Berlin'de Alman Tarih Müzesi‘deki ‘Hitler ve Almanlar, halk ve suç‘ adlı sergide titizlikle kontrol edilen 600 parça cam vitrinler içerisinde sekiz bölüme ayrılarak gösteriliyor. Bunlar arasında Hitler büstleri, Nazi propaganda afişleri, kitaplar, fotoğraflar, üst düzey Nazilerin adlarını öğreten iskambil desteleri, Nazi subaylarının manşet düğmeleri, gamalı haçlı yuvarlak kağıt abajurlarla halılar, Nazi milis örgütünün marşlarını içeren plaklar, videolar ve 30’lu 40‘lı yıllarda günlük hayatta kullanılar eşyalar var. Bütün bu objeler Alman halkının Hitler'in peşinden sorgusuz sualsiz nasıl gittiğine ve toplumsal histeriye ayna tutmak için bir araya getirildi. Sergiyi açıldığı gün 4000 kişi ziyaret etmiş. Uluslararası medyanın da ilgisi büyük. Japonya'dan bile iki televizyon ekibi açılışı izlemek için Berlin'e geldi. Uluslararası medya sözleşmiş gibi sergi ile ilgili aynı yorumu yapıyor; Almanlar bir tabuyu daha yıktı.

İlk Hitler sergisini zayıf ve hatta basit bulan Alman medyası ise tabuların yıkılması konusunda dikkatli. Sergide Nazi rejiminin Alman halkına sunduğu somut olanakların açık seçik gösterilmediğinden yakınan Süddeutsche Zeitung, Üçüncü Reich döneminde pahalı kredilerle finanse edilen ekonomik kalkınmanın halk için yeni bir şans olarak sunulduğu ve sonunda bir ganimet savaşının kaçınılmaz olduğunu anlatıyor. Yazısına 'hoşunuza gitsin ya da gitmesin Hitler Almanya'nın en ünlü markası olmaya devam ediyor' sözleriyle başlayan die Welt gazetesi, sergiyi kurbanlarının mağduriyetini arka plana iterek nasyonal sosyalizm hakkında temel bilgiler sunan yeni bir tarih anlayışının işareti olarak görüyor. Der Spiegel ise kuratörlerin Neonazilerin sevinç çığlıkları atmasından ve protestolardan, aslında kendi cesaretlerinden korktukları için sergilenen objelere, adeta ziyaretçileri uyaracak seks malzemesi gibi muamele yaptıklarını yazıyor. Der Spiegel haklı, kuratörler, objeleri camekan altında ya da yamuk sergilemekle kalmamış, Hitler'in kullandığı orijinal malzemelerden de kaçınmışlar. Oysa Münih'deki Bavyera Arşivinde Hitler'in kilit altında tutulan yüzlerce eşyası var.

Alman gazeteleri gibi tarihçiler de sergiyi basit buluyor. İsrail kökenli Alman tarihçı Ralf Seligmann, serginin açılmasını Alman halkının Hitler'e nasıl taptığını görmek açısından olumlu görüyor ama bunun nedenlerinin yeterince işlenmediğine dikkat çekiyor. Sergiyle ilgili en sert sözleri Berlin Hür Üniversitesi'nden Wolfgang Wippermann sarfetmiş. Wippermann, Nazi mağdurlarını çok az gösteren serginin sadece Hitler'e duyulan korkuyu ortaya çıkardığı görüşünde. Hitler'in bu şekilde ticarileştirilmesini ise Wippermann 'Hitler sells-Hitler satılıyor' sözleriyle eleştiriyor.

Almanya'da Hitler ve Nasyonal Sosyalizm ile uğraşmak tabu değil aksine toplumsal bir terapi ama bunun nasıl yapıldığı her zaman bir problem oluşturuyor. Örneğin bundan altı yıl önce aynı sergi Hitler'i fazlaca ön plana çıkardığı gerekçesiyle reddedilmişti. Tabuları yıkmak konusunda sinema öncü rolü üstleniyor. 1977 yılında Hans Jürgen Syberberg, Hitler'i anlatan filmi yüzünden nasyonal sosyalizmi masumlaştırdığı gerekçesiyle ağır bir biçimde eleştirilmişti.

2004 yılında vizyona giren 'Çöküş' filmi ise Hitler'in insani yanlarını göstermeyi ve buna rağmen fazla eleştiri almamayı başardı. 2007'de çekilen 'Mein Führer' filmi de pekala Hitler'e de gülünebileceğini gösterdi. Ancak sinema daha çok bir kurgu olarak algılanıyor. Oysa Berlin'deki Hitler sergisi elle tutulur gerçek objelerle bir dönemi aydınlatmaya çalışıyor. Bu açıdan bakılırsa Hitler sergisi Almanların gerçeklerden hala çok korktuğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Önemli olan bu korkunun üzerine giderken, Hitler'in ve nasyonal sosyalizmin ticari bir metaya dönüşmesini engellemek. Yoksa Yahudi soykırımı daha onlarca yıl Almanlar'ın ensesinde Demokles'in kılıcı gibi duracak.