Başkent Ankara, dün öğle saatlerinde bir patlamayla sarsıldı.

İlişkili Haberler


ABD Büyükelçiliği'nin Paris Caddesi'ndeki ziyaretçi ve vize işlemleri için gelenlerin giriş yaptığı 2 No'lu kapısında bir patlama oldu.

Saat 13.14 sularındaki patlamada, güvenlik noktasının büyük bir bölümü yıkılırken biri güvenlik görevlisi, diğeri canlı bomba olmak üzere 2 kişi hayatını kaybetti.

Olay yerine gelerek incelemelerde bulunan İçişleri Bakanı Muammer Güler, hayatını kaybeden güvenlik görevlisinin 1966 doğumlu Mustafa Akarsu olduğunu söyledi.

Elçiliğe saldıran kişinin ise Ordu nüfusuna kayıtlı, DHKP-C üyesi Ecevit Şanlı (40) olduğu belirlendi.

Şanlı, güvenli ziyaretçilerin giriş yaptığı bölümde X-Ray cihazından geçerken paniğe kapıldı ve eli beline gittiği anda patlama meydana geldi.

İncelenen güvenlik kamerası görüntülerinde bölgede daha önceden inceleme yaptığı tespit edilen Şanlı'nın, toplu halde öğle yemeğinden dönen personelin arasına karışarak binaya girmeye çalıştığı belirtildi.

1997'de Harbiye Orduevi saldırısına katılan Ecevit Şanlı, bir süre cezaevinde yattıktan sonra sağlık gerekçesiyle tahliye edilmişti.
1997'de Harbiye Orduevi saldırısına katılan Ecevit Şanlı, bir süre cezaevinde yattıktan sonra sağlık gerekçesiyle tahliye edilmişti.


KAFASINDAKİ 'BEN'DEN TESPİT EDİLDİ
Katıldığı bir televizyon programında konuya ilişkin açıklama yapan Başbakan Erdoğan, saldırıyı gerçekleştiren canlı bombanın kafasındaki benden tespit edildiğini söyledi.

Suriye'nin saldırıyla bir ilişkisi olduğunu düşünmediğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Canlı bomba personel bölümündeki ilk girişi geçtikten sonra kendisini patlatıyor. Şu ana kadar sadece kafatasındaki bir ben onu açıkça ortaya koyuyor, oradan teşhis ediliyor, fakat yine de çok daha emin olabilmek için DNA testlerine gitmek suretiyle, DNA testlerini yarın sabah itibarıyla kesinleştirip, ondan sonra nihai neticeyi açıklamak istiyoruz.

Şu anda elimizde isim ve memleket olarak bir netice var ama Başbakan olarak her zaman prensibim, son nihai şeyi de alalım, ondan sonra açıklayalım diyorum. Ama şu anda olay aslında net sayılabilecek bir yerde, DHKP-C, o kesin. DHKP-C'li olarak da böyle bir eylemi yapmasının ardında yatan gerçekler de bu DNA testiyle birlikte bunlar da çıkar.

Daha önce bizim vardığımız netice ise daha önce bu kişinin yapmış olduğu bazı eylemler var. Yurt dışı çıkışlar-girişler, Türkiye'de yattığı dönemler falan var. Bütün bunlar netleştikten sonra diyoruz ki bunun açıklamasını ondan sonra yapalım.

ABD'li Büyükelçiyi arayarak geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Ölen güvenlik elemanına Allah rahmet etsin. Bir de NTV'den bir kızımız var. Büyükelçi "Ben davet ettim' diyor. Didem Tuncay kızımızın durumu ağır. Allah'tan ona da şifalar diliyoruz, ailesine geçmiş olsun temennilerimizi iletiyoruz." 

'BASIN KARTI OLSA GAZETECİ DİYECEKLER'
Son dönemde DHKP-C'ye yönelik düzenlenen operasyonları hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bundan dolayı polisimizi kutluyorum. Hele hele bir daireye giriyorsunuz ve bu dairede 11 çelik kapı var. İtfaiye merdiveni ile dışarıdan camlar kırılarak içeri giriliyor. İçeri girildiğinde, bakıyorsunuz sabah 5'e doğru orada 11 avukat ve evraklar...

Evrakları orada bir kısmını yakılma gayretine girilmiş. Ondan sonra bilgisayarlar oradaki bütün hafızalar alınmış durumda. Ama ne yazık ki Türkiye'de bakıyorsunuz, dışarıda avukatım diye gezenler, kalkıp onları sahiplenme durumuna gidiyorlar. Bazıları adliye önünde falan gösteri falan yapıyorlar. Ana muhalefetin genel başkanı da kalkıp bu işi sahiplenme noktasına gidiyor. Nasıl olur da böyle bunlara şey yapılır diye.

Bunlar biliyorsunuz bir de şöyle bir yaklaşım tarzı ortaya koydular; 'medya içeride, basın mensupları içeride'. Şu anda içerideki basın mensuplarının ciddi bir kısmı, Adalet Bakanım da bunu defaetle söyledi, DHKP-C'lidir. PKK'lı da bir kısım var. Bunlar içinde mahkum olanlar var, hükümlü olan var, tutuklu olan var. Bugünkü canlı bombanın cebinden basın kartı çıksa onun için de basın mensubuydu diyecekler. Basın mensubu bu hale düştü diyecekler. Bunu sahiplenecekler."

'BİNANIN GÜVENLİĞİNDE EKSİK YOK'
Hastande tedavi gören Didem Tuncay'ı ziyaretinin ardından bir açıklama yapan İçişleri Bakanı Muammer Güler, ABD Büyükelçiliği'ne girmek isteyenlerin içeriden ziyaret edeceği kişi tarafından alınarak girebildiğini belirtti.

Güler, ''Bir yabancının üzerinde bir cisimle oraya girmesi zaten mümkün değil. Zaten olayın olduğu yerde yaralanan 2 güvenlik görevlisi zırhlı bir bölümün arkasında olduğu için zarar görmemiş. Amerikan Büyükelçiği'nin korunması konusunda bir eksiklik yok'' diye konuştu.

Güler, ABD Büyükelçiliği'nin taşınma talebi olup olmadığı şeklindeki soru üzerine de Büyükelçiliğin uluslararası kurallara göre ABD toprağı olduğunu hatırlatarak, ''Kendilerinin bileceği iş ama binalarının güvenliğinde bir eksiklik yok gördüğümüz kadarıyla'' değerlendirmesinde bulundu. 

Ziyaretten sonra gazetecilere açıklama yapan Büyükelçi Ricciardone, saldırıda hayatını kaybeden güvenlik görevlisi Mustafa Akarsu'nun bir kahraman olduğunu söyledi. Ricciardone, "Kendisi güvenliğimiz için her gün buradaydı. Çok iyi eğitilmişti. İşine sadıktı ve elçilikte çalışan Türkleri ve Amerikalıları korumak için hayatını kaybetti" dedi.

Ailesine de haber verildiğini kaydeden Ricciardone, "Kendisi harika bir profesyonel ve güvenlikçiydi" dedi. Ricciardone, hayatını kaybeden güvenlik görevlisinin ailesiyle de bir araya geleceğini söyledi.

ELÇİLİK ALARMA GEÇTİ
Patlamanın ardından "kırmızı alarm"a geçilen elçilikte, çalışanların sığınağa alındığı kaydedildi. Büyükelçilikte giriş-çıkışlara izin verilmediği öğrenildi. Bu arada, bilgi alınması için aranan büyükelçilik telefonlarına da cevap verilmedi.