Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri iddiasıyla Mehmet Altan, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın da aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu 7 sanığın yargılandığı dava, sanıkların savcılık mütalaasına karşı savunmalarıyla devam etti.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki salonda yapılan duruşmaya sanıkların tamamı ile avukatları katıldı.

Duruşmada esas hakkındaki savunmasını yapan tutuklu sanık Ahmet Altan, darbe girişimi ile suçlandığını belirterek, "Açık bir yalan bu. Bunun yalan olduğunu, bizim darbeyle hiçbir ilgimiz olmadığını yıllarca bizi izlemiş olan istihbarat teşkilatı da polis de bu iddianameleri yazan savcılar da biliyor. Zaten o yüzden ortaya tek bir kanıt bile koyamıyorlar. Darbeciliğin kanıtı dedikleri üç yazıyla bir televizyon konuşması" dedi.

FETÖ’cü olmadığı halde "FETÖ’ye yardım edenler" diye yeni bir insan türünün ortaya çıktığını öne süren Altan, savunmasında iddianameyi hazırlayan ve esas hakkında mütalaa hazırlayan savcıyı eleştirdi.

Altan, iddianamede 2016’da yapılan 15 Temmuz darbe girişimine katıldığının ilk kanıtı olarak 2010’da yayımladığı bir haberin gösterildiğini savunarak, "Ezip Geçmek’ başlıklı yazımla hem FETÖ'cü darbeci hem de PKK'lı terörist olarak gösteriliyorum. Can Erzincan TV'deki programda konuşmanın neredeyse yüzde 95’ini ben yaptım. Ilıcak’la Mehmet Altan birkaç cümle söyledi. Suçlayacaksanız beni suçlayacaksınız. Ilıcak’la Mehmet Altan’ı niye suçluyorsunuz?" ifadelerini kullandı.

MAHKEME BAŞKANI ALTAN'I UYARDI

Altan'ın savunması sırasında esas hakkındaki savunmasının dışına çıktığını belirten Mahkeme Başkanı Kemal Selçuk Yalçın, sanık Altan'ı 3 kez uyardı.

Başkan Yalçın'ın "Mütalaanın dışında konuşacaksanız, mikrofonu kapatacağım" demesi üzerine Altan da "Siz bilirsiniz, iki sayfayı atlayarak savunmamı sonlandıracağım. Mikrofona ihtiyacım yok, ben sesimi her zaman duyururum" dedi.

MEHMET ALTAN DA SAVUNMA YAPTI

Ahmet Altan'ın savunmasını tamamladığı duruşma, tutuklu sanıklardan Mehmet Altan'ın savunmasıyla devam etti.

Anayasa'da tanımlanan "hukuk düzeni dışına çıkamayacağını" vurguladığını ifade eden Altan, tahliye edilmemesini eleştirdi.

Duruşma savcısı ve iddianame savcısını da eleştiren Altan, "İddianame savcısı, hem 'cebir ve şiddet' kullanarak hem de bizzat faillik yaparak 'din devleti' kurmak için televizyon programı vasıtasıyla darbe yapıp Anayasa'yı, parlamentoyu, hükümeti devirmeye kalktığım için üç kez ağırlaştırılmış müebbet, ayrıca 'FETÖ'ye üye olmamakla birlikte yardım etmek'ten 15 sene ceza yememi talep ediyordu. Yeni savcı tek bir ağırlaştırılmış müebbetle yetinmiş; ona göre televizyon programındaki tek bir cümle ile 'cebir ve şiddet' kullanıp, bizzat darbecilik yapıp, Anayasa'yı değiştirip 'din devleti' kurmaya kalkmışım. Üç ağırlaştırılmış müebbetten, bir ağırlaştırılmış müebbete inmek bir gelişme, herhalde teşekkür etmeliyim" diye konuştu.

FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen ile gazetecilerin ilişkilerini sağladığı iddia edilen Zaman Gazetesi'nin eski imtiyaz sahibi olan ve "FETÖ çatı davası"nda da yargılanan Alaeddin Kaya ile sık sık görüştüğünün öne sürüldüğünü belirten Altan, "Bu yalan, iddianamenin bizzat kendisi tarafından çürütülüyor. Savcı iddianamenin 212. sayfasına da bakmadığı için savcının dikkatine yeniden sunuyorum: Orada, benim Alaeddin Kaya ile 10 sene evvel iki kez görüştüğüm yazılı" ifadelerini kullandı.

Darbe girişimi sonrası 1 dolar bulundurmanın tehlikeli hale geldiğini belirten Altan, gizli saklı bir işi olduğu takdirde 1 doları kendi üstünde tutmaması gerektiğini kaydetti.

HTS kayıtları sonucu da kendisine suç isnat edildiğini anlatan Altan, "En son HTS kaydı 28 Ocak 2014 tarihini taşıyor. 15 Temmuz 2016'dan 2,5 yıl önce. Buralardan nasıl 'darbecilik' suçu, 'ağırlaştırılmış müebbet' çıkartabiliyorsunuz, anlaşılır gibi değil. Şapkadan tavşan bile daha kolay çıkar eminim. Ayrıca, şunu da bir kez daha tekrarlayayım. HTS kayıtlarındaki dokuz kişinin hepsi de o dönemde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin denetimindeki meşru kuruluşlarda çalışan, medyada faaliyet gösteren, yöneticilik yapan kimseler" dedi.

Altan'ın kitaplar yazdığını belirtmesi üzerine Mahkeme Başkanı Kemal Selçuk Yalçın, "Darbelerin Ekonomisi, diye kitap yazdığını söylediniz. Peki darbe girişimini niye kestiremediniz 15 Temmuz'da?" sorusunu yöneltti.

Mehmet Altan, soruyu "Ben siyasetçi değilim, ekonomi profesörüyüm. O kitap, darbeyi teorik olarak yazdığım bir kitap" şeklinde yanıtladı.

NAZLI ILICAK: ZEKERİYA ÖZ İLE RÖPORTAJIN DARBEYLE İLGİSİ YOK

Esas hakkındaki savunmasını yapan Nazlı Ilıcak da 40 yılı aşkın meslek hayatı boyunca FETÖ ile bağlantılı yayın organlarında çalışmayı tercih etmediğini dile getirerek, şunları söyledi:

"Suç gibi gördüğüm için değil cemaat yapısı içinde gazetecilik faaliyetini serbestçe yerine getiremeyeceğim endişesini taşıdığım için hep oralardan gelen tekliflere kapalı kaldım. 2013 Aralık ayında Sabah'taki işime son verilince hem Bugün hem Zaman'dan teklif aldım. Tereddüt etmeden Bugün'ü tercih ettim. Bugün, bir iş adamına aitti. Akın İpek hakkında da o tarihte bir soruşturma yoktu."

FETÖ iltisakı bulunduğu gerekçesiyle meslekten ihraç edilen eski savcı Zekeriya Öz ile röportajının suç sayıldığını anlatan Ilıcak, "Burada darbenin somut delili, röportaj içeriği değil, bir fotoğraf. Aslında ne röportajın ne de o fotoğrafın darbeyle bir ilgisi var. Röportaj içeriğinden söz edilmediği için doğrudan fotoğrafa temas edeceğim. Her şeyden önce o röportajın yapıldığı tarihte Zekeriya Öz, terör örgütü üyesi değil. Terör örgütü üyeliği ile suçlansa, elini kolunu sallayarak serbestçe dolaşabilir miydi? Zekeriya Öz, o sırada, HSYK tarafından Dubai seyahatini Ali Ağaoğlu'na finanse ettirdiği iddiasıyla açığa alınmıştı. HSYK'nın suçlamasında da terör örgütü üyesi olma isnadı yoktu" ifadelerini kullandı.

