İstanbul’da 20 gazeteci ve köşe yazarı ile bir araya gelen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı olduğu dönemdeki geleneğini sürdürüyor.

Davutoğlu Dışişleri Bakanı olmasının ardından aynı çerçevedeki ilk toplantısını yaparken, bakan olarak bir ilke de imza attı.

Çünkü Davutoğlu paylaşılabilir bilgileri, Türkiye’nin dış politikasını ve süreçleri gazetecilere aktarıyor. Bunların bir kısmı tabii ki off the record. Bu toplantılarda kafalarda oluşan sorular, dış politika konusundaki boşluklar, şüpheler giderilmeye çalışılıyor; açık demokratik bir yöntem. Hükümetin hangi konuda ne yapmaya çalıştığı aktarılıyor. Bu toplantılar önümüzdeki dönemlerde de devam edecek. Bu buluşmaların özelliği ise bazı bilgilerin saklanarak kafa karışıklığı yaratmasını, yanlış kanaatler oluşturmasını önlemek. Bu açıdan bilgi paylaşımı ve Davutoğlu’nun yaptığı çok önemli. Belki de diğer bakanlara örnek olması gereken bir yöntem.

ÇOK YÖNLÜ POLİTİKAYA DEVAM
Davutoğlu, Türkiye’nin çok yönlü ve entegre dış politika sürecinin devam edeceğini söylüyor.

“Bu yüzden atılan hiçbir adım bir diğerinden bağımsız değildir. Kamuoyu ve basının 'bu adım niye atıldı' diye eleştirdiği noktalarda daha sonra nasıl sonuçlar alındığını gördük. Her adım birbiri ile bağlantılı, her adım bir diğerinin tamamlayıcısı gibi” diye konuşan Davutoğlu, statüko politikasının hiçbir açılama izin vermediğini, ama kendilerinin bunu değiştirdiğini söylüyor. Tabii ki Dışişleri Bakanı bu sözleri ile Hamas’la ilişki, Suriye-İsrail arabuluculuğu, Ermenistan açılımı, Kafkasya politikası ve Irak’ı kastediyor.

Türkiye 1 Haziran’da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Başkanlığını devralıyor. Bu açıdan önümüzdeki ay Türkiye için çok önemli. Dışişleri Bakanı bu süreci birçok ülkeyi dolaşarak değerlendirmeye çalışacak. Bu sırada sürpriz bir gelişme de Irak’ta olacak. Bekleyip göreceğiz.

İşte Davutoğlu’ndan önemli satır başları...

KAFKASYA
Bilgilendirme toplantısında yine önemli başlıklar önemli ip uçları var. En önemli gelişme ise Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan arasındaki yani Kafkasya’daki sürecin paralel ilişkilerle devam ettirilecek olması. Bu konuda önümüzdeki günlerde önemli gelişmeler bekleniyor. Türkiye-Ermenistan ilişkileri, Karabağ sorununu gündeme taşıdı. Aksi halde Karabağ’daki statüko yıllarca devam edebilirdi. Ermenistan’la ilişki sürecinde Azeriler, ABD, Fransa bilgilendiriliyor. Ayrıca Ermenistan ile ilişkiler tıkanmış değil, devam ediyor. Türkiye artık Minsk grubunun 3+1 üyesi konumunda.

AVRUPA BİRİLĞİ
Hükümetin AB konusundaki kararlılığı devam ediyor. Bu konuda siyasi irade mevcut. AB ile ilişkiler konjonktürel değil, tarihi. Türkiye’nin AB ile ilişkilerine Türkiye’nin kendini yenileme tarihi olarak bakmak gerekiyor.

AB konusunda 2009 kritik bir yıl. 2006 öncesindeki ivmeyi tekrar yakalamak gerekiyor. Türkiye bu konuda elinden geleni yapacaktır. Reformlar için çalışmalar hızlanacaktır. Bu konuda muhalefet ve kamuoyunun desteği çok önemli. Özellikle siyasi ve çok önemli değişiklikler içermeyen konulardaki fasıllarda herkesin ilk elden destek vermesi gerekiyor. AB konusunda geriye dönüş diye bir şey konu söz konusu değildir.

KIBRIS
Kıbrıs’ta Türkiye’nin tek taraflı bir iradesi yok. Ayrıca 5 yıldır Türkiye’ye verilen sözler tutulmadı. Biz her türlü açılımı destekledik ve destekliyoruz. 30 yıllık Kıbrıs politikasını değiştirdik. Çünkü KKTC halkının iradesi de bu yöndeydi. Ancak tak taraflı çıkış bulamayız. İngiltere ve Yunanistan da bu işin içinde ve istekli olmalı. Ayrıca Türkiye’nin tek taraflı adım atma sınırının sonuna geldik denilebilir.