Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni anayasa konusunda tüm partilerle işbirliğine hazır olduklarını, BDP ile anayasayı değiştirmek için sayılarının yetmediğini ancak referandum noktasında anlaşmaları halinde BDP ile işbirliği yapabileceklerini söylemişti.

Başbakan'ın açıklamalarının ardından BDP ile AK Parti'nin nasıl bir uzlaşı arayacakları konuşulmaya başlandı.

İttifak arayışlarını NTV'ye değerlendiren Hürriyet Gazetesi yazarı Taha Akyol, "Buradaki haklı ve mutlaka aydınlatılması gereken soru BDP neyin karşılığında uzlaşacak? Ya da AK Parti BDP’ye neyi vererek böyle bir uzlaşmayı sağlayacak?" diye sordu.

Akyol, akla iki ihtimalin geldiğini belirterek şunları söyledi:

"Anayasa yapımının CHP ve MHP ile tıkandığı önemli faktörlerden bir tanesi başkanlık sistemidir. AK Parti’nin önerdiği başkanlık sistemi de ABD'deki gibi başkanlık sistemi değil. Kuvvetler dengesini başkan lehine eğip, bükecek; otoriter endişelere yol açabilecek öneriler taşıyor. Eğer BDP başkanlık sistemini destekleme sözü verecekse karşılığında neyi alacak? Ya da AK Parti başkanlık sistemi karşısında neler verebilecektir. Bunun mutlaka aydınlanmış olması lazım. Bu aydınlanmadan kamuoyunda istediğimiz uzlaşmanın sağlanmasının kolay olacağını sanmıyorum. BDP ile AK Parti’nin ne konuda anlaştıklarına dikkat etmek gerekir.

Bundan daha önemlisi de şudur. Eğer BDP ile AK Parti anlaşacaksa toplumun geri kalan kısmının tepkisinin de ne olacağına dikkat etmemiz lazım. Çünkü bir kanun çıkarılmıyor. Genel mutabakata dayanan bir anayasa yapılıyor. AK Parti ile toplumun diğer kesimleri arasındaki keskin çatışma artı, BDP ile toplumun diğer kesimleri arasındaki etnik hassasiyetlerden kaynaklanan çatışma katlanarak üst üste binerse toplumun geri kalan kesiminin çok tepki duyacağı bir anayasa metni Türkiye’nin birliğine hizmet etmez. Bir anayasa yaparken aritmetik duruma bakmak yetmez hiç olmazsa toplumun hayır diyecek kesimlerinin fazla öfkelenmeyeceği bir metni ortaya çıkarmak gerekir."

'SİYASAL RİSKE DÖNÜŞEBİLİR'
Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Fikret Bila da, Başbakan Erdoğan'ın "Bu iş çözülürse herkes kazanır. İktidarımın gideceğini de bilsem sorunu çözmeye çalışacağım" sözlerini değerlendirdi.

Bila, siyasal riski yüksek bir süreç olduğunu belirterek, "Terör örgütünün lideriyle bir müzakere yürütülüyor. Habur’da olduğu gibi bazı toplumsal tepkiler gündeme gelmişti, Oslo görüşmeleriyle ilgili basına sızdığı zaman toplumdan bazı tepkiler yükselmişti, çok sayıda şehidimiz var, gaziler var, onların aileleri var. PKK ile masaya oturulmasına itiraz eden siyasi partiler var, sivil toplum kuruluşları var. Dolayısıyla böyle bir uzlaşma arayışı içinden sonuç alınacak bazı kararlarda toplumun belli kesimlerinde yine rahatsızlık yaratabilir. Dolayısıyla bu bir siyasal riske dönüşebilir. "Böyle olacağını bilsem bile sorunu çözeceğim" diye beyanda bunun için bulundu. Benzeri bir bayanı ana muhalefet lideri sayın Kemal Kılıçdaroğlu’da bir televizyon programında söylemişti. "Siyasi hayatıma mal olsa bile ben buna hazırım" demişti çözüm için. Tabii yine içeriği önemli. Nasıl bir mutabakata varılacak silahların bırakılması, teröristlerin yurtdışına çıkartılması, Kandil’in boşaltılması gibi süreçlere karşılık özellikle anayasada ne tür düzenlemeler yapılacak, bunların siyasi karşılığı ne olacak soruları da çok önemli. Bu soruların cevapları kamuoyunda tepki oluşturabilir ve bununda bir siyasi faturası ortaya çıkabilir" dedi.