Onur Erdem: Galatasaray’ın listesi

Galatasaray’da transfer söylentilerinin ardı arkası kesilmiyor. Peki; teknik direktörden oyunculara kadar uzanan bu listede kimler olmalı ve hangi oyuncularla yollar ayrılmalı?

Ntvspor 11.05.2009 - 10:25

Galatasaray, hayal kırıklıklarıyla yüklü bir sezonu geride bırakıyor. 2008'in Ağustos'undaki olumlu havayı, transferleri, hedefleri hatırlayınca, bugünkü tabloya şaşırmamak elde değil. Sarı-Kırmızılılar için, başından sonuna hatalarla örülen sezondan, kocaman bir 'hiç' kalıyor geriye..

Şahsen, hataları irdelemenin, bu saatten sonra bir anlamı olduğuna inanmıyorum. Zaten her biri yeterince dile getirildi ve ortak aklın üzerinde uzlaşmaya vardığı noktalar aşağı yukarı belirlendi..

Dolayısıyla; düne dair yazılacak her şey, enkaza atılan yeni bir çöp olacak, fazlası değil..

Yarına dair bir fikir üretmeye kalktığınızda da türlü belirsizlikler yumağında kaybolup gidiyorsunuz. Yine de basit bir 'to do list' hazırlamanın kimseye bir zararı olmayacağını düşünüyorum..

Listemizin ilk sırasında, doğal olarak 'teknik direktör seçimi' yer alıyor. Takımın gelecek sene hangi sistemle, hangi mentaliteyle, hangi kurguyla sahaya çıkacağını bilmeden, tabana dair bir yorum yapmak zor. Ancak, Florya'dan da net bir haber gelmiyor. Çoğunluğun görüşü -ben de aynen katılıyorum- seneye Bülent Korkmaz'ın takımın başında olmayacağı yönünde. 'Kaptan'ın yerine gelecek adaylar arasında öne çıkan ilk isim ise Bernd Schuster..

Kendi adıma, böyle bir tercihin arkasında duracağımı söylemem gerekiyor. Belli başlı istisnalar dışında, teknik adamların mesleki donanımlarıyla büyük farklar yaratabileceğine inanmıyorum. Zaten yaratabilecek olanlar da Türkiye'ye gelmiyor. Bugünün ihtiyaçları, getireceğiniz teknik adamın takımınızla ne kadar uyum sağlayabileceği noktasından yola çıkarak şekilleniyor. Uyum sağlamak derken; söz geçirebilme yeteneği, başarıya açlığı, kendini kanıtlama arzusu ve bir 'birey' olarak kendini kabul ettirebilmesi gibi kriterlerden bahsediyorum. Skibbe, Galatasaray için bir şanstı, ancak bu ayaklardan ilki ve sonuncusunda yaşadığı sıkıntılar nedeniyle 'oyun dışı' kaldı. Schuster, futbolculuk kariyeri ve 'Real Madrid Eski Teknik Direktörü' titri sebebiyle, Skibbe'nin yaşadığı sıkıntılarla karşılaşmayacaktır. Ayrıca, 'başarıya açlık' ve 'kendini kanıtlama arzusu' gibi maddeler doğrultusunda da isabetli bir tercih olacağını söyleyebiliriz. Galatasaray'ın yatkın olduğu Alman ekolünden gelmesi de kendisi için avantaj olacaktır. Kariyerinin büyük bölümünü İspanya'da geçirdiğini de hesaba kattığımızda, statükocu ve katı Alman portresinden uzak bir profil sergilemesi, avantajını daha da belirgin kılıyor..

2009-2010 sezonu için, Bernd Schuster'i takımın başına yazdık. Biraz da kadroyu kurcalayalım;

Kaleci pozisyonunda bir sıkıntı olduğu ortada. De Sanctis ile büyük bir ihtimal yollar ayrılacak. Süre bulamayan Orkun'un da takımdan ayrılmasını bekliyorum. Aykut ise "İsyanım var!" demediği takdirde, büyük bir ihtimalle kulübedeki koltuklardan birini ısıtmaya devam edecek. Peki, yeni sezonda 3 direğin arasını kim koruyacak? Gündemdeki isim Leo Franco.. Ancak Arjantinli kalecinin De Sanctis'ten daha iyi olduğunu söylemek zor, hatta denk olduklarını bile iddia etmekte zorlanıyorum. Bonservissiz bir isim şart ise, Le Mans'ın kalesini koruyan Yohann Pele çok daha uygun bir isim. Ya da yüksek olmayan bir bonservis bedeliyle, Borussia Mönchengladbach'ın Belçikalı kalecisi Logan Bailly transfer edilebilir..

