CHP'de gerçekleşen yeni yapılanma sonrasında Parti Meclisi'nin en genç üyelerinden olan Didem Engin partinin Kadın Örgütlenmesi ve Kadın Kollarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı oldu.

Henüz 33 yaşında olan Engin, kadın kollarında ne gibi değişikliklere gidileceğini, önümüzdeki dönemde CHP'nin kadın sorunları konusunda gerçekleştireceği çalışmaları, CHP'li kadının imajını, türban sorununa nasıl yaklaşacaklarını ve gençleri partiye çekmek planlarını ntvmsnbc'ye anlattı.

Bazı yanlış örneklerin farklı bir CHP kadını imajının yerleşmesine neden olmuş olabileceğini söyleyen Engin, "Önümüzdeki dönemde saha çalışmaları yaparken özellikle kadınlarımıza dokunmak istiyoruz. Çünkü CHP kadınının halktan kopuk bir kadın olması mümkün değil" diyor. AKP'nin türban sorununu çözmek değil, sürekli gündemde tutarak siyasi rant elde etmeye çalıştığını söyleyen Engin, bunu çok rahatsız edici bulduğunu da sözlerine ekliyor.

AMACIMIZ KADINLARA DEĞERLERİNİ HİSSETTİRMEK

Çok genç bir yaşta CHP'nin Kadın Örgütlenmesi ve Kadın Kollarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı oldunuz. Hedefleriniz neler, neler gerçekleştirmek istiyorsunuz?
CHP'nin hedefi tek başına iktidar olmak. Bu yüzden şu an, "iktidara geldiğimizde hangi politikaları uygulayacağız, Türkiye’de kadınların sorunları neler, sosyal demokrat bir partiden beklentileri neler" gibi konular üzerine çalışıyoruz. Bugün Türkiye’de kadınların eğitime erişimden tutun da işgücüne katılıma varıncaya kadar çok ciddi sorunları var. Kadına yönelik şiddet, töre cinayetleri gibi sorunlar var. Fakat bunlar Türkiye gündemini yeteri kadar meşgul etmiyor. Bizim CHP olarak yapmak istediğimiz kadınlara değerlerini yeniden hisserttirmek; sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal alanda hak ettikleri değere sahip olmalarını sağlamak; sorunların çözümünde somut ve sürdürülebilir öneriler ortaya koyabilmek. Bunları yaparken, birebir kadınlarla temas içerisinde olmayı düşünüyoruz. Zaten kadın örgütümüzü yeniden yapılandırıyoruz. Amacımız gönüllü olarak çalışmak isteyen kadınlarımızla beraber tüm Türkiye’ye yayılmak, tüm ilçelere ve köylere gitmek, çalmadık kapı bırakmamak ve CHP’nin önümüzdeki dönem yapmak istediklerini anlatmak. En önemli projemizlerimizden biri ise “aile sigortası”. Bu proje kapsamında sigortalı çalışanın olmadığı ailelerde kadının hesabına her ay asgari ücret kadar bir para yatırılacak. İstihdam imkanlarında da bu ailelere öncelik tanınacak.

AKP kadın kollarının AKP’yi iktidara taşımakta ve yerel örgütlenmeleri sağlamada büyük önemi olduğu söylenir. CHP’li kadınlar sizce bugüne kadar böyle bir rol üstlenebildi mi?
Ben AKP-CHP arasında bir kadınlar kıyaslaması yapmak istemiyorum. Bizim sosyal demokrat bir parti olarak AKP’den çok daha farklı bir duruşumuz var. Tabii ki diğer partilerin çalışmalarını takip ediyoruz ama bizim daha farklı bir yol alışımız olacak. Merkezde 3 yıldır kadın kollarından sorumlu bir genel başkan yardımcısı yoktu. Artık çalışmaları merkezden verimli ve etkin bir şekilde koordine etmeye çalışacağız. Bütün illerimizdeki çalışmaların birbiriyle koordinasyon halinde yürümesi ve “tek başımıza iktidar” hedefine doğru ilerlemesi için uğraşacağız.

