PKK'nın iki numarası Murat Karayılan Kandil'den Türkiye'ye çeşitli mesajlar gönderdi.

Karayılan'ın gündeminde, Ortadoğu'da değişen dengelerden ABD politikalarına, 15 Haziran eşiğinden Gülen cemaatine kadar kritik konular vardı.

Akşam yazarı Serdar Akinan'ın sorularına yanıt veren Karayılan'ın en çarpıcı iddiası ise ABD'nin Kürtler'den vazgeçtiği yönündeki sözleri oldu.

Karayılan "12 Haziran, her anlamda bir eşik. Bu seçimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorsuna "Seçim sonuçları üç aşağı beş yukarı belli. Ancak bu seçimler Türkiye'nin iç sorunları açısından önemli bir sürece tekabül ediyor. Özellikle Kürt sorununa yaklaşım konusu Türkiye'nin geleceğini belirleyecek. 12 Eylül anayasasının en çarpıcı maddelerinden birisi yüzde 10 seçim barajıdır. Esas olarak Kürt siyasetinin öz gücüyle seçime girmesi yönünde engel oluşturuldu. Bu barajı atlatmak için bağımsız adaylar biçiminde siyasete girme söz konusu.

ATILACAK ADIMLAR ÖNEMLİ

İmralı'da Öcalan'la görüşüldüğünün hatırlatılması üzerine ise Karayılan şöyle konuştu:
"Tunus'la başlayan ve Arap ülkelerine yayılan yeni süreç, Ortadoğu'yu yeniden biçimlendirecektir. Bu halk hareketleri her ne kadar demokrasi, adil paylaşım gibi gerçekçi ve desteklenmesi gereken talepler temelinde gelişiyorsa da biliyoruz ki kapitalist modernitenin merkezi güçleri, sürece müdahale ederek, restorasyonla sonuca ulaşması için çaba sarf ediyorlar. Süreç derinleşecek ve Ortadoğu yeniden şekillenecektir. Kürt halkı da bu bölgenin en eski halklarından biri olarak içinde bulunduğu statüsüzlüğü aşmak istemektedir. Kürt halkı ve bölge halkları 90 yıldan bu yana büyük trajediler yaşamıştır. Bu çözülmeye muhtaç bir sorundur. Bu sorun tümüyle seçim sonrası gelişecek anayasal çerçeveye ve atılacak adımlara bağlanmıştır."

"Türkiye, gerçekten bölgede demokratik açılımcı bir ülke mi olacak" diye soran Karayılan daha sonra hükümetin başta ABD ve Batılı ülkelerle Ortadoğu'yu yeniden biçimlendirme konusunda beraber davranmakla suçladı.

Bu iddiasına da Mısır sürecinden bu yana Erdoğan ile Obama görüşmelerini ve NATO'nun devreye girmesini kanıt olarak gösterdi.

ABD'nin bölgeyi şekillendirmek adına Kürt halkını kurban ettiğini ileri süren Karayılan, "Öyle görülüyor ki ABD, 'Sen bölge politikasında benimle ol, Kürt sorununu da istediğin gibi yönlendirebilirsin' gibi bir hesap üzerinde belli bir anlaşma söz konusudur."

15 HAZİRAN VURGUSU
Abdullah Öcalan'ın Kürt sorununun demokratik çözümü için yol haritası ortaya koyduğunu dile getiren Karayılan, bu temel bir eksen doğrultusunda neler talep ettiklerini ise şöyle dile getirdi: "O eksenin çerçevesi demokratik ulus çerçevesidir. Yeryüzünde çok kültürlü birçok devlet ve ulus vardır. En çarpıcı örnek İspanya'dır. İspanya anayasasının ortaya koyduğu bir çerçeve vardır. Biz sorunun demokratik ulus çerçevesinde çözüme kavuşacağını belirtiyoruz. Biz bir ulus oluşturalım. Bu ulus tekçi bir ulus değil, çoklu bir ulus olsun. Demokratik ulus, demokratik cumhuriyet, demokratik vatan, ortak vatan çerçevesi çözüm için en ideal çerçevedir. Bu anlamda anayasanın demokratik ulus çerçevesini esas alması gerektiğini belirtiyoruz. Kürt halkının varlığının inkarı değil, kabulü... Bu temelde ülkenin tek merkezden yönetilmesini değil yerinden yönetimi öngören bir çerçeveyi içermesi gerektiğini belirtiyoruz. Kürtlere özerk statüden Cumhuriyetin ilk kuruluşunda bahsedilmiştir. Kemal Atatürk bizzat kendisi bahsetmiştir. Bu anayasanın 1921 Anayasası'nı esas alması gerektiğini düşünüyoruz."

GÜLEN CEMAATİ
Karayılan Fethullah Gülen Cemaati'yle ilgili ise şu iddialarda bulundu: "Devleti ele geçirmek istiyor. Egemen olmak istiyor. Bizimle savaşmasının nedeni budur. AKP'nin ideolojik ayağını önemli oranda cemaat oluşturuyor. İttifak halindeler. Daha önce cemaatin 60 kadar vekil adayı vardı, şimdi 90'a çıkarıldı. AKP de bu ittifaktan istifade ediyor, cemaat de. Cemaatin derdi, devleti tam olarak kontrolü altına almaktır. Bu konuda önemli mesafeler katettiği söylenebilir. Bu konuda çok fazla açıklama yapmak istemiyorum. Kendileri bilir, elimizde belgeler var. Kimin ne yaptığını biliyoruz ama açıklamayı gerekli görmüyoruz. Mesela bu KCK davası, cemaatin teorileştirip projesini çizdiği ve AKP'ye benimsettiği bir projedir. Biz bu konuda misilleme hakkımızı koruyoruz. Kürt toplumuna yönelik bir tuzaktır. Ancak ideolojik ve siyasi mücadeleyi esas alırız. Biz bunu deşifre etmeyi esas alırız.