‘‘Hayat, sen başka planlar yaparken başına gelenlerdir.’’

Soul Kitchen adlı restoranın sahibi olan Zinos’un hiçbir şey istediği gibi gitmez. Kız arkadaşı Çin’e gitmiştir. Restoranda işler iyi gitmemektedir, belini yürüyemeyecek kadar incitmiştir, hapisten şartlı tahliye olan abisi, vergi memurları, sağlık kontrolleri de işin cilasıdır. Kısacası Zinos’un hayalleri ve planlarıyla yaşadığı hayat arasında uçurumlar vardır. Aynen John Lennon’ın yukarıdaki sözü gibi…

Aslında bütün Fatih Akın filmlerinde aynı temayı görürüz. Akın, ‘Kısa ve Acısız’dan ‘Yaşamın Kıyısında’ya kadar her filminde hayata tutunamayan ya da kendini boşlukta hisseden karakterleri hikayenin merkezine koyarak dramatik yapısını bu tema etrafında kurdu. Farklı türler arasında gezinse de meselesinden ve sinema dilinden kopmayan her yönetmen gibi…

Akın, ‘Soul Kitchen’da eğlenceli, komik, lezzetli ve müzik dolu bir hikaye anlatıyor. Bir önceki filmi ‘Yaşamın Kıyısında’dan sonra 360 derece tür değişikliğine gitse de her sahnede ‘bir Fatih Akın filmi’ dedirten karelere imza atıyor.

Hareketli kameranın hiç durmadığı ve müziğin -iyi ki- hiç susmadığı filmde bir grup insanın hayatı bir mekan üzerinden anlatılmış oluyor.

Yol filmi çekmekte ne kadar başarılı olduğunu özellikle ‘Im Juli/ Temmuzda’ ile gösteren Akın, statik mekanı kullanmadaki maharetlerini de burada sergiliyor.

MÜZİK RUHUN VE ÇOK DAHA FAZLASININ...
Akın’ın yaşadığı şehir Hamburg’da, Wilhelmsburg banliyösünde geçen filmde mekanı hiç sıkılmadan hatta ‘keşke’lerle izlenir kılan en önemli unsurların başında tabii ki müzik geliyor. Çok iyi bir soundtrack albümüne sahip olan filmde, Quincy Jones’dan Ruth Brown’a kadar birçok klasikleşmiş isimle birlikte rock, punk ve elektronik şarkı da yer alıyor.

‘’Bir yerleşim yeri olarak değil bir varoluş biçimi ve tavır olarak yuvayı anlatmak istedim’’ diyen Akın, bunu başarıyla gerçekleştiriyor çünkü belli klişeleri kullansa da dramatik yapısını mekan üzerinden kuran Akın, mekandan bağımsız sahnelerde de o ruhu korumayı başarıyor. Film, adından başlayarak her öğesiyle müzik ve ruhun gıdasıdır düsturunu benimsiyor.

AFRODİZYAK ETKİSİ...
Dolayısıyla müzikle birlikte başroldeki diğer oyuncu da kuşkusuz mutfak oluyor. Müşterisiz, sinek avlanan günlerden, afrodizyak etkili tatlıların yarattığı ‘mutluluğa' kadar her sahne müzikle muhteşem bir uyum yakalıyor.

Zinos rolünde Adam Bousdoukos çok başarılı...
Zinos rolünde Adam Bousdoukos çok başarılı...

Mizahın dozu ve absürt sahneler bakımından, yönetmenin en başarılı filmlerinden ‘Temmuzda’ya yakın olan ‘Soul Kitchen’da oyuncular da, ‘kendini iyi hisset’ ruhuna uygun olarak başarılı işler çıkarıyorlar. Akın’la daha önce çalışan üç isim, Adam Bousdoukos, Moritz Bleibtreu ve Birol Ünel başta olmak üzere filmdeki her oyuncu iyi olsa da başroldeki Bousdoukos, filmi sürükleyen isim oluyor. Özellikle belini her defasında daha da mahvettiği sahnelerde…

Sonuçta Fatih Akın, yine hayal kırıklığına uğratmıyor ve filmografisine bütünün parçası olsun diye yapılmayan ama öyle eklemlenen farklı ve iyi bir film daha eklemiş oluyor. İyi film izleyene, iyi müzik ve güzel tatları da hediye ediyor aynı zamanda. O zaman öneri, sadece yılın ilk iyi filmini izlemek isteyenler için: Kesinlikle kaçırmayın…

'Soul Kitchen' yarın gösterime giriyor.