Defansa geçelim; Servet Çetin, Emre Güngör, Emre Aşık, Semih Kaya dörtlüsünden büyük bir ihtimalle fire verilmeyecek. Bu dörtlüyle ilaveten, yabancı haklarından birinin stoper pozisyonu için kullanılması taraftarıyım. Bunun için de iki seçenek var; ya deneyimli ve kariyerinin sonlarına yaklaşmış bir ismi tercih edeceksiniz, ya da potansiyelli bir genç bulacaksınız. Burada da tercihim ikinci seçenekten yana. Adayım ise Paris Saint Germain'in 19 yaşındaki stoperi Mamadou Sakho. Olmadı; onun türevleri. Murat Akça'nın da katılımıyla 6 kişilik stoper kadrosu ihtiyacı karşılayacaktır. Sol bekte Hakan Balta'nın mevcudiyeti tartışmaları anlamsız kılıyor. Ancak, arkasındaki isim Volkan Yaman mı olmalı? Hayır.. Alpaslan Erdem üçüncü seçenek olarak zaten kadroda yer alan bir isim ve Volkan'ın gönderilmesiyle Hakan'ın arkasına yerleşebilir. Alpaslan ile çekişecek bir genç takviyesiyle -örn. İsmail Köybaşı (astarı yüzünden pahalıya gelir) veya Ferhat Öztorun (kulüpten yetişme ve Manisaspor'da düzenli forma giyip kendini geliştirmiş durumda)- sol bek pozisyonunu kapatıyoruz. Sağ bekte 'Sabri Sarıoğlu vakası' çıkıyor karşımıza. Saha içinde katkıdan çok zararı olduğuna inanmam bir yana, takım içindeki havaya da olumsuz etkide bulunduğunu ve sezon sonunda mutlak suretle gönderilmesi gerektiğini düşünüyorum. Uğur Uçar'ın sakatlıktan nasıl döneceğini bilemiyoruz, Serkan Kurtuluş'un da bir süre daha pişmesi gerekiyor. Aslında sol bektekine benzer bir durumla karşı karşıyayız. İki potansiyelli gence sahip bölgenin ihtiyacı olan, direkt oynayabilecek ve ofansif yönü vasatın üstünde, fizikli bir sağ bek. Türkiye'de böyle bir oyuncu yok -Orhan Şam ismini ortaya sürmek, Uğur Uçar'la Serkan Kurtuluş'a ayıp olur-, o yüzden sağ bek için de yabancı transferi şart görünüyor. Örnek vermek gerekirse; Genoa'da forma giyen Vanden Borre'nin tam da Galatasaray'ın ihtiyaç duyduğu isim olduğunu düşünüyorum..

Orta saha; takımın belki de en sorunsuz bölgesi...

Mehmet Topal, Ayhan Akman ve Barış Özbek, defansif orta saha açığını kapatabilecek kalibrede. Ancak, bütçeyi zorlamadan yerli ve genç bir oyuncuyla takviye yapılabilir. Adı geçen Mustafa Sarp'ın Galatasaray düzeyinde olduğuna inanmıyorum. Murat Ceylan ismi gündeme gelebilir, ancak Gaziantespor'un Murat'ı kolay kolay bırakmayacağı da bir gerçek. Sol kanat -şahsen gitmesi taraftarı olsam da- Arda Turan'a emanet edilecek. Arda'nın -zayıf ihtimal de olsa- ayrılması halinde, Kewell'ın bu pozisyona kaydırılmasıyla, Galatasaray'ın yine bir sorunu kalmıyor. Sağ kanatta, görüntüye bakılırsa Kewell oynayacak. Ancak, yüksek bir hedef konacaksa, Kewell'a yakın düzeyde bir alternatifle sağ kanada takviye yapılması gerekiyor. Yurt içinde bu mevkiye düşünülebilecek tek isim Özer Hurmacı, ancak Özer için istenmesi muhtemel yüksek bonservis bedeli, tercihi yabancı oyuncuya çeviriyor. Kewell'ın arkasına getirilecek genç ve potansiyelli bir isim -mesela 2-3 sene öncesi Ribery!-, sağ kanattaki eksikliği giderecektir. Adayım; PSV'de forma giyen Balázs Dzsudzsák.. Ancak Macar oyuncunun aslen sol kanat olması tereddütleri de beraberinde getiriyor. Arda'nın sağ kanatta forma giymek istemediği malum... Dzsudzsák'ın da ters kanada nasıl uyum sağlayacağını bilemediğim için kesin bir yorum yapmaktan kaçınıyorum. Ayrıca, Güney Amerika da bu mevki için, büyük ve önemli bir pazar. İyi değerlendirildiği takdirde, Kewell ile birlikte kendini geliştirebilecek bir yıldız adayı yakalanabilir..

Gelelim, Lincoln konusuna..

