İSTANBUL - Hıncal Uluç, 90 Dakika programında haftanın öne çıkan spor olaylarını değerlendirdi.

Brezilyalı yıldız Lincoln'e Galatasaray formasının yakışmadığının altını çizen tecrübeli yorumcu, "Lincoln'e Galatasaray forması yakışmıyor. Başkaları da var Galatasaray formasının yakışmadığı. Bazı formaların bu ülkede giyme değerleri vardır. Olması lazım. Bu değerlerin karşılığı puan ya da para değil. Bunların milyonlarca taraftarı var. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın. Bu insanların çoğu genç. O insanlara örnek olma yükün de var senin. Lincoln futbol düşüncesi olarak Galatasaray'a yakışmıyor. Lincoln tekniği yüksek bir adam. Ona karşı oynayan adamın sert olması normal; ama acımasız olması doğru değil. Acımasız da davranılıyor ve hakemler de bu acımasız davranışa gereken cezayı vermiyorlar. Fakat Lincoln'e de dikkat edin. Birisi yanımdan geçse de kendimi yere atsam diye oynuyor. Bu yüzden bir yığın sarı kart gördü. Hiçbir hakemin Lincoln'e güveni yok. Bu adam hakemi aldatmak ve rakip oyuncuya kart gösterip oyun dışında bırakmak için oynuyor. Gol atmak ya da attırmak için değil. Bu bir kere futbol ahlakında yok. Ama Lincoln bu. Milan Baros da Ümit Karan da bu. Bunlar ayakta kalmak için değil düşsek diye oynuyorlar. Bu yüzden de hakemler kandırılmamış olmak için emin olmadığı faulü çalmıyor. Hakemleri de suçlayamıyorum bu yüzden. Galatasaray'da oyun gereği olmayan kart görme merakı var ve bunu disipline eden bir yönetim yok. Lincoln'ü Trabzon'a götürmek doğru, çünkü bir takım beyefendiler için deplasmana gitmek ceza zaten. Bu yüzden o oyuncuları deplasmana götüreceksin ve tribünde oturtacaksın ki ceza olduğunu bilsin. Kulübede oturttuğun zaman cezayı Galatasaray çekiyor, Lincoln değil.

Galatasaray, bordo-mavililer karşısında 2-1 galip ve Bülent takımı geriye çekiyor. Tam senin Lincoln'e ihtiyacın var, ileride topa basacak, faul alacak, ama o adam kulübede oturuyor. Niye oturuyor? Birinin bana bunu izah etmesi gerekiyor. Bülent futboldan bu kadar bir haber bir adam değil. Ama Galatasaray'ın yediği beraberlik golü her şeyiyle davet edilmiş bir goldür. Sarı-kırmızılılar o sırada 10 kişi. Yaser'in kırmızı kartla oyundan atılması bana sorarsan yanlış bir karar. Yan hakem diresek attı deyince orta hakeme bir şey kalmadı zaten. Yan hakem verdi kırmızı kartı. Egemen ve Yaser'in arasında sadece itişme ve kakışma var. Dirsek atma yok. İtişme sırasında dirseği değiyor.

Maçın tamamına baktığımız zaman Galatasaray fazlasını da yerdi, Trabzonspor atamadı. Sarı-kırmızılılar arka arkaya çok şanslı 2 maç oynadı. Birincisi Hamburg maçı. Bu maç Kocaelispor maçına dönebilirdi. Alman takımı çok net pozisyonlar kaçırdı. Trabzonspor da Hamburg da Galatasaray'a beraberlik şansını verdiler" dedi.

HAMBURG KARŞISINDA TUR KOLAY DEĞİL
Galatasaray'ın Hamburg karşısında çok cesur oynaması gerektiğinin altını çizen Uluç, "Tur kolay değil. Hele 0-0 bize yeter diye oynarlarsa hiç kolay değil. Galatasaray savunması kadar kolay pozisyon veren bir takım yok. Galatasaray'ın bu maçı çok kritik. Bülent Korkmaz'ın çok dikkatli seçimler yapması lazım. Çok da cesur oynaması lazım. Eğer savunma oynayacaksa bu savunma santrafordan başlamalı. Orda gezen dolaşan santraforla değil pres yapan santraforla başlamalı. Orta saha adamları orta sahada bastırmalılar. Geriye çekilerek savunma yapılmaz. Geriye çekildiğin zaman bu gedikleri veriyorsun. Bülent Korkmaz'ın savunma anlayışı bu. Tarihi bir yanılgı. Şimdiki sorun stoperde kimin oynayacağı. Kewell mı oynayacak genç Semih mi oynayacak? Yani herhangi birisi oynayabilir. Galatasaray bu kadar süre Meira'ya tahammül ettikten sonra herhangi birisi oynayabilir. Kewell'ın Hamburg'taki performansı ihmal edilir bir performans değil. Kendisi oynarken etrafını yönlendiren bir isim. Bugüne kadar hiç oynamamış gencecik bir adama bu kadar kritik bir maçta görev vermek olmaz. Yanındaki Sevet gibi tecrübeli biri olsa tamam ama yanındaki de stoper değil. Onun için orada bir lider futbolcuya şans tanınması daha mantıklı" diye konuştu.

