İnternet uçsuz bucaksız bir dünya. Bizim ne gazete gibi sınırlı bir sayfamız ne de televizyon gibi belirli bir süremiz var. Her şey açık, her şey fazla…

İşte böyle bir dünyada sütunlarımızı sadece göz önündeki insanlara ayırmak, sadece onların başarılarını okuyuculara aktarmak sporun ruhuna yapılan bir saygısızlıktır. Amerika’da sadece Hido yok, Memo yok veya Ersan yok. Orada da başarılarıyla bayrağımızı dalgalandıran, bizi gururlandıran ve imajımızı yenileyen sporcularımız var. İşte Ali Arat bu isimlerden biri… O, Amerika’nın popüler sporlarını tercih etmedi. Bir basketbolcu, bir beyzbolcu olmadı. O su topuna gönül verdi ve aldığı ödüllerle Amerika’da yankı uyandırmaya başladı. Üniversite eğitimine Amerika’da devam eden ve aynı zamanda okulunun su topu takımında yer alan Türk sporcu Ali Arat başarılarına bir yenisini daha ekleyerek dikkatimizi çekti.

"Üniversitelerarası Su Topu Birliği"ne bağlı teknik adamlar (The Association of Collegiate Water Polo) 2009 yılının en iyi takımına seçilen Türk sporcu Ali Arat daha önce "Kuzey Ligi Yılın Çaylağı" ve "Doğu Konferansı Şampiyonası Yılın Çaylağı" ödüllerini almasının yanı sıra, hem doğu hem de kuzey konferanslarının en iyi takımlarına da seçilmişti.


İlk önce seni tanıyalım…
1988 doğumluyum. Geçen sene Koç Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra eğitimime Amerika’da devam etme kararı aldım ve New York’ta bulunan Fordham Üniversitesi’ni kazandım. Fordham Üniversitesi’nden master için spor ve akademik burs kazandım. New York’ta işletme masterı yapıyorum aynı zamanda üniversitenin su topu takımında forma giyiyorum.

Su topuna nasıl merak sardın?
Su topu maceram 2002 yılında başladı. İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü’nde yüzücü olarak spora devam ederken o dönemki Sırp antrenörüm Dejan Jovovic beni su topuna almak istedi. Ben de açıkcası yüzmeden sıkılmıştım. Biraz daha fazla adrenalin istiyordum ve onun sayesinde bir anda kendimi su topunda buldum.

Ve bir anlamda gerçek sporunu, kendini buldun…
Evet, biraz öyle oldu. 2004 yılında Genç Milli Takıma seçildim. 2006 yılında ise halen milli takım antrenörü olan Sinan Turunç beni A milli takıma çıkardı. A Milli takımda oynarken henüz 18 yaşındaydım. 2007 senesinde ise Milli Takım ile Bangkok’taki Universiade Oyunları’na katıldım.

Üniversitedeki eğitimin ve aktif, yoğun sporculuk hayatını bir arada sürdürmeyi nasıl başardın?
Milli takımda oynarken aynı zamanda eğitimime de devam ediyordum. Ülkemizdeki eğitim sistemi bildiğiniz gibi sporcu öğrencilerin varolmasına izin vermiyor. Kulüp takımları oyuncularından iyi performans beklerken okulunuzdaki profesörleriniz de derslerdeki başarısızlığına tolerans göstermiyor. Tüm lise-üniversite eğitimim sırasında bu sıkıntıyı çok çektim. Bildiğiniz gibi okul hayatınızda hafif bir düşüş yaşadığınız anda aileler çocuklarını spordan alıyor. Sonra da neden olimpiyatlar için sporcu yetiştiremiyoruz diye birbirimize soruyoruz.



Peki Amerika’daki sistem nasıl?

Burada ise sistem çok farklı. Okul başlamadan spor takımlara antrenmanlara başlıyor. Çok yoğun bir kamp ve maç programı ile ligi 4 ayda bitiriyoruz. Buradaki federasyon (NCAA) müşterek çalıştığı için turnuvalar finallerden 3 hafta önce bitiyor ve öğrencilere de sınavlar için çalışma fırsatı kalıyor. Amerika’da sporcular derslerini önceden seçiyor ve böylece derslerle antrenmanlar çakışmıyor.

Biraz da başarılarından söz edelim…
"Üniversitelerarası Su Topu Birliği"ne bağlı teknik adamlar (The Association of Collegiate Water Polo) 2009 yılının en iyi takımına seçildim. İlk kez 1982 yılında Eric Weber'in seçildiği ve aynı zamanda sporcuların aldığı en prestjli ödül olan "ACWPC Men's All-American Teams"e dâhil olan ikinci Fordham oyuncusu olma başarısını gösterdim. "Kuzey Ligi Yılın Çaylağı" ve "Doğu Konferansı Şampiyonası Yılın Çaylağı" ödüllerini almamın yanı sıra, hem doğu hem de kuzey konferanslarının en iyi takımlarına da seçildim. Tabii bu başarılar hep ilk sezonumda geldi. Ayrıca toplam 19 kere bir maçta birden fazla gol atarak, CWPA Kuzey Ligi'nde iki defa da "haftanın çaylağı" ödülünü aldım. Aynı zamanda ligde oynayan tek master öğrencisiyim.

Türkiye’deki su topu sporuna dikkat çekecek olursak. İki ülke arasında ne gibi farklar dikkatini çekiyor?
Türkiye’de su topu basın farkında olmasa da çok hızlı ilerliyor. 2005 senesinde İzmir Universiade Oyunları’nda alınan üçüncülük en büyük başarıydı. Geçen sene de İsviçre’nin Lugano kentinde Türkiye finalde Fransa’yı yenerek Avrupa B Şampiyonu oldu. A Milli takım bu sene Avrupa Şampiyonası elemesi ve dünyadaki en prestijli lig kabul edilen World-League’de mücadele ediyor.

Su topu Türkiye’de ilgi görmüyor. Çünkü para yok. Su topundan profesyonel bir hayat kazanmak mümkün değil. Su topundan kazanılan paralar futbol ve basketbol ile kıyaslanıldığı zaman komik kalıyor. Fakat tıpkı diğer kolej sporlarına olduğu gibi Amerika’da bu spora ilgi fazla ve bunun sebebi üniversite öğrencilerinin takımlarını desteklemesi.

Peki Amerika’da NBA’de mücadele eden basketbolcularımızı takip edebiliyor musun?
Hidayet Türkoğlu’nu yakından takip ediyorum. Kendisiyle İstanbul’da daha önce tanışmıştım. Federasyon vasıtasıyla irtibata geçtim ve New York’a maça geldikleri zaman kendisiyle görüşme fırsatı buldum. Hidayet’in şöhretini Türkiye’den anlamak çok zor. Amerika’da onu herkes tanıyor. Abartmıyorum herkes… Günümüz Türk Sporu’nun en başarılı figürü Hidayet bence…