Araç sahibi olan ve olmayan herkes, içinden çıkılması mümkün olmayan şehir trafiğine en iyi alternatife kavuştu. Batı dünyasında milyonların yararlandığı araç paylaşım hizmeti, Mobicar öncülüğünde Türkiye’de hızla gelişiyor.

Mobicar Yönetici Ortağı Emir Dino Günel, 16 milyonluk nüfusuyla İstanbul’un araç paylaşımından en çok yararlanacak şehir olduğuna dikkat çekerken, 10 ay içinde müşterilerin 400 bin km yol kat ettiğini belirtti. Gelecek yıl Avrupa ve Anadolu yakasında araç ve lokasyon sayılarını hızla artıracaklarını ifade eden Günel, araç paylaşımının zamanla İstanbul ve diğer kentlerde toplu ulaşımla entegre bir sistem haline gelmesini beklediklerini söyledi.

Günel, Türkiye’nin yeni yeni tanıştığı araç paylaşımı hizmetini ve hayatımıza getireceği değişiklikleri ntvmnsbc’ye anlattı.

Mobicar’ı hayata geçirme fikri nasıl aklınıza geldi?

Hollanda’da Erasmus Üniversitesi’nde uluslararası işletme eğitimi görürken, kampüste bulunan araç paylaşım hizmeti bu sistemin ne kadar kolay olduğunu görmemi sağladı. Tek bir kartla araçları kullanabildiğiniz sistem, Hollanda’nın küçük bir ülke olmasının da etkisiyle 5-6 şehre birden yayılmıştı. Şehirlerarası ulaşımla farklı bir şehre gittikten sonra orada başka bir araç kullanabiliyordum. Gittiğim her şehirde bir aracımın hazır olması son derece pratik olduğu gibi ulaşımda büyük bir kolaylık sağlıyordu. Trenle farklı bir şehre gidip, aracıma atlıyor, ardından tekrar trenle yaşadığım Rotterdam’a dönüyordum. Üniversitenin son yılında bu konuyu araştırmaya başladım ve Türkiye’de örneği olmadığını gördüm.

Nasıl bir ön hazırlık yaptınız?

Araç paylaşımı Avrupa’da başladıktan sonra özellikle ABD’de çok yaygın hale gelmiş bir hizmet. Araştırmalarım esnasında ABD’de 1998 yılında ilk araç paylaşım şirketini kuran DaveBrook ile tanıştım. Brook, kurduğu şirketi Flexcar ile birleştirip Zipcar’a satmıştı. Zipcar bugün Dünya'nın en büyük araç paylaşım şirketi. Brook’un yardımıyla bir iş planı geliştirdim ve 2.5 yıl önce İstanbul’a taşındım. Türkiye’de daha önce 6 yıl yaşamış birisi olarak yapmam gereken planlamanın Avrupa ve Amerika’dan farklı olması gerektiğini biliyordum. İlk olarak bir finansal danışmanlık şirketine başvurarak yerel piyasayla ilgili bilgiler aldım. Bu süreçte birçok kişiyle görüşürken Erben Öztürk’le yollarımız kesişti. Beraber iş planımızı geliştirdik ve Kasım 2012’de Mobicar’ı kurduk. Mobicar, Şubat 2013’te 12 araç ve 5 lokasyonla hizmet vermeye başladı.

‘BAŞARININ SIRRI İSTANBUL’

Yakıttan oto tamire kadar gerekli anlaşmaları nasıl hallettiniz?

Araç paylaşımı 25 yıldır Batı dünyasında var ama Türkiye’de çok yeni bir kavram. İki yıl boyuncaiş planını geliştirirken piyasaya yeni şirketler dahil oldu. Ancak biz ‘bu hizmeti en iyi nasıl uygulayabiliriz’ sorusuna cevap bulabilmek için çalışmaya devam ettik. Bu sürede benzin istasyonlarından oto tamire kadar tüm gerekli anlaşmaları yaptık ve altyapıyı kurduk. En önemli adım, otomobil tedarik edilmesiydi. Bu aşamada araç satın alma veya kiralama opsiyonları söz konusuydu. Yeni bir şirket olduğumuz için finansal açıdan daha avantajlı olan kiralama modelini tercih ettik ve bir filo kiralama firmasıyla faaliyete geçtik.

Mobicar geride bıraktığı 10 ay içinde nasıl bir performans tablosu elde etti?

