Bakanlar Kurulu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen toplantı, planlanandan 1 saat geç olarak saat 12.00'de başladı. Toplantı, 10 buçuk saat sürdü. 

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken basın mensuplarına açıklama yaptı ve soruları yanıtladı.

Kurtulmuş, "2010 KPSS'de soruları çaldıkları ve bu şekilde devlet memuriyetine girdikleri tespit edilenler, devlet memuriyetinden ihraç edileceklerdir. Ancak 2010'daki KPSS ile girmiş olup yapılan soruşturmalar sonucunda gerçekten hakkıyla devlet memuriyetine girdiği tespit edilenlere ise hiçbir şey olmayacak." dedi.

PKK'nın Diyarbakır-Batman karayolunda gerçekleştirdiği bombalı saldırıda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve millete başsağlığı dileyerek sözlerine başlayan Kurtulmuş, Bölge Trafik Denetleme binasının önünde bir bombalı aracın patlatılması sonucu 4'ü polis, 2'si sivil olmak üzere 6 kişinin yaşamını yitirdiğini, sivil şehitlerden birinin polis memurunun çocuğu olduğunu bildirdi.

Kurtulmuş, 21 vatandaşın da yaralandığı bu hain saldırıyı planlayanların da en kısa zamanda yakalanmasını ümit ettiğini dile getirdi. 

Bakanlar Kurulu toplantısında iç ve dış güvenlik konularının teferruatlı şekilde ele alındığını, Genelkurmay Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Dışişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatının sunumları çerçevesinde, Türkiye'nin hem iç hem de dış tehditlerinin masaya yatırıldığını bildiren Kurtulmuş, söz konusu tehditlere ilişkin atılacak adımlar ve alınacak tedbirlerin tespit ve müzakere edildiğini belirtti. 

Toplantıda ayrıca "15 Temmuz Türkiye'yi işgale hazırlama teşebbüsü"nün ardından hem bu konuda darbecilerle ilgili yapılan çalışmalar hem de genel olarak Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) tamamıyla ortadan kaldırılması, devletin kurum ve kuruluşlarından bütünüyle kazınıp atılması için gerekli adımların neler olduğu üzerinde durulduğunun altını çizen Kurtulmuş, bu konuda yapılan çalışmaların tartışılarak, yol haritasının daha açık şekilde paylaşıldığını söyledi.

İKİ KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

Toplantıda, Olağanüstü Hal Yasası ve Anayasa'nın Bakanlar Kuruluna verdiği yetki çerçevesinde, iki kanun hükümünde kararnamenin gündeme geldiğini bildiren Kurtulmuş, şunları ifade etti:

"Bunlardan bir tanesi, henüz bu konuda herhangi bir madde bulunmayan konularla ilgili 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'dir. Teferruatına girmeden, ana başlıklarını sizlerle paylaşmak istiyorum. 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, öncelikli olarak bazı bakanlıklarımız ve kurumlarımızdan gelen, kamu personeli olma vasfını yitirmesi gereken yani FETÖ'cü olduğu tespit edilen kişilerle ilgili düzenlemedir. Dışişleri, Sahil Güvenlik, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere çeşitli kurumlardan gelen liste, bugünkü Kanun Hükmünde Kararnameyle yürürlüğe girerek yayımlanacaktır.

Bu listede ismi geçen FETÖ mensupları, devlet memuru olma vasfını kaybedeceklerdir. Ayrıca yine bu kararname çerçevesinde, bu kararname ile görevden alınanların unvan ve meslek adlarını kullanmaları da mümkün olmayacaktır. Örneğin büyükelçi, hakim, savcı, Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaysa mesleki rütbeleri gibi, vali gibi birtakım meslek unvanlarını kullanmaları mümkün olmayacak, yüksek yargı mensubu olmak gibi hem unvanlarını kullanamayacaklar hem de buralardan kaynaklanan haklarını bundan sonra kullanamayacaklardır."

"DEVLET MEMURİYETİNDEN İHRAÇ EDİLECEKLER"

670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile FETÖ'cü terör örgütüyle irtibatlı, iltisaklı olduğu için kapatılan kurum ve kuruluşların hakları, alacakları, yükümlülükleri ve taşınmazlıklarının ne olacağının Maliye Bakanlığının uhdesine bırakıldığını ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Maliye Bakanlığı, bu anlamda el konulan bu tür kurum ve kuruluşların alacakları, yükümlülükleri, taşınmazlıklarıyla ilgili kararları kendileri belirleyecek, bunların bir kısmının da diğer kamu kurumlarına, dilerse eğer, ihtiyaç ortaya çıkarsa bedelsiz olarak tahsisini yapacaktır. Mülkiyetini değil tahsisini yapacaktır. Ayrıca kapatılan vakıfların mal varlıkları, taşınmazlıkları, hak ve alacaklarıyla ilgili sorumluluklar ise Vakıflar Genel Müdürlüğüne tevdi edilmiştir. 

