140 milyon sünnetli kadın nerede yaşıyor?

Türkiye, kadın sünnetinin yapıldığı 30 ülke arasında yer alıyor mu? Avrupa Parlamentosu’nda gündeme gelen Türkiye'de kızlara sünnet sorusu, kafaları karıştırdı.

20.05.2009 - 18:16

140 milyon sünnetli kadın nerede yaşıyor?

NTVMSNBC'ye konuyu değerlendiren Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği Kurucusu Pınar İlkkaracan'ın yorumu şöyle: "Avrupa Parlamentosu'na göre Türkiye’de kadınların hali o kadar kötü ki, bu da vardır, kadın sünneti de vardır, diye düşünüyorlar".

İngiliz Parlamenter Robert Kilroy-Silk'in Avrupa Parlamentosu’nda, "Töre cinayetini durduramayan Türkiye'ye, AB'ye giremeyeceği bildirildi mi?", "Kızların sünnet edilmediğini kesin bir şekilde kanıtlayamayan Türkiye'ye AB'ye giremeyeceği bildirildi mi?" sorularını sorması, Türkiye'de kadın sünneti var mı, yok mu tartışmasını gündeme getirdi.

BM Türkiye Nüfus Fonu Toplumsal Cinsiyet Programı Koordinatörü Meltem Ağduk da, şimdiye kadar kadın sünneti örneğiyle karşılaşmadıklarını söylüyor:

"Aile içi şiddet ve namus cinayetleri bizim için daha gerçek sorunlar. Önceliklerimiz bunlar. Kadın sünneti ile ilgili somut bir örnekle şimdiye kadar karşılaşılmadı. BM Nüfus Fonu'nun Mart 2008'de kadın sünnetinin ortadan kaldırılmasına ilişkin başlattığı kampanya da Türkiye'yi gündemine almadı."

140 MİLYON SÜNNETLİ KADIN
2008 yılı Mart ayında, aralarında BM Kalkınma Programı (UNDP) UNESCO, UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) de bulunduğu BM’ye bağlı 10 kurum, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaygın olarak görülen ve sağlık açısından son derece riskli olan “kadın sünneti” uygulamasına artık son verilmesi çağrısında bulunmuşlardı.

Kız çocuklarında cinsel organların bir kısmının ya da tamamının kesilmesi şeklinde olan “kadın sünnetine” karşı birlik çağrısında bulunan BM kurumlarının açıklamasında, özellikle Asya, Orta Doğu ve Afrika’da 140 milyon kadına sünnet yapıldığını belirtilmişti.

“BM Binyıl Kalkınma Hedefleri” doğrultusunda kadın sünneti vakalarının 2015 yılına kadar tümden ortadan kalkmasını hedefleyen Birleşmiş Milletler, 3 milyon kızın sünnet tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.

30 ÜLKEDE KADINLAR SÜNNET EDİLİYOR
Sudan, Somali ve Eritre başta, Kuzey ve Orta Afrika’da yaklaşık 30 ülkede kadın sünneti uygulanıyor. Bu bölgedeki kadınların %72-99’u sünnetli. Latin Amerika, Ortadoğu ve Hindistan’da bazı Müslüman topluluklarda yaygın. Kuzey Irak’ta da kadın sünneti görülüyor.

TÜRKİYE’DE KADINLARIN HALİ O KADAR KÖTÜ Kİ KADIN SÜNNETİ DE VARDIR DİYE DÜŞÜNÜYORLAR

Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği Kurucusu Pınar İlkkaracan,  Avrupa Parlamentosu'ndaki sünnet tartışmasını şöyle değerlendirdi:

"Burada daha önemli olan konular var. Evet, kadın sünneti yok ama namus cinayeti var. AB’de Türkiye’deki kadınların durumunu o kadar kötü görülüyor ki, artık sünneti de kattılar. Genel kanı göre, 'Türkiye’de kadınların hali o kadar kötü ki, bu da vardır, kadın sünneti de vardır' diye düşünüyorlar.

İngiliz Parlamenter Robert Kilroy-Silk'in girişimini şuna bağlamak lâzım: Ben Avrupa’da da yaşadığım için içerden biliyorum; bu kadın meselesi, Türkiye’deki kadınların eşit olmaması meselesi, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye karşı kullandığı bir numaralı konu. İnsan hakları falan konuşuluyor ama halkın en çok tepkisini çeken, halkın katılımını da sağlayan en popülist söylem bu. 'Türkiye’de kadınlar eşit değil ve şiddet görüyorlar. Ve Hükümet bir şey yapmıyor' söyleminin bir sonucu bu.

Namus cinayetleri Türkiye aleyhine korkunç derecede kullanılıyor. Türkiye’deki kadınların iş hayatında olmamaları, şiddetin yaygınlığı, kadın sığınaklarının olmaması Türkiye’nin aleyhine kullanılıyor.