‘Deneyelim, hatalarımızı giderelim ve sonra büyümeye devam edelim’ düşüncesiyle ilk olarak sadece Avrupa yakasında ve 12 araçla hizmete başladık. Her aracın içindeki araç takip sistemiyle performansı ölçmek ve müşterilerden gelen geri bildirimleri değerlendirdik. 10 ayda araç sayımız 12’den 41’e;lokasyon sayımız da 5’ten 21’e çıktı. Bu sürede 3500 rezervasyon yapıldı, 3500 saat araç kullanıldı ve 400 bin kilometre yol kat edildi. Şu ana kadar elde edilen veriler bizi çok memnun etti. Dave’den ve diğer uzmanlardan aldığımız bilgilere göre, oto paylaşım şirketlerinin ilk dönemlerine kıyasla bizim faaliyetlerimiz çok daha yoğun gerçekleşti. Bunun da belli sebepleri var: İstanbul kalabalık ve park, trafik sorununun olduğu bir yer. Oto paylaşımın şehir içinde yaşayıp çalışan herkes için çok faydalı olduğunu biliyorduk ve İstanbul’da da bu tekrar kendini gösterdi. İnsanlar toplantıya gitmek gibi iş ihtiyaçlarının yanı sıra, hafta sonu aktiviteleri için de araç kiralamayı tercih ettiklerini gördük.

Hizmetinizin temelinde nasıl bir teknoloji yatıyor?

Kullandığımız teknolojinin, elde edilen başarıda etkisi çok büyük. Yazılım ve donanım olmak üzere teknoloji iki temel gruba ayrılıyor. Yazılım olarak müşteri ilişkilerini CRM (customer relationship management) yazılımı yürütürken, donanım da araç takip cihazından oluşuyor. İşe başlarken yeterince deneyimimiz olmadığı için dışarıdan kaynak edinmeye başvurarak her iki teknolojiyi de dışarıdan aldık. Zamanla, daha iyi hizmet sunabilmek ve hızlanabilmek için, yazılım ve donanımı şirket içinde üretmeye karar verdik. Yaklaşık 2 aydan bu yana yazılımı tamamen kendi mühendislerimizle üretiyor ve donanımımızı Türk ortaklarımızla geliştiriyoruz.

Kaç kişilik bir ekibiniz var?

Yazılım ve donanım alanında KOSGEB’den Ar-Ge desteği aldık. Benim ve Erben’in yanı sıra pazarlama ve operasyon bölümünde toplam 5 kişi olarak işe başladık. Şu an 10 kişi tam zamanlı çalışıyoruz. İşimiz tamamen ekip işine dayanıyor. Teknik altyapıdan pazarlamaya kadar çok ciddi bir takım çalışması gerçekleştiriyoruz. Hollanda’dan bu yana yaptığımız planlama sürecinde ortaya koyduğumuz takım çalışması ciddi bir altyapı kurmaya yönelikti ve bunu başardığımızı düşünüyoruz.

‘12 BİN KM’NİN ÜZERİNE ÇIKMAYANLAR İÇİN İDEAL’

Mobicar otomobil alıp almama konusunda kararsız olan insanlara ne gibi çözümler sunabilir?

Bu konuda ‘kartlarımızı çok açık kullanıyoruz’ demeliyim. Mobicar’ı her gün işe gidip gelmek için kullanabilirsiniz ama asıl faydamız bu değil. Yine de bunu yapabilmeniz için kartlarımızı açık tutuyoruz. Sayfamızdaki hesap makinesinde gideceğiniz her yer için ücret hesaplaması yapabiliyorsunuz. Mobicar, toplu taşıma kullanıyorsanız ve her zaman bir araca ihtiyacınız yoksa, belli sebeplerden araca ihtiyacınız olduğu zaman karşınıza çıkan bir seçenek. Eşya taşımak, bir toplantıya katılmak, özel bir etkinliğe gitmek için şehir içinde makul bir fiyata her an yararlanacağınız bir hizmet. Ancak şu anki aşamada daimi kullanımlar için bir alternatif değil.

Teknik açıdan bakarsak nasıl bir karşılaştırma yapabiliriz?

Eğer senede 12 bin kilometrenin üzerinde yol yapıyorsanız, araç paylaşım bir alternatif olmaktan çıkabiliyor. Ancak bu sayının altında iseniz, kesinlikle ideal bir alternatif haline geliyor. Toplu taşıma ve taksi ile ihtiyacınızıgörseniz bile özel gün ve etkinliklerde istediğiniz zaman tek bir kartla arabanıza biniyorsunuz. Bu süreçte anahtar değiş tokuşu yapmıyor, kimseyle temasa geçmiyorsunuz. Aracınızın rengini ve modelini de belirleyebiliyorsunuz. Mobicar’da aracınızı sadece kullandığınız mesafeler ve saatler için ücretlendiriliyorsunuz.

