Süper Lig'de deprem

Şu saatte ligin akıbetiyle ilgili bir öngörüde bulunacak olsam, zirvedeki beşli içinde deplasmanda top oynayabilen takım şampiyon olur, derdim. Ve Beşiktaş'ın Antep'teki performansı da, "Beşiktaş şampiyon olur," dedirtebilirdi. Fakat buna bir engel var; Gaziantepspor'la Beşiktaş'ın özel ilişkisi.

23.02.2009 - 20:01

Beşiktaş Gaziantepspor'u bu sezon ikisi deplasmanda üçüncü defa yeniyor. Nurullah Hoca Tabata'nın eksikliğini vurgulasa da, Beşiktaş'a karşı hiçbir mazerete sığınmaksızın, yenik olduğunun farkında. Ayrıca, misal Konya maçı da Beşiktaş'ın deplasman performansına bir gösterge. Hangisinin asıl Beşiktaş olduğunu bilemiyoruz. Ama istatistikler, Gaziantep'e gelene kadar, Beşiktaş'ın çıktığı 9 deplasman maçında ancak 2 galibiyet alabildiğini gösteriyor.

Deplasmanda daha iyi istatistiklere sahip Galatasaray'la Trabzonspor var. Fakat onların da, bilhassa bu hafta, iç sahada aldıkları neticeler kafa karıştırıcı. Trabzonspor, yumuşak görünen Denizlispor'a 2-0 yenildi Avni Aker'de. Bu içerideki ilk yenilgi olsa da, dördüncü puan kaybı. Galatasaray'ın Kocaeli faciası da üçüncü...

Şu ilginç: 20. haftaya gelene kadar Galatasaray'la Trabzonspor'un hiç iç saha mağlubiyeti yok. Diğer taraftan Denizlispor'la Kocaelispor'un da hiç deplasman galibiyeti yok. Başta söylemek istediğim makul lafı söyleyebilmek için, şampiyon adaylarının kendi evlerinde zaten iyi kötü kazanıyor olmaları gerekir. Ama Sivas dışında, iç sahada istikrarlı bir takım da yok! Dolayısıyla bu keşmekeş devam ediyor ve halihazırda, bu hafta biraz hakem ittirmesiyle de olsa, on birinci iç saha maçında onuncu galibiyetini ve 31. puanını alan Sivaspor'un şampiyonluğa daha yakın durduğunu söylemek gerekiyor.

Hem Batuhan, hem Youla'dan yoksun kadrosuyla siniri alınmış et gibi Sivasspor'un karşısına çıkan Eskişehirspor; çok erken yediği gole rağmen, beklenenden dişli çıktı. Faruk'un sebep olduğu penaltının çalınmaması Eskişehir adına büyük talihsizlikti. Zira oyunda kurdukları hâkimiyetin, işte Batuhan ve Youla'nın yokluğu yüzünden belki gole ve skora tahvil edilememesi, bu tür bir şeyle telafi edilebilirdi. Ama Süleyman Abay izin vermedi. Böylece, aşağı sıraların kalkındığı bu haftayı çok iyi oynayıp yerlerinde sayarak geçirmiş oldular. Oyun/netice denklemine bakarsak, haftanın zarar eden takımlarının başında Eskişehir geliyor.

Sivasspor'a kötü haber: Haftalardır sinyal veren kesat oyun yavaş yavaş iç sahada bile problem olmaya başlıyor. Hele skorun erkenden tutulmasına ve gol silahlarından yoksun rakibin külliyen gelmesine rağmen, doğru düzgün bir kontratak oyunu bile kurulamaması, ileriki haftalar için olumsuz işaretler. İyi haber: Kötü oyun öyle ya da böyle üç puana dönüştürüldü ve üç rakibin üçer puan kaybettiği hafta liderlik artık puan farkıyla ele geçirildi. Kazanma istekleri, mücadele azmine olumlu bir şekilde karışıyor, bu rakiplerine göre avantajları. Ve Kamanan'ın golündeki organizasyon harikaydı.

Evinde Denizlispor'a yenilip üç puan geriye düşen Trabzonspor'a da bir iyi, bir kötü haberle devam edebiliriz. Kötü haber: Geriye düşmek bir sınav teşkil etti Trabzonspor'a. Yalnız hoca kazık sormamak adına, Denizli'nin golünü erken yazdı, cendereden çıkmak için Trabzon'a uzun bir süre tanıdı. Gördük ki, bocaladı Trabzon. Cenk iştahını rakibi tedirgin edecek düzeye yükseltemedi. Nihayet, kontraya da yenildi ve 2-0 çıktı ortaya. Kısaca, başarısız oldu. İyi haber ise şu; Yanal'ın Mesut Bakkal'la hep bir problemi var; ona şansı tutmuyor. Bu yenilgiyi, Mesut Bakkal'ın Yanal'ı çok iyi tanımasına bağlayabiliriz.