Kadın sünneti eski, İslam öncesi bir gelenek. Aslında biliyoruz ki Afrika ülkelerindeki Yahudiler, Museviler ve Hristiyanlar'da da görülüyor. Son dönemde şöyle korkunç bir şey oldu: Bazı İslamcı liderler daha önce olmayan Afrika ülkelerinde bile bunun İslam’ın bir şartı olduğunu söylüyorlar. Senegal’de, Gambia'da durum feci. Tesadüf ben bu konuyu orada çalışırken, Gambia Devlet Başkanı televizyona çıktı ve resmen, 'Kadın sünneti İslam’ın gereğidir. Bütün Gambialı kadınlar bundan sonra sünnet olacaklar' dedi. Senegal’de sünnetin yapılmadığı yerlere bile yayıldı. "

EN FECİ ÖNLEM...

Pınar İlkkaracan'ın "Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik" kitabında yer alan Nahid Toubia'nın makalesi kadın sünnetiyle ilgili gerçeklere ışık tutuyor.

"Neredeyse bütün toplumlar kadınları bir şekilde boyunduruk altına alıyorsa da, KGM (kadın sünneti) herhangi bir toplum trafından, kadınların cinselliğini ve üremesini kontrol etmek için alınan en feci önlemdir" diyen Toubia, "Kadın Genital Mütilasyonu Nedir?" başlıklı makalesinde kadın sünneti ile erkek sünnetinin farklarına ve kökenlerine dair şu bilgilere yer veriyor:



Kadın genital mutilasyonu, kadın genital organlarının kesilmesini içeren birçok farklı geleneksel uygulamaya verilen isimdir. Bu metinde, KGM terimi, klitorisin ucunun yıkanması, bir iğneyle delinmesi ya da sünnet derisini ayırma ve temizlemeyi içerebilen genital ritüellerin küçük formları için kullanılmamıştır. KGM ile, sadece, cinsel organların kesildiği ve çıkarıldığı ritüel pratikler kastedilmektedir.

4-8 YAŞLARINDA...
Bazı kültürlerde kızlara sünnet, bebeklik dönemi kadar erken yaşlarda uygulanırken, bazılarında, kız evlenecek yaşa (aşağı yukarı 14-16 yaş arası) gelene dek uygulanmaz. En yaygın haliyle, KGM; kızlara 4-8 yaşları arasında, kendilerinden kadın olarak beklenilen toplumsal rolün ayırdına varabilecekleri yaşlarda uygulanır.

KADIN SÜNNETİ ERKEK SÜNNETİNDEN FARKLI
KGM'nin gerçekleştirildiği toplumlarda, bu uygulamaya "kadın sünneti" denir. Ancak bu terim, sakat bırakan bir uygulama olmayan erkek sünnetiyle bir benzerlik de ima eder. Oysa böyle bir durum söz konusu değildir. Erkek sünneti, organın kendisine zarar vermeden, penisin ucundan sünnet derisini kesip çıkarma işlemidir. Kadın sünnetinde, kesme derecesi, anotomik olarak çok daha fazladır.

EN ÇOK AFRİKA'DA VE AFRİKA KÜLTÜRÜNDEN ETKİLENMİŞ ÜLKELERDE GÖRÜLÜYOR
Kadın Genital Mütilasyonu (sünneti), en çok Afrika'da ve Afrika kültüründen etkilenmiş ülkelerde görülür. KGM'nin Afrika'da İslam'dan önce uygulandığına şüphe yoktur. İslam Afrika'ya geldiğinde, yeni din değiştirmiş olan ve KGM pratiğini devam ettirmek isteyen liderlerin, bunu İslam'la ilişkilendirmiş olması güçlü bir olasılıktır. Zaman içinde bu ülkelerdeki Müslümanların zihinlerinde KGM'nin İslam'ın bir gereği olduğuna dair bir inanç oluşmuştur.

Kadın genital mütilasyonunu dinsel bir şart olarak gösteren hiçbir önemli İslam'i kaynak yoktur. Ne İslam hukuku için temel kaynak olan Kuran'da ne de hadislerde, KGM'ye yönelik doğrudan bir çağrı bulunmaktadır.

Kuran'da KGM için belirli bir çağrı olmadığı gibi, bu işlem, Suudi Arabistan, Irak, Körfez ülkeleri, Kuveyt, Cezayir ve Pakistan gibi İslam ülkelerinde uygulanmamaktadır.

Nahid Toubia:
Sudan'ın ilk kadın cerrahı. Afrika ve Ortadoğu'da üreme sağlığı, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konularında çok sayıda eseri bulunuyor. Colombia Üniversitesi Kamu Sağlığı Bölümü'nde öğretim elemanı olarak görev yapıyor.


  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...