Örnek verirsem, nöbetçi tarife dediğimiz bir hizmetimiz var. 9-6 çalışan bir kişiyseniz, 6’da işten çıkıyor, aracınızı alıyor, akşam yemeğe gidiyor, geziyor, akşam da evinize gidip arabanızı evin önüne park ediyorsunuz. Sabah olduğunda aracı 9’da teslim ediyorsunuz ve 50 TL ödüyorsunuz. Bunun gibi başka tarifelerimiz de var.

‘TOPLU TAŞIMAYA ENTEGRE EDECEĞİZ’

Üyelik sisteminiz nasıl işliyor?

Mobicar.com.tr üzerinden üyelik gerçekleştirirken şahsi bilgilerinizi ve kredi kartı bilgilerinizi vermeniz gerekiyor. Türkiye’de ikamet etmeniz ve en az 1 yıllık ehliyetiniz olması şart. Size gelen kartla 60 TL karşılığında yıllık üyelik yaptırıyorsunuz. Araç türüne ve saat başına verdiğiniz ücret değişirken, kilometre başına da 55 kuruş ücret kesiliyor. Benzin bittiği zaman anlaşmalı olduğumuz markanın istasyonuna gidiyor ve depoyu dolduruyorsunuz. Benzine değil ama kilometre başına ödeme yapıyorsunuz. Benzinden ücret almamamızın sebebi, daha adil ve müşterilere kolay bir hizmet sağlamak.

Araç kiralamada otomobil depo dolu olarak veriliyor ve dolu isteniyor. Ancak bir ‘ibre’ meselesi söz konusu. Bu nedenle 15-20 TL oynama olabiliyor. Ayrıca, özellikle kısa süreli kiralamalarda müşteri otomobili teslim etmeden benzin istasyonuna uğramak zorunda kalsın istemiyoruz.

Araç paylaşımı, kiralamaya kıyasla ne gibi farklılıklar sunacak?

Kesinlikle lüks bir hizmet sunmuyoruz. Amacımız, insanların günlük hayatına entegre edebileceği bir sistem oluşturmak. Mobicar rezervasyonunun tamamen doğal olmasını istiyoruz. Bir kişi restoranda ya da ofisinde otururken, çocuğunu okuldan almak veya bir yere yetişmek için ihtiyacına uygun araca rezervasyon yapabilmesini istiyoruzve bir Mobicar aracının her zaman bir "tık" ötede olduğunu bilmelerini istiyoruz. Otoparklarımızı da metro/metrobüs durakları, iskele gibi transit noktalara konumlandırarak toplu taşımayla entegre olan pratik bir kullanım sunmayı amaçlıyoruz. Uzun vadede amacımız, tek bir kartla hem toplu ulaşımı hem de Mobicar araçlarını kullanmak. Bugün üniversite ve AVM gibi yerlerde konumlanmaya çalışıyoruz. Ayrıca büyük bir toplu konut projesine dahil olarak her toplu konutun bulunduğu bölgeye araçlar yerleştirmeye başladık. Gelecekte şehir planlamasıyla daha uyumlu hareket ederek özellikle üniversite, AVM'lerde toplu taşımaya entegre olarak yayılmak istiyoruz.

Avrupa’daki gibi bir sistem Türkiye’ye uygulanabilecek mi?

İsviçre örneğini vermek istiyorum. Ehliyeti olan nüfusun yüzde 2’si, yaşadığı bölgedeki araç paylaşım şirketine üye. Zürih’te bugün her 5 dakikalık yürüme mesafesinde bir paylaşım aracı duruyor. Araç başına günde ortalama 12.5 saat kullanım var. Gece zaten fazla araç kullanılmadığını düşündüğünüzde bu çok yüksek bir süre. Türkiye’de bu şekilde bir artış bekliyoruz ve her köşe başında bir araç bulundurmayı istiyoruz. Bir Hollanda, İsviçre modelini Türkiye’ye uygulayabilmek ve toplu ulaşım kartıyla bu hizmeti entegre etmek çok harika bir gelişme olacaktır. İsviçre’de trene bindiğiniz kartla paylaşım araçlarını da açıyorsunuz. Gelecekte Türkiye’de de bu tür pratik çözümler olabilir.

