Üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'ın, Eskişehir'deki Gezi Parkı odaklı eylemde dövülerek öldürülmesiyle ilgili davanın ikinci duruşması yapıldı.

Kayseri Adliyesi 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunun küçük olması ve güvenlik nedeniyle mahkeme salonuna dönüştürülen konferans salonunda yapılan ve 3 kez ara verilen duruşma 14 saat sürdü.

12 tanığın ifadesine başvuran mahkeme, gece saatlerinde kararını açıkladı ve tutuklu sanıkların tahliye taleplerini reddetti.

Sanık polis Mevlüt Saldoğan'ın avukatı Mutlu Karayılan, "Müvekkilimin memleketimizde tahliye edilmesi için paşa mı olması lazım?" ifadelerini kullandı.

Tutuksuz yargılanan polis memuru Yalçın Akbulut'un da aralarında olduğu tutuksuz sanıkların tutuklanma talebi ise mahkeme tarafından reddedildi.

Mahkeme heyeti ayrıca; olay yerindeki telsiz konuşmalarının çözümü yapılarak gönderilmesine, Sağlık Bakanlığı'na yazı yazılarak Ali İsmail Korkmaz'ın hastanelerdeki tedavisinde görev alan sağlık personeline ilişkin soruşturma yürüyüp yürütülmediğinin sorulmasına, Ali İsmail'in bilirkişi raporunda bahsedilen telefon görüşmesi yaptığı iki kişinin tanık olarak ifadelerinin alınmasına, dava dosyasına giren olayın yaşandığı yeri gören fırıncıya ait güvenlik kamerası görüntüsünde yer alan ve dövülenşahsın ölen Ali İsmail Korkmaz olup olmadığının tespitiyle ilgili TÜBİTAK'tan istenen raporun beklenmesine karar verdi.

Davanın bir sonrası duruşması 14 Temmuz'da yapılacak.

Katılımcılar, "Aliyiz ölmeyiz" sloganı attı. Mahkeme başkanının isteği üzerine salondakiler polis eşliğinde dışarı çıkarıldı.

Adliye çıkışında konuşan anne Korkmaz, dava için Kayseri'ye gelen herkese teşekkür etti. Şehir dışından dava için kente gelen gruplar dağılmaya başladı.

ANNE KORKMAZ: ONLARA SORMAYA GELDİM
Duruşmada, tutuksuz yargılanan polisler Hüseyin Engin, Şaban Gökpınar, Yalçın Akbulut ile tutuklu sanıklardan polis Mevlüt Saldoğan ile Muhammed Vatansever, Ramazan Koyuncu, İsmail Koyuncu ve Ebubekir Harlar hazır bulundu.

Sanıklardan Ramazan Koyuncu'nun avukatı davadan çekildiği için duruşmaya katılmadı. Ali İsmail Korkmaz'ın annesi Emel Korkmaz ve yakınları da adliye binasına geldi.

Elinde oğlunun fotoğrafını taşıyan Emel Korkmaz ile yakınlarının üzgün olduğu gözlendi. Anne Korkmaz'a yanında bulunanlar ağlamaması yönünde telkinlerde bulundu.

Anne Korkmaz adliye binasına girmeden önce gazetecilere, "Acaba (sanıkların) çocukları babalarına 'neredesin?' diye sorduklarında ne cevap veriyorlar? Biz '19 yaşında bir çocuğa kıydık, o yüzden hapiste miyiz' diyorlar. Bunu çok merak ediyorum, sormaya geldim" dedi.

FOTOĞRAFLARLA X-RAY'DEN GEÇTİLER
Ali İsmail Korkmaz'ın annesi Emel ve babası Şahap Korkmaz, ağabeyi Gürkan Korkmaz, kız kardeşleri Melike Çakırkaya, Aylin Taktuk da ellerinde Ali İsmail Korkmaz'ın fotoğraflarıyla adliye girişindeki X-Ray cihazlarından üstleri aranarak içeri alındı.

ALKIŞLARLA KARŞILANDILAR
Anne ve baba Korkmaz içeri girişlerinde duruşma salonundakiler tarafından alkışlanarak karşılandı.

YEDİ AYLIK BEBEK İÇİN BAŞVURU
Duruşmada Ali İsmail Korkmaz'ın ağabeyi Gürkan Korkmaz kucağındaki 7 aylık oğlu Ali Yusuf Korkmaz'ın davaya müdahil olmasını istedi.

