Yazar Erdoğan Akhanlı, 1989'da bir döviz bürosunun soyulması ve iş yeri sahibi Yaşar Tutum cinayetiyle ilgili, ağustos ayında giriş yaptığı Türkiye'de tutuklandı.

İstanbul'a rahatsızlanan babasını görebilmek için gelen, bunu başaramayan ve 4 ay Tekirdağ Cezaevinde yatan Akhanlı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılandığı davanın dünkü duruşmasında tahliye edildi.

Duruşmada, döviz bürosu soygununda babaları öldürülen Mustafa ve Ünay Tutum, soygun yapanlar arasında Akhanlı'nın bulunmadığını net bir dille ifade ederken, o dönem Akhanlı'nın ismini veren Hamza Topal da, bunu, poliste gördüğü işkence ve tehdit nedeniyle yaptığını belirtti.

1985-1987 yıllarında siyasi tutuklu olarak İstanbul Askeri Cezaevinde yatan, 1992'de Almanya'ya yerleşen, 2001'de de Alman vatandaşlığına geçen Akhanlı, savcının tutuklunun halinin devam etmesini istediği duruşmada sustu; Tekirdağ Cezaevinden ayrılırken konuştu:

"SAVCININ CÜRETİ BENİ ÜRKÜTTÜ"
"Mahkemede onca delile rağmen savcının o kadar soğuk bir tarzda sanki hiçbir şey konuşulmamış, hiçbir şey olmamış gibi halen beni suçlu ilan edebilme cüreti ürküttü beni.

Askeri dönemde de niye hapis yattığımı bilmiyorum. Eskiden hapishaneler böyle değildi. Birileri direnişteydi diye içeri atıyorlardı. Şimdi kimliği Kürt olan herkes içerde. Bunda bir tuhaflık var.

Bence özellikle Kürt gençleri için mecazi hapishaneden çok fiili hapishane var. Oğlum yaşında yüzlerce çocuk var içerde. Niçin orada olduğunu açıklayamadığım bu kadar Kürdün ne işi var burada diye düşünüyorum.

"ADALET SİSTEMİ BENİ KORKUTUYOR"
Adalet sistemi beni korkutuyor... Bu adalet sistemine karşı daha başka ne yapılabilir? Kamuoyu desen var, hukuk dersen var, suçsuzluğu kanıtlama desen var. Bu durumda adalet olmuyorsa insan daha ne yapabilir?

Bugün mahkemedeki suskunluğum da bugüne kadarki yaralanmalarımın suskunluğuydu. Babası ölmüş birisi kolay kolay kendini politik olarak da ifade edemez. 'Babam için geldim' diyorsun kimse inanmıyor. Büyük ihtimalle bahane olduğunu filan düşünüyorlardı. Kimse bu kadar kişisel amaçla birisinin gelebileceğine inanmıyor.

"TAŞ PARÇASI GİBİ ORADAN ORAYA KOYDULAR"
Almanya'dan Türkiye'ye kendi irademle gelmem neredeyse suç unsuru haline geldi. İnterpol mü getirseydi beni. 7 yıldır kırmızı bültenle aranıyormuşum. Kimse beni getirmedi, zorla da getiremezdi. Almanya'dan havaalanına geldiğim gibi de alındım. Beni bir taş parçası gibi oradan oraya koydular.

Daha sonra da insanda sesini duyuramama duygusu oluşuyor. Benim için özellikle Almanya'da olağanüstü bir kamuoyu oluştu."