İşe başlangıç sürecinde karşılaştığınız sorunlar ve geri bildirimler nelerdi?

Bu işe başlarken birçok kişiden araçların zamanında teslim edilemeyeceği gibi uyarılar almıştık. En büyük sorunumuz ilk başta buydu ancak şirket içinde geliştirdiğimiz teknolojiyle bu sorunu aştık. Araçtaki donanım, aracın ne zaman teslim edileceğini biliyor ve yarım saat öncesinde mesafe hesabı yaparak aracın yetişip yetişmeyeceğini bize bildiriyor. Böylece biz de yetişemeyecek aracın yerini doldurabiliyoruz.

İnsanlar giderek araç paylaşımını bir kulüp kültürü olarak algılamaya başladı. İlk başlarda aracın kirli bırakılması gibi şikayetler geliyordu. Ancak üyeler her hafta kullandıkları aracın temiz olmasını istediği için zamanla gerekli hassasiyeti göstermeye başladı. Bize en çok gelen soru, bir noktadan başka noktaya bırakabilme imkanı olup olmadığıydı. 2014’ün ilk 3 ayında, vale sistemini başlatacağız. Aracınızı aldığınız noktadan bir başka noktada bırakabileceksiniz. Ayrıca, hayata geçecek mobil uygulamamız sayesinde müşteriler belli saatte araçlarının belli bir yere getirilmesini isteyebilecek.

Zamanla araç içi teknolojiler geliştiren bir firma haline gelmemizlearaç içinden rezervasyon güncellemesi ve navigasyon hizmeti alınması da mümkün olacak. Bu sayede mevcut sorunlara çok daha iyi çözümler sunmayı umuyoruz.

Araç paylaşımı sektöründe en zorlayıcı etken hangisi?

Rakiplerimiz ve bizim için geçerli olan en temel sorun, araç paylaşımı sisteminin çok yeni olması. İnsanlar ilk olarak bu sistemi araç kiralama ile karşılaştırıyor. Müşterilerehizmetimizi anlatmak ve denemeleri için teşvik etmemiz gerekiyor. Nitekim, bir defa üye olup, kullanım gerçekleştiren üyelerimiz, sistemin pratikliğini görmüş oluyorlar, sonrasında ise ihtiyaçlarına göre kullanımlarına devam ediyorlar.

İnsanlar geçmişte saatlik araba kiralamıyor ve internetten rezervasyon yapmıyordu. Kulüp tarzında olan bu hizmete alışma süreci gerekebiliyor, fakat ilk kullanımlarından sonra üyelerimiz Mobicar'ın faydalarını görmüş ve deneyimlemiş oluyorlar. ‘Toplu taşımayla nasıl kullanabilirim’, ‘nasıl faydalar sağlayacak’ gibi sorular yöneltiliyor rama zamanla onlar da ortadan kalkıyor. Özellikle ağızdan ağza yayılan bilgi çok faydalı. Tek bir kartla aracınızı açmanız, sunulan promosyonlar insanlar arasında dolaşıyor ve biz de bu duyduklarını denemelerini istiyoruz.

2014 ve sonrasında nasıl bir gelişme bekliyorsunuz?

Bir önemli örnek vermek istiyorum. Kanada’nın 1.6 milyon nüfuslu Montreal kentinde 1000 tane paylaşım aracı var. İstanbul’da 16 milyon nüfusa karşılık rakiplerimiz de dahil şu an bulunan araç sayısı 120-130 arasında. İstanbul’un çok rahatlıkla 3-4 bin aracı çekebileceğini düşünüyoruz.

Mobicar olarak filomuza 2014’te 100 araç eklemek ve 70 lokasyona ulaşmak, yeni teknoloji ve hizmetler sunmak istiyoruz.Araç paylaşımının, otomobil sektöründe değişen dengelerin de etkisiyle birkaç yıl içinde yüz milyonlarca dolarlık bir piyasaya dönüşmesini bekliyoruz. Özellikle Avrupa’da araç satışları düşmeye başladı ve otomobil firmaları alternatif satış şekilleri üzerinde çalışmaya başladılar. Örneğin, birçok otomobil üreticisinin araç kiralama şirketleri bulunuyor. Filo kiralama şirketlerine bakarsanız, uzun süreli kiralamaya ek olarak kısa vadeli kiralama hizmetleri sunmaya başladılar. Burada paylaşımcı ekonomi akımının etkilerini görmeye başlıyoruz. İnsanlar artık evlerini bile paylaşmaya başladı. Bir mülk sahibi olmaktansa, ev veya araç olsun, paylaşımın tüm esnekliği kullanılıyor ancak ‘parasını kullandığım kadar ödeyeyim” anlayışı yaygınlaşıyor. Avrupa ve ABD’nin ardından Türkiye’de bu akımın güçlendiğini görüyoruz.