Esas hakkındaki mütalaada, "Fuat Avni", "Son Vesayet", "Kaç Saat Oldu", "Simge Ekici" tweetlerini paylaşmış olmasının aleyhindeki deliller arasında yer aldığını anlatan Ilıcak, bu paylaşımlarda suç unsuru olmadığını iddia etti.

"AĞZIMDAN DARBE KELİMESİ ÇIKMADI"

Savcının mütalaada "Özgür Düşünce adlı programda, sanıkların hep birlikte darbe çağrışımıyla subliminal mesaj içeren söylemlerde bulundukları, bu söylemler kapsamında hükümeti ve Cumhurbaşkanı'nı tehdit ettikleri, darbe girişimini terör örgütüyle eylem ve fikir birliği içinde olmadan bilmelerinin ve bunu bir gün önce kamuoyu algısını şekillendirecek şekilde beyan etmelerinin mümkün olamayacağı…" ifadelerini kullandığını hatırlatan Ilıcak, bununla ilgili şunları kaydetti:

"O programda benim ağzımdan darbe kelimesi çıkmadığı gibi Ahmet Altan'ın hangi bağlamda darbe konusuna girdiğini izah ettim. Ayrıca ben, sayın savcının iddia ettiği gibi ne Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ne Cumhurbaşkanını tehdit ettim. Ne söz konusu programda ne de bir yazımda. Ettimse hangi cümle ile tehdit ettim bana söyler misiniz? Cumhurbaşkanı'nın hakkımda açtığı tek bir hakaret davası yok. Aksine, Gezi olaylarında Erdoğan ve ailesine yönelik hakaretleri sütunumda eleştirdim."

Nazlı Ilıcak, 18 aydır mağdur olduğunu iddia ederek, beraat talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, ayrıca sanık Ilıcak'ın 14-15 Şubat'ta Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda kalarak Ses ve Görüntü Bilimiş Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katılma talebini kabul etti.

Sanık Ilıcak'ın savunmasını tamamlamasının ardından mahkeme heyeti, duruşmayı yarına erteledi.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Can Tuncay tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Ahmet Altan, kardeşi Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak hakkında, "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" ve "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

Altan kardeşler ve Ilıcak'ın ayrıca "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme" suçundan da 7,5 yıldan on beşer yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, firari sanıklar kapatılan Zaman Gazetesi'nin eski Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Emre Uslu, Tuncay Opçin'in de "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" ve "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması öngörülüyor. Bu sanıkların ayrıca "silahlı terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan ayrı ayrı 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Emre Uslu için "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme" suçundan da 3 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Darbe girişimi gecesinde yayın yaparak örgüt lehine konuşmalarda bulunan Samanyolu TV Washington Temsilcisi firari sanık Şemseddin Efe, darbe girişiminden bir ay önce katıldığı bir televizyon programında ''Ben profesör olacağıma keşke albay olsaymışım. Mesela bu süreçte daha fazla katkım olurdu'' diyen firari sanık Osman Özsoy ile Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı firari Mehmet Kamış, gazetenin yöneticilerinden Faruk Kardıç, görsel yönetmeni Fevzi Yazıcı, İsrail muhabiri firari Abdulkerim Balcı, kapatılan Today's Zaman Gazetesi'nin eski Genel Yayın Yönetmeni firari Bülent Keneş, Polis Akademisi'nde öğretim görevlisi olan ve 15 Temmuz gecesinde ABD'den yayın yapan FETÖ'nün bir televizyon kanalına çıkarak polisin darbenin yanında olacağını ve Cumhurbaşkanı'nın darbeye direnmeyeceğini iddia eden tutuklu sanık Şükrü Tuğrul Özşengül, Zaman Gazetesi Marka Müdürü Yakup Şimşek ve gazetenin kültür sanat sayfasında çalışan Ali Çolak'ın da aynı suçlardan üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, bu sanıklar için ayrıca "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan da ayrı ayrı 7,5 yıldan on beşer yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

