TMSF, geçtiğmiz ay, Çukurova Grubu'nun ödenmeyen borçları nedeniyle Akşam gazetesinin de içinde bulunduğu bazı şirketlere al koymuştu.

Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya, bugün köşesinde bir veda yazısı yazdı.

Küçükkaya, 5 yıldır sürdürdüğünü görevini bıraktığını duyurdu.

"Bizim mesleğimiz birkaç günlük, hatta birkaç yıllık bir iş değildir. Yaptığımız haberler, hazırladığımız sayfalar, kullandığımız karikatürler, yayınladığımız yazılar hayatımız boyunca bizi takip eder. Yaşlandığımızda öz muhasebemizi yaparken hep karşımıza çıkar. Bizim mesleğin “asıl ağır yükü” işte budur." diyen Küçükkaya'nın yazısından bir bölüm şöyle:

"Hep bu bilinçle hareket ettik. Gayet tabii ki üzgünüm. Ama kimseye kırgın veya kızgın değilim. Hakkımın yendiği oldu ama bu dünyada görülecek hiçbir hesabım yok. Gelişmelerle ilgili herkesle gözlerinin içine baka baka konuşma imkanı buldum. Bu bana yeter.

Genel Yayın Yönetmenliği özel bir konumdur. Patronların veya yönetimlerin özel tercihleriyle ilgilidir. O nedenle yapılan tasarrufa ancak saygı duyarım. Medya Grup Başkanı Cengiz Özdemir’den, başka bir formülle, hatta daha iyi şartlarda beraber çalışma teklifi aldığım doğrudur. Sağolsun, kendisi ısrarcı da oldu. “Keşke mesleğimizin ruhu ve benim doğam kabul etmeme izin verseydi...”

Hem TMSF üst düzey bürokratları hem de Cengiz Özdemir’in yaklaşımları ve vizyonları gerçekten olumluydu. Onların istediği gibi “3-4 ay içindeki hızlı satış süreci”ne katkı verebilmek, taşıyabileceğim bir görevdi. Ancak sürecin seçimlere kadar uzama ihtimalini gözönüne alınca benim adıma mesele “sürdürülebilir” olmaktan çıkacaktı. Ayrıca şartlar, ilerleyen günlerde her zaman öngörüldüğü gibi gerçekleşmiyor. O noktaya gelince “zorlamamak”, karşılıklı teşekkür etmeyi bilmek gerekiyor.

HUZURLA AYRILIYORUM
Yaşadıklarımızın dramatize edilecek bir yanı yok. Hayatın olağan akışına uygun gelişmeler olarak görüyorum. Beklemediğim hiçbir şey olmadı.

2008 yılında Genel Yayın Yönetmenliği’ne getirildiğim gün elime Hasan Cemal’in “Cumhuriyet’i Çok Sevmiştim” kitabını almıştım. Son üç gündür de Can Dündar’ın kaleminden Mehmet Ali Birand’ı okuyorum. Bizim gazetecilik tarihimiz biraz da kırılma ve kopuşlardan oluşan sarsıcı ve öğretici bir tecrübeler bütünüdür. Ustalardan öğrendiğimiz bütün bu kopuş ve kırılma süreçlerinin de geçici olduğudur.

Büyük zaferler kazandığımı iddia edecek değilim. Ancak görevini yapmış insanların gönül huzuru ile doluyum. Hepinize ve her birinize içtenlikle teşekkür borçluyum. Şu son 3 günde aldığım telefonların sevinci ve gururu hayatımın sonuna kadar bana yeter. En kısa zamanda bir başka gazetecilik serüveninde ve durağında buluşmak üzere. Şimdilik hoşçakalın.