25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddete Son gününde ülkemizde de son derece ilgi çekici bir albüm piyasaya sürüldü. Albüm, Hürriyet’in beş yıl önce başlattığı Aile İçi Şiddete Son kampanyası bünyesinde iki sene önce hizmete giren Acil Yardım Hattı’na ek gelir sağlamak ve kadına yönelik şiddete karşı duyarlılığı artırmak amacıyla ortaya çıktı.

Yaklaşık beş sene önce töre cinayetine kurban giden Güldünya Tören’in adının verildiği albümde Sezen Aksu’dan Ajda Pekkan’a, Aylin Aslım’dan Aynur Doğan’a pek çok isim şiddet mağdurları için şarkılarını söyledi.

Hürriyet Sorumlu Kurumsal İletişim Direktörlüğü yapımcılığında, Naim Dilmener ve Hülya Demir danışmanlığında hazırlanan ve DMC tarafından piyasaya sürülen Güldünya Şarkıları’nın kahramanları projenin iç yüzünü anlattı.

Emel Armutçu:
11 BİN KADINA HİZMET VERDİK


Güldünya Şarkıları projelerinin temeli ne zaman atıldı?
Aslında çok net hatırlayamıyorum çünkü o kadar çok şeyi bir arada yapıyoruz ki... Ama sanıyorum geçen senenin başıydı. Hürriyet Kurumsal İletişim Direktörü Temuçin Tüzecan, fikri ortaya attı ve Şubat sonu gibi sanatçıları aramaya başlamıştık.

Bir yandan Hürriyet Hakkımızdır Treni hazırlıklarını -ve 45 gün süren yolculuğunu- yaparken, aradan da bir “kocaman” müzik albümü çıkardık. Kocaman yürekli sanatçılarımızla birlikte.

Türkiye’nin en önemli kadın vokalleri projede yer aldı. Proje esnasında hiç onlarda bir çekince hissettiniz mi?

Hiç. Kesinlikle hiç. Kapısını çaldığımız birkaç tanesi zaman ya da başka nedenlerle projede yer almayacağını söyledi. Ama yer alacağını söyleyenlerle hiçbir problem yaşamadık. Hatta uzun uzun anlatmamıza bile gerek kalmadı. Kadın, şiddet, mağdur, yardım gibi kelimeler işi bitirdi. Samimiyetle yer alacaklarını, destek vereceklerini söylediler ve yaptılar. Tüm şiddet mağdurları ve şiddete karşı mücadele edenler adına onlara çok teşekkür etmeliyim.

Çok uzun yıllardır kadın sorunları üzerine çalışan bir gazeteci olarak sizin için bu projenin kişisel anlamı nedir?

Çok şey. Ve anlatmak öyle zor ki… Kelimelerle anlatmaya çalışmak yerine olay olarak anlatayım. Albümün ilk demo kaydı geldi. Evde müzik setine koydum, saat çok geçti. Ama sesi sonuna kadar açtım ve neredeyse müzik sesi kadar yüksek bir sesle ağlayarak dinledim. O anda ulaşabileceğim sanatçılara mesajlar attım, teşekkür ettim, muhteşem bir sonuç aldığımızı söyledim. Tam olarak niye ağladığımı da bilmiyorum; ama mutlulukla alakası olduğu kesin.

Benim için bu albümün çok özel bir parçası var. İlk parça: “Kadınlar Vardır”. Bu bir kadın marşı. Çok sevgili arkadaşım avukat, Güncel Hukuk Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Filiz Kerestecioğlu yazdı söz ve müziğini. Bu marş ilk kez kadınlar tarafından, “Dayağa Karşı Dayanışma” mitinginde söylendi… Taaa 1987 yılında. 12 Eylül’den sonra yapılan ilk mitingdi bu galiba yanlış hatırlamıyorsam. Ve 21 yıldır, her kadın eyleminde bağıra bağıra söylediğimiz bir marş bu. Sokaklarda pankart açan, yürüyüş yapan tüm feminist kadınlar ezbere bilir. Hatta şu özel bilgiyi de vereyim: 1989’da Türkiye’de tutuklanan ilk feministler olarak, benim de içinde olduğum 11 “siyahlı kadın”ı kadını içeri atmışlardı. 11 Siyahlı Kadın, çünkü hepimiz siyah kıyafetler giyip sokakta bir basın açıklaması yapmıştık. Tutuklama nedeni de buydu. Bir ay kaldık, ilk mahkemeye de “Kadınlar Vardır”ı söyleyerek çıkmıştık. Adliye koridorlarında “kadınlar vardııııır, kadınlar vardıııır” diye bağıran kadınlar… Çok sinematografikti. Ve bu şarkı bugün de kadınların şiddetle mücadelesine çok yakışıyor. O yüzden albümde olması benim için çok, çok anlamlı. Belki de en çok bu yüzden ağlamışımdır o gece.