İddianamede, Zaman Gazetesi'nin 10 Ekim 2015'de yayınlanan ve darbe çağrışımında bulunulduğu belirtilen reklam filmini çeken ajansın sahibi sanık Tibet Murat Sanlıman hakkında ise "silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

İddianamede, sanıklar Ahmet Hüsrev Altan, Mehmet Altan ve Ayşe Nazlı Ilıcak'ın sosyal konumları, geçmişleri ve eylemlerinin niteliği itibarıyla terör örgütüyle organik bağları bulunmalarından öte süreklilik arz edecek şekilde örgütün amaçları doğrultusunda, iş birliği içerisinde faaliyette oldukları, darbe girişimine silahlı terör örgütü adına iştirak ettikleri anlatılıyor.

Zaman Gazetesi'nin 5 Ekim 2015'de yayınlanan ve darbe yapılacağı mesajının yer aldığı belirtilen reklam filmini çeken ajansın sahibi sanık Tibet Murat Sanlıman'ın, bu reklamın senaryosunu hazırlayan kişiler arasında olduğu ifade edilen iddianamede, Ekrem Dumanlı'nın da reklamın yayınlandığı tarihte darbe iması ve terör örgütüyle ilgili soruşturmalar yürüten savcıları, davalara bakan hakimleri, kamu görevlilerini ve mevcut hükümeti tehdit eden nitelikteki köşe yazısını kaleme aldığı belirtiliyor.

İddianamede, somut olaydaki şifreli mesaj gönderme yönteminin TSK'ya sızmış terör örgütü mensuplarına yönelik olduğu anlatılarak, darbe girişimi faaliyetinin planlı, sistemli ve gizliliğe azami riayet edilerek gerçekleştirildiği ifade ediliyor. Darbe mesajı verilen söz konusu reklam filminin, darbeci askeri kanatla fikir ve eylem birliği içerisinde, önceye dayalı planın bir parçası olarak hazırlandığı vurgulanan iddianamede, Sanlıman'ın 17-25 Aralık'tan sonra örgütün yayın organlarının reklam işlerini üstlenmeye devam ettiği anlatılıyor.

DOSYALAR AYRILDI, MÜTALAA VERİLDİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanlığı ve 65. Türkiye Cumhuriyet Hükümeti'nin ''suçtan zarar gören'' olarak yer aldığı iddianamede, Abdulkerim Balcı, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Ali Çolak, Bülent Keneş, Ekrem Dumanlı, Emre Uslu, Faruk Kardıç, Fevzi Yazıcı, Mehmet Kamış, Osman Özsoy, Şemseddin Efe, Şükrü Tuğrul Özşengül, Tibet Murad Sanlıman, Tuncay Opçin ve Yakup Şimşek "sanık" olarak bulunuyordu.

İddianameyi kabul eden ve davaya bakan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Eylül 2017'deki duruşmada, haklarında yakalama kararı çıkarılan firari sanıklar Ekrem Dumanlı, Osman Özsoy, Emre Uslu, Tuncay Opçin, Abdulkerim Balcı, Bülent Keneş, Faruk Kardıç, Mehmet Kamış, Şemsettin Efe ve Ali Çolak'ın henüz yakalanamamış olmasını göz önüne alarak, bu sanıkların dosyasının ayrılarak başka bir esasa kaydedilmesini karara bağlamıştı.

Böylece bu davada Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan ve Ahmet Altan'ın da bulunduğu 7 sanık kalmıştı. 11 Aralık 2017 tarihli duruşmada mütalaasını açıklayan savcılık, Ilıcak ve Altan kardeşlerle birlikte 6 kişi hakkında, ''anayasayı ihlal'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemişti. Tutuksuz sanık Sanlıman'ın ise ''örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek'' suçundan hapisle cezalandırılması talep edilmişti.