MEIRA DOSYASI
Meira'nın Galatasaray'a alınmasının yanlış olduğunu ifade eden tecrübeli yorumcu, "Avrupa Şampiyonası'nda yarı final oynamış Türk Milli Takımı'nın, yedeği dahil, 3 stoperi Galatasaray'da. Servet, Emre Aşık ve Emre Güngör. Bu turnuvada elenen Portekiz takımının stoperini 4. stoper olarak alıyorsun, böyle bir lükse de sahip değilsin. Meira alındıktan sonraki tablo: Bu sene Galatasaray'ın Avrupa'da ve ligde yediği gollere bakın. Yarısından fazlasında iki adamın imzası var. Sabri'nin ve Meira'nın. Bu ikilinin sarı-kırmızılı takıma yedirdiği golün haddi hesabı yok. Akıl almaz pas ve pozisyon hataları yaptılar. Meira'nın Galatasaray'a stoper olarak kazandırdığı hiçbir şey yok. Ön libero olarak oynadığı maçlarda da bir üstünlüğü görülmedi.

Meira'nın Zenit'e satılışının Galatasaray yönetiminin ve menajerlerinin çok ustaca bir pazarlaması olduğunu dile getiren Uluç, "Bana sorarsan Rusları resmen kazıkladılar. Meira'yı ikna etmeyi başaramadılar. Portekizli futbolcu da eşi de 3 hafta direndi. Bana sorarsanız Rus takımının Meira'ya verdiği paranın yanında hatta Galatasaray da cebine bir takım harçlık koymuş olabilir ‘kardeşim git' diye. Bu transfer sarı-kırmızılıların nefes almasını sağladı. Galatasaray'ın Hamburg maçını falan düşünecek hali yok" şeklinde konuştu.

Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin oynadığı karşılaşmalar hakkında da değerlendirmelerde bulunan tecrübeli isim, "Bu maçın ortak bir özelliği var. İki maçta da büyük takımların attığı kader golleri ofsayt. Ama bu ofsaytların üzerinde nedense pek fazla durulmadı. Bazı gazeteler hiç yazmadı bile, görmezden geldiler. Tersi olsaydı neler olurdu düşünemiyorum. Kocaelispor, sarı-lacivertliler karşısında hakikaten olağanüstü futbol oynadı. Ama bu takım hala ligin en fazla gol yiyen takımı ve hala 20 puanda. Acaba küme düşmekten kurtulur mu kurtulmaz mı? Diye düşünüyoruz. Yani çok garip bir lig yaşanıyor” dedi.

BEKELE HAKKINDAKİ İMALAR HOŞ DEĞİL
Bekele'nin müthiş bir finişle Türkiye'ye altın madalya kazandırdığını hatırlatan Uluç, "Yarışmanın resmi kronometresi, firmanın uzmanları, Almitu'nun son 200 metredeki derecesi dünya atletizm uzmanlarını 'şaşırtacak' bir derece dediler. 3000 metrenin son 200 metresini 29.7'de koşmuştu Almitu. Aynı şampiyonada erkekler yarışını kazanan adamın son 200 metresi 31.2. Erkeklerden de hızlı bir final yapmış. Orada tabii açıklamayı yapan firmanın bu konuda kullandığı cümle manidar. ‘Çok dikkate değer' diyor. Neye dikkat edilmesi gerekir iması var. Dileriz altında onların ima ettiği gibi bir şey yoktur. Açık seçik doping ima ediyorlar. Bu tür imalar hoş değil" dedi.

Yunus Yıldırım'ın Galatasaray-Trabzonspor maçına atanmasına da değinen tecrübeli yorumcu, "Bir Merkez Hakem Komitesi bir hakemi harcamak istese ancak böyle bir tercih yapabilir. Galatasaray-Sivasspor maçının daha dedikodularının mürekkebi kurumamışken, o maç pek çok olaya sebep vermişken, aynı hakemi yine Galatasaray'ın kritik bir maçına vermek ‘ey hakem sen bu düdükleri baskı altında çal, şaşır' demektir. Gördünüz. Yığınla hata yaptı Yunus Yıldırım; ama adama kızmak içimden gelmiyor" diye konuştu.

Haftanın esas olayı olarak Fenerbahçeli futbolcular Emre ve Volkan Demirel'in aldığı cezaları gösteren Uluç, "Valkan hakemden gördüğü kırmızı kart nedeniyle ceza aldı. Kırmızı kart gördüğü pozisyonu hatırlayalım. Kasti ya da değil, Volkan'ın göğsünde rakibinin müthiş bir tabanı var. Forması da göğsü de bir miktar yırtılmış. O tabanı yemiş kaleci, aynı anda rakibine tekme vuruyor gözüküyor, ama tekme ile itme arası bir hareket. Fakat bir reaksiyon olduğu açıkça belli. Ama hakem kırmızı kart gösterebilir. Disiplin kuruluna gitmesi de uygundur. Buna 2 maç ceza verildi. Buna da itiraz etmiyorum. Emre federasyon tarafından ceza heyetine sevk edildi, kırmızı kart görmediği halde. Emre'nin yaptığı hareket, rakip futbolcuya kenardan devamlı tehdit işaretleri yapmak ve sonunda gırtlağını keseceğim senine getirdi. Ne zaman yapıyor bunu, ne olmuşsa aralarında bu olay bitmiş. Olayın üstünden dakikalar geçmiş neredeyse, sakinleşmesi lazım. Emre büyük bir bilinçle, reaksiyon falan değil, kasıtla hareketi yapıyor ve ona verilen ceza 1 maç. Çok hafif ve doğal bir reaksiyona 2 maç, Emre'ye 1 maç ceza. Benim kendi hukuk anlayışım içinde o kurulda olsaydım Volkan'a otomatik cezanın yeterli olduğuna karar verirdim. Ama Emre'ye en az 2 maç veriridim; çünkü Emre bu işi haftalardan beri yapıyor" dedi.