Mobicar kurucuları Emir Dino Günel (solda) ve Erben Öztürk.
Mobicar kurucuları Emir Dino Günel (solda) ve Erben Öztürk.

‘PAYLAŞILAN BİR ARAÇ TRAFİKTEN 15 OTOMOBİL AZALTIYOR’

2020 ve sonrasında bizi neler bekliyor peki?

Frost&Sullivan araştırma şirketinin verileri, bugün küresel alanda70,000 paylaşım aracın 3 milyon kişi tarafından kullanıldığını gösteriyor. 2020’de araç sayısının 240,000'e üye sayısının ise 15 milyona yükselmesi bekleniliyor. Mobicar olarak, Türkiye’nin de bu yönde ilerleyeceğini düşünüyoruz. Standart bir otomobil fiyatı bugün 40 bin TL. Vergileri, bakımı, sigorta, otopark ücreti derken ciddi bir külfet oluşuyor. Ancak yakında Mobicar ile evinize çok yakın noktalarda sürekli kullanabileceğiniz ve kullandıkça ücretini ödeyeceğiniz araçlar bulunacak. Uzun vadede hedefimiz İstanbul’da 1000 araca ulaşmak. Bu yaz Bodrum’da bir deneme süreci başlatacağız. Ayrıca Ankara ve İzmir gibi şehirlerde yolumuza devam edeceğiz. Bir gün uçağınız kalkmadan rezervasyonunuzu yapıp, gittiğiniz şehrin havaalanında aracınıza atlayacak, aynı araçla yeniden havaalanına döneceksiniz. Ancak ilk olarak İstanbul’daki büyük potansiyeli değerlendirmeliyiz.

Zipcar bu sektörde adım adım ilerleyerek bugün 850,000üye ve 10 bin araca ulaştı. Bizim için en önemli faktör müşteri deneyimi. Bir müşteri rezervasyon yaptığı zaman o araç yerinde hazır ve temiz olmalı. Bunu sağlayabildikten sonra amacımız diğer hizmetlere odaklanmak.

Araç paylaşımının küresel ekonomi ve toplum hayatına getirdiği değişim diğer sektörlerde nasıl tepkiler doğuruyor?

Yapılan araştırmalar, her bir paylaşım aracının trafikten 15 aracı çektiğini gösteriyor. İnsanlar araba almaktan vazgeçiyor. Sahip oldukları araçlarını da satıyorlar. Özellikle iki aracı olan bir ailenin bir otomobili kullanılmıyor. Dünya ortalaması, araçların günde 1 saat kullanıldığı yönünde. Bu yüzden insanlar arabalarını satıyor ve Amerika ve Avrupa’da belediyeler bu dönüşümü destekliyor. Türkiye’de de metro altyapısı başta olmak üzere ulaşım ağı giderek gelişiyor. Biz de ileride belediyelerin de bu dönüşümü destekleyeceğini, teşvik edeceğini düşünüyoruz. Bugün Beşiktaş ve Kadıköy’de noktalarımız var. İnsanlar köprü trafiğini azaltmak için vapur tercih ediyorsa, paylaşım araçlarının da faydasını görmek isteyecektir.

Rekabet ne boyutta?

Türkiye piyasasında iki rakibimiz var. Rekabetin olması çok önemli çünkü araç paylaşımının tanıtımı konusunda birbirimize yardımcı oluyoruz. Filo kiralama ve lojistik şirketleri de saatlik, kısa süreli kiralama sunmaya başlayacak diye düşünüyoruz. Kısa süreli kiralama yapılabilir belki ama bu hizmetin teknoloji ayağı da çok önemli. Ar-Ge yatırımının yanı sıra mobil alanda kendinizi geliştirmeniz bambaşka bir boyut. Ancak gelecekte otomobil üreticileri ve filo kiralama şirketlerinin de bu sektöre girmesini bekliyoruz. Bir örnek, Avis’i Mayıs 2013’te Zipcar’ı 491 milyon dolara satın alması. Sektörün gelişimi, uzun vadede benzer büyük ortaklıkları önümüze çıkaracaktır diye düşünüyorum.