CHP KADININ HALKTAN KOPUK OLMASI MÜMKÜN DEĞİL

CHP’li kadının imajına dair bir soru sormak istiyorum. Biliyorsunuz CHP'li kadınlar hakkında bu çarşaf yırtma meselesi ile iyice gündeme taşınan bir imaj vardı. Hatta o zaman “CHP’li teyzeler” ibaresinin kullanıldığı birçok yazı yazıldı. Siz öncelikle bu sözden, böyle bir imajdan haberdar mısınız? Ve bunu değiştirmek için bir şey yapacak mısınız?
Kamuoyunda bazen yanlış bir algı olabiliyor tabii ki, ama bugün bizim örgütlerimize gittiğiniz zaman böyle bir olumsuz imajın olmadığını düşünüyorum. Belki de yanlış örnekler çok daha farklı bir CHP kadını imajının yerleşmesine neden olmuş olabilir. Biz önümüzdeki dönemde saha çalışmalarımızı yaparken özellikle kadınlarımıza dokunmak istiyoruz. Onları ziyaret ettiğimiz zaman dertlerini dinlemek, sorunlarını anlamaya çalışmak istiyoruz. Çünkü CHP kadınının halktan kopuk bir kadın olması mümkün değil. Bugün binlerce kadın destek olmak için gönüllü kampanyamıza başvuru yapıyor. Sahaya çıkarak çalışmalarımızı halkla birlikte yürütmek istiyoruz.

CHP’nin kadın vekillerini düşününce akla Canan Arıtman ve Nur Serter gibi çok sert isimler geliyor. Özellikle Canan Arıtman çok sert açıklamaları ile kamuoyunda tartışmalara neden olmuş bir vekil. Kadın örgütlenmesinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak bu isimler sizi zorlayacak mı?
Şimdi milletvekillerimizin kendi ayrı görüşleri de olabilir. Sosyal demokrat bir parti olan CHP için, parti içi demokrasi çok önemli. Farklı düşünen kadınlarımız olabilir. Ama bizim yapmak istediğimiz şey, önümüzdeki dönemde hakikaten farklı bir bakış açısı kazandırabilmek. Bunu yaparken kadınların öncelikli sorunlarına ağırlık vermek istiyoruz; eğitim, iş hayatına katılamamak, toplumsal baskılara maruz kalmak, töre cinayetleri gibi. CHP'de önümüzdeki dönemde sadece belli imajlar üzerinden ilerleyecek, kadınların gerçek sorunlarını anlamayacak, sorunlara yüzeysel bir bakış açısı getirecek bir kadın komisyonu görmeyeceksiniz. Aksine toplumdaki gerçek sorunları inceleyen ve bunlara yönelik ciddi ve sürdürülebilir politikalar üreten bir CHP göreceksiniz.

TÜRBAN KONUSUNUN ÇÖZÜMÜNDE EN BÜYÜK SORUN AKP

Türkiye'de kadınların sorunu denilince akla gelen ilk kalemlerden birisi de türban sorunu. Sizin bu konuya bakışınız nasıl olacak?
Türban konusu bugün tamamen siyasileştirilmiş bir durumda. Aslında bunun çözümünde en büyük sorunun AKP olduğunu düşünüyorum. Özellikle son 8 sene içerisinde bu sorunun daha da siyasileştirilmesinde ve çözümsüzlüğe itilmesinde AKP politikalarının çok büyük bir etken olduğunu düşünüyorum. Bazı kesimler sadece türban meselesini gündemde tutmaya çalışıp, kadınların diğer sorunlarını gözardı etmeye çalışıyor, fakat bugün ülkemizde kadınların çok ciddi sorunları var. Örneğin yeni yapılan bir araştırmaya göre, bu yılın ilk dokuz ayında Diyarbakır’da 882, Mardin’de 354, Batman’da 90, Şırnak’ta 17 kadın şiddete uğramış ve bunlardan sadece 101’i sığınma evlerine yerleştirilmiş. 2010’un ilk yedi ayında 226 kadın erkekler tarafından öldürüldü, kadın cinayetlerinde son 7 yılda yüzde 1400’lük bir artış söz konusu. 4 milyon kadın okuma yazma bilmiyor. Kadınların yüzde 42’si cinsel ya da fiziksel şiddete maruz kalıyor ve bu kadınların yüzde 48,5’i uğradığı şiddeti kimseye söyleyemiyor, kimseyle paylaşamıyor. Erken yaşta zorla evlendirilen kadınlar ayrı bir sorun. Siyaset ve karar alma mekanizmalarına kadın zaten katılamıyor. Biliyorsunuz, kamuda kadın yok denecek kadar az. İşgücüne katılım oranı yüzde 26 civarında. OECD ülkeleri içerisinde son sıradayız. Dolayısı ile pek çok sorun var çözülmesi gereken.