Albüm haricinde projenin bir diğer adımı da acil yardım hattı. Sistemin nasıl işleyeceğinden bahseder misiniz?

Aslında albüm Acil Yardım Hattı’nın bir adımı. Acil Yardım Hattı, bir yıldan fazla bir süredir tıkır tıkır işliyor zaten. 15 Ekim 2007’de açtık. Hürriyet ve İstanbul Valiliği işbirliğiyle. Polislere, jandarmaya, yani şiddet gören kadının ilk başvuracağı mercilere eğitimler verdik. Bu konuda Türkiye çok iyi, ileri yasalara sahip ama uygulamada aksaklıklar mevcut. Şiddet gören kadın şikayet ettiğinde de mağduriyeti devam edebiliyor. 0212 656 96 96 numaralı hattımız 7 gün 24 saat açık. Sadece eğitimli psikolog ve hukukçular cevap veriyor telefonlara. Bugüne kadar 11 bin kadına hizmet verildi. Kimine hukuki yardım, kimine psikolojik… Bazıları acil durumdaydı, her an dayak yiyecek, belki öldürülecek, ama gidecek yeri olmayan kadınlar. Bu durumda olanların sığınaklara yerleştirilmesinde bir sistem oturtmaya başladı hattımız. Tabii sığınmaevi sayıları çok yetersiz, uygulama dediğim gibi aksıyor, ama bir yılda çok yol aldık. İstanbul Valiliği de bu konuda çok destek veriyor. Acil Yardım Hattı’nın bir yıllık bütçesinin önemli bir kısmını Avrupa Birliği fonu karşıladı. Ama artık süre bitti. Tamamını Hürriyet karşılıyor. Dolayısıyla hattın sürekliliğinin sağlanması için ek kaynaklar bulmaya çalışıyoruz. Bunlardan biri de Güldünya Şarkıları. Albümden elde edilecek gelirin tamamı hatta gidecek. Ama tabii tek mesele para değil. Bu albüm kadına yönelik şiddet konusunda farkındalık yaratacak, şiddeti görünür kılacak, hattın tanıtımını yapacak. Bu paradan çok daha değerli bir katkı.

Güldünya şarkıları sadece kadın vokaller tarafından seslendiriliyor. Bir erkek vokal yer alsa sizce nasıl bir farklılık olurdu?

Biz başlangıç olarak, kadınlar, kadınlar için söylesin istedik. Bir çeşit dertleşme, dayanışma gibi… O yüzden “erkek vokal nasıl olurdu?”yu hiç düşünmedik. “Hayır, erkek sinek giremez” dedik. Ama bu bir başlangıç, daha hazırlık aşamasında, bir sonraki albümde de erkekler kadınlar için söylesin. Şiddete karşı olan, bu sorunun sadece “kadınların sorunu” olduğunu düşünmeyen, şiddete karşı mücadelede kadınların yanında olduğunu gösterecek erkekler. Gelecek proje bu. Yoksa çok erkek dostumuz, destekçimiz var. Zaten proje fikri ve başlama vuruşu bir erkekten (Temuçin Tüzecan) geldi, danışmanımız erkekti (Naim Dilmener), albümün en feminist şarkısı “Adım Kadın”ı bir erkek yapmıştı (Bora Ayanoğlu), “Kadınlar Vardır”ın korosunu oluşturan ve düzenlemesini yapan bir erkekti (Mustafa Ceceli) vs… En çok da Ceceli çalıştı, işi çok zordu… Buradan büyük teşekkürler ona.

Vokaller neye göre seçildi?

Türkiye’nin A sesleri ve bu projeye duyarlı olacağından emin olduğumuz kadınlar. Biz seçmedik. Ne haddimize... Onlar zaten vardı. Ama şarkıları Naim Dilmener, iletişimci arkadaşımız Hülya Demir ve ben seçtik. Günlerce kafa kafaya verip, önümüze uzun listeler koyup tartıştık. Tek tek her şarkı mısrasını irdeledik. Cinsiyetçi olmayan, bir kadının yaşadığı herhangi bir şiddeti anlatabilecek şarkılar seçmeye çalıştık. Bilmiyorum, galiba başardık. Çünkü albümde bir istemediği biriyle evlendiren bir Kürt kızının da hikayesi var, aşk acısı çeken bir kadının hikayesi de… Şiddet bir tek fiziksel olmuyor biliyorsunuz, bin türlü yolu var. Nazan Öncel’in Leyla’sı polis şiddetine maruz kalan bir kadın...