Ama bir de işin soru faslı var: 1- Çok büyük bir yetenek olduğu söylenen Barış Memiş Trabzonspor'un hangi meselesini halledecek? 2- Yattara'nın kötüsü gibi duran Alanzinho Süperlig'de şampiyon olacak takıma katkı yapacak bir yıldızdı madem, neden ortayaşını geçe orta sınıf bir Norveç takımında istihdam ediliyordu?

KARTAL ANTEP'TE ATAĞA KALKTI
Beşiktaş Sivas'la birlikte, haftanın en kârlı takımı. Zira aşağı sıralarda toplu bir kalkınma olduğu için, kimse aldığı puanın tadına tam varamadı, daha ziyade geride kalmadığına sevindi. Zirve dolaylarında ise Beşiktaş somut bir hamleyle, iki sıra birden atladı.

Mustafa Denizli 26. haftayı işaret ediyordu: Muhtemelen onun bile beklemediği sonuçlarla, Beşiktaş avantajı erken buldu, iki ezeli rakibini geçti. Bu zaten hayli kredi kazandırıyor. Denizli'nin işaret ettiği yer herhalde Trabzonspor'la Sivasspor'un da alaşağı edileceği yer, çünkü 25. hafta Sivas deplasmanından çıkmış olacak Beşiktaş.

Gaziantepspor'a karşı zorlanmaları 45 dakika sürdü. Devre biterken Antep galibiyete Beto'yla yaklaştı ama başaramadı. Beşiktaş ikinci yarıda, son haftalarda canını kurtaran korner gollerinden bir yenisiyle açtı perdeyi, sonra oyun da tamamen kendi lehine döndü. Arka arkaya gelen gollerle Beşiktaş, rakiplerinin perişan olduğu bu haftayı gövde gösterisi yaparak geçirdi.

RAKİPLER NAL TOPLADI
Gençlerbirliği'ne deplasmanda 1-0 yenilen Fenerbahçe zirve yarışında aldığı yaraya yanarken, haftayı bir sıra yukarıda bitireceğini muhtemelen hiç beklemiyordu. Ama Galatasaray'ın Sami Yen'deki 5-2'lik yenilgisiyle, bu bedbaht haftayı, dördüncü sıraya yükselerek kapadı Sarı Lacivertliler.

Gençlerbirliği'nin son Fenerbahçe galibiyetinin de yine bir Samet Aybaba dönemine, ama tâ 2000-2001 sezonuna dayandığını söylemek lazım. Tam 16 maç sonra, daha ziyade büyük takımlara özgü, talihli bir serbest vuruşla buldukları golün üstüne, Fenerbahçe hiçbir azim göstermeyince, kolay bir galibiyet aldılar.

Oysa 7-0 Fenerbahçe'de bir "rüzgâr" estirmişti. Futbolcuların kendi aralarında yaptıkları naif toplantıların sonuçları misal, çok önemsenmişti. Belki hakikaten çok faydalıydılar da Aragones'i çağırmaya kalkınca ahenk bozuldu, bilinmez. Ama şu görüldü, bütün problemi Semih/Güiza ekseninde aramak boşa zaman kaybı. Meşhur fıkra aklıma geliyor; Nasrettin Hoca'nın malum, torunuyla eşeği pazara götürüp satma hikâyesi: İhtiyar biner olmaz, çocuk biner olmaz. İkisi binse eşeğe yazık diye, ikisi de yürüse bu sefer "akılsız bunlar" diye olmaz. Sonunda pazara sırtlarında eşekle gelince de, tabii eşeğe alıcı çıkmaz. Bunlar da öyle, biri oynadı olmadı, diğeri oynadı olmadı, birlikte olmadı, sonunda galiba ikisini birden kesecekler, ama eşek de elde kaldı gibi... Haftaya Kadıköy'de Sivas maçı Fenerbahçe'nin son şansıdır.

Kocaelispor'a 5-2 yenilen Galatasaray'ın mazereti, hakikaten rakibi idrak edememeleri. Geçtiğimiz sezon yine Lincoln'ün sakatlıktan yeni döndüğü bir döneme gelen Ali Sami Yen'de Kasımpaşa yenilgisi, 23. haftanın olayıydı. Netice malum, Kasımpaşa düştü, Galatasaray şampiyon oldu. Zaten Avrupa dönüşlerinde bu takımların çok sıkıntı çektiğini biliyoruz. Lige çoktan havlu atmış görünen Kocaelispor'un böyle bir direnç odağı olacağını hiç düşünmeden, müteakip Bordeaux maçının hesaplarıyla, "tırnağımın ucu yeter," havasında çıktılar ve havalarını aldılar. Tabii bedeli de Skibbe ödedi. Bu hezimetle ilgili Galatasaray'ın mazeretlerini bırakıp, biz haftanın takımı Kocalispor'a bakalım.