Ağabey Korkmaz, "Oğlum hem amcasının adaşıdır hem de onun bayrağını taşıyacak kişidir. Aynı zamanda da ailedendir. Bundan dolayı davaya müdahil olmasını talep ediyorum" dedi.

BERKİN'İN VE AHMET'İN AİLELERİ MÜDAHİL OLMAK İSTEDİ
Gezi Parkı eylemlerinde ekmek almaya giderken başına isabet eden gaz kapsülüyle yaralanan ve 269 gün komada kaldıktan sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın babası Sami Elvan'da duruşmada yer aldı.

Baba Elvan, "Benim de oğlumu polisler katletti ben de müdahil olmak istiyorum" dedi.

Hatay'daki Gezi Parkı eylemlerinde hayatını kaybeden Ahmet Atakan'ın kardeşi Zafer Atakan da müdahil olmak istedi.

MÜDAHALLİK TALEPLERİNE RET
Müdahillik taleplerinin değerlendirilmesi için 5 dakika ara veren mahkeme heyeti, Gürkan Korkmaz’ın talebini "Suçtan zarar gören gerçek veya tüzel kişiler olmadıkları gerekçesiyle" oy birliğiyle reddetti.

Sami Elvan ile Zafer Atakan'ın da bu konudaki taleplerini "Suçtan direkt zarar görmedikleri" gerekçesiyle reddetti.

Ali İsmail Korkmaz'ın amcasının oğlu Dönmez Korkmaz'ın talebi de reddedildi.

TANIĞIN İFADELERİ
Duruşmada tanık olarak dinlenen S.B.Y., 2 Haziran akşamı arkadaşıyla ES Park önünde buluştuğunu, birlikte protestoları izlemeye gittiklerini söyledi.

S.B.Y, saat 23.30 sıralarında arkadaşını evine bıraktığını, kendisinin de eve gitmek için güvenli bir cadde aramaya başladığını anlattı.

Eve gitmeye çalıştığını ancak güvenli bir yol bulamadığını anlatan tanık, şöyle devam etti:

"Kapalı pazara doğru yürümeye başladım. Pazarı geçince fırının bulunduğu yere geldim. Polisle fırıncı esnafının orada olduğunu gördüm. Gaz sıkılmıştı, gazdan etkilendiğim için fırına girdim, burada biri bıyıklı iki polis vardı. Polislerden biri oturuyordu, elinde cop vardı. Bu sırada polisler dışarı çıktı, ben fırında kaldım. 10-15 dakika bekledikten sonra 'gazın etkisi geçmiştir' diye dışarı çıktım ama geçmemişti."

Kısa bir ara sokağa girdiğini ve tam bu sırada birisinin “yapmayın, etmeyin” diye bağırdığını belirten S.B.Y, iki polisin bir göstericiyi kollarından tutarak, kapalı pazar yerine götürmeye çalıştığına şahit olduğunu aktardı.

İnternetten daha sonra bu polis memurlarından birinin Selçuk Bal olduğunu öğrendiğini ifade eden S.B.Y, "Yakaladıkları kişinin yüzünde maske vardı, bacaklarına vuruyorlardı. İki polisin yanında Serkan Kavak adındaki kişi vardı. Şahsa vuruyorlardı, şahıs yere çömelince polis vurmayı bıraktı ama Serkan Kavak vurmaya devam etti. Yerdeki kişi ani bir atakla kaçtı, fırının oraya geldi. Ben de tekrar fırının önüne geldim, polisler ve Serkan Kavak da fırının önüne geldi" diye konuştu.

‘YARDIM BAHANESİYLE KALDIRDI, SONRA YİNE VURDU’
Tanık S.B.Y, gözleri biber gazından yandığı için gidemediğini, o sırada sokağa sarışın, uzun boylu bir gencin geldiğini, Serkan Kavak'ın bu genci de darp ettiğini öne sürdü.

Bu gencin 'Ben su almaya geldim, bırakın' dediğini belirten S.B.Y, "Serkan Kavak, yardım etme bahanesiyle kaldırdı, sonra tekrar vurdu. Çocuk o sırada kaçtı. 'Nereden eve gidebilirim' diye birisine sordum. O da bana 'artık gidebileceğimi, sıkıntı olmadığını' söyledi. Ben de Asarcıklı Caddesi'ne çıktım. Giderken Serkan Kavak'ın pasajın girişinde saklandığını gördüm. Bana 'sen geriye git' dediğini duydum" şeklinde konuştu.