BU KONUNUN OY DEPOSU GİBİ ALGILANMASINI RAHATSIZ EDİCİ BULUYORUM
Bugün kamuoyunda sadece türbanın konuşuluyor olması, kadınların tek sorunu sanki türban meselesiymiş gibi bir algı yaratılması bir kadın olarak beni son derece rahatsız ediyor. Seçim dönemine girdiğimiz bu süreçte bazı siyasi partiler muhafazakar kesimlerden oy toplayabilmek için bu konuyu daha fazla gündemde tutmaya çalışacak. Ben bir kadın olarak kadınlar üzerinden bu şekilde, siyasi istismar yürütlmesini ve bunun bir oy deposu gibi algılanmasını son derece rahatsız edici buluyorum.

AKP ÇÖZMEK DEĞİL SÜREKLİ GÜNDEMDE TUTMAK İSTİYOR

Ama sonuçta bu sorunu yaşayan kadınlar var. Siz bu kadınlara ne sunacaksınız?
Genel başkanımız bundan birkaç ay önce, üniversitede başörtüsü sorununa toplumsal uzlaşı ile çözüm bulunması gerektiğini ifade etti. Ama bugün öyle bir noktaya gelindi ki, ilköğretimde türban tartışılıyor. Ve ilköğretimde türbana bugün Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın açık bir şekilde tavır koymamış olması, buna cesaret edememeleri son derece rahatsız edici. Bugün türban meselesi denilince bunu artık sadece üniversite ile kısıtlayamıyoruz. Eğer AKP bu sorunu çözmek isteseydi, çok daha açık bir şekilde CHP ile müzakere edebilirdi. Ama AKP bu sorunu çözmek değil, sürekli gündemde tutmak istiyor. Buradan siyasi bir rant elde etme çabası içerisinde.



CHP sosyal demokrat bir parti diyorsunuz. Ama son zamanlarda Avrupa'dan, CHP’nin sosyal demokrat siyasetten uzaklaştığına dair eleştiriler geliyordu. Bu durumu değiştirmek amacınız var mı, son Avrupa ziyaretleri böyle bir çalışmanın parçası mı?
Haziran ayında New York’ta Sosyalist Enternasyonal’in konsey toplantısı vardı. Genel Başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu seçildikten sonra, katıldığımız ilk konsey toplantısıydı. CHP yaklaşık iki senedir konsey toplantılarına katılmamıştı. New York'ta çok olumlu bir şekilde karşılandık. CHP, Sosyalist Enternasyonal üyesi her parti ile aynı görüşte olacak diye bir şey yok. Farklılıklar ve görüş ayrılıkları olmuş olabilir; geçtiğimiz dönemde partimize yönelik eleştiriler olmuş olabilir. Ama sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan seçilmesinden sonraki dönemde; partimizi temsilen yurtdışında da çok sayıda toplantıya katıldığım için açıkça söyleyebilirim; kesinlikle böyle olumsuz bir yaklaşım yok. Tam tersine CHP’yi böyle toplantılar içinde görmekten dolayı büyük bir memnuniyet var. CHP’nin önümüzdeki süreçte yürüteceği politikalar konusunda bilgilenmek istiyorlar. Biz de bu diyaloğu geliştirmek istiyoruz. Genel Başkanımız bu süreç içinde Kıbrıs'a, Brüksel’e, Berlin’e gitti ve son olarak Paris’te Sosyalist Enternasyonal konseyine katıldı. Biz tek başımıza iktidar olmak istiyoruz, bu yüzden kendimizi içimize kapatıp, sadece Türkiye’deki sorunlarla ilgilenmemiz söz konusu değil. Yurtdışında Türkiye’deki konuları gündeme getirmemiz ve dünyada meydana gelen gelişmeleri de yakinen takip etmemiz lazım. Önümüzdeki dönemde bölgesel ve küresel dış politika konularında aktif bir CHP’yi izliyeceksiniz.