Aylin Aslım’ın, pardon bu albümde Sezen Aksu’nun Güldünya’sı zaten şiddetin en uç boyutunun kurbanı bir kadın. Ama bunun dışında, her gün yaşadığımız görünmeyen şiddetleri de aktarmaya çalıştık: Mesela Emel Müftüoğlu’nun yeniden seslendirdiği 70’lerin şarkısı “Adım Kadın”, bunu toptan anlatıyor: “Ademin yediği elma hep benden mi sorulur”, diyor. “Aklım yok ama vazifem çok”. Tabii sadece şiddeti anlatan, hüzünlü şarkılarımız yok, isyanı, özgürlüğü ve güçlü kadını anlatanlar da var: “Sana Ne Kime Ne”, “Dünden Sonra, Yarından Önce”, “Sil Baştan” gibi…



Rojin:
LEYDİ DIANA DA TÖRE KURBANI


Sil Baştan’ı söylerken neler hissettiniz?

“Sil baştan başlamak gerek bazen” tam da beni anlatıyordu. Geleneksellik, savaşmak, yaşam, mücadele... Ben “gücün var mı sevgilim” derken hayata seslenmiştim. Yaşadığım bütün zorluklar, yüreğimden taşan gözyaşlarım şarkının güzelliğiyle akıp gitmişti. Biz ağlamayı seven bir toplumuz. Bizim için bir rahatlama aracı gibi. Ağlayarak katharsis(Yunan tragedyalarında boşalma) oluyoruz. Sil Baştan’ı okurken çok duygulandım. Sağolasın Şebnem dedim.

Siz kadınlara karşı oldukça hassas bir sanatçısınız. Böylesine büyük bir projede yer almak sizin için ne anlam taşıyor?

Bu projede olmak benim için çok önemliydi. Çünkü kadınlar neredeyse ben de bütün gücümle oradayım. Erkekler güdüleriyle, kadınların çoğu ise duyguları ile yaşıyor. Duygu geri kalmış bir his olarak görülüyor olabilir şimdilerde. Bu şarkı da çok anlamlı geldi. Aslında Kürtçe bir şarkım vardı. Urfa’da babası tarafından abisi ile Fırat’a atılmış bir genç kızın hikayesini anlatıyordu. Kızın yüzerek kurtulması ve gizlice yaşıyor olmasını anlatıyordu. Töre cinayetinden kurtulan tek kadındı. Ben de yaşamı yüceltmek istiyordum. Ölümü ve öleni değil. Ancak Kürtçe olmayacak denince ben de Sil Baştan’ı seçtim.

Bu projenin en büyük başarısı ne olacak sizce?

Bu proje her şiddet gören kadına biraz daha bu kadere son vermeliyim gücü verecek. Hürriyet çok anlamlı bir hizmette bulundu bence. Bu, albümle birlikte herkese ulaşacak. Herkesi haberdar edecek. En iyi savaşma yöntemi de bu sanıyorum. Umarım devamı da gelecek. Emek verenleri kutluyorum.

Yurtdışına nazaran Türkiye’de kadına karşı şiddettin çok daha fazla olmasının sebebi nedir sizce?

Ben şu anda Kuzey Irak’tayım. Buraya gelme nedenim Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı gelen üç kadına tecavüz edilip öldürülüşü sebebiyle düzenlenen devlet törenine katılmak. Aslında yurtdışına nazaran Türkiye’de daha çok değil. Demokrasinin beşiği gibi görülen yerlerde de kadın yine kadın. Ezen, ezilen ve güç gösterisi oralarda da var. Leydi Diana da bir töre cinayeti kurbanı değil mi? İnsanlar kaba kuvvetle artık birşeylerin çözülemeyeceğini anladığında bu zulüm bitecek.

Aylin Aslım:
BENİM BAŞIMA GELMİYOR DEYİP SUSMAK İNSANLIK MIDIR?


2005 yılında Güldünya şarkısını yaparken hiç başka bir projenin bu noktaya geleceğini düşünmüş müydünüz?

