Kadıköy'deki Mavi Çarşı'ya 20 yıl önce molotoflu saldırı düzenlenerek 13 kişinin ölümü, 2 kişinin de yaralanmasına yol açıldığı gerekçesiyle 3 sanıkla birlikte yargılanan ve müebbet hapis cezasına çarptırılan sanık Azime Işık'ın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) ihlal kararı vermesinin ardından yeniden yargılandığı davada, ilk mahkemenin verdiği ceza onaylandı.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, hükümlü Azime Işık ve avukatları katıldı. Duruşmada, Cumhuriyet savcısı bir önceki celsede açıkladığı esasa ilişkin mütalaasını tekrar etti.

Mütalaaya karşı beyanı sorulan Işık'ın avukatlarından Ayhan Erdoğan, davanın 20 yıldır sürdüğünü belirterek, mütalaanın delil tartışması yönünden hukuka aykırı olduğunu savundu. Mütalaanın AİHM kararını yok saydığını ve hukuka aykırılık barındırdığını öne süren Erdoğan, "Müvekkilin Kürt olması, vahşice bir katliamın sanığı olması, insanların tepkisini çekmesi nedeniyle iddia makamının tereddüde düşmüş olduğu kanaatindeyiz. Mütalaa delilleri de tartışmamaktadır ve yanlıdır" dedi.

Tercüman aracılığıyla Kürtçe beyanda bulunan hükümlü sanık Azime Işık da, suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Bu olaydan dolayı mağdur oldum. Haksızlık yapılmıştır, tahliyemi ve beraatimi istiyorum" diye konuştu.

Davaya ilişkin kararını açıklayan mahkeme heyeti, Işık hakkında, kanun gereği kapatılan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 7 Mayıs 2007'de verdiği ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından 7 Mayıs 2009'da onanarak kesinleşen "müebbet hapis" cezası hükmünün onaylanmasına, hükümle ilgili infazın devamına karar verdi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Kapatılan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 7 Mayıs 2007'de verdiği kararda, sanıkların eylemi terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın yurda getirilişini protesto amacıyla yaptıklarını belirterek, devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak amacını taşıdıkları ve bu hususta mahkemede tam bir vicdani kanaat oluştuğunu bildirmişti.

Heyet, eski Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 125. maddesi uyarınca, ''devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylem yapmak'' suçundan sanıklar Engin Atabey, Abdullah Günay ve Metin Yamalak'ın ağırlaştırılmış müebbet, olayda gözcülük yaptığı iddia edilen sanık Azime Işık'ın ise müebbet hapis cezasına çarptırılmasına hükmetmişti.

Bu kararlar Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nce onamıştı.

AİHM KARARI

Hükmün kesinleşmesinin ardından sanıklardan Azime Işık'ın avukatları davayı AİHM'e taşımıştı. Dosyayı incelemeye alan AİHM, yer gösterme işlemleri ve kimlik tespiti sırasında avukat bulunmamasına ilişkin sanığın şikayetini incelemeye gerek olmadığını bildirmişti.

Gözaltı sırasında avukata erişiminin sağlanmamasına ilişkin şikayet açısından ise ihlal tespitinin tek başına başvuranın uğramış olabileceği manevi zararlar açısından tazmin teşkil ettiğini kaydeden AİHM, ön soruşturma aşamasında avukattan faydalanma hakkı verilmediği gerekçesiyle sanığın savunma haklarının ihlal edildiği hususundaki şikayetinin kabul edilebilir olduğuna işaret etmişti. AİHM, "hak ihlali" hükmü kurmuştu.

AİHM kararının ardından Işık'ın yeniden yargılanmasına karar verilmişti.