Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türk-İş Konfederasyonunu ziyaretinin ardından açıklama yaptı ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Konuşmasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklenen Başbakan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"90'lı yılları siyasetin en önemli simgesel temsilcilerinden biri olan Kılıçdaroğlu, o günkü SSK Genel Müdürü olarak, o günkü politikaların mesulü olan birisi, bugün çok rahat bir şekilde halka dönüp 'size iki maaş vereceğim, bunu da noterlikten tasdik'. Verirsin de, kimin cebinden veriyorsun? Nasıl veriyorsun?

Tabii sayın Kılıçdaroğlu için çok kolay. O vereceği paraları, Hazinede, Türkiye'nin rezervinde biriken paraları o biriktirmedi. Kendisini şimdiden miras yemeye hazır bir mirasyedi şeyinde... Biz bu ülkenin kaygısıyla büyümüş, bu ülkenin her türlü kaynağını en iyi şekilde değerlendirmeye çalışan 12 yıllık iktidar sonrasında biriktirdiğimiz bütün rezervleri, Kılıçdaroğlu gelip 4 ayda tüketmek istiyor. Aynı 90'lı yıllarda olduğu gibi karşılıksız popülist politikalar talep ediyor.

Ama halkımız bilir. Halkımızın hafızası o kadar kısa erimli değildir. 90'lı yılların başlarında sıfır açıkla aldığı SSK'yı nereye getirdiği belli, nasıl devrettiği belli ve hala biz onları nasıl ele aldığımız hususunun da herkesin dikkatlerine sunuyorum.

Kılıçdaroğlu, hiç iktidara gelemeyeceği için bu teklifleri yapıyor, hasbelkader böyle bir şansı 4 dakika versek de bu dediklerini yapsa, ondan sonra bir başka yine bizim AK Parti iktidarının gelip bütün o yaptıklarını düzeltmesi icap eder.

Halkımızdan özellikle bugünlerde seçim sathı mailine girmişken böyle popülist tavırlara prim vermemesini rica ediyorum.

Kılıçdaroğlu, şimdiden sahip olmadığı bir mirası, oluşmasında hiçbir katkısı olmadığı bir mirası, şimdiden yeme hesabı içinde. Ama milletimiz ona o imkanı vermez. Biz de bütçe görüşmelerinde kendisine ifade etmiştim; bunu bugün bu kadar zikretmemizin sebebi, çünkü 12 yıllık iktidardaki AK Parti döneminde birikmiş olan kaynakları gelip tüketmek istiyorsun, sonra bırakıp gideceksin 4 yıl sonra. Biz buna izin vermeyiz.
Sembolik olarak 1 Mayıs'ın Emek Günü olarak yeniden ilan edilmesi de dahil olmak üzere, attığımız adımların emekçilerimiz tarafından ne kadar büyük bir minnetle karşılandığını biliyoruz.

Biz emek dünyasına, emekçilerin dünyasına hiçbir zaman yabancı olmamış bir iktidarız. Her zaman, birlikte, hep beraber bu sorunları ele aldık ve önümüzdeki dönemde de bu sorunları ele almaya devam edeceğiz.

Kılıçdaroğlu'nun dediği düzenlemeler hayata geçse 25 milyar Türk liralık ek açık gündeme gelecek. Nereden çıkacak bu 25 milyar Türk lirası? Birisi bize bağış vermeyecek, birisi gelip kaynak ktarmayacak. Bütün bunlar, bir sonraki neslin cebinden harcanmış olacak. Aynen 90'lı yıllarda bu popülist politikalarla üretilen açığın şu anda bizim tarafımızdan finanse edilmek zorunda kalınması gibi.”

“TARTIŞMA BENCE KAPANMIŞTIR”

Sorular üzerine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek arasındaki gerilime değinen Davutoğlu, “Herhangi bir arkadaşın, herhangi bir şekilde eleştirisi, yeni bir düşüncesi, yaklaşımı varsa ifade edilecek bütün zeminler mevcuttur. Burada yapılması gereken en son şey delillendirilmemiş bir tarzda, iki açıklamayı da kastederek söylüyorum, bu konuların bizim de irademiz dışında kamuoyuyla paylaşılmasıdır. Şimdi çok sağlam bir siyasi geleneğe, sağlam bir siyasi kültüre ve içeride de son derece demokratik, çağdaş anlamda her türlü eleştiriye açık bir parti yapısına sahip olmamız dolayısıyla bütün bu konuların öncelikle parti zemininde gündeme getirilmesi lazım” dedi.

Kendisinin bu tür konulardaki yönetim biçiminin belli olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Gerekirse saatlerce dinlerim, saatlerce detaylara kadar meseleyle ilgilenirim, her türlü görüşü alırım. Ama bir tek konuda açıkçası tahammül gösteremeyiz. O da böyle bir zeminde tartışılmamış bir konunun kamuoyu nezdinde spekülatif şekilde paylaşılmasıdır" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, "İkinci olarak da doğru bulmadığım husus ise herkes kendi görevini yapmalıdır ve o görevin doğasının gerektirmediği alanlara da girmemelidir. Bunlar ilkesel konulardır ve bu ilkesel konuları partide egemen kılmaya kararlıyım. Bu konuda da kimsenin ayrıcalığı yoktur. Dün de söyledim" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Ola ki farklı görüşler olur. Ola ki değişik fikirler gündeme gelir. Ama kimse yerleşik kuralları, var olan mekanizmaları ve kurulları baypas ederek, şu veya bu gerekçeyle, şu veya bu niyetle kendi şahsi görüşleri üzerinden partimizin tartışılmasına, yıpratılmasına sebep teşkil edecek bir hareket tarzı içinde olamaz. Bunu Sayın Arınç'la evvelsi gün Bakanlar Kurulu sonrasında zaten, Bakanlar Kurulu içinde de daha sonra sürmekte olan kısmında da görüştük. Kendileri de dün açıklama yaptılar. Akşam da yoğunluğum dolayısıyla Bakanlar Kurulu sonrasında, dün de Konya'da olduğum için görüşememiştim.

Sayın Gökçek'i, konuta davet etmiştim. Kendisine de bu ilkeler etrafında gerekenleri söyledim. Gerektiğinde ilkesel bir tutum gerektiği hallerde, yani en yakın çalışma arkadaşlarımla, en açık şekilde konuşmayı, zihinlerde hiçbir fluluğa ve dışarıda ortaya çıkabilecek spekülasyona sebebiyet vermeyecek şekilde konuları açık bir şekilde ele almayı en doğru yol ve yöntem olarak bilirim. Sayın Gökçek'e de tartışmanın başlatılması ve sonrasındaki aşamalardaki tutumu konusundaki bu genel kurallar çerçevesinde kanaatlerimi açık bir şekilde ilettim. Kendileri de eminim kamuoyuyla kanaatlerini bu anlamda paylaşacaktır. Ama bu konuda ilkesel olarak yaklaşımımızın doğru olduğunu ifade ettiler."

Davutoğlu, "Bu şekilde bu tartışma bence kapanmıştır. Yani kendi parti disiplinimiz, parti anlayışımız içinde partideki demokratik her türlü görüşün serdedilmesi ilkesi etrafında. Bundan sonra ortaya çıkabilecek başka tartışmalar için de 'Parti disiplin kurallarını, kurullarını gerektiğinde işletiriz' dedim. Çünkü biz seçim sathı mailinde ve sonrasında hiçbir şekilde partimizin yıpratılmasına izin verecek davranışlara müsamaha göstermeyiz" dedi.