Her şeyden önce, Lincoln'ün kalitesini tartışmayı gereksiz buluyorum. Galatasaray kadrosunda, sahada fark yaratabilecek 2-3 oyuncu varsa, bunlardan biri de Lincoln. Ancak, iş potansiyel-performans düzleminde değerlendirilemeyecek kadar karışık. Gelecek teknik adam bu açıdan büyük önem taşıyor. Schuster'in geldiğini varsayarsak; Lincoln'ün Schuster yönetiminde büyük sorunlar çıkaracağını düşünmüyorum. Lincoln, kariyeri nedeniyle Schuster'e saygı duyacak, Real Madrid gibi bir dünya devinde çalışmış olmanın getirdiği deneyim de Lincoln'ü idare etme konusunda Schuster'e yardımcı olacaktır. Takımdaki yerli oyuncuların Lincoln konusunda hassas olduğu malum. Ancak, sezon sonunda takımdan ayrılacak isimlerle birlikte, Lincoln üzerindeki baskının da hafiflemesi mümkün. Schuster'in çifte standart uygulamayacağı tahminiyle yola çıktığımızda, kalanların da Lincoln'ü kendilerine mesele etmeyeceğini düşünüyorum. Farz edelim ki; Lincoln ile yollar ayrıldı. O zaman da yerine alınacak oyuncunun, bireysel yetenekleri kuvvetli bir isim olması büyük önem taşıyacak. Zira, fark yaratacak bir ismi gönderiyorsanız, yerine de benzer düzeyde bir oyuncu koymanız gerekiyor..

Orta sahanın alternatiflerine geçelim;

Defansif 3 yerliden 1'i kulübede oturacak, muhtemelen de Barış Özbek... Linderoth ve Ferdi Elmas'ın bu takıma verebileceği bir şey yok. Sezon sonunda da büyük bir ihtimalle gönderilecekler. Aydın Yılmaz ve Mehmet Güven'de ise kiralık formülü uygulanması taraftarıyım. Bir sene düzenli ve baskıdan uzak oynayıp, kendilerini geliştirebilirler. Hasan Şaş'a geçecek olursak; bu fizikle sahada olması, en başta kendisine zarar veriyor. Hasan'ın Galatasaray için anlamı ortada, ancak sportif bir karar alınacaksa Hasan'la da yolların ayrılması sürpriz olarak karşılanmamalı. Böyle bir revizyon, yurt içinden bulunacak gençlerle tamamlanabilir. Yani; Galatasaray orta sahası, tecrübeli isimlerin arkasına eklenecek gençlerle sorunsuz bir yapıya kavuşabilir..

Forvet hattına gelelim... Milan Baros'un kalması şart. Takımın yapısına uygun bir futbol stili var, ayrıca ilk sezonunda -büyük bir ihtimalle- gol krallığına ulaşacak bir oyuncunun, ikinci senesinde daha da verimli olmasını beklemek yanlış bir yaklaşım olmaz sanırım. Baros'u yedekleyecek ya da Çek golcüye partnerlik edecek ismin kim olacağı ise belirsiz. Ümit Karan, bu seneki görüntüsüyle ayrılık dilekçesini kendi imzaladı. Gelecek sezon kadroda olması beklenmiyor. Shabani Nonda iyi bir yedek olabilir, ancak "Galatasaray'ın ihtiyacı olan iyi bir yedek mi, yoksa Baros ayarında bir isim mi?" konusunda kararsızım. Yine de Nonda'yla yolları ayırmak daha uygun bir seçenek gibi duruyor. Bu durumda da uygun bir yabancı bulmak lazım. Baros'un partnerliğini yapacak isim, fizikli ve hava toplarında etkili bir oyuncu olmalı. Almeria'nın forveti Negredo, hem güçlü, hem kafa toplarına hakim, hem de asist özelliği yüksek bir oyuncu. Bu sezon La Liga'da 19 gol atan 23 yaşındaki Negredo, Baros'unkine yakın bir bedelle Galatasaray'a kazandırılabilir. Negredo veya benzeri bir isim olmazsa, Gudjohnssen gibi bir seçeneğe yönelmek mümkün. Sakaryaspor'da parlak bir kiralık dönemi geçiren Özgürcan Özcan'ın da gelecek sene takıma döneceğini düşünürsek 3 seçenekli forvet hattı, Galatasaray için yeterli olacaktır. Yaser Yıldız da Ümit ve Nonda ile birlikte gönderilecekler kervanına katılabilir..

Bir özet çıkardığımızda; De Sanctis, Orkun, Volkan, Sabri, Linderoth, Hasan Şaş, Ferdi Elmas, Ümit Karan, Yaser Yıldız ve Shabani Nonda bonservisleriyle birlikte gönderilecek. Hatta, bu isimleri takasta kullanıp, yurt içinden yapılacak genç ve potansiyelli oyuncu transferlerinin bir bölümününün finansmanı sağlanacak. Mehmet Güven ve Aydın Yılmaz kiralanırken, Özgürcan Özcan takıma dönecek. Kaleci, stoper ve sağ bek pozisyonları direkt forma giyecek yabancı isimlerle takviye edilecek, sağ kanat ve forvete ise Kewell ile Baros ayarında iki oyuncu transfer edilecek..

Ütopik de olsa, Galatasaray için -kendimce hazırladığım- 'kurtuluş reçetesi' böyle. Reçetenin ne kadarının gerçek, ne kadarının yalan olacağını ise zaman gösterecek..

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...