AB TÜRKİYE'YE TAVRINI NET BİR ŞEKİLDE SÖYLEMELİ

CHP’nin birçok politikasının AB çizgisine uzak olduğu söyleniyor. Hatta AB’ye AKP’den bile daha mesafeli olduğu söyleniyor. Siz bu görüşe katılır mısınız?
AKP’nin AB müzakereleri için daha fazla çalıştığını söylerseniz, ben aynı fikirde değilim. AB üyeliğinin AKP’nin önceliği olmadığını düşünüyorum. 8 yıl ülkeyi tek başına idare ediyorsunuz, ama bu konularda somut adımlar atmıyorsunuz. Bakın örneğin Türkiye müzakerelere 2005 yılında başladı ama başmüzakereci 2009 yılı başında atandı. Ondan önce başmüzakerecimiz, aynı zamanda ekonomi bakanıydı, sonradan başmüzakerecilik ve dışişleri bakanlığı birlikte yürütüldü. Diğer taraftan, iletişim stratejisi konusunda ilerleme katedilemedi. Avrupa’nın bazı ülkelerinde Türkiye’ye karşı oluşan reaksiyonun arkasında ciddi bir imaj problemi var. Türkiye üye olduğunda işsiz gençler Avrupa'ya akın edecek gibi önyargılar var. Din konusunda önyargılar var. Fakat Türkiye’nin gerçek yüzünün ve AB’ye kazandırabileceği avantajların Avrupa’da yeteri kadar konuşulmadığını biliyoruz. İletişim stratejisi yıllarca ortaya konmadı. Bunun nedenini AKP’ye sormanız lazım.

KAMUOYU DA İSTEMİYOR AB'YE GİRMEYİ
İletişim stratejisi iki yönlü olmalıydı. Hem Türkiye’yi AB’ye, hem de AB'yi Türkiye’de anlatmalıydı. Bu yıllarca yapılmadı. Şimdi bakıyorsunuz AB'ye kamuoyu desteği yüzde 30’lar civarında. Kamuoyu da istemiyor artık AB’ye girmeyi. Çünkü karşı tarafta bir kararlılık yok. Biz çalışacağız kendi kendimize, ama yapılan çalışmalar boşa gidebilir gibi algılanıyor. Ben AB'ye üyelik için yapılan çalışmaların Türkiye’ye büyük katkısı olduğuna inanıyorum. Demokratikleşme, insan hakları, özgürlükler açısından çok ciddi bir dönüşüm bu. Keşke hükümetimiz bu konuda daha kararlı adımlar atıyor olsaydı. Ben önümüzdeki süreçte AB’ye tam üyelik hedefinin ve bu yönde yapılan çalışmaların daha kararlılıkla devam ettirilmesi, ama aynı zamanda AB tarafına da bir baskının uygulanması taraftarıyım.

Sizce CHP’nin azınlıklar konusundaki politikaları, AB’nin azınlıklar konusundaki istekleri ile uyuyor mu?

AB denilince bunun altında insan hakları, özgürlükler ve azınlık hakları gibi çok farklı konular var. Bütün bu çalışmaların detayları hazırlanıyor. Özellikle seçim bildirgesinde bu konuda daha katılımcı bir yaklaşım benimsenecek. CHP’nin görüşlerinin, AB’nin azınlıklarla ilgili beklentileri ile çatıştığını düşünmüyorum.

GENÇLER DÜNYA MESELELERİNE DUYARLI

CHP yaşlı bir parti mi? Kapısı gençlere açık mı?
CHP herkese açık bir parti. Bizler partimize daha fazla genç, daha fazla kadın gelsin istiyoruz. Örnegin, “gönüllü ol” kampanyamız var. “Gönülden” CHP’li olan herkesi seçim kampanyamızda bize destek olmaları için partiye davet ediyoruz. CHP websayfası www.chp.org.tr’ye girip gönüllü kaydı yapmaları halinde seçim çalışmalarında birlikte çalışacağız. Türkiye'de sivil toplum kuruluşlarında çok aktif olan ama bir siyasi partiye üye olmaya mesafeli yaklaşan gençlerimiz var. Bizim yapmak istediğimiz bu kampanya ile bu kesimlere ulaşabilmek. Seçim kampanyamızda bizimle beraber yer almalarını ve farklı önerilerini rahatlıkla dile getirmelerini sağlayabilecek alt yapıyı oluşturmak. Bugün Türkiye’de gençler, apolitik olarak nitelendiriliyor. Apolitik olanlar olabilir, ama çok büyük bir gençlik kitlesi dünyadaki meselelere, Türkiye’deki meselelere karşı çok duyarlı. Örneğin gidiyorlar, Doğu’daki eğitim sorunları ile ilgili projeler üretiyorlar. Ya da çevre sorunlarına çözüm bulunması konusunda çalışıyorlar. Önümüzdeki süreçte bizim isteğimiz bu gençleri partiye çekebilmek.