Yine 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yaptığımız bir diğer düzenleme ise 2010 KPSS ile ilgilidir. 2010 KPSS'de soruları çaldıkları ve bu şekilde devlet memuriyetine girdikleri tespit edilenler, devlet memuriyetinden ihraç edileceklerdir. Ancak 2010 KPSS ile girmiş olup yapılan soruşturmalar sonucunda gerçekten hakkıyla devlet memuriyetine girdiği tespit edilenlere ise hiçbir şey olmayacak, onlar devlet memuriyeti sıfatlarını, bulundukları sıfatları kullanmaya devam edeceklerdir."

15 Temmuz şehitleri ve gazileriyle ilgili düzenleme hakkında bilgi veren Kurtulmuş, bu şehit ve gazilerin SGK borçlarının silineceğini, buradan kaynaklanan birtakım aksaklıkların da ortadan kaldırılacağını bildirdi.

Kurtulmuş, "kapatılan askeri okullardaki sözleşmelerin feshi" konusuna da değinerek, bunun kanun hükmünde kararname (KHK) ile gündeme geldiğini ve kararlaştırıldığını söyledi. Söz konusu kararnameyle, GATA ve askeri hastanelerin Sağlık Bakanlığına devredilmesinin düzenlendiğini belirten Kurtulmuş, buralarda çalışan sağlık personeliyle ilgili detaylı düzenlemelerin de yapıldığını ifade etti.

Yeni Şafak gazetesi foto muhabiri İsmail Cambaz Hasan'ın, Çengelköy'de şehit olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, "T.C. vatandaşlığına, şehadetinden sonra bu KHK ile alınmıştır. Ailesinin başvurusu üzerine bu kararnameyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kendisine verilmiştir." diye konuştu.

Kurtulmuş, 671 sayılı KHK'nın önemine işaret ederek, bu konularla ilgili ilave birtakım düzenlemelerin yapılması ihtiyacının ortaya çıktığını belirtti. Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Bunlardan bir tanesi Türk Silahlı Kuvvetlerinin pilot açığının kapatılmasıyla ilgili düzenlemelerin gerçekleştirilmesi. Bununla ilgili çalışmalar yapılmış, yeni pilot alımı ya da eskiden pilot olup da bir vesileyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılmış olanların, yeniden TSK'ya kazandırılmasıyla ilgili düzenleme 671 sayılı KHK ile yapılmıştır. Çok önemli gördüğümüz adımlardan birisi ise TİB'in kapatılması. TİB kapatılmış ve TİB'in bütün yetkileri, sorumlulukları, personeli ve teknik bütün imkanları BTK'ya devredilmiştir."

"DÜZENLEME YAPILMASI İHTİYACI ORTAYA ÇIKMIŞTIR"

Kurtulmuş, 671 sayılı KHK'nın bir diğer önemli ayağının ise özel harekat polisinin istihdamıyla ilgili yeni düzenlemeler olduğunu, ilgili sürecin bu kararnameyle açıklığa kavuşturulacağını ifade etti.

YÖK'ün talebi çerçevesinde 2006 sonrasında kurulan 41 üniversitedeki öğretim üyelerinin emeklilik yaşının 67'den 72'ye çıkartıldığını hatırlatan Kurtulmuş, şimdi bu üniversitelerdeki emeklilik yaşının 75'e çıkartıldığını bildirdi.

Kurtulmuş, "Böylece yeni kurulan üniversitelerimizin, özellikle üniversitelerden ayrılan ya da uzaklaştırılan öğretim üyeleri açığı göz önünde bulundurulursa, üniversitelerimizin öğretim elemanı bulma konusundaki zorluklarının giderilmesi için de burada böyle bir düzenleme yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

670 ve 671 sayılı KHK'ların, OHAL ile ilgili bu düzenlemeler bakımından istenilen sonuçları vermesi temennisinde bulunan Kurtulmuş, "Türkiye'nin çok hızlı bir şekilde kamudaki bu temizliği yapabilmesi, ayrıca kamu alanında birtakım boşlukların doğmaması için ihtiyaç duyduğu görevlendirmelerin yapılması için önemli bir adım olsun." diye konuştu. 

"SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜYLE İRTİBATLI OLDUKLARI İÇİN ATILIYORLAR"

Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu'nda görüşülen konular hakkında bilgi verdikten sonra gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin "Görevden alınan büyükelçi, yargıtay üyesi veya üst düzey kamu görevlisi var mı?" sorusu üzerine Kurtulmuş, bu kişilerin liste şeklinde yayımlanacağını söyledi.

Kurtulmuş, görevden alınanların Dışişleri ve İçişleri Bakanlığından, Sahil Güvenlik teşkilatından ve Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinden ağırlıklı gelen isimler olduğunu vurguladı. Bu kişilerin meslek unvanlarını kullanmasının kararnameyle yasaklandığını bildiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Çünkü bu kararnameyle açığa alınan yüksek rütbeli diyelim ki 'vali, yüksek yargı mensubu, büyükelçi ya da TSK mensupları' sıradan bir suç dolayısıyla devlet memuriyetinden atılmıyorlar. Açığa alınanlar devlete karşı işlenmiş, devletin, demokratik düzenin, milli iradenin ortadan kaldırılması için yapmış oldukları hain bir tertibin, planın içerisinde yer aldıkları için devlet memuriyetinden atılıyorlar. Bunu örgütleyen ve organize eden bir silahlı terör örgütüyle irtibatlı oldukları için atılıyorlar.