Erhan Altın maç başlamadan tüyoyu verdi: Kimse inanmadı ama o "biz kazanmaya geldik ve kazanacağız" dedi. Cesur bir kadroyla çıktı. Önü alınamayacak istisna bir golle geri düştükten sonra oynamaya başladılar. Ve 33 yaşına kadar nerede ne yaptığı Türk spor kamuoyunca pek bilinmeyen Taner Gülleri'nin müthiş performansıyla, Galatasaray'ı evinde darmadağın ettiler. Bugüne kadar bütün büyük maçlarda gol atan Taner hep yenilginin tesellisiydi, bu sefer dört tane birden atınca galibiyet de kaçınılmaz oldu. Maçın en güzel hareketlerinden birine imza atan Baros, o pozisyonda topu önüne müthiş aldı ama, müteakip gol vuruşunda, hatta daha sonra penaltıda, Taner'den öğreneceği çok şeyi olduğunu gösterdi. Taner'in gol vuruşunun nasıl yapılacağına ders olacak dört ayrı vuruş tekniği görülmeye değer.

Fakat ne talihsizlik ki, çok kendine özgü bir motivasyonla kazanılmış bu istisnai galibiyetin Galatasaray'a vurduğu darbe kadar, Kocaelispor'a fayda sağlaması zor görünüyor; bizzat bu hafta bile, diğer maçlar Kocaelispor'un yukarı hamle etmesine imkân tanımadı.

Denizlispor'un Trabzon deplasmanından, Gençlerbirliği'nin Fenerbahçe'den aldıkları galibiyetlerin yanı sıra, Hacettepe'nin 3-1'lik Ankaraspor galibiyeti; Konyaspor'un 1-0'lık Antalya galibiyeti, Ankaragücü'nün 2-1'lik Belediye galibiyeti Kocaelispor'un bu zaferinin reel getirisini azaltıyor.

Ankaragücü'nün Olimpiyat'taki Belediye galibiyetinin mimarı, o meşhur rüzgâr. Gerçi Belediye'ye olduğu kadar Ankaragücü'ne de güçlük çıkardı. Ama takımların futbol becerilerinden ziyade rüzgârın sebep olduğu komikliklerin sahnelendiği bir maç oldu. Yenik duruma düşen Ankaragücü iki ilginç golle bu çetin haftayı galibiyetle kapadı.

Müthiş bir çıkış yakalayan Antalyaspor öyle bir yerde takıldı ki, bütün müktesebatını bir maçla heder etti. Herkes dururken onlar tırmanıyordu, şimdi tam da herkes hamle ettiği sırada onlar bir puan arkalarındaki Konyaspor'a 1-0 yenilerek yeniden tehlikenin göbeğine döndüler. Konya cephesinde Giray Bulak'ın forvet eksikliğinden şikâyetini izliyorduk, meseleyi büyük ölçüde, sağ bek/önlibero karışımı Cihan Haspolatlı'yla çözmüş görünüyor. İkinci yarı başlayalı beri takımın hücum gücüne çok şey katıyor, Antalya'yı da en çok zorlayan oyuncu Cihan oldu.

Hacettepe de Ankaraspor'dan hayati bir galibiyet aldı. Netice, Ankaraspor'u şampiyonluktan tamamen koparmak bakımdan önemli. Hacettepe'ye ise, ne kattığını ileride göreceğiz. Bir devamı olacaksa, takdir edelim. Ama oyuna bakınca da, bu kadar talihli bir galibiyet inandırıcı görünmüyor. Zira, ilk dakikalarda, hiçbir tehlike yokken kaleci Senecky'nin kabadayılıkla penaltı yaratıp kendini attırması, olacak iş değil. Zaten Aykut Hoca da Senecky dışında takımın tamamının performansından gayet memnun olduğunu belirtiyor.

Bütün bu karmaşanın içinde, kendi sakin ortamlarını yaratan Kayserispor'la Bursaspor Adana'da haftanın tek 0-0'ına ve beraberliğine imza attılar. Bursa için kuşkusuz önemli bir deplasman kazancı. Ama "bir puanı almak için iki puanı gözden çıkarma" felsefesi sanki iki takıma da hâkim. Bu Kayserispor'u yaratan iki hoca, Ertuğrul Sağlam ve Tolunay Kafkas'ın mücadelesinden gol beklemek zaten şuursuzca bir davranış olur.

Yine de Ertuğrul Hoca'nın Bursa'ya iyi geleceği kanaatindeyim. Sirkülasyon halindeki hocalardan birine kanca atıp takılacaklarına, daha vizyoner bir gelecekle ilgili ümitlerim artıyor. Kayserispor'dan ise, zaten çok şey bekliyoruz. Bu sezon, haftalar boyu sakatlıklar mazeret oldu, şimdi "beş haftadır deplasmadayız" şarkısı çıktı. Neyse, belli, bu sezon arada sıkıştı kaldı. Seneye, yeni stadı ve kadrosuyla, gözümüz Kayserispor'un üzerinde olacak!

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...