‘ALİ’Yİ FIRINCILAR YAKALAYIP İTTİLER’
Ali İsmail Korkmaz ile ve Doğukan Bilir'in bu sırada sokağa girdiğini anlatan S.B.Y, şunları kaydetti:

"Ali İsmail, sokağa girmeden adını internetten 'Hüseyin' olarak öğrendiğim bıyıklı polis ve yanındaki gaz maskeli polis de sokağa girdi. Sokağın başında pusuya yattılar. Hüseyin, Ali İsmail'i yakalamaya çalıştı ama yakalayamadı. Doğukan'ı yakalayıp darp ettiler. Ali İsmail, benim bulunduğum istikamete doğru kaçmaya başladı, ben de beni görüp korkmasın diye onun tersi istikamete koşmaya başladım. Fırının karşısındaki bir kapının oraya sığındım. Ali İsmail, fırıncı esnafı tarafından yakalandı. Fırın çalışanları da vardı ancak onlar ekmek yapıyorlardı. Ali İsmail'in ilk fırıncılar tarafından önü kesildi, Ali İsmail ani bir atakla kaldırımlara çıktı. Fırıncılar onu tutup kepenklere doğru ittiler, dengesini kaybetti yere düştü. Daha sonra orada bulunan herkes tarafından darp edildi."

Tanık S.B.Y, sokağın girişinde uzun kır saçlı elinde cop olan bir polis gördüğünü, fırıncı esnafı ve tutuklu sanık polis Mevlüt Saldoğan tarafından Ali İsmail'in tekmelerle darp edildiğine şahit olduğunu söyledi.

S.B.Y., sırtına, kafasına darbeler alan gencin kafasının kaldırım taşına çarptığını ve bilincini kaybettiğini dile getirdi.

‘TEKMELERİN SESİNİ DUYUYORDUM’
"Sığındığım taraftan Ali'nin yüzüne iyice baktım, hafızama kaydettim" diyen S.B.Y, sözlerine şöyle devam etti:

"Sakallıydı ve gözleri kapalıydı. Bir süre sonra Ali kendine geldi, baktım polis ve esnafın bana baktığını gördüğüm için bir şey yapamadım. Ali İsmail kendine gelince oturur vaziyetteydi. Mevlüt Saldoğan tarafından tekrar darp edilmeye başlandı. Özellikle kafasına çok sert darbeler aldı, tekmelerin sesini duyuyordum.

Ali İsmail ani bir atakla kaçtı, sokağın ucunda gaz maskeli Hüseyin isimli polis tarafından darp edildi, copla bacağına vurdu. 'Çevirin bunu' dediklerini duydum. Ali İsmail yine darp edildikten sonra sokağın solundan dönüp gözden kayboldu. Ben bir süre daha sokakta bekledim, beklerken çevik kuvvet ekiplerinin Serkan Kavak'a 'başımıza iş açacaksın, sakin ol' dediklerini duydum. Sonra evime gittim."

TANIK DA AİLE DE AĞLADI
Tanık S.B.Y, ifadesini verirken zaman zaman gözyaşlarına hakim olamadı, hakim tanığın oturması için salona sandalye istedi. Korkmaz ailesi de tanığı gözyaşları içinde dinledi.

ÜÇ KEZ TEŞHİS ETTİ
S.B.Y., ifadesinin ardından mahkeme dosyasında bulunan olay gününe ait fotoğraflardan sanıkları teşhis etti.

Korkmaz'ın avukatlarının sanıkların dış görünümlerinde değişiklik olduğu itirazları üzerine tanık S.B.Y., dosyadaki fotoğrafların ardından sanıkları yüzlerine bakarak da teşhis etti.

Korkmaz'ın avukatları, olay gününe ait olduğu belirtilen görüntüleri bilgisayardan S.B.Y'ye izleterek sanıkları tekrar teşhis ettirdi.

ANNESİ DAHA FAZLA DAYANAMADI
Bu arada, Ali İsmail Korkmaz'ın annesi Emel Korkmaz, mahkemenin devam ettiği sırada gözyaşlarını tutamayıp dışarı çıktı.