Dolayısıyla burada devletin en üst kademelerinde, diyelim ki 'valilik, hakimlik, büyükelçilik makamı ya da Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olma' unvanı bunlara 'devleti korusunlar, devletin ve milletin işlerini yapsınlar' diye verilmiş unvanlardır. Bu unvanları millete karşı silahı doğrultarak, milleti yok etmek için harekete geçenlerin ya da devleti yıkmak için bir terör örgütüyle irtibatlı olanların kullanmaya hakları yoktur. Dolayısıyla bu unvanlarının kullanmalarının engellenmesinin arkasındaki amaç budur, son derece yerindedir, son derece doğru bir amaçtır." 

"EHLİYET, LİYAKAT, MİLLETE VE VATANA SADAKAT"

Kurtulmuş, "Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın toplantıda genel bir bilgilendirme için mi bulunduğu yoksa bakanların, olayların detayları ve perde arkasına ilişkin sorularına mı yanıt verdiğiyle" ilgili soru üzerine, şu ifadeleri kullandı:

"Zaman zaman ilgili güvenlik birimlerinin temsilcileri Genelkurmay, MİT, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlarımız olsun Bakanlar Kuruluna girerler ve brifing verirler. Bu kişiler, Bakanlar Kurulunun üyesi değil Bakanlar Kurulunu bilgilendirmek için buraya davet edilmiştir. Bugün hem Sayın Genelkurmay Başkanı hem MİT Müsteşarımız Bakanlar Kurulu üyesi olmadıkları halde, Bakanlar Kuruluna davet edilerek kendilerinden iç ve dış güvenlikle ilgili konularda bilgi alınmıştır."

"Kamuda personel alımıyla ilgili konunun Bakanlar Kurulu'nda görüşülüp görüşülmediği ve kamudaki emeklilik başvurusu yapacaklar ya da istifa edeceklerle" ilgili ise Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Devletin bütün kadrolarının milletin tamamına açılması, 79 milyonun hepsinin ve her bir ferdinin kendisini bu ülkenin sahibi olarak görmesi en hayati hususlardan birisidir. Bunun için de herkesin kendi kişisel kariyer planlamasıyla ilgili olarak eğer devlet kapısında bir kariyer beklentisi içindeyse bundan istifade edebilmesi lazım. Bunun da şeffaf 3 ölçüsü olması gerekir. Bunlar ehliyet, liyakat, millete ve vatana sadakat. Bunları esas alarak yeniden kamuda alımları bu şekilde değerlendirirsek doğrusu budur. O zaman zaten herhangi bir paralel yapılanmanın kamunun içine sızma imkan ve ihtimali yoktur, örgütlenme şansı yoktur. Bu genel bir prensiptir, bundan sonra da Türkiye bu prensipler çerçevesinde kamu alımlarını, kimin ehliyeti varsa, kimde sadece ve sadece millete ve vatana sadakat gösteriyorsa onlara kamudaki bütün görevler açıktır."

Kurtulmuş, "2010 KPSS ile ilgili kaç kişi görevden alındı?" sorusu üzerine "2010 KPSS ile ilgili şu anda bir rakam veremiyorum, bunların listeleri var. Kimler bu soru yolsuzluğunun içinde oldularsa onlarla ilgili gerekli düzenlemeler yapılacak." ifadelerini kullandı.

"Toplantıda, kuvvet komutanlıklarının harekat, planlama ve istihbarat yönünden Genelkurmay Başkanlığına, personel ve lojistik yönünden Milli Savunma Bakanlığına bağlanmasına dair bir çalışma oldu mu?" sorusuna karşılık Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili çalışma devam ediyor. Bu anlamda kuvvet komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığına, sahil güvenlik ve jandarmanın İçişleri Bakanlığına bağlanması bundan sonra TSK'nın yeniden yapılanması konusunun ana çerçevelerinden birisidir. Tabii ki bu anlamda, askeri mesleğin gerektirdiği nitelik bakımından da bunların bir başka bağlılık içinde olması kaçınılmazdır. İdari ve özlük hakları anlamında kuvvet komutanlıklarının Savunmaya, jandarma ve sahil güvenliğin İçişlerine bağlanması bundan sonra TSK'daki reform paketimizin önemli adımlarından biridir."

Diyarbakır'daki terör saldırısında hayatını kaybedenlerin sayısına ilişkin yanlış anlaşılma olduğunun belirtilmesi üzerine Kurtulmuş, "Dört polis memuru, iki sivil. İki sivilden birisi de bir polisimizin evladıdır. Dolayısıyla, toplam altı şehidimiz var." dedi.