İSTANBUL - "Galatasaraylı Hıncal Uluç olarak konuşuyorum. Galatasaray'ın 2000 yılında Kopenhag'ta ve Monaco'da UEFA Kupası ve Süper Kupayı kaldırdığı zaman duyduğum gururu, bu sene Rijkaard'ın imzasıyla duydum. Galatasaray'ın vizyonunun ne olduğunu gösterdi bu transfer. Başarılı olur olmaz o ayrı konu. Fenerbahçe'ye 3 yıl şampiyonluk vaad ederek kongre kazanan Aziz Yıldırım gidip Daum'u getiriyor, Galatasaray'ın konuştuğu 4 isim ise: Sevilla'yı iki kere UEFA Kupası şampiyonu yaptıktan sonra Real Madrid'e transfer olan Ramos, Schuster, Fatih Terim ve Rijkaard. En sonunda anlaşılan da Rijkaard oldu. Bu bir vizyon farkı. Bu Galatasaray'ın vizyonunun içe değil dışa dönük olduğunu gösteren bir vizyon farkı.

Bu daha sezonun başında kazanılmış bir zaferdir. Galatasaray'ın son dönemlerde yerlerin altında sürünen itibarını iade eden bir anlaşmadır. Adnan Polat ve arkadaşlarını yürekten kutluyorum. Geçen seneki antrenör yanlışlarının analizini doğru yapmışlar. Hatalardan ders çıkarmak çok önemli bir özelliktir. Gerek Adnan gerekse Haldun Üstünel kardeşlerim bu işin analizini çok iyi yapmışlar.

Galatasaray'ın elinde hem Türkiye hem de UEFA şampiyonluğunu rahatça kazanacak bir kadro var. Galatasaray'ın Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi çok geniş transferlere ihtiyacı yok. Rijkaard'ın yönetimi altındaki bu kadroya bir iki tane büyük transfer koyduğun zaman Galatasaray'ın bu vizyonu alabildiğine açık.

Futbolcu olarak çok sevdiğim bir adamdı, şimdi de Galatasaray'ın başında olmasından çok mutluluk duyuyorum. ‘Bu teknik direktör geldi bu iş bitti' diye bir şey dünyanın hiçbir yerinde yok. Ama bu vizyon farkını ortaya koydukları için Adnan'a da Haldun'a da teşekkür ediyorum.

Mustafa Denizli Beşiktaş'a Beşiktaş için gelmedi. Kendisi için geldi. Federer'in teniste yaptığını Türkiye'de futbolda yapmak istedi. Fenerbahçe ve Galatasaray'dan sonra Beşiktaş'ı da şampiyon yapan ilk ve tek teknik adam olarak Türk futbol tarihinde kendi adına bir satır açmak istedi. Bunu açabileceğini de ligin 6. haftasında gördü ve hissetti. Öyle iyi gördü ki, onu Mustafa Denizli yapan en önemli ilkesinden ilk defa hayatında vazgeçti. Sezon ortasında başkası tarafından kurulmuş bir takımın hocalığını kabul etti. Mustafa Denizli, takım yapan hoca olarak bilinir. Oysa, Ertuğrul Sağlam'ın kendisine devrettiği takımı aldı ve neticede Beşiktaş'ı şampiyonluğa ulaştırdı.

Beşiktaş şampiyon olduğu zaman Mustafa Denizli'nin siyah-beyazlı kulüpteki misyonu bitti. Mustafa Denizli, bu seneki kararını Fatih Terim'e entegre etti. Çünkü Fatih Terim'in Galatasaray ile görüşmeleri sürüyordu. Fatih Terim ile Mustafa Denizli, Türkiye'nin en iyi iki hocası. Ama iki ayrı karakter. Milli takım Fatih Terim'i kesmez. O hırslı, ihtiraslı, sabahtan akşama kadar çalışmayı seven, günün 24 saati tesislerde kalabilen ve gözü mutlaka Avrupa'da yarım bıraktığı işi tamamlamakta olan biri. Mustafa Denizli'de ise tamamen ters bir şey var. Mustafa Denizli rahatına, keyfine, eğlencesine düşkün bir çalıştırıcı. Hafif bir iş olsun, parası iyi olsun... Tam milli takımlık. Senede 5 kez toplansınlar 1'er hafta kamp yapsınlar, gitsinler maç oynasınlar gelsinler...

Fatih Terim'in bu sezonun sonunda Galatasaray ile anlaşması söz konusu olunca, Mustafa Denizli bekledi. Çünkü Fatih Terim gittiği anda milli takımın başına kim gelir? Özellikle de Mahmut Özgener'in federasyon başkanı olduğunu düşünürseniz.

Ekim-kasım ayında eleme maçları bittiğinde Türkiye elenirse, Fatih Terim kesin bırakır. Türkiye, Almanya'ya gitme hakkını elde ederse dahi, Fatih Terim yine bırakmayı düşünebilir. O zaman milli takımı Almanya'ya Mustafa Denizli götürebilir. Ama bu iki teknik direktör, herkesin sandığının aksine çok iyi dostlar. Katiyen biri diğerinin yerine oynamaz. Bu yüzden kasım ayında Fatih Terim milli takımı bırakırsa, Mustafa Denizli Beşiktaş'ı bırakabilir.

Mustafa Denizli'nin Beşiktaş'ta ne derece yürekten olduğunu transfer sezonu göseterecek. Yani bu seneki Beşiktaş takımı ile bırak Avrupa'da başarılı olmayı Türkiye şampiyonluğunu tekrarlaması dahi mümkün değil. Eğer ciddi ciddi Beşiktaş'ta gitmeye niyetli ise, Nobre'si dahil, çok önemli bir transfer politikasının içine girmesi gerekiyor. Bu politikanın içinde de Mehmet Topuz önemli bir adam. Son Avrupa maçları da gösterdi ki, takım ruhunu kuramadığın zaman paralı askerlerle başarıya ulaşamıyorsun. Askerler istedikleri kadar yıldız olsunlar... Takım ruhunu oluşturanlar da kim ne derse desin yerli oyuncular. Büyük takımlarda ve Avrupa'da oynamaya layık çok az adam çıkıyor artık. Onları da zaten Avrupalılar kapıyorlar hemen. O zaman mecbursun Mehmet Topuz gibi oyunculara.

Sivasspor'un ne yapacağını hiç bilmiyorum. Çünkü başkanını hiç tanımıyorum. Bildiğim bir tek profil var, Mecnun Odyakmaz. Ama bir kulübü yönetme dirayeti, yeteneği nedir? Onu bilmiyorum. Markalaşması lazımsa da Sivas'ın, önce iyi yönetilmeye başlaması lazım. Bunu da nasıl yaparlar, bilemiyorum."