'GEZİCİNİN TANIKLIĞINA İTİBAR EDİLİR Mİ?'
S.B.Y'nin ifadesi devam ederken, sanıklardan Şaban Gökpınar'ın söz hakkı isteyerek, "Gezi olaylarına katılan birinin tanıklığına ne kadar itibar edilebilir" sözü üzerine salondaki bazı kişiler tepki gösterdi.

'AYNI ŞEYLERİ TEKRARLIYORDU'
Daha sonra tanıklardan T.G dinlendi. İfadesinde, olay günü F.K ve Ali İsmail Korkmaz ile birlikte olduklarını belirten T.G, şunları anlattı:

"Yunus Emre Caddesi'nde beraberdik. Işıklarda Ali İsmail ile ayrıldık. Olay ondan sonra oldu. Ben geriye, köprüye doğru gittim. Yarım saat, 45 dakika sonra tramvay durağında Ali İsmail ile yeniden karşılaştık. Üzerinde kırmızı mont, yeşil tişört vardı. Yüzünde kan vardı. 'Polis ve siviller dövdü. Başıma cop ve tekmeyle vurdular' dedi. Sürekli aynı şeyleri tekrarlıyordu. 'Nerdeyiz, nereye gidiyoruz' diye sürekli aynı şeyleri tekrarlıyordu. Fırat, Ahmet ve Okan'ı da aldık ve Mavi Hastane'ye gittik. Oradan Yunus Emre Devlet Hastanesine sevk ettiler. Ali İsmail'i ambulansla götürdüler, biz yürüyerek gittik. 'Ortopediye de görünmesi lazım' dediler. Sıra almak için gittiğimizde adli vaka olduğu için ifade verdikten sonra muayene edilebileceğini söylediler. Ali İsmail'in evine gittik. Sen sonra uyumak için kendi evime geçtim."

'MERDİVENDEN DÜŞTÜM DİYELİM'
Ali İsmail'in ev arkadaşları F.K, A.U ve O.K de T.G ile benzer ifadeler verdiler. Mahkeme başkanının "Ali İsmail, doktorun yanında eşya taşırken merdivenden düştüğüne dair bir şey söyledi mi' diye sorması üzerine A.U, "Ali İsmail, ailesinden çekindiği ve çok korktuğu için hastaneye giderken 'Merdivenden düştüm' diyelim demişti. Biz de olur mu öyle şey. Gerçekleri söyle dedik. Doktora da bu nedenle öyle bir şey söylemiş olabilir. Ama ev taşıma gibi bir olay olmadı" dedi.

Hastanede muayene sırasında Korkmaz'ın yanında olduğunu ifade eden O.K. de Ali İsmail Korkmaz'ın sınav haftası olduğu için olayı büyütmek istemediğini, çok büyük bir şey olduğunu da düşünmediğini belirterek, "Bu nedenle doktora merdivenden düştüğünü söyledi. Doktor hafıza kaybının darbeye bağlı geçici olduğunu, sınavlara kadar bir şeyinin kalmayacağını belirtti" diye konuştu.

'BU SOKAĞIN CUMHURBAŞKANI BENİM'
Tanık S.K ise olayın yaşandığı gün saat 23.00 civarında eve geldiklerini, caddedeki karışıklıkları ağabeyi ve kardeşi ile izlediklerini söyledi. S.K, saat 23.30 civarında da adının Serkan Kavak olduğunu öğrendiği kişinin Sanayi Sokağa doğru geldiğini, elinde sopa olduğunu ve bir süre ekmek fırının sahibi ile konuştuğunu belirtti.

Fırıncının Kavak'a, "Sopayla burada ne işin var, hayırdır" diye sorduğunu anlatan S.K, "Serkan Kavak, fırıncıya 'Bir gün önce benim masum bebeğim gazdan etkilendi, ben o yüzden buraya geldim, eylemcileri buraya almayacağım, döveceğim. Bu sokağın cumhurbaşkanı benim' dedi. Sokağa gelenlere de 'Ne işiniz var, gidin buradan' diyordu. Elinde sopa vardı" diye konuştu.

Fırıncı ve beraberindeki bir kişinin sokakta birini yakalamak için çalıştıklarını anlatan S.K, "Bu kişi mağazalar tarafına kaçmaya başladı. Ben şahsı yerde gördüm, 'eyvah, çocuğu dövüyorlar' dedim. Bir refleksle camı açtım, aşağıya baktım. Hareketsiz yatıyordu, sonra canı yandığı için küfür etti.

