Kapatılan DTP'nin eski genel Başkanı Ahmet Türk ile BDP genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Washington'da düşünce kuruluşu Carnegie Endowment'ta konferans verdiler.

Cumhuriyetin kurulmasından sonra "Kürtlerin inkarı gibi bir siyaset geliştirildiğini" savunan Ahmet Türk, "Kürt kimliğini Türkiye'nin zenginliği sayan Anayasal düzenleme, kültürel haklar ve Kürtçenin kamusal ortamda özgürce ifade edilmesi ve Kürt yoğunluğunun fazla olduğu bölgelerde demokratik otonomi" olmak üzere üç konuda taleplerinin bulunduğunu söyledi.

Türkiye'nin "halkın değil, seçkin ve elitlerin cumhuriyeti olduğunu" ileri süren Türk, ''değişimi bu elit kesimin istemediği'' görüşünü dile getirdi.

Türk, bir soru üzerine, Türkiye'nin Irak'ın kuzeyi ile ilişkilerini geliştirmesini desteklediklerini, "ancak bunun Türkiye'deki Kürtlere karşı kullanılması yoluna gidilmesi halinde, karşı çıkacaklarını" ifade etti. Ahmet Türk, ABD Başkanı Barack Obama'ya Türkiye'ye geldiğinde söylediği şeyi hala savunduğunu belirterek, "Çözümsüzlüğün nedeni Kürtlerse hep birlikte Kürtlerin üzerine yürünmesi, ama sorun devletse bu politikasına destek verilmemesi gerektiğini" söyledi.

Türk, seçşim barajının yüzde 5'e indirilmesi durumunda, yüzde 10'un üzerinde oy alacaklarını iddia etti.

HAMAS İLE PKK KARŞILAŞTIRMASI
Türk, Türkiye'den Başbakan ve Cumhurbaşkanları ABD'ye geldiğinde, ABD Başkanlarına ilk olarak PKK konusundan bahsediyorsa, bunun PKK'nın bir realite olduğu anlamına geldiğini öne sürdü.

Obama'nın Türkiye'deki demokratik sürece katkı sağlayacak bir rol oynayabileceğini, ABD'nin daha önceden Güney Afrika ve İrlanda konusunda bunu yaptığını söyleyen Türk, demokrasinin ilerlemesi için bütün aktörlerin sürece dahil edilmesi gerektiğini kaydetti.

Türk, "Eğer Hamas bir aktörse, Hamas'ın ikna edilmesi, eğer PKK bir aktörse, mutlaka PKK'nın ikna edilmesi lazım ve demokratik sürecin işleyişine olanak sağlayacak şeylere çaba gösterilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.




Soruları yanıtlayan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da, "demokratik açılım"ın "can çekiştiğini ve hükümetin politikasızlığı yüzünden çökmek üzere" olduğunu savundu.

Bu süreçte, hükümetin kendilerine gelmesi halinde, TBMM'de ortak bir komisyon kurularak, diğer partiler katılmak istemese bile kendilerinin ortak çalışma yürütmeye hazır olduğunu belirten Demirtaş, komisyonun Kürt sorununun çözümü konusunda yol haritası ve somut proje ortaya çıkarabileceğini söyledi.

Demirtaş, bir soru üzerine, terör örgütü PKK ile "organik veya inorganik, doğrudan veya dolaylı hiçbir bağlarının söz konusu olmadığını" söyledi. Ancak, terör örgütü PKK'nın "Orta Doğu'da büyük realite" olduğunu iddia eden Demirtaş, örgütün Doğu ve Güneydoğu'daki, kendilerinin de oy aldığı kitle üzerinde hakimiyeti bulunduğunu ifade etti.

Demirtaş, terör örgütü PKK'nın "Kürt sorununun çözümünde önemli bir aktör" olduğunu ileri sürerek, tüm bunların ''partilerin politika belirlerken dikkat etmesi gereken şeyler'' olduğunu savundu.

Demirtaş, terör örgütünün saldırıları ve şehit askerlerle ilgili bir soru üzerine, 2,5 milyon oy aldıklarını, ancak bunun ölen bir insan kadar değerli olmadığını söyledi.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
Anayasa değişikliği paketindeki 8. maddenin reddedilmesiyle ilgili olarak, paketin AK Parti tarafından muhalefetin görüşü alınmadan getirildiğini söyleyen Demirtaş, "bu sonucun, AK Parti'nin kendi milletvekillerine hakim olamaması nedeniyle olduğunu" iddia ederek, "Biz dün de oy kullanmadık. Bu, AK Parti'nin kendi sorumluluğu" dedi.

Anayasa görüşmelerinin ilk turunda sembolik olarak 5 oy kullandıklarını, ancak AK Parti sözcülerinin bu oyların boş kullanıldığı ve kendi partileriyle yan yana durmak istemedikleri yönünde açıklama yaptıklarını ifade eden Demirtaş, "Hiçbir talebimizi kabul etmeyen ve verdiğimiz oyu bile görmezden gelen bir partiye, ille de uzlaşalım diyecek durumumuz yok. Partinin kendisi demokrasiye, uzlaşmaya açık değil. AK Parti kendi tasarısının altında kalmıştır" ifadelerini kullandı.

"GEÇMİŞLE YÜZLEŞİLMESİ İÇİN KOMİSYON"
Demirtaş, sorular üzerine, "geçmişle yüzleşilmesi noktasında bir komisyon kurulmasını'' savunarak, "komisyon yoluyla, Türkiye'de 17 bin faili meçhul cinayet, 3 bin kayıp, köylerin boşaltılması ve yakılması gibi konuların sadece hukuki değil, ahlaki ve vicdani açıdan ele alınması ve Türkiye'nin bu gerçekle yüzleşmesi gerektiğini" söyledi.

Irak ve Türkiye'deki Kürtlerin sorunlarının çözümünün birbiriyle doğru orantılı olduğunu ifade eden Demirtaş, "Türkiye'de 20 milyon Kürt'ün yaşadığını söyledikleri halinde sadece 2,5 milyon oy almalarının nedeninin'' sorulması üzerine, "20 milyon Kürt'ün tek bir partiye oy verdiği ve inandığı bir toplum demokratik olamaz. Tek derdimiz tüm Kürtlerin oylarını almak değil. Sadece Kürtlerden değil her kesimden oy almaya çalışıyoruz" dedi.

Demirtaş, Kürt sorununu çözümü için siyasi risk almaya ve oy kaybetmeye hazır olduklarını söyledi.

Öte yandan heyetin temasları çerçevesinde Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin Washington'daki temsilciliğini ziyaret ettiği belirtildi.