezondu. Umarız bu sezonun ardından Türk futbolunun marka değeri yayıncı kuruluşun ve sponsorların desteğiyle daha da yükselir, daha doğrusu umarız Türk futbolu öncelikle bir marka olur! Sonuçta bir tarih yazıldı. Şimdi gözümüz Turkcell Süper Lig'e çıkacak son takıma çevrildi. Ve 28 Mayıs'ta EURO 2016'nın ev sahibinin açıklanacağı güne...

Sayfa Yükleniyor...