Karşıdan biri çok sinirli geldi, kafasına tekmeyle birkaç kez vurdu. Şahıs oradan nasıl uzaklaştı göremedim. Zaten sonra olaylar yatışmaya başladı. Serkan bölgedeydi, onu gördüm. Polisler ona hiçbir şey söylemiyordu" şeklinde konuştu.

Yerdeki şahsın üstündeki kıyafetin renginin sorulması üzerine ise S.K, "Önce mavi demiştim ama yeşil de olabilir, mavi-yeşil arası bir renge çalıyordu" ifadesini kullandı. Tanık S.K, olaylar sırasında 35 saniyelik bir görüntü kaydettiğini ve bunu savcılığa verdiğini dile getirdi.

Korkmaz ailesinin avukatı Esra Başbakkal Kara da sanığa, mahkeme heyetinden bu görüntülerin makinesiyle alınarak saat tespitinin yapılmasını istediklerini belirtti.

SALONDA GERGİNLİK
Bu sırada sanık avukatının, "İfadende çelişkiler var niye düzeltmiyorsun" demesi üzerine S.K, "3-4 kişi bir yere, diğer 3-4 kişi başka yere gitti, anladınız mı, matematik bu kadar basit" diye cevap verdi.

Bunun üzerine sanık avukatı, "Tanık şımardı, kontrol altına alın' dedi. CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün ile salondaki bazı kişiler, bu sırada sanık avukatına tepki gösterdi. Avukatın talebi üzerine salondaki izleyicilerden H.K hakkında tutanak tutuldu.

Duruşmada sanıklar tek tek ayağa kalkarak, sağ ve sola döndüler. Tanıkların bu şekilde sanıkları teşhis etmeleri sağlanmaya çalışıldı. Tanık K, fırıncı İsmail Koyuncu'yu teşhis etti. Fırıncıya yardım eden sanık Ebubekir Harlar'ı da olaya karışanlardan birine benzettiğini belirtti.

S.K'nın kardeşi O.K de evlerinin fırının tam karşısında olduğunu söyledi. O.K, Serkan Kavak adındaki şahsın elinde sopayla sokağa girdiğini, kimseyi sokağa sokmamak için 'Gidin, buradan' diye bağırdığını anlattı. O.K de fırıncı ile ona yardım eden Harlar'ı teşhis etti.

CHP'Lİ VEKİLLER DE DURUŞMADA
Duruşmada, CHP Genel Başkan Yardımcıları Sezgin Tanrıkulu, Veli Ağbaba, CHP milletvekilleri İlhan Cihaner, Gökhan Günaydın, Hüseyin Aygün, Candan Yüceer, Müslim Sarı, Musa Çam, Muharrem Işık, Nuriye Taş ile Kayseri Barosu Başkanı Fevzi Konaç ve CHP İl Başkanı Mustafa Ayan da hazır bulundu.

ARBEDE YAŞANDI
Öte yandan, dava nedeniyle yeni adliye binası çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı.

Adliye çevresi de bariyerlerle kapatılarak iki kademeli güvenlik bölgesi oluşturuldu.

Davayı izlemek için çeşitli illerden gelen gruplar, Kaldırım Caddesi'nden spor tesisleri önündeki arama noktasına kadar sloganlar atarak yürüdü.

Burada aranmadan kendileri için ayrılan alana girmek isteyen gruptaki bazı kişilerle polis arasında kısa süre arbede yaşandı.

Bölgeye gelene kadar 3 kez arandıklarını savunan grup temsilcileri ile polis arasındaki görüşmelerin ardından arama noktası kaldırıldı.

Kendilerine ayrılan alana geçen gruplar, Gezi Parkı’nda yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulundu. Gruptakiler, çeşitli sloganlar attı.



TRAFİĞE KAPATILDI
Adliye binasına çıkan Kocasinan Bulvarı Sümer Üst Geçit'ten itibaren, Erkilet Bulvarı Kaldırım Caddesi ve Barış Manço Caddesi'nin kesiştiği ışıklı kavşak arası saat 07.00'den itibaren araç ve yaya trafiğine kapatıldı.

Önlemler çerçevesinde Ankara, Mersin ve Aksaray gibi çeşitli illerden gelen takviye çevik kuvvet polisleri ve TOMA da adliye çevresinde görevlendirildi.