Hayir, ben bu konuyla ilgili bazı projelerin hayalini kurmuştum ama böyle bir albüm yapılacığını ya da Sezen Aksu’nun bu şarkıyı seslendirmek isteyebileceğini hiç düşünmemiştim. Hayatımda aldığım en güzel hediyelerden biri...

Albümde “Kadınlar Vardır” adlı şarkıyı söylerken aklınızdan neler geçiyordu?

“Kadınlar Vardır” son 20 yıldır miting ve gösterilerde söylenen bir marştı. Böyle bir kadroyla bu albümde insanların arşivine, evlerine girmesi güzel bir şey.

Kadın konuları konusunda oldukça hassas davranıyorsunuz. Bundan rahatsız olan ya da sizi rahatsız eden birileri oluyor mu? Bu anlamda bir duygusal şiddet gördünüz mü?

Duygusal şiddet? Hayır! Ama bu konuyla fazla (!) ilgilendiğimi, bunun kariyerimi ticari anlamda olumsuz etkileyeceğini, antipatik (evet!) bir konu olduğunu söyleyenler oldu. Bu beni rahatsız etmiyor, sadece böyle ölümcül düzeyde önemli bir sorunla ilgili konuşmaktan bile rahatsız olan insanların olması beni üzüyor. Yaşadığın ülkede, şehirde gencecik kızlar, kadınlar öldürülürken ya da hayat boyu işkence görürken, bu hiç olmuyormuş gibi davranmak mümkün mü? ‘Nasıl olsa

benim başıma gelmiyor’ deyip susmak insanlık mıdır? Herkes üzerine düşeni yapmalı, elinden geleni de. Bana doğuştan bir hediye verilmiş,

şarkı yazıyorum, söylüyorum ve insanlara sesimi duyuruyorum. Madem elimde mikrofon var, böyle bir şey için neden kullanmayayım?



Aynur Doğan:
KADIN ŞİDDETE KARŞI DURMAYI BİR HAK GİBİ GÖRMÜYOR


Toplumumuzda aile içi şiddet önem sıralamasında nerededir?

Dünyanın her tarafında bir şekilde direkt ya da dolaylı olarak aile içi şiddet yaşanıyor. Fakat toplumumuzda aile içi şiddet dillendirilmiyor. Daha doğru bir ifadeyle çoğu kadın şiddete karşı durmayı bir hak olarak dahi görmüyor. Kültürle de böyle bir şey öğretilmemiş, kadınlar aile içi şiddeti kendi kaderleri olarak görüyor. Ne yazık ki şiddet artıkça ve görüldükçe bir o kadar da kanıksar hale geldik. Aile içi şiddete karşı durmanın bir hak olduğunu kadınlara anlatma, kadınlarda farkındalık yaratma, onların duyarlılığını ve bilincini uyandırmak bu noktada çok önemli. Böylesi bir projede bir kadın olarak benim de sesimin olması beni mutlu etti.

Kumrucuk, dinleyici üzerinde nasıl bir etki yaratacak? Hangi duyguları uyandıracak?

Qumrîkê (Kumrucuk), kadının tercihleri ve kendisi arasına konulan bir duvar hissi verdi bana...

Sizce albüm, aile içi şiddete karşı nasıl bir adım olacak? Nasıl bir etki hayal ediyorsunuz?

Türkiye’deki değerli kadın müzisyenlerin bu soruna duyarlılığının toplum için model olmasını umut ediyorum. Böyle bir desteğin olması kadınlara güven duygusu sağlayacaktır. Tabi ki yeterli değil ama dayanışmayı göstermek adına önemli bir adım diye düşünüyorum.

ŞARKILAR:
1) KORO (Nazan Öncel, Aylin Aslım, Aynur, Nilüfer, Zuhal Olcay, Sezen Aksu, Rojin)

“Kadınlar Vardır”

2) Sezen Aksu “Güldünya”

3) Ajda Pekkan “Kadın Dediğin”

4) Nazan Öncel “Leyla”

5) Emel Müftüoğlu “Adım Kadın”

6) Aynur “Qumrike/Kumrucuk”

7) Zuhal Olcay “Neyse”

8) Aylin Aslım “Karar Verdim”

9) Nilüfer “Sanane Kimene”

10) Şebnem Ferah “Masum Değiliz”

11) Şevval Sam “Kibritçi Kız”

12) Rojin “Sil Baştan”

13) Ayten Alpman “Ve Tanrı Aşkı Yarattı”

14) Funda Arar “Dünden Sonra Yarından Önce”