NTV

Uluç: Tek sorumlu Fatih Terim

Spor

"Biz aslında İspanya'yı yenmeliydik. İki maçta da yenebilirdik, ama yenecek futbolu sergileyemedik; çünkü o futbolu sergileyecek takımı seçemedik. Bütün bunların da tek sorumlusu var, o da Fatih Terim."

Biz İspanya maçlarından 0 puanla çıktık, ama 6 puanla da çıkabilirdik. Çok net pozisyonlarımız vardı, Nihat iki maçta da gol atamadı. Volkan yemeyeceği golleri yedi.

Çok ufak farklarla biz bu iki maçtan 6 puanla çıkardık. Ama neticede neyi değiştirirdi, hiçbir şeyi değiştirmezdi.

Tabii 2010 Dünya Kupası yolu İspanya yerine Türkiye'ye açılırdı, ama oynadığımız futbol açısından benim görüşlerimde hiçbir değişiklik yaratmazdı.

Biz olabilecek en kötü İspanya'yı yakaladık. İspanya o kadar gözde büyütülecek bir takım değil. Üstelik bu takım, o İspanya değil. En iyi adamları kadroda yok. Olanların içinde de, Torres başta olmak üzere, tanıyamayacağımız kadar formsuzlar. Casillas da öyle...

Biz aslında İspanya'yı yenmeliydik. İki maçta da yenebilirdik, ama yenecek futbolu sergileyemedik; çünkü o futbolu sergileyecek takımı seçemedik.

Maç boyunca işler bizim aleyhimize döndüğü zaman oyunu değiştirebilecek değerdeki oyuncuları sahaya süremedik. Bütün bunların da tek sorumlusu var; o da Fatih Terim.

Türkiye'nin çıkaracağı en iyi takım, en iyi 22 kişi bu değil. Bir önceki maçta İspanya önünde doğru dürüst top oynayamamış takımı aynen Çarşamba günü İspanya karşısına sürüyorsun... Bu, Fatih Terim'e yakışacak bir şey değil. Fatih Terim çapındaki birinin İspanya'daki maçı zerre kadar okumadığını, okuyamadığını kimse söyleyemez. O zaman neden yapıyor? İnadından dolayı yapıyor...

FENERBAHÇE-ESKİŞEHİRSPOR
Nasıl bu Milli Takım'ı eleştirmemize gerek yoksa bu Fenerbahçe'yi de fazla eleştirmemize gerek yok. Bugüne kadar attığı gollerin yarısından fazlasını duran toplardan atan Fenerbahçe, Alex tribünde otururken duran topları da kullanamadı. Kullanamayınca da ortaya çok tatsız tuzsuz bir maç çıktı.

Buna rağmen maçı kazanmış olmaları, şampiyonluk yarışına, en azından kağıt üzerinde, devam etmeleri iyi; ama normalde bu sezonki futbol ortamında Fenerbahçe'nin 10 puan farkla falan önde olması gerekirdi. Bunun sorumlusu da ne Aragones ne de futbolcular... Bu takımın tek sorumlusu, her kötü giden maçın ardından soyunma odasına inmeyi adet haline getiren Aziz Yıldırım.

Aziz Yıldırım'ın değil soyunma odasına inmek, maça gelmemesi lazım. Aziz Yıldırım çok iyi bir başkan ama dünyanın en kötü futbol yöneticisi. Bir kulübün bu kadar parası, taraftarı, imkanı olmasına rağmen ortaya çıkan helvanın bu kadar kötü olması ‘ben bilirim' davasında olmasındandır. Sen futbolu bilmiyorsun arkadaş. Transfer yapmayı da, adam almayı da bilmiyorsun. Bilmediğini kabul et. Başkanlıktan çekil demiyorum, ama seçime girecekse yeniden 'Ben futbol sorumluluğunu taşımayacağım' sözünü vererek gelmeli.

GAZİANTEPSPOR-GALATASARAY
Galatasaray'da 3 hücum oyuncusu, ortada Milan Baros... Çek futbolcu dripling yapmayı, adam eksiltmeyi seven bir futbolcu. Bu yüzden Galatasaray'a bol miktarda tehlikeli alanda frikik kazandıran, hatta penaltı kazandıran, bir adam.

Arda, Türkiye'nin en iyi oyuncusu. Topla çok iyi bireysel ataklar yapan bir isim. Sağ tarafta da Kewell çok iyi bir kontratak futbolcusu. Yani Galatasaray forvetinin üçünü durdurmanın en kolay yollarından biri, faul.

Gaziantepspor'un bütün bir ilk devre boyunca yaptığı faul sayısı iki. Türkiye'nin en fazla faul kazandıran 3 forvetine karşı. Bu neyi işaret ediyor? Gaziantepspor'un karşısında onları zorlayan bir takım yok. Akla hayale gelmeyecek golleri Gaziantepspor kaçırdı.

İstikrar deyince gözümüzün önüne Beşiktaş ve Sivasspor'dan başka gelen bir takım yok. Bana bu hafta Galatasaray-Fenerbahçe derbisi hakkında sorular şimdiden gelmeye başladı. Bu maç varsa var, herhangi bir futbol heyecanı vaad ediyor mu bu maç?

Fenerbahçe de Galatasaray da öyle top oynuyorlar ki, bu maçı 5-0 Galatasaray da alır, 5-0 Fenerbahçe de alır, karşılaşma 0-0 da biter; hiç yadırgamam. İkisinin de koridor müdafaları, ne yapacağı belli olmayan kalecileri, golcüleri var.

BEŞİKTAŞ-KAYSERİSPOR
Bu maçta Mustafa Denizli için 'ballı' kelimesini kullanmıyorum. Hatta tersini de söyleyebilirim, 'balsız' bir Mustafa Denizli vardı. Normalde Beşiktaş bu maçı 5 ya da 6-0 kazanabilirdi.

Bobo gibi gerçekten yetenekli olduğuna inandığım bir adamın kaçırdığı golleri aklım almadı. Beşiktaş'ın attığı gol çok şıktı. Senenin akılda kalacak gollerinden biridir. Yusuf sahanın en iyi oyuncularından biriydi. Sağda-solda ataklar yaptı, çok koştu. Orta sahada zaman zaman ön libero gibi oynadı. Aslında Fatih Terim'in Milli Takım'da Emre Belözoğlu'na vermek istediği rolü Yusuf ortaya koydu.

Mustafa Denizli, Ernst'e yeterince güvendiği ya da Beşiktaş'ı daha iyi analiz etmeye başladığı için çift ön liberodan vazgeçti. Zapo'yu kenara aldı, Sivok'u yerine stopere gönderdi. Beşiktaş'ın ortasında şimdi 4 tane orta saha oyuncusu oynuyor. Yusuf, Ernst, Cisse ve Serdar Özkan... Böyle olduğu zaman Beşiktaş'ın hücum gücü, önde de Nobre ve Bobo gibi teknik forveti olduğu için, çok zenginleşiyor. Böylece de müthiş bir pozisyon zenginliği yaşıyorlar.

Buna karşılık Kayserispor tanıyamayacağım kadar ruhsuz oynuyor. Kötü oynuyor değil. Aghahowa'nın ben Kayseri'de ne yaptığını çok merak ediyorum. Eğer bir maç 1-0 gidiyorsa senin de bir çaban olmalı.